fatih e bir mektup

bugünleri görebilseydin, ne kadar hata etmişim derdin belki de, şu istanbul'u fethetmekle... o kadar güzel bir manzara ki, büyülemiş olmalı seni. ya da sen onu büyüledin, kudretinin görünmeyen güzelliğiyle. kim bilebilir ki? anlamsız bir şehir oysa istanbul, şu istanbul dedikleri nedir ki? anlamsız kelimelerin anlamsızlaştıramayacağı kadar anlamsız bir kent, en anlamsızından. bir zamanlar, yüce bir anlamı olan, sadece ve sadece bir zamanlar. bir zamanların binbir zamanlarında, fatih sultan mehmet'in binbir bakışıyla belki de dünyaya hükmediyormuş imajı veren bir kent... 4 yıl uzaktım istanbul'a, ne kadar çok özlüyordum ki... anlatamam, anlatmak için kelimeler de kifayetsiz kalır. oysa, özlemeye değer antik bazında bile bir parça bulamadım döndüğümde. istanbul, istanbul olalı böyle bir berduşluk görmedi ki... berduşlar bile uğramaz oldu senin şu uğrunda ne çabalar sarfettiğin yüce istanbul'una fatih sultan. ıssız duvarlar, ıssız kalıntılar, ıssız sokaklar ve ıssız yüzlerin kenti istanbul. peki nasıl bu kadar kalabalık ve boğucu? ıssızlık kendinde saklı, şöyle uzaklardan tekrar bir bak istanbul'a fatih efendi* bakalım ne görüyorsun? gördüklerinle, daha önceden sahip olduklarının arasındaki uçurumun eşiğine vardığında, seni yalın bir istanbul bekliyor olacak. geceleri ışıltılı görünümlerden ibaret, sessiz bir istanbul ve istanbul'un akıtamadığı, hep içine attığı gözyaşları... ****
© copyright 2005 - 2026