bugün
- en iyi pizza içeriği8
- lise yıllarına ait bir şey söyleyin27
- ilk buluşmada 16 adet cağ kebabı yiyen kız14
- karşı cinsteki en itici özellik16
- acı gerçekler14
- şahane pazar3
- ayakları çirkin bir kadınla aynı yatağa girmek3
- 25 eylül 2026 türkiye fransa maçı3
- sevmediğin biriyle sevişmek5
- anın görüntüsü23
- ta uzak yollardan2
- en lezzetli balık24
- meteoroloji'nin yeni yağışlı sistem uyarısı5
- bol mini etek5
- ağlamak7
- gammazlar göreve8
- muhalif kızların ak partili erkeklere aşık olması13
- osmanlı döneminde sözlük olsaydı4
- anın fotoğrafı2
- seda bakan'ın parmak arası çizmeleri3
- sözlükte aile kurmak8
- türbanlı hostes3
- müzik dinleyen 45 yaş üstü dallama5
- sözlükte flört etmemek2
- iş yerinde topuklu ayakkabı giymeyen kadın11
- birikim yapmak7
- 30 yaşından sonra hayattan keyif almanın bitmesi4
- atatürk diyor ki12
- kova burcu erkeği akrep kadını6
- bir kız true ile arkadaş olabilir mi10
- yeni biriyle nerede tanışılır13
- motorla kaza yapan kadın7
- derdinizi dinlerken rakı sofrası kuran psikolog6
- demet evgar6
- sözlük erkeklerinin tipleri4
- suya giden eşeğin asıl amacı5
- ata iyi binen erkek5
- yaz mevsiminin avuçlarımızdan kayıp gidivermesi5
- hünkar beğendi vs alinazik9
- ellerim bos gonlum hos7
- sevgili ile deneme kabinine girmek2
- ilk buluşmaya 46 adet deveyle gelen kız7
- spk soruşturmasında 387 milyon lira dondurulması6
- ilişkilerde ortak zevklerin önemi6
- ortadoğu insanı3
- cinlerin insanlara musallat olma sebepleri2
- jagermeister3
- gece çölde deveyle yol alırken dinlenecek şarkılar6
- büyük istanbul depremi5
- hostes bacağı2
götleri yarım karış bok dolu liselilerin adını söylemeyi öğrendikten sonra kendilerinin tamamen bu alanda uzman olduklarını sandıkları sosyal bilimlerin alanına giren bir branştır.
kelimelerin kökeniyle ilgilenen bilim dalı. şu dünyadaki en büyük tutkularımdan biridir.
sosyoloji için bulunmaz bir nimettir. şimdi kültür dediğimiz kavramın temelinde dil vardır, bir kültür her şeyden önce dil ile oluşturulur ve dilin insan hafızasından daha kuvvetli bir hafızası vardır. günlük hayatta kullanılan kelimelerin geldiği yolu izlemek, toplumların geldiği yolu izlemektir aynı zamanda. bu bakımdan sosyoloji bilimi için en kıymetli yardımcı bilimlerin başında etimoloji gelir.
eti moloji şeklinde kullanılarak bir bisküviye ad olabilecek kelime.
"eti moloji bilimsel bisküvi!"
"eti moloji bilimsel bisküvi!"
üzerinde çalışması eğlenceli olan alan.
bir dildeki sözcüklerin kökenlerini ve bunun bir gereği olarak o dilin diğer dillerle ve o dili konuşan toplulukların geçmişten bugüne diğer topluluklarla olan kültürel ilişkilerini araştıran bilim dalıdır.
okumak hayatımı vakfetmek istediğim belkide tek bilim dalı.
etimoloji
tarih
sosyoloji
felsefe
hukuk
matematik
çok tuhaf ama çok zevk alıyorum bu bilimlerden.
etimoloji
tarih
sosyoloji
felsefe
hukuk
matematik
çok tuhaf ama çok zevk alıyorum bu bilimlerden.
kutsal vedalara kadar uzanan köken bilim. çilesini çeken insan çoktur ama tek sebebi piyasayı ucuzlara bırakmamaktır. kendi ağzından duydum dili herkes anlaşılır şekilde okursa biz dilciler ne yiyecek diye. şar kurnazı dilciler, dilcilerimiz...
ilgilenenler için nişanyan sözlük oldukça iyi bir kaynaktır.
köken bilimimiydi.
Bir kelimenin farklı ideolojiler etkisinde nasıl ve ne biçimde kullanıldığını, değiştiğini anlamamızı sağlayan bulmaca tadında bilim.
Algı terimi, dilimizde de, Batı dillerinde de olduğu gibi almak kökünden türetilmiştir. Batı dillerindeki perception terimi, Hint-Avrupa dil grubunun almak anlamındaki kap kökünden gelir, ilkin Latinceye aynı anlamda capere sözcüğüyle geçmiştir.
Sözcükler arasında çok tılsımlı yakınlıklar vardır. Mesela mülk-malik-melek-halk-ahlak arasındaki ses benzerlikleri tesadüfi değildir. mülk sahiplik demek; ahlak'in kökeni halktır. Mülklerin sahibi bir melektir.
muhabbet, 'hub'dan gelir, sevgi demektir. (bkz: habibi)
vahyin diğer anlamı haber'dir. Haber ile hub arasında da yakınlık bulunur.
muhabbet, 'hub'dan gelir, sevgi demektir. (bkz: habibi)
vahyin diğer anlamı haber'dir. Haber ile hub arasında da yakınlık bulunur.
Beşer ile basur sözcüğünün aynı kökten geldiğini * görünce 2 gün ara verdim.
Etinin yeni fındık parçacıklı gofleti. Bakkalınızdan ısrarla isteyin.
nedensellik ilkesini merkeze alan bilimdir.
Ilgimi en cok çeken bilimdir etimoloji. Dillerin doğuşu, birbirleriyle etkileşimi, yillar icindeki degisimi ve daha bir suru şey. Mesela kisaca şuna deginmek istiyorum;
1066’da Normandiya Dükü William, ingiltere’yi işgal etmiş ve Kral olmuştu. Uzun yıllar boyunca ingiltere’de halk ingilizce konuşurken soylular Norman Fransızcası konuştular. Bu dile de yansıdı: Hayvan isimleri sheep (koyun), cow (inek) gibi ingilizce iken o hayvanların etleri Fransızca oldu: Mutton (koyun eti), veal (dana eti). Zira bu hayvanları ingiliz köylüler besliyor, etlerini soylular yiyordu. Bu ikilik, bugün dahi belirgindir: Eski ingiliz yargıçlar aynı kavramı hem “öz ingilizce” hem de Latince-Fransızca ifade ederlerdi; birini muhatapları anlasın, diğerini hukukçular anlasın diye. Bu hala ingilizce’ye yerleşiktir: “Null and void”, “yok hükmünde” anlamına gelen bir terkip. “Care and attention” da “ilginize” gibi bir anlam taşıyor. Null ve void; biri Latin-Fransız, diğeri Germenik-ingiliz soylu ve “boş” anlamına gelen iki sözcük. Care ve attention da öyle, “ilgi” anlamı taşıyorlar. Bu terkipler onları yaratan neden ortadan kalksa da varlığını hukukta devam ettiriyor.
Bir toplulukta dinen, ırken ya da sınıf olarak (aristokrat-köylü vs.) aşağıda kabul edilen toplulukların dilinden yalnızca belli kelimeler alınır. Hangi alanda hangi soydan sözcüklerin yaygın olduğu, o toplumun teşkilatına dair bilgi verir: Osmanlı’da Türkçe en iyi orduda korunmuştur. Hukuk ve din için Arapçadan, edebiyat için Farsçadan yararlanılmıştır, bu diller ‘yüksek dil’ olarak görülmüştür.Ancak dinen aşağıda kabul edilen Rumcadan, Bizans saray jargonundan geçen sözcükler hariç, çok az sözcük Türkçe’ye girmiştir, girenler de genellikle Rumların mesleki uzmanlıklarına (balıkçılık vs.) dairdir, bu yüzden balık isimleri genellikle Rumca. Yine italyancadan yalnızca uzmanlık terimleri geçmiştir: Denizcilik terimleri. Yerleşik hayata geçtiğimizde yaşadığımız iran coğrafyasından hep tarım ve yerleşik yaşantıya dair terimleri almışızdır: Bağ, bahçe gibi. Argo ise genellikle Rumca, Ermenice, Cumhuriyet zamanı ve sonrası Kürtçeden alıntılar taşır: Kıro, hanzo, barzo gibi.
Bu daha en basit hali. Insanin tum dunya dillerini ogrenip bunlari arastirma sevki artiyor. En azindan bana olan o..
1066’da Normandiya Dükü William, ingiltere’yi işgal etmiş ve Kral olmuştu. Uzun yıllar boyunca ingiltere’de halk ingilizce konuşurken soylular Norman Fransızcası konuştular. Bu dile de yansıdı: Hayvan isimleri sheep (koyun), cow (inek) gibi ingilizce iken o hayvanların etleri Fransızca oldu: Mutton (koyun eti), veal (dana eti). Zira bu hayvanları ingiliz köylüler besliyor, etlerini soylular yiyordu. Bu ikilik, bugün dahi belirgindir: Eski ingiliz yargıçlar aynı kavramı hem “öz ingilizce” hem de Latince-Fransızca ifade ederlerdi; birini muhatapları anlasın, diğerini hukukçular anlasın diye. Bu hala ingilizce’ye yerleşiktir: “Null and void”, “yok hükmünde” anlamına gelen bir terkip. “Care and attention” da “ilginize” gibi bir anlam taşıyor. Null ve void; biri Latin-Fransız, diğeri Germenik-ingiliz soylu ve “boş” anlamına gelen iki sözcük. Care ve attention da öyle, “ilgi” anlamı taşıyorlar. Bu terkipler onları yaratan neden ortadan kalksa da varlığını hukukta devam ettiriyor.
Bir toplulukta dinen, ırken ya da sınıf olarak (aristokrat-köylü vs.) aşağıda kabul edilen toplulukların dilinden yalnızca belli kelimeler alınır. Hangi alanda hangi soydan sözcüklerin yaygın olduğu, o toplumun teşkilatına dair bilgi verir: Osmanlı’da Türkçe en iyi orduda korunmuştur. Hukuk ve din için Arapçadan, edebiyat için Farsçadan yararlanılmıştır, bu diller ‘yüksek dil’ olarak görülmüştür.Ancak dinen aşağıda kabul edilen Rumcadan, Bizans saray jargonundan geçen sözcükler hariç, çok az sözcük Türkçe’ye girmiştir, girenler de genellikle Rumların mesleki uzmanlıklarına (balıkçılık vs.) dairdir, bu yüzden balık isimleri genellikle Rumca. Yine italyancadan yalnızca uzmanlık terimleri geçmiştir: Denizcilik terimleri. Yerleşik hayata geçtiğimizde yaşadığımız iran coğrafyasından hep tarım ve yerleşik yaşantıya dair terimleri almışızdır: Bağ, bahçe gibi. Argo ise genellikle Rumca, Ermenice, Cumhuriyet zamanı ve sonrası Kürtçeden alıntılar taşır: Kıro, hanzo, barzo gibi.
Bu daha en basit hali. Insanin tum dunya dillerini ogrenip bunlari arastirma sevki artiyor. En azindan bana olan o..
dilimize arapçadan geçen "ücret" ile yunancadan geçen "angarya" aslında kökten geliyormuş. bugün şans eseri buldum.
akadcadan(agaru/aggaru) babillere geçmiş. ilk bilinen kamu hizmeti de babillerde ortaya çıkmış. o dönemler bu kamu işleri için ödenen paraya denmekteymiş. daha sonra babilleri yenerek o topraklarda hüküm süren persler bu sözcüğü ve konsepti almış ve bu sözcük ücret, eder, fiyat anlamlarına da gelmiş (hangāra). tabi batıya doğru ilerledikçe yunanlar ile bir kültür alışverişi olmuş. yunancaya da yine kamu hizmeti yapanlara ve özelliklere postacılara, ulaklara denmeye başlamış(aggareia) --> (angaria) (ulak=aggaros). hatta perslere gönderilen ulaklara direkt bu ad verilmiş.
ancak eski zamanlarda -mesela Roma'da- postacılık faaliyetleri çok önemsiz ve aşağı görülürdü ki sanırım bu nedenle "angarya" sözcüğü günümüzdeki gibi bir anlam kazandı.
ücret de "ecrin" ile aynı kökten geliyor zâten.
kelime kökeni sami dillerinden akadca. oradan babillere. oradan perslere. oradan yunanlara. oradan türklere gelmiş sözcük.
ancak bir diğer kol da *muhtemelen* akadcadan, aramcaya ya da ibraniceye geçmiştir. oradan da arapçaya. oradan da türkçeye.
yani aynı sözcük iki farklı yol izleyerek türkçede buluşmuş.
çok güzel olay lan!
akadcadan(agaru/aggaru) babillere geçmiş. ilk bilinen kamu hizmeti de babillerde ortaya çıkmış. o dönemler bu kamu işleri için ödenen paraya denmekteymiş. daha sonra babilleri yenerek o topraklarda hüküm süren persler bu sözcüğü ve konsepti almış ve bu sözcük ücret, eder, fiyat anlamlarına da gelmiş (hangāra). tabi batıya doğru ilerledikçe yunanlar ile bir kültür alışverişi olmuş. yunancaya da yine kamu hizmeti yapanlara ve özelliklere postacılara, ulaklara denmeye başlamış(aggareia) --> (angaria) (ulak=aggaros). hatta perslere gönderilen ulaklara direkt bu ad verilmiş.
ancak eski zamanlarda -mesela Roma'da- postacılık faaliyetleri çok önemsiz ve aşağı görülürdü ki sanırım bu nedenle "angarya" sözcüğü günümüzdeki gibi bir anlam kazandı.
ücret de "ecrin" ile aynı kökten geliyor zâten.
kelime kökeni sami dillerinden akadca. oradan babillere. oradan perslere. oradan yunanlara. oradan türklere gelmiş sözcük.
ancak bir diğer kol da *muhtemelen* akadcadan, aramcaya ya da ibraniceye geçmiştir. oradan da arapçaya. oradan da türkçeye.
yani aynı sözcük iki farklı yol izleyerek türkçede buluşmuş.
çok güzel olay lan!
merakla takip ettiğim kelime kökeni bilim dalı. uygulaması da varmış indirebileceğimiz. bazı kelimeler aaa buradan m geliyormuş dedirtir.
Zevkli bir alandır.
Bilinmeyen terimleri akılda tutmayı kolaylaştırır, mantık yüklediğinden. Yeni bir dil gibidir benim için.
Bilinmeyen terimleri akılda tutmayı kolaylaştırır, mantık yüklediğinden. Yeni bir dil gibidir benim için.
Sürgün; cezâ olarak oturduğu yerin dışında bir yere gönderilen ve orada oturmaya mecbur edilen kimse.
Eski Türkçede sür “kovmak” kökünden türetilmiştir.
Eski Türkçede sür “kovmak” kökünden türetilmiştir.
"Ağaçların bir araya getirilip uçlarının birleştirilmesi"ne Türkçede "çat-" denir.
Bu "çat-" fiiline "-ır" getirilerek "çadır" sözü yapılmış.
Farslar bunu Türklerden alıp "çāder" yapmış, 12. yüzyıldan sonra unutup sözü tekrar Farslardan almışız.
Bu "çat-" fiiline "-ır" getirilerek "çadır" sözü yapılmış.
Farslar bunu Türklerden alıp "çāder" yapmış, 12. yüzyıldan sonra unutup sözü tekrar Farslardan almışız.
Eski sevgilimin twitterda takip ettiği bir sayfa.
Siyah ile Siyâh kelimeleri birbirinden farklıymış. Siyah; kara demek iken, siyâh, sayhanın çoğulu olup, çığlık ve azab manalarına geliyormuş.
esasında dilin evrimini inceler..
kelimelerin kökenini inceleyen bilim dalıdır.
zevklidir.
(bkz: ilyas Özkan)
(bkz: Soydan Şaşmaz)
(bkz: Din ve Mitoloji)
kelimelerin kökenini inceleyen bilim dalıdır.
zevklidir.
(bkz: ilyas Özkan)
(bkz: Soydan Şaşmaz)
(bkz: Din ve Mitoloji)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar