bugün
- fatih terim'in fenerbahçe'nin başına geçmesi8
- fuck taliban tişörtü6
- cumhuriyetten rahatsız olan insan19
- görükle den moskova'ya yürümek10
- 29 ekim cumhuriyet bayramı5
- 9 mayıs 2027 trabzonspor fenerbahçe maçı5
- yallah arabistan a diyen tip8
- trabzonspor17
- kadın şoför9
- ispanya daki hızlı tren kazasında 30 ölü3
- milli bayramların kutlanmaması3
- asperger sendromu6
- true'nun çaylak olması12
- giresunlu olmanın zorlukları4
- halloween kutlayan dejenere tip3
- fenerbahçe yi ayağa kaldıracak teknik direktör7
- kedi sevmeyen insan5
- japonya5
- para kazanmak9
- insanın kendiyle geçireceği zamana ihtiyacı olması9
- uzun yol otobüsleri3
- modern türbanlı kadın vs mini etekli kadın4
- yerde para bulmak10
- 28 ekim 20273
- son aylarda tipimin iyice kaymış olması10
- çin11
- bu kedi sevgisi nedir yahu5
- okula verilen çocuktan netice alamamak5
- engineer2821
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı78
- ispanya3
- kadın ayağı öpmek güzeldir4
- kars 36 spor3
- nervio abla20
- binyamin netanyahu12
- gadi eizenkot5
- tuncay şanlı ariel ortega serhat akın ümit özat2
- yeni evli çift aktiviteleri16
- kimseye zararı olmayan kişi4
- sözlük kızlarıyla pijama partisi yapmak17
- nervio'ya evlenme teklif etmek29
- egzotikbirkul3
- saban kırmak vs külot yırtmak2
- ismail kartal23
- yağmur3
- galatasaray yüzyılı3
- gece uyanıkları5
- kelek çıkarsa gel götten sik beni abi diyen manav6
- yağmurlu havada beyaz pantolon giyen insan2
- efendiler yarın cumhuriyet ilan edeceğiz6
çok sevip ulaşmadığım kadın, dolayısıyla içimi karartan başlık şeysi.
(bkz: bu gözler bunu görmeyeydi).
(bkz: bu gözler bunu görmeyeydi).
mustafa Topaloğlunun 1986 da çıkan albümü.
2 milyon kopya satış rakamına sahiptir ve sanatçının en çok satan albümüdür.
2 milyon kopya satış rakamına sahiptir ve sanatçının en çok satan albümüdür.
bir kadın ismi. ateşli olurlar genelde. benim ''hall of fame'' de üç tane birden olması tesadüf olmamalı.
2008 yazıydı. o zamanlar daha 7. sınıf bitmiş 8 e geçmiştim. Antalya'ya Belek e abimin yanına gitmiştim ilk defa. zaten ondan sonra fırsat bulduğum her yaz Antalya'ya gitmeye başladım ve her yıl giderim. abimin bir komşusu vardı karı koca ve bir tane kızları.
emine... saçları Antalya sıcağından yanmışlık ve kumrallık taşıyan, yüzünde hep utandığı ve onu çirkin gösterdiğini düşündüğü ama çok sevdiğim ve ona çok yakışan çiller ve hep saçına değilde bileğine taktığı yeşil tokası. annesi saçına taksın diye verirdi ama o da hırçındı belliki benim gibi. zaten insanın o yaşlarda hırçın olmaması mümkün mü? bir gün saçını örmüştü ve bileğine ait olan yeşil tokayı saçına takmıştı. ilk o gün örülü saçtan nefret etmeye başladım. birdaha da sevemedim zaten. şu an bile yüzünü çok net hatırlıyorum. aradan o kadar yıl geçmesine rağmen nasıl hâlâ böyle hatırladığıma şaşırarak.
çok bir şey yaşamadık onla bir iki kere el ele tutuşmuşluk haricinde. ama o tutuşmalar yok mu en ateşli sevişmelerden daha kuvvetli kalbim göğüs kafesimi yumruklardı. sonra el mecbur döndüm eve. dönerken üzülmüştü hatırlıyorum ama ben hiç üzgün gibi davranmadım. hatta o kadar abarttım ki bu numarayı gidiyorsun diye demek çok mutlusun diye trip atmıştı. o zamanlar Facebook filan hak getire. msn vardı. msn adresini aldım ama ne bende bilgisayar var ne onda. iletişim imkansıza yakın. zaten yanlış almışım galiba.
hiç unutmadım onu ve beni unutmuş olmamasını diledim. 6 yıl sonra beni Facebooktan buldu. kız arkadaşımdan ayrılıp salya sümük ağladığım gecenin ertesi gününde. hayatın böyle trajikomik zamanlamaları oluyor ama ne yazık ki çok uzun uzadıya konuşamadık ve ortaya çıktığı gibi tekrar kayboldu.
artık ne zaman Antalya'ya gitsem atlarım bisikletime abimin eski yaşadığı Emine'nin hâlâ orada yaşadığını umduğum evin önüne gider bisikletle bir iki tur atar geri dönerim. neden gidiyorum, ne bulmayı umuyorum, birşeyler bulsam, onunla yüz yüze gelsem ne derim bilmiyorum ama yine gidiyorum. bilmiyorum. mutluluk o kadar kıymetli ve güzel ki mutlu olduğun anları düşünmek bile insanı mutlu ediyor. buda böyle saçma sapan bir hikaye işte.
emine... saçları Antalya sıcağından yanmışlık ve kumrallık taşıyan, yüzünde hep utandığı ve onu çirkin gösterdiğini düşündüğü ama çok sevdiğim ve ona çok yakışan çiller ve hep saçına değilde bileğine taktığı yeşil tokası. annesi saçına taksın diye verirdi ama o da hırçındı belliki benim gibi. zaten insanın o yaşlarda hırçın olmaması mümkün mü? bir gün saçını örmüştü ve bileğine ait olan yeşil tokayı saçına takmıştı. ilk o gün örülü saçtan nefret etmeye başladım. birdaha da sevemedim zaten. şu an bile yüzünü çok net hatırlıyorum. aradan o kadar yıl geçmesine rağmen nasıl hâlâ böyle hatırladığıma şaşırarak.
çok bir şey yaşamadık onla bir iki kere el ele tutuşmuşluk haricinde. ama o tutuşmalar yok mu en ateşli sevişmelerden daha kuvvetli kalbim göğüs kafesimi yumruklardı. sonra el mecbur döndüm eve. dönerken üzülmüştü hatırlıyorum ama ben hiç üzgün gibi davranmadım. hatta o kadar abarttım ki bu numarayı gidiyorsun diye demek çok mutlusun diye trip atmıştı. o zamanlar Facebook filan hak getire. msn vardı. msn adresini aldım ama ne bende bilgisayar var ne onda. iletişim imkansıza yakın. zaten yanlış almışım galiba.
hiç unutmadım onu ve beni unutmuş olmamasını diledim. 6 yıl sonra beni Facebooktan buldu. kız arkadaşımdan ayrılıp salya sümük ağladığım gecenin ertesi gününde. hayatın böyle trajikomik zamanlamaları oluyor ama ne yazık ki çok uzun uzadıya konuşamadık ve ortaya çıktığı gibi tekrar kayboldu.
artık ne zaman Antalya'ya gitsem atlarım bisikletime abimin eski yaşadığı Emine'nin hâlâ orada yaşadığını umduğum evin önüne gider bisikletle bir iki tur atar geri dönerim. neden gidiyorum, ne bulmayı umuyorum, birşeyler bulsam, onunla yüz yüze gelsem ne derim bilmiyorum ama yine gidiyorum. bilmiyorum. mutluluk o kadar kıymetli ve güzel ki mutlu olduğun anları düşünmek bile insanı mutlu ediyor. buda böyle saçma sapan bir hikaye işte.
Eski sevgilimdi, bahtı açık olsun.
https://www.youtube.com/watch?v=HEI7h_tDVh4
blues lan aslında...arabeskblues...
zikmişim ibrahim datlısesi de... hatunlardan falan ayrıldıktan sonraki depresif içmelerde dinlenebilir.
blues lan aslında...arabeskblues...
zikmişim ibrahim datlısesi de... hatunlardan falan ayrıldıktan sonraki depresif içmelerde dinlenebilir.
güvenilir anlamına gelen emin'den türetilmiştir.
(bkz: eminem)
güvenilir anlamına gelen emin'den türetilmiştir.
emin isminin bayan versiyonu.
parmağında yüzükler kolunda bilezikler olan dişi.
bardaki sarı piç kedinin adı. valla manyaklar hayvana bu adı uygun görmüş. emine emine diye peşinde koşturup duruyorlar kedinin.
iki kardeş varmış. Birlikte ekip bicerlermis. Hasat zamanı sırayla haklarını alıp harmana gotururlermis. Küçük kardeş demiş ki abim evli, çoluğu çocuğu var. Ona biraz fazla koyayım. Abi de demiş ki, kardeşim bekar, daha ev kuracak ona biraz fazla koyayım. Sırayla bir birlerine habersizce eklemişler. Nasıl bir bereket ise sabaha kadar çuvallar bitmemiş. Sonra iki kardeşin 1 milyon dolardan fazla parası olmuş.
Bak Emine,
Bir sorunun olduğunda her zaman yardıma hazırım. Ama şunu sen de elif de anlamalısın.
insanlık bugünkü konforuna ulaşmak için yüzlerce yıl harcadı. Binlerce bilim adamı sabahlara kadar çalıştı ve bir şeyler başardı.
Bugün bir çamaşır makinesi bile insan hayatını ne kadar kolaylaştırıyor.
Şimdi insanlığın buradan da ileriye gitmesi lazım.
Senin de elifin de otla böcekle uğraşacak vaktiniz olmaması lazım.
ikiniz de bir an önce işinizin başına dönmelisiniz.
Bir sorunun olduğunda her zaman yardıma hazırım. Ama şunu sen de elif de anlamalısın.
insanlık bugünkü konforuna ulaşmak için yüzlerce yıl harcadı. Binlerce bilim adamı sabahlara kadar çalıştı ve bir şeyler başardı.
Bugün bir çamaşır makinesi bile insan hayatını ne kadar kolaylaştırıyor.
Şimdi insanlığın buradan da ileriye gitmesi lazım.
Senin de elifin de otla böcekle uğraşacak vaktiniz olmaması lazım.
ikiniz de bir an önce işinizin başına dönmelisiniz.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar