bugün
- sözlük kızlarıyla pijama partisi yapmak15
- gece uyanıkları2
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı78
- nervio'ya evlenme teklif etmek30
- mutlu günleri beklemek15
- en lezzetli balık12
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı10
- motorsiklet5
- yeni evli çift aktiviteleri12
- yerde para bulmak8
- vajinaya dil atmak16
- iyi geceler arkadaşlar ben uyuyorum2
- sözlüğe hareket getirecek şey6
- kedimin yatağıma kusması6
- sözlükte kimseye zararı olmayan yazar20
- sözlük kızlarının çorapları11
- nervio abla15
- porsche4
- sözlükteki gizli geyi ifşalıyorum15
- para kazanmak6
- ıspartalıları sevmemek8
- kimsenin sizi sevmemesi16
- insanın kendiyle geçireceği zamana ihtiyacı olması4
- sözlük kızlarına hallenen erkek yazarlar8
- muslettin amca ile edirne genelevine gidiyoruz6
- kış gelince kısa etek ince çorap modası8
- rusyada neden kızlar şımarık değil sorunsalı9
- güney kore34
- from gold from dust36
- ismail kartal19
- nervio'nun peşinden koşan yazarlar9
- en son ne aldınız13
- mersin10
- ümit kocasakal19
- bir sözlük erkeğine patik hediye etmek8
- benyamin netenyahu2
- sözlükte götü çok kaldırılmış kızlar8
- bir sözlük kızının çoraplarını hediye olarak almak8
- son aylarda tipimin iyice kaymış olması3
- pürüzsüz bir ama olmak3
- gece gece canın cips çekmesi2
- ahmet kaya2
- instagram da artan erotizm sebebi10
- nervio tarzı entry girmek24
- 2026'nın yaşayan en seksi erkeği6
- seks hikayesi yazan trajedi yazarı6
- birbiriyle çiftleşecek uludağ sözlük yazarları12
- okumuş kültürlü insandan nefret eden tip6
- ayak sevecek kadar abaza olmak10
- sinemada yiyişen sevgililer9
2008 yazıydı. o zamanlar daha 7. sınıf bitmiş 8 e geçmiştim. Antalya'ya Belek e abimin yanına gitmiştim ilk defa. zaten ondan sonra fırsat bulduğum her yaz Antalya'ya gitmeye başladım ve her yıl giderim. abimin bir komşusu vardı karı koca ve bir tane kızları.
emine... saçları Antalya sıcağından yanmışlık ve kumrallık taşıyan, yüzünde hep utandığı ve onu çirkin gösterdiğini düşündüğü ama çok sevdiğim ve ona çok yakışan çiller ve hep saçına değilde bileğine taktığı yeşil tokası. annesi saçına taksın diye verirdi ama o da hırçındı belliki benim gibi. zaten insanın o yaşlarda hırçın olmaması mümkün mü? bir gün saçını örmüştü ve bileğine ait olan yeşil tokayı saçına takmıştı. ilk o gün örülü saçtan nefret etmeye başladım. birdaha da sevemedim zaten. şu an bile yüzünü çok net hatırlıyorum. aradan o kadar yıl geçmesine rağmen nasıl hâlâ böyle hatırladığıma şaşırarak.
çok bir şey yaşamadık onla bir iki kere el ele tutuşmuşluk haricinde. ama o tutuşmalar yok mu en ateşli sevişmelerden daha kuvvetli kalbim göğüs kafesimi yumruklardı. sonra el mecbur döndüm eve. dönerken üzülmüştü hatırlıyorum ama ben hiç üzgün gibi davranmadım. hatta o kadar abarttım ki bu numarayı gidiyorsun diye demek çok mutlusun diye trip atmıştı. o zamanlar Facebook filan hak getire. msn vardı. msn adresini aldım ama ne bende bilgisayar var ne onda. iletişim imkansıza yakın. zaten yanlış almışım galiba.
hiç unutmadım onu ve beni unutmuş olmamasını diledim. 6 yıl sonra beni Facebooktan buldu. kız arkadaşımdan ayrılıp salya sümük ağladığım gecenin ertesi gününde. hayatın böyle trajikomik zamanlamaları oluyor ama ne yazık ki çok uzun uzadıya konuşamadık ve ortaya çıktığı gibi tekrar kayboldu.
artık ne zaman Antalya'ya gitsem atlarım bisikletime abimin eski yaşadığı Emine'nin hâlâ orada yaşadığını umduğum evin önüne gider bisikletle bir iki tur atar geri dönerim. neden gidiyorum, ne bulmayı umuyorum, birşeyler bulsam, onunla yüz yüze gelsem ne derim bilmiyorum ama yine gidiyorum. bilmiyorum. mutluluk o kadar kıymetli ve güzel ki mutlu olduğun anları düşünmek bile insanı mutlu ediyor. buda böyle saçma sapan bir hikaye işte.
emine... saçları Antalya sıcağından yanmışlık ve kumrallık taşıyan, yüzünde hep utandığı ve onu çirkin gösterdiğini düşündüğü ama çok sevdiğim ve ona çok yakışan çiller ve hep saçına değilde bileğine taktığı yeşil tokası. annesi saçına taksın diye verirdi ama o da hırçındı belliki benim gibi. zaten insanın o yaşlarda hırçın olmaması mümkün mü? bir gün saçını örmüştü ve bileğine ait olan yeşil tokayı saçına takmıştı. ilk o gün örülü saçtan nefret etmeye başladım. birdaha da sevemedim zaten. şu an bile yüzünü çok net hatırlıyorum. aradan o kadar yıl geçmesine rağmen nasıl hâlâ böyle hatırladığıma şaşırarak.
çok bir şey yaşamadık onla bir iki kere el ele tutuşmuşluk haricinde. ama o tutuşmalar yok mu en ateşli sevişmelerden daha kuvvetli kalbim göğüs kafesimi yumruklardı. sonra el mecbur döndüm eve. dönerken üzülmüştü hatırlıyorum ama ben hiç üzgün gibi davranmadım. hatta o kadar abarttım ki bu numarayı gidiyorsun diye demek çok mutlusun diye trip atmıştı. o zamanlar Facebook filan hak getire. msn vardı. msn adresini aldım ama ne bende bilgisayar var ne onda. iletişim imkansıza yakın. zaten yanlış almışım galiba.
hiç unutmadım onu ve beni unutmuş olmamasını diledim. 6 yıl sonra beni Facebooktan buldu. kız arkadaşımdan ayrılıp salya sümük ağladığım gecenin ertesi gününde. hayatın böyle trajikomik zamanlamaları oluyor ama ne yazık ki çok uzun uzadıya konuşamadık ve ortaya çıktığı gibi tekrar kayboldu.
artık ne zaman Antalya'ya gitsem atlarım bisikletime abimin eski yaşadığı Emine'nin hâlâ orada yaşadığını umduğum evin önüne gider bisikletle bir iki tur atar geri dönerim. neden gidiyorum, ne bulmayı umuyorum, birşeyler bulsam, onunla yüz yüze gelsem ne derim bilmiyorum ama yine gidiyorum. bilmiyorum. mutluluk o kadar kıymetli ve güzel ki mutlu olduğun anları düşünmek bile insanı mutlu ediyor. buda böyle saçma sapan bir hikaye işte.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar