bugün
- sözlük uygulamasında gizli hesapların görünmesi5
- islam düşmanlarına bir soru8
- biz olduğumuz sürece manifest çorum'a giremez21
- mehdiye inanıyor musunuz8
- mobile legends3
- eren kaşıkçı4
- nükleer santralin süper bir şey olduğu gerçeği18
- bik bik'in mutfağına konuk olmak15
- yeni parti51
- johnny sinsin mutfağına konuk olmak3
- liyakat nedir ve liyakatsızlık sonuçları nelerdir8
- japon arabaları iyi arabalar mıdır sorunsalı5
- kanlı gözlerle aynaya bakmak3
- uzun burunlu ince dudaklı kadın çekiciliği2
- manifest grubu vs tarkan16
- borsa 10 000 lere gidebilir mi3
- cennetten düşerken canın yandı mı4
- forlove19 sorunsalı4
- ismet gurbuz'u tek yumrukla bayıltmak10
- içeri gidip tv izleyecek olmam2
- tbmm de yaşanan cinsel istismar skandalı2
- sözlük kızlarının kekleri11
- sözlüğün en yakışıklı yazarı olmak8
- özgür özel den yeni parti bağış kampanyası2
- am ile pm yi karıştırmak5
- çorumda konser için müzik grubu öner7
- balerion4
- ahmet davutoğlu2
- huzur7
- masterchef şampiyonu eren kaşıkçı'nın ölümü2
- eve girildiğinde ilk yapılan şeyler5
- the odyssey6
- hikayeyi devam ettir54
- drone a ötv getirmek2
- ekmeleddin ihsanoğluna oy vermiş olmak18
- yine çok fena burnum kanadı5
- tayyip'e oy vermeyenlerin mal mı olması3
- gammazlar neden hiç çaylak olmuyor11
- aylık 403 bin lira iyi para mıdır sorunsalı3
- kız düşürme teknikleri3
- korkusuz korkak4
- kıyafet alışverişi6
- sözlük kızlarıyla tekne turuna çıkmak20
- opera tarayıcıya reklamsız vpnli gizli sörf yapmak3
- trump başkanlığı dahada zenginleşmek için mi3
- bana onu sormayin5
- nickten isim tahmini yapmak72
- kale3112 nickli sözlük yazarı2
- renault modus2
- gocu8
2008 yazıydı. o zamanlar daha 7. sınıf bitmiş 8 e geçmiştim. Antalya'ya Belek e abimin yanına gitmiştim ilk defa. zaten ondan sonra fırsat bulduğum her yaz Antalya'ya gitmeye başladım ve her yıl giderim. abimin bir komşusu vardı karı koca ve bir tane kızları.
emine... saçları Antalya sıcağından yanmışlık ve kumrallık taşıyan, yüzünde hep utandığı ve onu çirkin gösterdiğini düşündüğü ama çok sevdiğim ve ona çok yakışan çiller ve hep saçına değilde bileğine taktığı yeşil tokası. annesi saçına taksın diye verirdi ama o da hırçındı belliki benim gibi. zaten insanın o yaşlarda hırçın olmaması mümkün mü? bir gün saçını örmüştü ve bileğine ait olan yeşil tokayı saçına takmıştı. ilk o gün örülü saçtan nefret etmeye başladım. birdaha da sevemedim zaten. şu an bile yüzünü çok net hatırlıyorum. aradan o kadar yıl geçmesine rağmen nasıl hâlâ böyle hatırladığıma şaşırarak.
çok bir şey yaşamadık onla bir iki kere el ele tutuşmuşluk haricinde. ama o tutuşmalar yok mu en ateşli sevişmelerden daha kuvvetli kalbim göğüs kafesimi yumruklardı. sonra el mecbur döndüm eve. dönerken üzülmüştü hatırlıyorum ama ben hiç üzgün gibi davranmadım. hatta o kadar abarttım ki bu numarayı gidiyorsun diye demek çok mutlusun diye trip atmıştı. o zamanlar Facebook filan hak getire. msn vardı. msn adresini aldım ama ne bende bilgisayar var ne onda. iletişim imkansıza yakın. zaten yanlış almışım galiba.
hiç unutmadım onu ve beni unutmuş olmamasını diledim. 6 yıl sonra beni Facebooktan buldu. kız arkadaşımdan ayrılıp salya sümük ağladığım gecenin ertesi gününde. hayatın böyle trajikomik zamanlamaları oluyor ama ne yazık ki çok uzun uzadıya konuşamadık ve ortaya çıktığı gibi tekrar kayboldu.
artık ne zaman Antalya'ya gitsem atlarım bisikletime abimin eski yaşadığı Emine'nin hâlâ orada yaşadığını umduğum evin önüne gider bisikletle bir iki tur atar geri dönerim. neden gidiyorum, ne bulmayı umuyorum, birşeyler bulsam, onunla yüz yüze gelsem ne derim bilmiyorum ama yine gidiyorum. bilmiyorum. mutluluk o kadar kıymetli ve güzel ki mutlu olduğun anları düşünmek bile insanı mutlu ediyor. buda böyle saçma sapan bir hikaye işte.
emine... saçları Antalya sıcağından yanmışlık ve kumrallık taşıyan, yüzünde hep utandığı ve onu çirkin gösterdiğini düşündüğü ama çok sevdiğim ve ona çok yakışan çiller ve hep saçına değilde bileğine taktığı yeşil tokası. annesi saçına taksın diye verirdi ama o da hırçındı belliki benim gibi. zaten insanın o yaşlarda hırçın olmaması mümkün mü? bir gün saçını örmüştü ve bileğine ait olan yeşil tokayı saçına takmıştı. ilk o gün örülü saçtan nefret etmeye başladım. birdaha da sevemedim zaten. şu an bile yüzünü çok net hatırlıyorum. aradan o kadar yıl geçmesine rağmen nasıl hâlâ böyle hatırladığıma şaşırarak.
çok bir şey yaşamadık onla bir iki kere el ele tutuşmuşluk haricinde. ama o tutuşmalar yok mu en ateşli sevişmelerden daha kuvvetli kalbim göğüs kafesimi yumruklardı. sonra el mecbur döndüm eve. dönerken üzülmüştü hatırlıyorum ama ben hiç üzgün gibi davranmadım. hatta o kadar abarttım ki bu numarayı gidiyorsun diye demek çok mutlusun diye trip atmıştı. o zamanlar Facebook filan hak getire. msn vardı. msn adresini aldım ama ne bende bilgisayar var ne onda. iletişim imkansıza yakın. zaten yanlış almışım galiba.
hiç unutmadım onu ve beni unutmuş olmamasını diledim. 6 yıl sonra beni Facebooktan buldu. kız arkadaşımdan ayrılıp salya sümük ağladığım gecenin ertesi gününde. hayatın böyle trajikomik zamanlamaları oluyor ama ne yazık ki çok uzun uzadıya konuşamadık ve ortaya çıktığı gibi tekrar kayboldu.
artık ne zaman Antalya'ya gitsem atlarım bisikletime abimin eski yaşadığı Emine'nin hâlâ orada yaşadığını umduğum evin önüne gider bisikletle bir iki tur atar geri dönerim. neden gidiyorum, ne bulmayı umuyorum, birşeyler bulsam, onunla yüz yüze gelsem ne derim bilmiyorum ama yine gidiyorum. bilmiyorum. mutluluk o kadar kıymetli ve güzel ki mutlu olduğun anları düşünmek bile insanı mutlu ediyor. buda böyle saçma sapan bir hikaye işte.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar