bugün

(bkz: vade)
ecel

yetişir boğuştuğum gece gündüz ecelle;
allah rahim ve rahman, allah azze ve celle...

(1983)

necip fazıl kısakürek.
gitme vaktidir, dönmemek üzre. sevdikleri, sevenleri geride bırakma zamanıdır.
Yetişir boğuştuğum gece gündüz ecelle;
Allah Rahim ve Rahman, Allah Aziz ve Celle...

Necip Fazıl Kısakürek.
sondur, kimine göre vakitsizdir, anidir, cık olmadı neden allahım nedendir; kimine göre ise vuslattır, sevgiliye * kavuşmaktır veya nekadar çabuk okadar iyidir.
ölüm zamanıdır.
ne zaman kapımı çalacak ecel
ne zaman sona erecek bu ezel
ruhumun sığmadığı bu beden
ne zaman terk edecek beni
güzel güzel...
kime ne zaman geleceği belli olmayan şeydir.

sene 2007 ben hatay' ı gezmeye gitmişim tam antalya ya döneceğim gün antakya' da ki stadyumun karşısında durakta minibüs beklemekteydim. o dönemki kız arkadaşım ve onun bir hanım arkadaşı sıkıcı makyaj muhabbetleri yaparken bende duraktaki oturma yerlerinden birinde oturuyordum bir teyze geldi ve daha 3 tane boş yer olmasına ragmen ordan kalkar mısın evladım yoruldum ben oturayım demişti. içimden homurdana homurdana kalkmıştım, yaşlıları kıramadığım gibi mantıksız gelen şeyleri de yapmayı hiç sevmeyen biriyimdir çünkü. ben durağa yaslanırken bir dakika geçti geçmedi teyze kalkıp durağın arkasında dikilmeye başladı. Ben içimden manyak bu kadın heralde derken bir gürültü duydum ve bir toz bulutu yükselmeye başladı stadyumun içinden ve tam şah damarımın dibinden belki 2-3 cm yanından bir cisim geçti kurşun hızıyla ve durağın patlayan camından fırlayan cam parçalarını yüzümde hissettim bir an. kafamı arkaya çevirdiğimde teyze yerde yatıyordu ve durağın koca camı teyzenin bacaklarının üstüne düşmüştü. yanına gidip başını ellerimle kaldırdığımda gözlerinin feri gitmiş oluk oluk kan akıyordu ellerime. ölüm sebebi de şuydu. chp' nin seçim mitingi için helikopter stadyuma iniyormuş inerken kuyruk tarafı stadyumun duvarına çarpmış ve kopan pervanenin parçalarından biri ona isabet etmişti. Öldü mübeccel teyze, öldü hala o yüzü gözlerimin önünden gitmeyen kadın. o an anladım ki ecel gerçekten geldiğinde insanı kendine çağırıyor.

http://www.haber7.com/gun...-kurbani-kadina-son-gorev
* bu kolayı kim döktü olm halıya
- kanka eceliyle döküldü walla bak
azrail'in mesai saati.
insan yeryüzünde hangi sebeble ölürse ölsün eceliyle gider.azrail meleği allah'tan görevini alacağı vakit isyan eder ve allahım insanlar beni hep kötü bir melek gibi bilicek ve bir melek olmama rağmen beni sevmiycekler.bunun üzerine allahü tealının verdiği cevap gayet açık ve nettir.ben yeryüzündeki kullarıma öyle eceller yazdım ki; sen vakti geldiğinde onların canlarını aldığın zaman akıllarına bile gelmiyceksin.kimin nerde nasıl hangi şekilde öldüğü hiç ama hiç önemli değil eğer yazıldıysa ecelin önüne geçiş ve korkunun faydası yoktur.
yazarlığı 5 para etmez.
Rivayet edildiğine göre; bir keresinde Resûlullah (s.a.v) eline üç tane sopa aldı. Birini önüne, diğerini yan tarafına dikti. Üçüncüsünü de uzak bir yere... Sonra ashabına hitaben, "Bunun ne anlama geldiğini biliyor musunuz?" diye sordu. Ashab, "Allah ve Resulü daha iyi bilir" dediler. Re-sûl-i Ekrem (s.a.v) onu şöyle anlattı:
"Bu insan, bu eceli, bu da emelleridir (hayalleri). insanoğlu emellerinin peşinden koşarken, daha ona ulaşamadan eceli onu yakalayıverir."
tahammülsüz ve iftiracı bir tip.
insan bu kadar sığ, kısır ve faydasız beyinli olmamalı...

insan kendi gibi düşünmeyenin ana babasına küfür edecek kadar aşağılık ve yobaz da olmamalı.

iş başvurusuna gelen kişileri artık böyle test etmek icap ediyor. bunun gibisinin cv sini suratına bile çarparım.
© copyright 2005 - 2026