bugün
- migros'a sorulacak tek soru14
- velvet34
- arkadaşlar çok hastayım ya7
- bu saatte evde oturmak yerine işte olan insan4
- now tv neden gelmedi5
- mezeler eşliğinde rakı içip söyleşmek5
- burcu özberk3
- kliniğe gittim klinikten geldim6
- victor osimhen15
- öğretmenlere önlük ve kıyafet zorunluluğu gelmesi5
- tostumu yaptım5
- iş mi bulamadın karton topla3
- sözlük kavgalarının aslında çok yararlı olması6
- sadece sözlük kızları tarafından açık oylanmak4
- yeni partinin ilk krizde duvara toslaması11
- sözlük ne zaman bu kadar sıkıcı hale geldi4
- aleksey batrakov21
- ikinci entrynin başlık üzerindeki muazzam etkisi3
- fenerbahçe biraz sert biraz katı13
- kadınlardaki aşırı özgüvenin nedeni6
- livakovic'in barcelona transferi5
- gocu abi buraya yumruk havaya2
- koşer ürün alan müslüman2
- osuruktan şiirler58
- dincinin içinde yaşadığı hasta hayal dünyası4
- gazze de 186 yardım çalışanının öldürülmesi4
- 26 ağustos 2026 olympique lyon fenerbahçe maçı6
- devletin bireye müdahalesi2
- yılmaz güney izleyip ahmet kaya dinleyen tip14
- enayimiknatisi ile kavga etmek21
- adnan menderes'in yıktırdığı tarihi eserler3
- abdullah öcalan13
- genelev3
- yasakçı zihniyet15
- ekşi sözlük21
- bik bik kız kaçırdı9
- alparslan kuytul13
- 18 ağustos 2026 fenerbahçe lyon maçı30
- tarhana çorbası7
- ilk buluşmada 13 pişi yiyen kız12
- babo dünyayı düzdün doymadın4
- şarapçı koala'nın ulusalcı nefreti8
- polisin verilen emrin yasaya uygunluğunu sorgusu12
- tarhana içenlerin köylü ve eğitimsiz olması10
- yılmaz güney filmleri6
- ismail kartal16
- yazarlara gelen son mesaj3
- avanosun nevşehirde olması5
- ulusalcı önderlerin akp'ye geçmesi10
- yıllık izin3
bırak milyonların bacisini, trilyonların bacisini bile muhatap almaz yazarı. o kadar yani.
yettim gayrı, karışman lan manitama.
Meslektaşım.
Ülkecek kefiliz kendisine.
Ülkecek kefiliz kendisine.
ismi lazım değil biriyle adım aynı cümle içinde kullanılmış bugün, üstelik de kavga edildiğine dair.
hayırdır? kova mı yapıyoruz gençler? ben neden çağrılmadım?
sevgili apartman sakinleri,
şahsımla muhattap olmak isteyen herkesle konuşmuyorum ne yazık ki. beni bilen bilir, kimsenin dış görünüşü ya da cinsiyeti umrumda olmamıştır. keza kendim için de benzer bir sınıflandırma yapılmasından ve seviyesiz konuların içerisine çekilmeye çalışılmasından hoşnut olmam.
nickimde hatun/pembe/kadın/kız/kelebek/çiçek/böcek/ana/bacı gibi ibareler olmamasından, sözlük kızlarının kullanmayı sevdiği oje markaları gibi başlıklarda entrylerimin bulunmamasından, sözlük kızlarının şişko ve çirkin olması gibi başlıklardaki oltalara gelmemiş olmamdan bunu anlıyor olmalısınız.
sözlük yazarlarının lazımlıklarının renkleri başlığına bunca zamandır pembe yazmamış olmam dikkatinizi çekmiştir sanıyorum. keza şu zamana kadar sizlerle fotoğrafımı paylaşıp nasılım ama cicişkolar dediğimi de hatırlamıyorum.
bu sebeple bugünkü saçmalığı kafanızın güzel olmasına bağlıyorum.
ağzındaki sakızı çıkartıp başındaki tülbende yapıştıran, sonrasında eteklerini toplayıp Uludağ sözlük kapısının önünde dedikodu yapan sözlük erkeklerine sesleniyorum buradan, biraz adam olun diyeceğim ama sizi de zor durumda bırakmak istemiyorum.
daha önce de söylediğim gibi, sümüklerini yiyen sivilceli ergenlerimizin, donuna işeyen ifşacı kızlarımıza yazmaya devam etmelerini ve beni bu seviyesizliklerine bulaştırmamalarını temenni ederken, satırlarımı burada sonlandırıyorum.
Buraya kadar okuyan sözlük yazarlarına selam eder, benden desteğini hiç esirgemeyen anneme, babama ve bilumum sözlük yazarlarına teşekkürü borç bilirim.
isim verip kimseyi rencide etmek istemiyorum.
hayırdır? kova mı yapıyoruz gençler? ben neden çağrılmadım?
sevgili apartman sakinleri,
şahsımla muhattap olmak isteyen herkesle konuşmuyorum ne yazık ki. beni bilen bilir, kimsenin dış görünüşü ya da cinsiyeti umrumda olmamıştır. keza kendim için de benzer bir sınıflandırma yapılmasından ve seviyesiz konuların içerisine çekilmeye çalışılmasından hoşnut olmam.
nickimde hatun/pembe/kadın/kız/kelebek/çiçek/böcek/ana/bacı gibi ibareler olmamasından, sözlük kızlarının kullanmayı sevdiği oje markaları gibi başlıklarda entrylerimin bulunmamasından, sözlük kızlarının şişko ve çirkin olması gibi başlıklardaki oltalara gelmemiş olmamdan bunu anlıyor olmalısınız.
sözlük yazarlarının lazımlıklarının renkleri başlığına bunca zamandır pembe yazmamış olmam dikkatinizi çekmiştir sanıyorum. keza şu zamana kadar sizlerle fotoğrafımı paylaşıp nasılım ama cicişkolar dediğimi de hatırlamıyorum.
bu sebeple bugünkü saçmalığı kafanızın güzel olmasına bağlıyorum.
ağzındaki sakızı çıkartıp başındaki tülbende yapıştıran, sonrasında eteklerini toplayıp Uludağ sözlük kapısının önünde dedikodu yapan sözlük erkeklerine sesleniyorum buradan, biraz adam olun diyeceğim ama sizi de zor durumda bırakmak istemiyorum.
daha önce de söylediğim gibi, sümüklerini yiyen sivilceli ergenlerimizin, donuna işeyen ifşacı kızlarımıza yazmaya devam etmelerini ve beni bu seviyesizliklerine bulaştırmamalarını temenni ederken, satırlarımı burada sonlandırıyorum.
Buraya kadar okuyan sözlük yazarlarına selam eder, benden desteğini hiç esirgemeyen anneme, babama ve bilumum sözlük yazarlarına teşekkürü borç bilirim.
isim verip kimseyi rencide etmek istemiyorum.
Oha 4.nesilmiş la yazarı.
Saygılar apla.
Saygılar apla.
Kendisine tüm sevdiğim yazarlara vereceğim tavsiyeyi vereceğim yazar: Donuza ekleyin, engelleyin, keyfinize bakın. Saygı ve sevgilerimle...
Gezginler ve büyücüler.
(bkz: ulaşılması imkansız yazarlar)
göçtü..
hem sanırım casper gibi bir şey. olsun ama casper hep çocuk kaldı.
''Biraz çocuk kalsaydım
Elinden su içseydim.''
hem sanırım casper gibi bir şey. olsun ama casper hep çocuk kaldı.
''Biraz çocuk kalsaydım
Elinden su içseydim.''
Hz isa'nın çarmıha gerilmesiyle meryem ananın çektiği çileye takmış suser. Açtığı başlıklarda gördüm olm.
Kaygalı olmasam on numara sohbetiyle yoğrulurdum. inatçı mk, keçiden beter. En yakında ölmesi temennisiyle. *
Bir suser.
Kaygalı olmasam on numara sohbetiyle yoğrulurdum. inatçı mk, keçiden beter. En yakında ölmesi temennisiyle. *
Bir suser.
insanlara çabuk bağlanıyorum sözlük.
çayı, her zaman çay getiren çaycımız getirmediğinde mesela içemiyorum. aynı durakta her sabah benimle birlikte otobüs bekleyen amca gelmediğinde endişeleniyorum. Kısacası alışkanlıklarımdan kolay vazgeçemiyorum. alıştıklarımı kaybetmekten korkuyorum.
“Sakın kimseye bir şey anlatmayın. Herkesi özlemeye başlıyorsunuz sonra.” diyor Salinger Çavdar tarlasında çocuklar kitabında. Sanırım anlattıklarım ve alıştıklarım yüzünden içimdeki bu kocaman boşluk, ve sanırım gerçekten bazılarını hala özlüyorum.
Tüm bunlara karşılık, gitmek isteyeni yolundan döndürme gibi bir çaba içerisinde olmuyorum. Konuyu uzatmadan, üzerine milyon tane anlam yüklemeden ve gereksiz kelimeler seçmeden açıkça gitmek istediğini söyleyenlerin yani ne istediğini bilenlerin hayata ve insanlara karşı net duruşunu seviyorum.
ve gideceksem susarak gidiyorum. Konuyu uzatmıyorum. geri dönüşüm de olmuyor.
Bazen çok uyumlu, çok kültürlü, çok eğlenceli, çok iyi niyetli biriyle tanışıyorum... Aklınıza gelen her güzel şeyden çok çok olan. Hani bazı videolar vardır, sakin bir müzik, çayır çimenler, tam gevşeyip teslim olacakken müziğe, ekrana korkunçlu bir şey çıkar da ödünüz patlar ya. Ben de iyi insanlarla takılırken bir türlü kendimi olaya veremiyorum. En güzel yerinde korkunçlu kadın/adam olacaklar diye ödüm patlıyor. Genelde de oluyorlar, hiç sektirmiyorlar. Bu nedenle hayattan öğrendiğim şeyi şöyle özet geçebilirim. Bir insanda aklımıza gelen her güzel şeyden çok çok olamaz.
ilginçtir, son zamanlarda yakın olduğumu sandığım birçok insanın aslında beni uzak gördüğünü fark ediyorum. seviyorsunuz sanıyorum beni bazen, aldanıyorum, sonra çok kızıyorum içten içe size söyleyemiyorum.
yeni tanıştığım birinin yanlışlarını da bir türlü göremiyorum. kalbimi kırdığında, çoğu zaman kendi kendime onun aslında öyle yapmak istemediğini telkin ederek konuyu kapatıyorum. hal böyle olunca, insanlar daha çok kırmaya, bense daha çok üzülmeye başlıyorum.
eğer birine kızdığımda esip gürlersem az, susarsam çok kızmış oluyorum, ama karşımdaki bu farkı anlayamıyor.
şu zamana kadar mutluluğun sadece ve sadece başkalarının mutluluğunda gizli olduğunu düşünürdüm. ta ki çevremdeki herkes mutluyken mutsuz olduğumu anlayana kadar. o yüzden birkaç zamandır, benden yüksek beklentiler içerisinde olan ve benim her daim mutlu etmeye çalıştığım insanları mutlu etme çabasında değilim. beni sevenlerin mutluluğumla mutlu olacaklarına inanıyorum ve herkesten önce kendi mutluluğum için çalışıyorum.
dertleşmeyi hiç beceremiyorum. üzgün olduğum zaman, sadece birinin yanında susmak istiyorum. iyi niyetle olduğunu bildiğim halde, birinin bana ısrarla ne oldu demesine gıcık oluyorum. sıkıntılarımı ancak ve ancak o haleti ruhiyeden kurtulduğum zaman anlatabiliyorum. Yine de bazen hiç tanımadığım ve sonrasında da hiç görüşmeyeceğim birine kendimi uzun uzun anlatmak istiyorum.
biriyle gelecek düşündüğümde, flash tv’nin yaşlandırma tekniğini kendisine uyguluyorum. ama karşımdakine bunu söylemiyorum. eğer aksi, huysuz bir ihtiyar olacağını düşünüyorsam asla devam etmiyorum. hadi gençken çekerim de yaşlandığımda uğraşamam öylesiyle diye düşünüyorum.
sahip olunan tüm kredileri, büyük ihtimalle hiç hak etmeyen ve hiçbir zaman kıymetini bilmeyecek birinde tükettiğimi fark edeli çok olmadı. Ve hak edene yeteri kadar kalmadığımı anlayalı. Neden hak eden insanla karşılaşana kadar tüm sevgi sözcüklerinin tüketiyoruz da bizim kadar masum olmayanların eline teslim ediyoruz sevgimizi bilmiyorum. Neden hor kullanıyorlar onlar da, çaba sarf etmeden elde ettiklerinin kıymetini bilemiyorlar.
Fiziksel bir kullanılmışlık değil kastım, ruhumuzu eskitiyorlar, gülen gözlerimizi, heyecanlı sesimizi tüketiyorlar, umutla seven kalbimizi anlamıyorum.
Sözlük üzerinde tanışıp, konuşup, durup dururken bozuştuğum kimseye sözlükte yazdığım yazılarla mesaj göndermiyorum. O ergenlik seviyesini geçeli çok oluyor. O nedenle bana sonrasında mesaj atıp bunu bana mı yazdın, burada beni mi kastettin diyen arkadaşlara gülüyorum. insanın kendisini bu kadar önemsemesine ne yazık ki anlam veremiyorum.
Bu yazdıklarım bir sabah trajedisi aslında. Mutlu uyanılan bir sabahtan sonra, unutmaya çalıştıklarımızı hatırlayınca büründüğüm enteresan ruh halim.
Ve son olarak şair’in dediği gibi...
bana bitmeyen bir tek şey söyle, söyle sonsuza inanayım!
https://www.youtube.com/watch?v=vxp8zUzc1IM
çayı, her zaman çay getiren çaycımız getirmediğinde mesela içemiyorum. aynı durakta her sabah benimle birlikte otobüs bekleyen amca gelmediğinde endişeleniyorum. Kısacası alışkanlıklarımdan kolay vazgeçemiyorum. alıştıklarımı kaybetmekten korkuyorum.
“Sakın kimseye bir şey anlatmayın. Herkesi özlemeye başlıyorsunuz sonra.” diyor Salinger Çavdar tarlasında çocuklar kitabında. Sanırım anlattıklarım ve alıştıklarım yüzünden içimdeki bu kocaman boşluk, ve sanırım gerçekten bazılarını hala özlüyorum.
Tüm bunlara karşılık, gitmek isteyeni yolundan döndürme gibi bir çaba içerisinde olmuyorum. Konuyu uzatmadan, üzerine milyon tane anlam yüklemeden ve gereksiz kelimeler seçmeden açıkça gitmek istediğini söyleyenlerin yani ne istediğini bilenlerin hayata ve insanlara karşı net duruşunu seviyorum.
ve gideceksem susarak gidiyorum. Konuyu uzatmıyorum. geri dönüşüm de olmuyor.
Bazen çok uyumlu, çok kültürlü, çok eğlenceli, çok iyi niyetli biriyle tanışıyorum... Aklınıza gelen her güzel şeyden çok çok olan. Hani bazı videolar vardır, sakin bir müzik, çayır çimenler, tam gevşeyip teslim olacakken müziğe, ekrana korkunçlu bir şey çıkar da ödünüz patlar ya. Ben de iyi insanlarla takılırken bir türlü kendimi olaya veremiyorum. En güzel yerinde korkunçlu kadın/adam olacaklar diye ödüm patlıyor. Genelde de oluyorlar, hiç sektirmiyorlar. Bu nedenle hayattan öğrendiğim şeyi şöyle özet geçebilirim. Bir insanda aklımıza gelen her güzel şeyden çok çok olamaz.
ilginçtir, son zamanlarda yakın olduğumu sandığım birçok insanın aslında beni uzak gördüğünü fark ediyorum. seviyorsunuz sanıyorum beni bazen, aldanıyorum, sonra çok kızıyorum içten içe size söyleyemiyorum.
yeni tanıştığım birinin yanlışlarını da bir türlü göremiyorum. kalbimi kırdığında, çoğu zaman kendi kendime onun aslında öyle yapmak istemediğini telkin ederek konuyu kapatıyorum. hal böyle olunca, insanlar daha çok kırmaya, bense daha çok üzülmeye başlıyorum.
eğer birine kızdığımda esip gürlersem az, susarsam çok kızmış oluyorum, ama karşımdaki bu farkı anlayamıyor.
şu zamana kadar mutluluğun sadece ve sadece başkalarının mutluluğunda gizli olduğunu düşünürdüm. ta ki çevremdeki herkes mutluyken mutsuz olduğumu anlayana kadar. o yüzden birkaç zamandır, benden yüksek beklentiler içerisinde olan ve benim her daim mutlu etmeye çalıştığım insanları mutlu etme çabasında değilim. beni sevenlerin mutluluğumla mutlu olacaklarına inanıyorum ve herkesten önce kendi mutluluğum için çalışıyorum.
dertleşmeyi hiç beceremiyorum. üzgün olduğum zaman, sadece birinin yanında susmak istiyorum. iyi niyetle olduğunu bildiğim halde, birinin bana ısrarla ne oldu demesine gıcık oluyorum. sıkıntılarımı ancak ve ancak o haleti ruhiyeden kurtulduğum zaman anlatabiliyorum. Yine de bazen hiç tanımadığım ve sonrasında da hiç görüşmeyeceğim birine kendimi uzun uzun anlatmak istiyorum.
biriyle gelecek düşündüğümde, flash tv’nin yaşlandırma tekniğini kendisine uyguluyorum. ama karşımdakine bunu söylemiyorum. eğer aksi, huysuz bir ihtiyar olacağını düşünüyorsam asla devam etmiyorum. hadi gençken çekerim de yaşlandığımda uğraşamam öylesiyle diye düşünüyorum.
sahip olunan tüm kredileri, büyük ihtimalle hiç hak etmeyen ve hiçbir zaman kıymetini bilmeyecek birinde tükettiğimi fark edeli çok olmadı. Ve hak edene yeteri kadar kalmadığımı anlayalı. Neden hak eden insanla karşılaşana kadar tüm sevgi sözcüklerinin tüketiyoruz da bizim kadar masum olmayanların eline teslim ediyoruz sevgimizi bilmiyorum. Neden hor kullanıyorlar onlar da, çaba sarf etmeden elde ettiklerinin kıymetini bilemiyorlar.
Fiziksel bir kullanılmışlık değil kastım, ruhumuzu eskitiyorlar, gülen gözlerimizi, heyecanlı sesimizi tüketiyorlar, umutla seven kalbimizi anlamıyorum.
Sözlük üzerinde tanışıp, konuşup, durup dururken bozuştuğum kimseye sözlükte yazdığım yazılarla mesaj göndermiyorum. O ergenlik seviyesini geçeli çok oluyor. O nedenle bana sonrasında mesaj atıp bunu bana mı yazdın, burada beni mi kastettin diyen arkadaşlara gülüyorum. insanın kendisini bu kadar önemsemesine ne yazık ki anlam veremiyorum.
Bu yazdıklarım bir sabah trajedisi aslında. Mutlu uyanılan bir sabahtan sonra, unutmaya çalıştıklarımızı hatırlayınca büründüğüm enteresan ruh halim.
Ve son olarak şair’in dediği gibi...
bana bitmeyen bir tek şey söyle, söyle sonsuza inanayım!
https://www.youtube.com/watch?v=vxp8zUzc1IM
sözlükte en çok merak edilen yazar.
hakkında başka denecek bi şey yok sanırım.
hakkında başka denecek bi şey yok sanırım.
Uğraşacak iş bulamayınca yazarlara saran yazar.Dertleşmeyi beceremiyormuş,kıyamam...
iyi insan, herkese karşı saygılı insan, sözlükte bir beyne sahip olan nadir insanlardan.
(bkz: Gülten)
(bkz: fadime)
duygusal biri
inadında mükemmel
mutluluğu isteyen
bembeyaz bir yürek
istanbul gibi masmavi
rüya gibi tertemiz
eser miktarda mutsuz
koskocaman yürekli kadın.
al sana akrostiş.
inadında mükemmel
mutluluğu isteyen
bembeyaz bir yürek
istanbul gibi masmavi
rüya gibi tertemiz
eser miktarda mutsuz
koskocaman yürekli kadın.
al sana akrostiş.
Her entrysi birbirinden harika yazarı. Bu zamana kadar nasıl keşfetmemişim.
bitaneciktir. çok tatlıştır ehehehe. tamam tamam değişiyorum hemen, sayın yazar uçağımız kalkmak üzeredir. lütfen telefonunuzu kapatın ve arama geçmişinizi silin. *
müdür nikini de değişmiş epeydir yoktun. oojj geldin bea.
Açı doyurduğumda,
hakareti affettiğimde,
düşmanımı sevdiğimde,
bunlar güzel erdemler.
Fakat ya dilencilerin en fakirinin,
suçluların en gaddarının da
kendi içimde olduğunu fark edersem.
Ya şefkatime en muhtaç kişinin,
sevilmeye en muhtaç düşmanımın
kendim olduğunu fark edersem
o zaman ne olacak?
hakareti affettiğimde,
düşmanımı sevdiğimde,
bunlar güzel erdemler.
Fakat ya dilencilerin en fakirinin,
suçluların en gaddarının da
kendi içimde olduğunu fark edersem.
Ya şefkatime en muhtaç kişinin,
sevilmeye en muhtaç düşmanımın
kendim olduğunu fark edersem
o zaman ne olacak?
üstteki entry doğru ise eğer, taziye dileklerimi buradan ilettiğim yazar. allah yardımcısı olsun.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar