bugün
- gizli artı vermek5
- müfredattan felsefe dersinin çıkarılması6
- deniz göktaş'ın babasının thko mensubu olması4
- 1 milyon verseler sözlük hesabınızı satar mısınız6
- diamond bosphorus11
- 6 temmuz 2026 meksika ingiltere maçı3
- kadın siniri5
- araya adam sokup yazar banlatmak4
- deniz göktaş31
- haklı çıkmak3
- sözlüğün mal dolması3
- sözlükte seviye ve üslup yoksunu yazarlar7
- ciddi ciddi aşure seven insan6
- ömründe hiç büyük musibetle imtihan edilmemiş tip5
- 4 temmuz 2026 kanada fas maçı4
- 3 temmuz 2026 portekiz hırvatistan maçı12
- dine hakaretin ifade özgürlüğü olup olmadığı8
- yaş ilerledikçe fark edilen şey5
- yargıtay'ın pislik sözcüğünü hakaret saymaması2
- 6 temmuz 2026 portekiz ispanya maçı3
- genç yuzırlarla gereksiz sohbet4
- erkekler pipilerini birbirlerine gösteriyor mu14
- amor fati2
- aç yatıyorum8
- birader yazar başlıkları5
- cumartesi günü sözlükte takılan 600ü aşkın kişi2
- seyredilmiş en zevkli dünya kupası4
- öyle bi huzursuzluk ki sadece müzik dindirebiliyor3
- kimsenin seni sen olduğun için sevmediği gerçeği4
- müzik dinlerken kitap okumak2
- kız arkadaşın menemen yüzünden ayrılmak istemesi3
- tai lung29
- cumhuriyetin halka sorulmadan getirilmesi27
- 5 temmuz 2026 paraguay fransa maçı3
- apışarası serinletme yöntemleri2
- penisden kot pantolunun belli olması4
- ismet bin arabic el biraderkioski mehdiyeti2
- ekşi yazarlarının daha zeki olması3
- kağıt toplayan çocuklar4
- arkadaşlar kavga etmeyin2
- sevişmek istediğiniz yazarlar6
- bayramdan bayrama namaz kılan dangalak3
- fransızların üstün ırk olması4
- abuk subuk başlık açmak3
- zavallı olmak2
- uludağ sözlük bilim kurulu3
- hayat kadınında veresiye defteri çıkması3
- babanın 60 yaşından sonra spora başlaması10
- cumhuriyetin halka sormadan getirilmesi3
- izmirin ve eskişehirin çok yanlış yollara sapması4
bırak milyonların bacisini, trilyonların bacisini bile muhatap almaz yazarı. o kadar yani.
yettim gayrı, karışman lan manitama.
Meslektaşım.
Ülkecek kefiliz kendisine.
Ülkecek kefiliz kendisine.
ismi lazım değil biriyle adım aynı cümle içinde kullanılmış bugün, üstelik de kavga edildiğine dair.
hayırdır? kova mı yapıyoruz gençler? ben neden çağrılmadım?
sevgili apartman sakinleri,
şahsımla muhattap olmak isteyen herkesle konuşmuyorum ne yazık ki. beni bilen bilir, kimsenin dış görünüşü ya da cinsiyeti umrumda olmamıştır. keza kendim için de benzer bir sınıflandırma yapılmasından ve seviyesiz konuların içerisine çekilmeye çalışılmasından hoşnut olmam.
nickimde hatun/pembe/kadın/kız/kelebek/çiçek/böcek/ana/bacı gibi ibareler olmamasından, sözlük kızlarının kullanmayı sevdiği oje markaları gibi başlıklarda entrylerimin bulunmamasından, sözlük kızlarının şişko ve çirkin olması gibi başlıklardaki oltalara gelmemiş olmamdan bunu anlıyor olmalısınız.
sözlük yazarlarının lazımlıklarının renkleri başlığına bunca zamandır pembe yazmamış olmam dikkatinizi çekmiştir sanıyorum. keza şu zamana kadar sizlerle fotoğrafımı paylaşıp nasılım ama cicişkolar dediğimi de hatırlamıyorum.
bu sebeple bugünkü saçmalığı kafanızın güzel olmasına bağlıyorum.
ağzındaki sakızı çıkartıp başındaki tülbende yapıştıran, sonrasında eteklerini toplayıp Uludağ sözlük kapısının önünde dedikodu yapan sözlük erkeklerine sesleniyorum buradan, biraz adam olun diyeceğim ama sizi de zor durumda bırakmak istemiyorum.
daha önce de söylediğim gibi, sümüklerini yiyen sivilceli ergenlerimizin, donuna işeyen ifşacı kızlarımıza yazmaya devam etmelerini ve beni bu seviyesizliklerine bulaştırmamalarını temenni ederken, satırlarımı burada sonlandırıyorum.
Buraya kadar okuyan sözlük yazarlarına selam eder, benden desteğini hiç esirgemeyen anneme, babama ve bilumum sözlük yazarlarına teşekkürü borç bilirim.
isim verip kimseyi rencide etmek istemiyorum.
hayırdır? kova mı yapıyoruz gençler? ben neden çağrılmadım?
sevgili apartman sakinleri,
şahsımla muhattap olmak isteyen herkesle konuşmuyorum ne yazık ki. beni bilen bilir, kimsenin dış görünüşü ya da cinsiyeti umrumda olmamıştır. keza kendim için de benzer bir sınıflandırma yapılmasından ve seviyesiz konuların içerisine çekilmeye çalışılmasından hoşnut olmam.
nickimde hatun/pembe/kadın/kız/kelebek/çiçek/böcek/ana/bacı gibi ibareler olmamasından, sözlük kızlarının kullanmayı sevdiği oje markaları gibi başlıklarda entrylerimin bulunmamasından, sözlük kızlarının şişko ve çirkin olması gibi başlıklardaki oltalara gelmemiş olmamdan bunu anlıyor olmalısınız.
sözlük yazarlarının lazımlıklarının renkleri başlığına bunca zamandır pembe yazmamış olmam dikkatinizi çekmiştir sanıyorum. keza şu zamana kadar sizlerle fotoğrafımı paylaşıp nasılım ama cicişkolar dediğimi de hatırlamıyorum.
bu sebeple bugünkü saçmalığı kafanızın güzel olmasına bağlıyorum.
ağzındaki sakızı çıkartıp başındaki tülbende yapıştıran, sonrasında eteklerini toplayıp Uludağ sözlük kapısının önünde dedikodu yapan sözlük erkeklerine sesleniyorum buradan, biraz adam olun diyeceğim ama sizi de zor durumda bırakmak istemiyorum.
daha önce de söylediğim gibi, sümüklerini yiyen sivilceli ergenlerimizin, donuna işeyen ifşacı kızlarımıza yazmaya devam etmelerini ve beni bu seviyesizliklerine bulaştırmamalarını temenni ederken, satırlarımı burada sonlandırıyorum.
Buraya kadar okuyan sözlük yazarlarına selam eder, benden desteğini hiç esirgemeyen anneme, babama ve bilumum sözlük yazarlarına teşekkürü borç bilirim.
isim verip kimseyi rencide etmek istemiyorum.
Oha 4.nesilmiş la yazarı.
Saygılar apla.
Saygılar apla.
Kendisine tüm sevdiğim yazarlara vereceğim tavsiyeyi vereceğim yazar: Donuza ekleyin, engelleyin, keyfinize bakın. Saygı ve sevgilerimle...
Gezginler ve büyücüler.
(bkz: ulaşılması imkansız yazarlar)
göçtü..
hem sanırım casper gibi bir şey. olsun ama casper hep çocuk kaldı.
''Biraz çocuk kalsaydım
Elinden su içseydim.''
hem sanırım casper gibi bir şey. olsun ama casper hep çocuk kaldı.
''Biraz çocuk kalsaydım
Elinden su içseydim.''
Hz isa'nın çarmıha gerilmesiyle meryem ananın çektiği çileye takmış suser. Açtığı başlıklarda gördüm olm.
Kaygalı olmasam on numara sohbetiyle yoğrulurdum. inatçı mk, keçiden beter. En yakında ölmesi temennisiyle. *
Bir suser.
Kaygalı olmasam on numara sohbetiyle yoğrulurdum. inatçı mk, keçiden beter. En yakında ölmesi temennisiyle. *
Bir suser.
insanlara çabuk bağlanıyorum sözlük.
çayı, her zaman çay getiren çaycımız getirmediğinde mesela içemiyorum. aynı durakta her sabah benimle birlikte otobüs bekleyen amca gelmediğinde endişeleniyorum. Kısacası alışkanlıklarımdan kolay vazgeçemiyorum. alıştıklarımı kaybetmekten korkuyorum.
“Sakın kimseye bir şey anlatmayın. Herkesi özlemeye başlıyorsunuz sonra.” diyor Salinger Çavdar tarlasında çocuklar kitabında. Sanırım anlattıklarım ve alıştıklarım yüzünden içimdeki bu kocaman boşluk, ve sanırım gerçekten bazılarını hala özlüyorum.
Tüm bunlara karşılık, gitmek isteyeni yolundan döndürme gibi bir çaba içerisinde olmuyorum. Konuyu uzatmadan, üzerine milyon tane anlam yüklemeden ve gereksiz kelimeler seçmeden açıkça gitmek istediğini söyleyenlerin yani ne istediğini bilenlerin hayata ve insanlara karşı net duruşunu seviyorum.
ve gideceksem susarak gidiyorum. Konuyu uzatmıyorum. geri dönüşüm de olmuyor.
Bazen çok uyumlu, çok kültürlü, çok eğlenceli, çok iyi niyetli biriyle tanışıyorum... Aklınıza gelen her güzel şeyden çok çok olan. Hani bazı videolar vardır, sakin bir müzik, çayır çimenler, tam gevşeyip teslim olacakken müziğe, ekrana korkunçlu bir şey çıkar da ödünüz patlar ya. Ben de iyi insanlarla takılırken bir türlü kendimi olaya veremiyorum. En güzel yerinde korkunçlu kadın/adam olacaklar diye ödüm patlıyor. Genelde de oluyorlar, hiç sektirmiyorlar. Bu nedenle hayattan öğrendiğim şeyi şöyle özet geçebilirim. Bir insanda aklımıza gelen her güzel şeyden çok çok olamaz.
ilginçtir, son zamanlarda yakın olduğumu sandığım birçok insanın aslında beni uzak gördüğünü fark ediyorum. seviyorsunuz sanıyorum beni bazen, aldanıyorum, sonra çok kızıyorum içten içe size söyleyemiyorum.
yeni tanıştığım birinin yanlışlarını da bir türlü göremiyorum. kalbimi kırdığında, çoğu zaman kendi kendime onun aslında öyle yapmak istemediğini telkin ederek konuyu kapatıyorum. hal böyle olunca, insanlar daha çok kırmaya, bense daha çok üzülmeye başlıyorum.
eğer birine kızdığımda esip gürlersem az, susarsam çok kızmış oluyorum, ama karşımdaki bu farkı anlayamıyor.
şu zamana kadar mutluluğun sadece ve sadece başkalarının mutluluğunda gizli olduğunu düşünürdüm. ta ki çevremdeki herkes mutluyken mutsuz olduğumu anlayana kadar. o yüzden birkaç zamandır, benden yüksek beklentiler içerisinde olan ve benim her daim mutlu etmeye çalıştığım insanları mutlu etme çabasında değilim. beni sevenlerin mutluluğumla mutlu olacaklarına inanıyorum ve herkesten önce kendi mutluluğum için çalışıyorum.
dertleşmeyi hiç beceremiyorum. üzgün olduğum zaman, sadece birinin yanında susmak istiyorum. iyi niyetle olduğunu bildiğim halde, birinin bana ısrarla ne oldu demesine gıcık oluyorum. sıkıntılarımı ancak ve ancak o haleti ruhiyeden kurtulduğum zaman anlatabiliyorum. Yine de bazen hiç tanımadığım ve sonrasında da hiç görüşmeyeceğim birine kendimi uzun uzun anlatmak istiyorum.
biriyle gelecek düşündüğümde, flash tv’nin yaşlandırma tekniğini kendisine uyguluyorum. ama karşımdakine bunu söylemiyorum. eğer aksi, huysuz bir ihtiyar olacağını düşünüyorsam asla devam etmiyorum. hadi gençken çekerim de yaşlandığımda uğraşamam öylesiyle diye düşünüyorum.
sahip olunan tüm kredileri, büyük ihtimalle hiç hak etmeyen ve hiçbir zaman kıymetini bilmeyecek birinde tükettiğimi fark edeli çok olmadı. Ve hak edene yeteri kadar kalmadığımı anlayalı. Neden hak eden insanla karşılaşana kadar tüm sevgi sözcüklerinin tüketiyoruz da bizim kadar masum olmayanların eline teslim ediyoruz sevgimizi bilmiyorum. Neden hor kullanıyorlar onlar da, çaba sarf etmeden elde ettiklerinin kıymetini bilemiyorlar.
Fiziksel bir kullanılmışlık değil kastım, ruhumuzu eskitiyorlar, gülen gözlerimizi, heyecanlı sesimizi tüketiyorlar, umutla seven kalbimizi anlamıyorum.
Sözlük üzerinde tanışıp, konuşup, durup dururken bozuştuğum kimseye sözlükte yazdığım yazılarla mesaj göndermiyorum. O ergenlik seviyesini geçeli çok oluyor. O nedenle bana sonrasında mesaj atıp bunu bana mı yazdın, burada beni mi kastettin diyen arkadaşlara gülüyorum. insanın kendisini bu kadar önemsemesine ne yazık ki anlam veremiyorum.
Bu yazdıklarım bir sabah trajedisi aslında. Mutlu uyanılan bir sabahtan sonra, unutmaya çalıştıklarımızı hatırlayınca büründüğüm enteresan ruh halim.
Ve son olarak şair’in dediği gibi...
bana bitmeyen bir tek şey söyle, söyle sonsuza inanayım!
https://www.youtube.com/watch?v=vxp8zUzc1IM
çayı, her zaman çay getiren çaycımız getirmediğinde mesela içemiyorum. aynı durakta her sabah benimle birlikte otobüs bekleyen amca gelmediğinde endişeleniyorum. Kısacası alışkanlıklarımdan kolay vazgeçemiyorum. alıştıklarımı kaybetmekten korkuyorum.
“Sakın kimseye bir şey anlatmayın. Herkesi özlemeye başlıyorsunuz sonra.” diyor Salinger Çavdar tarlasında çocuklar kitabında. Sanırım anlattıklarım ve alıştıklarım yüzünden içimdeki bu kocaman boşluk, ve sanırım gerçekten bazılarını hala özlüyorum.
Tüm bunlara karşılık, gitmek isteyeni yolundan döndürme gibi bir çaba içerisinde olmuyorum. Konuyu uzatmadan, üzerine milyon tane anlam yüklemeden ve gereksiz kelimeler seçmeden açıkça gitmek istediğini söyleyenlerin yani ne istediğini bilenlerin hayata ve insanlara karşı net duruşunu seviyorum.
ve gideceksem susarak gidiyorum. Konuyu uzatmıyorum. geri dönüşüm de olmuyor.
Bazen çok uyumlu, çok kültürlü, çok eğlenceli, çok iyi niyetli biriyle tanışıyorum... Aklınıza gelen her güzel şeyden çok çok olan. Hani bazı videolar vardır, sakin bir müzik, çayır çimenler, tam gevşeyip teslim olacakken müziğe, ekrana korkunçlu bir şey çıkar da ödünüz patlar ya. Ben de iyi insanlarla takılırken bir türlü kendimi olaya veremiyorum. En güzel yerinde korkunçlu kadın/adam olacaklar diye ödüm patlıyor. Genelde de oluyorlar, hiç sektirmiyorlar. Bu nedenle hayattan öğrendiğim şeyi şöyle özet geçebilirim. Bir insanda aklımıza gelen her güzel şeyden çok çok olamaz.
ilginçtir, son zamanlarda yakın olduğumu sandığım birçok insanın aslında beni uzak gördüğünü fark ediyorum. seviyorsunuz sanıyorum beni bazen, aldanıyorum, sonra çok kızıyorum içten içe size söyleyemiyorum.
yeni tanıştığım birinin yanlışlarını da bir türlü göremiyorum. kalbimi kırdığında, çoğu zaman kendi kendime onun aslında öyle yapmak istemediğini telkin ederek konuyu kapatıyorum. hal böyle olunca, insanlar daha çok kırmaya, bense daha çok üzülmeye başlıyorum.
eğer birine kızdığımda esip gürlersem az, susarsam çok kızmış oluyorum, ama karşımdaki bu farkı anlayamıyor.
şu zamana kadar mutluluğun sadece ve sadece başkalarının mutluluğunda gizli olduğunu düşünürdüm. ta ki çevremdeki herkes mutluyken mutsuz olduğumu anlayana kadar. o yüzden birkaç zamandır, benden yüksek beklentiler içerisinde olan ve benim her daim mutlu etmeye çalıştığım insanları mutlu etme çabasında değilim. beni sevenlerin mutluluğumla mutlu olacaklarına inanıyorum ve herkesten önce kendi mutluluğum için çalışıyorum.
dertleşmeyi hiç beceremiyorum. üzgün olduğum zaman, sadece birinin yanında susmak istiyorum. iyi niyetle olduğunu bildiğim halde, birinin bana ısrarla ne oldu demesine gıcık oluyorum. sıkıntılarımı ancak ve ancak o haleti ruhiyeden kurtulduğum zaman anlatabiliyorum. Yine de bazen hiç tanımadığım ve sonrasında da hiç görüşmeyeceğim birine kendimi uzun uzun anlatmak istiyorum.
biriyle gelecek düşündüğümde, flash tv’nin yaşlandırma tekniğini kendisine uyguluyorum. ama karşımdakine bunu söylemiyorum. eğer aksi, huysuz bir ihtiyar olacağını düşünüyorsam asla devam etmiyorum. hadi gençken çekerim de yaşlandığımda uğraşamam öylesiyle diye düşünüyorum.
sahip olunan tüm kredileri, büyük ihtimalle hiç hak etmeyen ve hiçbir zaman kıymetini bilmeyecek birinde tükettiğimi fark edeli çok olmadı. Ve hak edene yeteri kadar kalmadığımı anlayalı. Neden hak eden insanla karşılaşana kadar tüm sevgi sözcüklerinin tüketiyoruz da bizim kadar masum olmayanların eline teslim ediyoruz sevgimizi bilmiyorum. Neden hor kullanıyorlar onlar da, çaba sarf etmeden elde ettiklerinin kıymetini bilemiyorlar.
Fiziksel bir kullanılmışlık değil kastım, ruhumuzu eskitiyorlar, gülen gözlerimizi, heyecanlı sesimizi tüketiyorlar, umutla seven kalbimizi anlamıyorum.
Sözlük üzerinde tanışıp, konuşup, durup dururken bozuştuğum kimseye sözlükte yazdığım yazılarla mesaj göndermiyorum. O ergenlik seviyesini geçeli çok oluyor. O nedenle bana sonrasında mesaj atıp bunu bana mı yazdın, burada beni mi kastettin diyen arkadaşlara gülüyorum. insanın kendisini bu kadar önemsemesine ne yazık ki anlam veremiyorum.
Bu yazdıklarım bir sabah trajedisi aslında. Mutlu uyanılan bir sabahtan sonra, unutmaya çalıştıklarımızı hatırlayınca büründüğüm enteresan ruh halim.
Ve son olarak şair’in dediği gibi...
bana bitmeyen bir tek şey söyle, söyle sonsuza inanayım!
https://www.youtube.com/watch?v=vxp8zUzc1IM
sözlükte en çok merak edilen yazar.
hakkında başka denecek bi şey yok sanırım.
hakkında başka denecek bi şey yok sanırım.
Uğraşacak iş bulamayınca yazarlara saran yazar.Dertleşmeyi beceremiyormuş,kıyamam...
iyi insan, herkese karşı saygılı insan, sözlükte bir beyne sahip olan nadir insanlardan.
(bkz: Gülten)
(bkz: fadime)
duygusal biri
inadında mükemmel
mutluluğu isteyen
bembeyaz bir yürek
istanbul gibi masmavi
rüya gibi tertemiz
eser miktarda mutsuz
koskocaman yürekli kadın.
al sana akrostiş.
inadında mükemmel
mutluluğu isteyen
bembeyaz bir yürek
istanbul gibi masmavi
rüya gibi tertemiz
eser miktarda mutsuz
koskocaman yürekli kadın.
al sana akrostiş.
Her entrysi birbirinden harika yazarı. Bu zamana kadar nasıl keşfetmemişim.
bitaneciktir. çok tatlıştır ehehehe. tamam tamam değişiyorum hemen, sayın yazar uçağımız kalkmak üzeredir. lütfen telefonunuzu kapatın ve arama geçmişinizi silin. *
müdür nikini de değişmiş epeydir yoktun. oojj geldin bea.
Açı doyurduğumda,
hakareti affettiğimde,
düşmanımı sevdiğimde,
bunlar güzel erdemler.
Fakat ya dilencilerin en fakirinin,
suçluların en gaddarının da
kendi içimde olduğunu fark edersem.
Ya şefkatime en muhtaç kişinin,
sevilmeye en muhtaç düşmanımın
kendim olduğunu fark edersem
o zaman ne olacak?
hakareti affettiğimde,
düşmanımı sevdiğimde,
bunlar güzel erdemler.
Fakat ya dilencilerin en fakirinin,
suçluların en gaddarının da
kendi içimde olduğunu fark edersem.
Ya şefkatime en muhtaç kişinin,
sevilmeye en muhtaç düşmanımın
kendim olduğunu fark edersem
o zaman ne olacak?
üstteki entry doğru ise eğer, taziye dileklerimi buradan ilettiğim yazar. allah yardımcısı olsun.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar