bugün
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri47
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı29
- claudian clouds33
- yaşanmamışların yası6
- buzdolabının kapağını açıp boş boş bakmak5
- kültür2
- en iyi vampir filmi4
- insan ne ister5
- yazarların akşam yemekleri6
- okulda zil sesinin felsefi anlamı3
- cumartesi gecesi sıkıcılığı4
- en iyi kurt adam filmi3
- intothenirvana2
- cok da abartmaya gerek uok6
- kadınlar7
- gece sokak kedileri tarafından saldırılmak4
- arkadaşlar ben olmasam ne yaparsınız7
- sözlük kızlarının kekleri24
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği7
- anın görüntüsü25
- gary oldman2
- the crow2
- çirkin2
- gocu'nun tınlamıyorım deyip yan hesaba geçmesi7
- true'nun engelli olması6
- başkalarının istediği gibi yaşamak4
- okan buruk9
- meriç dükalığı8
- ermeni alfabesi2
- annem2
- galatahahahahahaha3
- allah11
- sevdiğiniz yazarlar8
- islamda namaz yoktur30
- sarapci koala hatayi33
- sevgilisi yüzünden engelli kardeşini öldüren kız7
- true ile tatlı sert3
- günlük2
- ankara da yeni nesil suç örgütleri operasyonu2
- fusya semsiyeli yabanci22
- kürdistan10
- dantelli sütyen takan erkek12
- ak partililerin apoya villa yaptırması36
- sözlükte kimin idamına evet dersiniz6
- önyargı2
- mazotun yarım litresi 50 tl28
- true ve g'i l d'e d l'i l y birlikteliği4
- tai lung8
- morkstar2
- ölümden korkuyor musunuz17
devrek otogarına giriş çıkış yapıldıktan sonra otobüsteki simit kokusunun sebebidir.
7/24 otogarda satışı yapılır. adının hakkını tadıyla verir.
7/24 otogarda satışı yapılır. adının hakkını tadıyla verir.
zonguldak ilçesi devrek'in ünü türkiye sınırlarını aşmış simididir.
--spoiler--
Türkiyenin lezzet haritasında Devrek Simidinin ayrı bir yeri, damaklarda ayrı bir tadı vardır. Lakin ünü Türkiye sınırlarının aşan Devrek Simidi ile ilgili geniş kapsamlı araştırma yapılmaması düşündürücüdür. Simit, susamla kaplı yuvarlak biçimli ekmeklere verilen genel addır. Türkiye ve Yunanistan'da yaygın olarak tüketilen simide Yunanistan'da kuluri adı verilir. Kültürlere göre değişkenlik gösterse de simidin gevrek olması tercih edilir. Zonguldak ilinin lezzet haritasında; Çaycuma yoğurdu, Osmanlı çileği, Devrek Simidi, beyaz baklava, kızılcık, cevizli dolma yer alır. Devrek deyince bastonu ve simidi akla gelmektedir. Kendiside Zonguldak Ereğlili olan Mehmet Şevket Eygi; Devrekin Simidi çok meşhurmuş. Dört beş simit aldım demektedir. (1) Devrekte Ne yenir? Elbette; Devrekte çörek, simit, cevizli ekmek(kömeç), beyaz baklava, ceviz içi kapaklı börek, etli yaprak sarması yenilir. Bu soru ve cevabını, hemen hemen yolu Devrekten geçen her insan bilir. Çok değil daha 4050 yıl öncesi Devrekte; kutsal kandil gecelerinde, cevizli yufka böreği yapılıp cami önünde dağıtılırdı. (2) Ekmek ve diğer hamur işlerinin yaygın tüketimi, kültürel alışkanlığın sonucudur. Bu yönüyle; ekmek ve diğer hamur işlerinin dolayısıyla simidin Devrekte tüketimi, antropolojik niteliktedir.
Fırın sözcüğüne karşılık gelen ekmek pişirilen ev deyiminin eski Türkçede kullanıldığı görülmektedir. Ekmek pişirmede kullanılan yere tandır denilmiştir. Tandır ekmeğin pişirildiği ocak anlamında da kullanılmıştır. Gömeç; külde pişirilen ekmekler arasında yer almaktadır. Gömeç ya da Kömeç; küle gömülerek pişirilen ekmek veya çörek demektir. (3) Fırın; tavanı tonoz şeklinde, önünde bir tek delik bulunan ve ekmek türevlerini pişirmede kullanılan, aynı zamanda satışının yapıldığı işyeri anlamındadır.(4) Simit ise Mevlevi tabirlerindendir. Sikkenin üzerine destarın altına sarılan bez hakkında kullanılan deyimdir. Pamuktan yapılır, sarık bunun üstüne sarılırdı.(5) Gündelik hayatta tüketilen hamur işine simit denilmesinin nedeni Mevlevi başlığına benzemesi nedeniyledir. Simitçi ise; sekbanlar fırınında çalışanların, sanatkârların ilk kademesindekilere verilen addır. Daha eskilerine hamurkâr denildiği bilinmektedir. Saray fırınında da bu adla çalışan sanatkârlar vardı. (6) Günümüzde ise simit denilince; halka şeklinde bir çeşit susamlı çörek akla gelmektedir. Simitçi; simit fırınını işleten ve simit satan kimselere denilmektedir. (7) Simidin saraya özgü bir çörek olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim Bolu Sancağından istanbulda padişah, sadrazam, vezir ve nice paşanın sarayında baş aşçılık yapan yemek ustalarının varlığı tarihi bir gerçektir. (8) Devrekte simit yapımının, istanbul da çalışan aşçılar vasıtasıyla başladığını söylemek yerinde olacaktır.
Devrekte resmi kayıtlara geçen ilk fırına 1856da rastlanılmaktadır. Devrekteki fırının sahibi Fatma Zehra hanımdır. Sahibi olduğu ekmek fırınına Zaptiye Nazırı Devrekli izzet paşa tarafından müdahale edildiği anlaşılmaktadır. izzet Paşanın Devrekte Irmak kenarında, 1944 Bolu-Gerede depreminde hasar görüp yıkılan Şemsi Paşa camisi yakınında yaptırdığı bir malikânesi bulunduğu, Osmanlı arşiv belgelerinde yer almaktadır. izzet Paşa, 1857de vefat etmiştir. (9) Fatma Zehra Hanımın sahibi olduğu ekmek fırını ile ilgili süreç, arşiv belgelerine söyle yansımaktadır; 10.01.1856 Perşembe tarihli Osmanlı arşiv belgesinde; Bolu'nun Devrek kazasında Ram ve ekmek fırınına yapılan müdahale hakkında görüş belirtilmesi istenmektedir. (10) 03.02.1856 Pazar, Fatma Hatun'un mutasarrıf olduğu ev ve fırına Zaptiye Müşiri tarafından yapılan müdahale hakkında tahkikat yapılması gündeme gelmiştir. (11)
15.01.1857 Perşembe, Fatma Zehra Hanım'ın, Bolu'daki değirmen ve fırından dolayı bazı isteklerini havi (içeren) arzuhalin gönderildiği görülmektedir. (12) 16.02.1857 Pazartesi, Bolu'da Fatma Hanım'ın mutasarrıf olduğu değirmen ve fırın ile ilgili anlaşmazlığın halledilmesi talep edilmektedir. (13) Anlaşmazlığın çözümü için, yaşlılığı ve rahatsızlığı nedeniyle istanbula gidemeyen Fatma Zehra Hanımın yerine kızını göndermek istediği, 14.08.1857 Cuma tarihli arşiv belgesindeki; Fatma Hatun'un kerimesinin Dersaadet'e gelmesi için mürur tezkiresi (yol izni / seyahat belgesi) verilmesi talebinden anlaşılmaktadır. (14) 17.01.1857 Cumartesi tarihli arşiv belgesinde yer alan; izmit'ten Ankara'ya kadar olan posta yollarının tamiri ve buralarda han ve ekmekçi dükkânı inşa etmek isteyenlerin tahkiki emrinden, fırın işletmecilerinin belirli kurallara uygun olup olmadıklarının araştırıldığı, önüne gelenin fırın açmasının mümkün olmadığı görülmektedir. (15)
--spoiler--
--spoiler--
Türkiyenin lezzet haritasında Devrek Simidinin ayrı bir yeri, damaklarda ayrı bir tadı vardır. Lakin ünü Türkiye sınırlarının aşan Devrek Simidi ile ilgili geniş kapsamlı araştırma yapılmaması düşündürücüdür. Simit, susamla kaplı yuvarlak biçimli ekmeklere verilen genel addır. Türkiye ve Yunanistan'da yaygın olarak tüketilen simide Yunanistan'da kuluri adı verilir. Kültürlere göre değişkenlik gösterse de simidin gevrek olması tercih edilir. Zonguldak ilinin lezzet haritasında; Çaycuma yoğurdu, Osmanlı çileği, Devrek Simidi, beyaz baklava, kızılcık, cevizli dolma yer alır. Devrek deyince bastonu ve simidi akla gelmektedir. Kendiside Zonguldak Ereğlili olan Mehmet Şevket Eygi; Devrekin Simidi çok meşhurmuş. Dört beş simit aldım demektedir. (1) Devrekte Ne yenir? Elbette; Devrekte çörek, simit, cevizli ekmek(kömeç), beyaz baklava, ceviz içi kapaklı börek, etli yaprak sarması yenilir. Bu soru ve cevabını, hemen hemen yolu Devrekten geçen her insan bilir. Çok değil daha 4050 yıl öncesi Devrekte; kutsal kandil gecelerinde, cevizli yufka böreği yapılıp cami önünde dağıtılırdı. (2) Ekmek ve diğer hamur işlerinin yaygın tüketimi, kültürel alışkanlığın sonucudur. Bu yönüyle; ekmek ve diğer hamur işlerinin dolayısıyla simidin Devrekte tüketimi, antropolojik niteliktedir.
Fırın sözcüğüne karşılık gelen ekmek pişirilen ev deyiminin eski Türkçede kullanıldığı görülmektedir. Ekmek pişirmede kullanılan yere tandır denilmiştir. Tandır ekmeğin pişirildiği ocak anlamında da kullanılmıştır. Gömeç; külde pişirilen ekmekler arasında yer almaktadır. Gömeç ya da Kömeç; küle gömülerek pişirilen ekmek veya çörek demektir. (3) Fırın; tavanı tonoz şeklinde, önünde bir tek delik bulunan ve ekmek türevlerini pişirmede kullanılan, aynı zamanda satışının yapıldığı işyeri anlamındadır.(4) Simit ise Mevlevi tabirlerindendir. Sikkenin üzerine destarın altına sarılan bez hakkında kullanılan deyimdir. Pamuktan yapılır, sarık bunun üstüne sarılırdı.(5) Gündelik hayatta tüketilen hamur işine simit denilmesinin nedeni Mevlevi başlığına benzemesi nedeniyledir. Simitçi ise; sekbanlar fırınında çalışanların, sanatkârların ilk kademesindekilere verilen addır. Daha eskilerine hamurkâr denildiği bilinmektedir. Saray fırınında da bu adla çalışan sanatkârlar vardı. (6) Günümüzde ise simit denilince; halka şeklinde bir çeşit susamlı çörek akla gelmektedir. Simitçi; simit fırınını işleten ve simit satan kimselere denilmektedir. (7) Simidin saraya özgü bir çörek olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim Bolu Sancağından istanbulda padişah, sadrazam, vezir ve nice paşanın sarayında baş aşçılık yapan yemek ustalarının varlığı tarihi bir gerçektir. (8) Devrekte simit yapımının, istanbul da çalışan aşçılar vasıtasıyla başladığını söylemek yerinde olacaktır.
Devrekte resmi kayıtlara geçen ilk fırına 1856da rastlanılmaktadır. Devrekteki fırının sahibi Fatma Zehra hanımdır. Sahibi olduğu ekmek fırınına Zaptiye Nazırı Devrekli izzet paşa tarafından müdahale edildiği anlaşılmaktadır. izzet Paşanın Devrekte Irmak kenarında, 1944 Bolu-Gerede depreminde hasar görüp yıkılan Şemsi Paşa camisi yakınında yaptırdığı bir malikânesi bulunduğu, Osmanlı arşiv belgelerinde yer almaktadır. izzet Paşa, 1857de vefat etmiştir. (9) Fatma Zehra Hanımın sahibi olduğu ekmek fırını ile ilgili süreç, arşiv belgelerine söyle yansımaktadır; 10.01.1856 Perşembe tarihli Osmanlı arşiv belgesinde; Bolu'nun Devrek kazasında Ram ve ekmek fırınına yapılan müdahale hakkında görüş belirtilmesi istenmektedir. (10) 03.02.1856 Pazar, Fatma Hatun'un mutasarrıf olduğu ev ve fırına Zaptiye Müşiri tarafından yapılan müdahale hakkında tahkikat yapılması gündeme gelmiştir. (11)
15.01.1857 Perşembe, Fatma Zehra Hanım'ın, Bolu'daki değirmen ve fırından dolayı bazı isteklerini havi (içeren) arzuhalin gönderildiği görülmektedir. (12) 16.02.1857 Pazartesi, Bolu'da Fatma Hanım'ın mutasarrıf olduğu değirmen ve fırın ile ilgili anlaşmazlığın halledilmesi talep edilmektedir. (13) Anlaşmazlığın çözümü için, yaşlılığı ve rahatsızlığı nedeniyle istanbula gidemeyen Fatma Zehra Hanımın yerine kızını göndermek istediği, 14.08.1857 Cuma tarihli arşiv belgesindeki; Fatma Hatun'un kerimesinin Dersaadet'e gelmesi için mürur tezkiresi (yol izni / seyahat belgesi) verilmesi talebinden anlaşılmaktadır. (14) 17.01.1857 Cumartesi tarihli arşiv belgesinde yer alan; izmit'ten Ankara'ya kadar olan posta yollarının tamiri ve buralarda han ve ekmekçi dükkânı inşa etmek isteyenlerin tahkiki emrinden, fırın işletmecilerinin belirli kurallara uygun olup olmadıklarının araştırıldığı, önüne gelenin fırın açmasının mümkün olmadığı görülmektedir. (15)
--spoiler--
bir tuzlu, gevrek olanı bir de pekmezli tatlı olanı alın. gevreği kahvaltıda tatlı olanı tek başına yiyin. ikisi de güzel. ancak püf noktası fırından çıktığı gibi sıcak sıcak yemek.
simit değil de devreği küçük almanya diye biliyorum ..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar