bugün
- kedi9
- izmir de giyimiyle başkaldıran erkek7
- milli takımı destekleme zorunluğu5
- naber lan it diye mesaj atan sevgili8
- babanın ölmesi7
- başkanlık sisteminden beri her şeyin kötü gitmesi13
- lgs 20263
- milli futbolcuların sigara içtiği iddiası5
- uzun samsun2
- kötülük yapan kişiye verilecek en güzel cevap2
- 13 haziran2
- neden yalnızsın5
- birgün gazetesi'nin namaza düşmanlık etmesi6
- sana vurana sen de vur diyen ebeveyn13
- gazze de can kaybı 72 bin 993'e yükseldi5
- sokrates'in soru sorarak günü kurtarması3
- en iyi antidepresan11
- her şey olabilecekken hiçbir bok olamamak2
- true denilen yazar18
- uludağ sözlük bitmiş4
- yahudi madalyası almış gürcü5
- o kadar zengin olmak ki ölümü yenememek15
- erkeksii bayan buse6
- zall sözlüğü bizzat takip ediyor22
- diyanetin abd'deki villaları15
- sözlükte başlayan aşklar4
- 30 il için sarı kodlu uyarı2
- chp'nin hali ne olacak53
- zengin kaltakları4
- zaman baba bey biraderin bey birader olması3
- barış yarkadaş7
- psikiyatristin size soğuk davranması6
- çalışma saatleri2
- şanzıman ustalarının aylık 200k para kazanması2
- deniz şortunun içine boxer giyilir mi sorunsalı16
- naber lan göt diye mesaj atan kız2
- mor semsiyeli yabanci16
- üniversite mezunu olmak için üniversite okumak8
- başlık düzeltmesi yapamama sorunu2
- milli takım şarkısının akp tarafından üretilmesi16
- başka sözlükler heves uludağ bir tutkudur4
- tanrıyı güldürmek için yapılacak şeyler3
- playstation3
- hayatında bir kere bile sigara içmemiş yazarlar7
- anın görüntüsü19
- yılan4
- iyi öpüşmek için yapılması gerekenler16
- fas2
- insanlığa katkısı olmayan üniversite mezunu4
- iğrenç bulup ama genede bağımlılık şeyler2
zonguldak ilçesi devrek'in ünü türkiye sınırlarını aşmış simididir.
--spoiler--
Türkiyenin lezzet haritasında Devrek Simidinin ayrı bir yeri, damaklarda ayrı bir tadı vardır. Lakin ünü Türkiye sınırlarının aşan Devrek Simidi ile ilgili geniş kapsamlı araştırma yapılmaması düşündürücüdür. Simit, susamla kaplı yuvarlak biçimli ekmeklere verilen genel addır. Türkiye ve Yunanistan'da yaygın olarak tüketilen simide Yunanistan'da kuluri adı verilir. Kültürlere göre değişkenlik gösterse de simidin gevrek olması tercih edilir. Zonguldak ilinin lezzet haritasında; Çaycuma yoğurdu, Osmanlı çileği, Devrek Simidi, beyaz baklava, kızılcık, cevizli dolma yer alır. Devrek deyince bastonu ve simidi akla gelmektedir. Kendiside Zonguldak Ereğlili olan Mehmet Şevket Eygi; Devrekin Simidi çok meşhurmuş. Dört beş simit aldım demektedir. (1) Devrekte Ne yenir? Elbette; Devrekte çörek, simit, cevizli ekmek(kömeç), beyaz baklava, ceviz içi kapaklı börek, etli yaprak sarması yenilir. Bu soru ve cevabını, hemen hemen yolu Devrekten geçen her insan bilir. Çok değil daha 4050 yıl öncesi Devrekte; kutsal kandil gecelerinde, cevizli yufka böreği yapılıp cami önünde dağıtılırdı. (2) Ekmek ve diğer hamur işlerinin yaygın tüketimi, kültürel alışkanlığın sonucudur. Bu yönüyle; ekmek ve diğer hamur işlerinin dolayısıyla simidin Devrekte tüketimi, antropolojik niteliktedir.
Fırın sözcüğüne karşılık gelen ekmek pişirilen ev deyiminin eski Türkçede kullanıldığı görülmektedir. Ekmek pişirmede kullanılan yere tandır denilmiştir. Tandır ekmeğin pişirildiği ocak anlamında da kullanılmıştır. Gömeç; külde pişirilen ekmekler arasında yer almaktadır. Gömeç ya da Kömeç; küle gömülerek pişirilen ekmek veya çörek demektir. (3) Fırın; tavanı tonoz şeklinde, önünde bir tek delik bulunan ve ekmek türevlerini pişirmede kullanılan, aynı zamanda satışının yapıldığı işyeri anlamındadır.(4) Simit ise Mevlevi tabirlerindendir. Sikkenin üzerine destarın altına sarılan bez hakkında kullanılan deyimdir. Pamuktan yapılır, sarık bunun üstüne sarılırdı.(5) Gündelik hayatta tüketilen hamur işine simit denilmesinin nedeni Mevlevi başlığına benzemesi nedeniyledir. Simitçi ise; sekbanlar fırınında çalışanların, sanatkârların ilk kademesindekilere verilen addır. Daha eskilerine hamurkâr denildiği bilinmektedir. Saray fırınında da bu adla çalışan sanatkârlar vardı. (6) Günümüzde ise simit denilince; halka şeklinde bir çeşit susamlı çörek akla gelmektedir. Simitçi; simit fırınını işleten ve simit satan kimselere denilmektedir. (7) Simidin saraya özgü bir çörek olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim Bolu Sancağından istanbulda padişah, sadrazam, vezir ve nice paşanın sarayında baş aşçılık yapan yemek ustalarının varlığı tarihi bir gerçektir. (8) Devrekte simit yapımının, istanbul da çalışan aşçılar vasıtasıyla başladığını söylemek yerinde olacaktır.
Devrekte resmi kayıtlara geçen ilk fırına 1856da rastlanılmaktadır. Devrekteki fırının sahibi Fatma Zehra hanımdır. Sahibi olduğu ekmek fırınına Zaptiye Nazırı Devrekli izzet paşa tarafından müdahale edildiği anlaşılmaktadır. izzet Paşanın Devrekte Irmak kenarında, 1944 Bolu-Gerede depreminde hasar görüp yıkılan Şemsi Paşa camisi yakınında yaptırdığı bir malikânesi bulunduğu, Osmanlı arşiv belgelerinde yer almaktadır. izzet Paşa, 1857de vefat etmiştir. (9) Fatma Zehra Hanımın sahibi olduğu ekmek fırını ile ilgili süreç, arşiv belgelerine söyle yansımaktadır; 10.01.1856 Perşembe tarihli Osmanlı arşiv belgesinde; Bolu'nun Devrek kazasında Ram ve ekmek fırınına yapılan müdahale hakkında görüş belirtilmesi istenmektedir. (10) 03.02.1856 Pazar, Fatma Hatun'un mutasarrıf olduğu ev ve fırına Zaptiye Müşiri tarafından yapılan müdahale hakkında tahkikat yapılması gündeme gelmiştir. (11)
15.01.1857 Perşembe, Fatma Zehra Hanım'ın, Bolu'daki değirmen ve fırından dolayı bazı isteklerini havi (içeren) arzuhalin gönderildiği görülmektedir. (12) 16.02.1857 Pazartesi, Bolu'da Fatma Hanım'ın mutasarrıf olduğu değirmen ve fırın ile ilgili anlaşmazlığın halledilmesi talep edilmektedir. (13) Anlaşmazlığın çözümü için, yaşlılığı ve rahatsızlığı nedeniyle istanbula gidemeyen Fatma Zehra Hanımın yerine kızını göndermek istediği, 14.08.1857 Cuma tarihli arşiv belgesindeki; Fatma Hatun'un kerimesinin Dersaadet'e gelmesi için mürur tezkiresi (yol izni / seyahat belgesi) verilmesi talebinden anlaşılmaktadır. (14) 17.01.1857 Cumartesi tarihli arşiv belgesinde yer alan; izmit'ten Ankara'ya kadar olan posta yollarının tamiri ve buralarda han ve ekmekçi dükkânı inşa etmek isteyenlerin tahkiki emrinden, fırın işletmecilerinin belirli kurallara uygun olup olmadıklarının araştırıldığı, önüne gelenin fırın açmasının mümkün olmadığı görülmektedir. (15)
--spoiler--
--spoiler--
Türkiyenin lezzet haritasında Devrek Simidinin ayrı bir yeri, damaklarda ayrı bir tadı vardır. Lakin ünü Türkiye sınırlarının aşan Devrek Simidi ile ilgili geniş kapsamlı araştırma yapılmaması düşündürücüdür. Simit, susamla kaplı yuvarlak biçimli ekmeklere verilen genel addır. Türkiye ve Yunanistan'da yaygın olarak tüketilen simide Yunanistan'da kuluri adı verilir. Kültürlere göre değişkenlik gösterse de simidin gevrek olması tercih edilir. Zonguldak ilinin lezzet haritasında; Çaycuma yoğurdu, Osmanlı çileği, Devrek Simidi, beyaz baklava, kızılcık, cevizli dolma yer alır. Devrek deyince bastonu ve simidi akla gelmektedir. Kendiside Zonguldak Ereğlili olan Mehmet Şevket Eygi; Devrekin Simidi çok meşhurmuş. Dört beş simit aldım demektedir. (1) Devrekte Ne yenir? Elbette; Devrekte çörek, simit, cevizli ekmek(kömeç), beyaz baklava, ceviz içi kapaklı börek, etli yaprak sarması yenilir. Bu soru ve cevabını, hemen hemen yolu Devrekten geçen her insan bilir. Çok değil daha 4050 yıl öncesi Devrekte; kutsal kandil gecelerinde, cevizli yufka böreği yapılıp cami önünde dağıtılırdı. (2) Ekmek ve diğer hamur işlerinin yaygın tüketimi, kültürel alışkanlığın sonucudur. Bu yönüyle; ekmek ve diğer hamur işlerinin dolayısıyla simidin Devrekte tüketimi, antropolojik niteliktedir.
Fırın sözcüğüne karşılık gelen ekmek pişirilen ev deyiminin eski Türkçede kullanıldığı görülmektedir. Ekmek pişirmede kullanılan yere tandır denilmiştir. Tandır ekmeğin pişirildiği ocak anlamında da kullanılmıştır. Gömeç; külde pişirilen ekmekler arasında yer almaktadır. Gömeç ya da Kömeç; küle gömülerek pişirilen ekmek veya çörek demektir. (3) Fırın; tavanı tonoz şeklinde, önünde bir tek delik bulunan ve ekmek türevlerini pişirmede kullanılan, aynı zamanda satışının yapıldığı işyeri anlamındadır.(4) Simit ise Mevlevi tabirlerindendir. Sikkenin üzerine destarın altına sarılan bez hakkında kullanılan deyimdir. Pamuktan yapılır, sarık bunun üstüne sarılırdı.(5) Gündelik hayatta tüketilen hamur işine simit denilmesinin nedeni Mevlevi başlığına benzemesi nedeniyledir. Simitçi ise; sekbanlar fırınında çalışanların, sanatkârların ilk kademesindekilere verilen addır. Daha eskilerine hamurkâr denildiği bilinmektedir. Saray fırınında da bu adla çalışan sanatkârlar vardı. (6) Günümüzde ise simit denilince; halka şeklinde bir çeşit susamlı çörek akla gelmektedir. Simitçi; simit fırınını işleten ve simit satan kimselere denilmektedir. (7) Simidin saraya özgü bir çörek olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim Bolu Sancağından istanbulda padişah, sadrazam, vezir ve nice paşanın sarayında baş aşçılık yapan yemek ustalarının varlığı tarihi bir gerçektir. (8) Devrekte simit yapımının, istanbul da çalışan aşçılar vasıtasıyla başladığını söylemek yerinde olacaktır.
Devrekte resmi kayıtlara geçen ilk fırına 1856da rastlanılmaktadır. Devrekteki fırının sahibi Fatma Zehra hanımdır. Sahibi olduğu ekmek fırınına Zaptiye Nazırı Devrekli izzet paşa tarafından müdahale edildiği anlaşılmaktadır. izzet Paşanın Devrekte Irmak kenarında, 1944 Bolu-Gerede depreminde hasar görüp yıkılan Şemsi Paşa camisi yakınında yaptırdığı bir malikânesi bulunduğu, Osmanlı arşiv belgelerinde yer almaktadır. izzet Paşa, 1857de vefat etmiştir. (9) Fatma Zehra Hanımın sahibi olduğu ekmek fırını ile ilgili süreç, arşiv belgelerine söyle yansımaktadır; 10.01.1856 Perşembe tarihli Osmanlı arşiv belgesinde; Bolu'nun Devrek kazasında Ram ve ekmek fırınına yapılan müdahale hakkında görüş belirtilmesi istenmektedir. (10) 03.02.1856 Pazar, Fatma Hatun'un mutasarrıf olduğu ev ve fırına Zaptiye Müşiri tarafından yapılan müdahale hakkında tahkikat yapılması gündeme gelmiştir. (11)
15.01.1857 Perşembe, Fatma Zehra Hanım'ın, Bolu'daki değirmen ve fırından dolayı bazı isteklerini havi (içeren) arzuhalin gönderildiği görülmektedir. (12) 16.02.1857 Pazartesi, Bolu'da Fatma Hanım'ın mutasarrıf olduğu değirmen ve fırın ile ilgili anlaşmazlığın halledilmesi talep edilmektedir. (13) Anlaşmazlığın çözümü için, yaşlılığı ve rahatsızlığı nedeniyle istanbula gidemeyen Fatma Zehra Hanımın yerine kızını göndermek istediği, 14.08.1857 Cuma tarihli arşiv belgesindeki; Fatma Hatun'un kerimesinin Dersaadet'e gelmesi için mürur tezkiresi (yol izni / seyahat belgesi) verilmesi talebinden anlaşılmaktadır. (14) 17.01.1857 Cumartesi tarihli arşiv belgesinde yer alan; izmit'ten Ankara'ya kadar olan posta yollarının tamiri ve buralarda han ve ekmekçi dükkânı inşa etmek isteyenlerin tahkiki emrinden, fırın işletmecilerinin belirli kurallara uygun olup olmadıklarının araştırıldığı, önüne gelenin fırın açmasının mümkün olmadığı görülmektedir. (15)
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
güncel Önemli Başlıklar