bugün
- yagmurcu çık açıkla6
- queen ravennanın aşırı güzel olması7
- camgöz balık ekmek4
- arap götü8
- 99 lu sevgiliye güz gülleri kaseti hediye etmek4
- filiz makarna'nın türkiye buğdayı skandalı16
- tanımadığı kadına tokat atan adam12
- kırıkkaleli olmak istemek4
- yazarların akşama dair planları7
- tren4
- mazot 3 euro olabilirmiş2
- kale3112 tarzı entry girmek8
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı27
- doların 50 tl olması7
- topla topla topla2
- yagmurcu3
- her gün 1 litre kola içersek ne olur10
- 3 gündür eksi yemiyorum2
- iskilipli atıf hoca20
- kablosuz mouse12
- traveler of secret moments tarzı enrty girmek13
- sürekli çalışmak zorunda olmamız8
- ormanda bir kulübede feci şekilde ölmeli film2
- ahmet3
- true niye hala çaylak5
- favlayan yazarın asıl amacı12
- fb'nin inanılmaz başarısı5
- al pacino denince akla gelen ilk film2
- ne oldu2
- çocukluğu hatırlatan tatlar4
- alt tarafı bir alet kahraman sensin2
- sözlükteki kuzucuklarım6
- hoşlanılan kızı başkasının favlaması8
- robert de niro denince akla gelen ilk film8
- somali de türk bayrağı yakılması5
- yeni bir işe başlarken akıldan geçenler5
- sözlük kürdü55
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi8
- emre belözoğlu3
- yogartiksen6
- esra'yı aç esra'yı9
- abdullah öcalana'ın yeni konutuna taşınması20
- songül karlı5
- anın görüntüsü32
- millette manyak para var21
- istanbul şu an hafif yağmurlu 17 derece2
- ahmet nazif zorlu8
- ismail kartal17
- ali kemal porno film çekerken mi yakalan mış2
- kasım ayının beraberinde getirdikleri6
Günümüzde, Rönesans la birlikte ortaya çıkan hümanizm akımının yaratıcılarından ve en büyük temsilcilerinden biri olarak bilinen Rotterdamlı Erasmus, 1465 yılında Hollanda'nın Rotterdam kentinde doğdu. Bugünkü ortaöğrenimi karşılayan bir öğrenim döneminin ardından Augustin tarikatına girerek rahip oldu. Ancak hiçbir zaman geleneksel anlamda bir rahip olarak etkinlik gösteremedi; kendini daha çok bilime adamak istediği gerekçesiyle, dini makamlardan "cüppe giymeme" iznini aldı. Paris Üniversitesi'ne devam etti. 1499'da ingiltere'ye gittiğinde, john Colet, Thomas Morus (More) gibi aydınlarla tanıştı ve bu dostluklarla ufku daha da genişledi.
Papalığın düşünceler üzerinde kurduğu hegemonyaya karşı çıkarak, gerçek Hıristiyanlık ruhunu antik çağın yalınlığında aradı. Güzel sanatların ve bilimlerin yayılmasını, Avrupa'nın ortak bir sanat ve bilim anlayışının çatısı altında birleşmesini, hümanizmin birinci koşulu saydı. Özgün yapıtlarıyla ve çevirileriyle antik çağ düşüncesinin Avrupa'da yayılmasına çok büyük katkılarda bulundu. Martin Luther'in reformları başladığında, kilisenin yenilenmesi görüşüne katılmakla birlikte, Hıristiyan dünyasının kargaşaya, parçalanmaya sürüklenmesine şiddetle karşı çıktı.
1536'da Basel'de öldüğünde Avrupa'nın düşünce yaşamında papaların bile ziyaretine geldikleri bir kişi olacak kadar saygın bir yer edinmişti.
Deliliğe Övgü (özgün adıyla: Morias enkomion seu laus stultitiae),Erasmus'un canlılığını, geçerliliğini ve çekiciliğini günümüze değin değişmeden koruyabilmiş tek yapıtıdır. Bu küçük kitabın taslağını 1509 yazında, italya'dan ingiltere'ye yaptığı yolculuk sırasında çıkaran Erasmus, yazma işini ingiltere'de, dostu Thomas Morus'un evine vardıktan kısa süre sonra gerçekleştirdi; kitabı da Thomas Morus'a adadı. Yapıtını birkaç gün gibi kısacık bir sürede tamamlayan Erasmus, bu arada hiçbir kitaptan yararlanmadı.
Gülmece türündeki yapıta egemen olan iki temel görüş vardır. Bunlardan birine göre gerçek bilgelik, deliliktir. Öteki görüşe göre ise kendini bilge sanmak, gerçek deliliktir. insana yeryüzünde yaşama gücü kazandıran şey, gerçek bilge olma niteliğiyle doğrudan doğruya deliliğin kendisidir. Kitapta delilik (stultitia) , kendi kendisine övgüler düzer; bu arada çocuklukta ve yaşlılıkta, aşkta, evlilikte ve dostlukta, politikada ve savaşta, yazında ve bilimde deliliğin nasıl her zaman egemen olduğu gösterilir.
Tüm uğraş alanları, bu arada özellikle din kurumu ve din adamları bu panorama çerçevesinde sergilenir. Deliliği konuşturma kisvesi altında Erasmus, çağının kilisesine ve o kilisenin mensuplarına en acımasız eleştirileri yöneltir. Bu niteliğiyle Deliliğe Övgü çağlar boyunca bağnazlığa karşı kaleme alınmış en yetkin düzeydeki başyapıtlardan biri olmuştur. Yapıtın yazılışım izleyen sonraki yüzyıllarda -haklı olarak- düşünce düzeyindeki bağnazlığın her türlüsüne yönelen bir eleştiri diye yorumlanması, belki de bugüne değin koruduğu kalıcılığın baş nedenidir.
Yazınsal açıdan Deliliğe Övgü, Latin ozanı Horatius'un "hakikati gülerek söylemek" ilkesinin belki de en yetkin örneğidir. Biçim açısından Erasmus, yapıtını kaleme alırken daha önce yapıtlarım çevirdiği Lukianos ve Libanios'tan da esinlenmiştir. *
Papalığın düşünceler üzerinde kurduğu hegemonyaya karşı çıkarak, gerçek Hıristiyanlık ruhunu antik çağın yalınlığında aradı. Güzel sanatların ve bilimlerin yayılmasını, Avrupa'nın ortak bir sanat ve bilim anlayışının çatısı altında birleşmesini, hümanizmin birinci koşulu saydı. Özgün yapıtlarıyla ve çevirileriyle antik çağ düşüncesinin Avrupa'da yayılmasına çok büyük katkılarda bulundu. Martin Luther'in reformları başladığında, kilisenin yenilenmesi görüşüne katılmakla birlikte, Hıristiyan dünyasının kargaşaya, parçalanmaya sürüklenmesine şiddetle karşı çıktı.
1536'da Basel'de öldüğünde Avrupa'nın düşünce yaşamında papaların bile ziyaretine geldikleri bir kişi olacak kadar saygın bir yer edinmişti.
Deliliğe Övgü (özgün adıyla: Morias enkomion seu laus stultitiae),Erasmus'un canlılığını, geçerliliğini ve çekiciliğini günümüze değin değişmeden koruyabilmiş tek yapıtıdır. Bu küçük kitabın taslağını 1509 yazında, italya'dan ingiltere'ye yaptığı yolculuk sırasında çıkaran Erasmus, yazma işini ingiltere'de, dostu Thomas Morus'un evine vardıktan kısa süre sonra gerçekleştirdi; kitabı da Thomas Morus'a adadı. Yapıtını birkaç gün gibi kısacık bir sürede tamamlayan Erasmus, bu arada hiçbir kitaptan yararlanmadı.
Gülmece türündeki yapıta egemen olan iki temel görüş vardır. Bunlardan birine göre gerçek bilgelik, deliliktir. Öteki görüşe göre ise kendini bilge sanmak, gerçek deliliktir. insana yeryüzünde yaşama gücü kazandıran şey, gerçek bilge olma niteliğiyle doğrudan doğruya deliliğin kendisidir. Kitapta delilik (stultitia) , kendi kendisine övgüler düzer; bu arada çocuklukta ve yaşlılıkta, aşkta, evlilikte ve dostlukta, politikada ve savaşta, yazında ve bilimde deliliğin nasıl her zaman egemen olduğu gösterilir.
Tüm uğraş alanları, bu arada özellikle din kurumu ve din adamları bu panorama çerçevesinde sergilenir. Deliliği konuşturma kisvesi altında Erasmus, çağının kilisesine ve o kilisenin mensuplarına en acımasız eleştirileri yöneltir. Bu niteliğiyle Deliliğe Övgü çağlar boyunca bağnazlığa karşı kaleme alınmış en yetkin düzeydeki başyapıtlardan biri olmuştur. Yapıtın yazılışım izleyen sonraki yüzyıllarda -haklı olarak- düşünce düzeyindeki bağnazlığın her türlüsüne yönelen bir eleştiri diye yorumlanması, belki de bugüne değin koruduğu kalıcılığın baş nedenidir.
Yazınsal açıdan Deliliğe Övgü, Latin ozanı Horatius'un "hakikati gülerek söylemek" ilkesinin belki de en yetkin örneğidir. Biçim açısından Erasmus, yapıtını kaleme alırken daha önce yapıtlarım çevirdiği Lukianos ve Libanios'tan da esinlenmiştir. *
deliliğe övgü isimli eserin yazarı,filozof.
insanı olaya başka başka yerlerden bakmaya sürükleyen bi kitap ayrıca deliliğe övgü.
insanı olaya başka başka yerlerden bakmaya sürükleyen bi kitap ayrıca deliliğe övgü.
(bkz: Deliliğe Övgü)
hakikati gülerek söyleyen, deliliğe övgünün yazarı humanizmin fikir babası, esin ve ilham verici yüce şahsiyet. mafyayla bağlantısı olmadığı için türk gençleri arasında pek popüler değildir ama başta üniversite gençliği olmak üzere tüm batılılar tarafından saygı duyulan bir düşünürdür.
içimde erasmus sancısı, kılıcımı tüm dar fikirlere ve insanı temel almayan ideolojilere çekiyorum. benim ruhum gezegendeki en büyük güç. çünkü ona tanrı kendi ruhunu üfledi. tanrı kendi yarattığı her şeyi sevmemizi istiyor bizden, kayıtsız koşulsuz. din için savaşmak hristiyan ya da müslüman din adamlarının mevki makam çıkar kaygılarından doğmuş kışkırtmalardır.
bu söylediklerim delilik gibi geliyorsa, erasmus bunu öven bir ermiştir, mevlanadır, yunustur.
içimde erasmus sancısı, kılıcımı tüm dar fikirlere ve insanı temel almayan ideolojilere çekiyorum. benim ruhum gezegendeki en büyük güç. çünkü ona tanrı kendi ruhunu üfledi. tanrı kendi yarattığı her şeyi sevmemizi istiyor bizden, kayıtsız koşulsuz. din için savaşmak hristiyan ya da müslüman din adamlarının mevki makam çıkar kaygılarından doğmuş kışkırtmalardır.
bu söylediklerim delilik gibi geliyorsa, erasmus bunu öven bir ermiştir, mevlanadır, yunustur.
Humanizm akımının babası diye tarif edebileceğimiz idamı göze alıp deliliğe methiye kitabını yazmış olan düşünür. (bkz: Humanizm)
Rotterdamlı Erasmus, hangi yandadır, öğrenmek istedim.Ama bir tacir şu karşılığı verdi bana:
"Erasmus est pro se." (Erasmus kendinden yanadır)
Epistolae obscurorum virorum, 1515
"Erasmus est pro se." (Erasmus kendinden yanadır)
Epistolae obscurorum virorum, 1515
dehasını tartışmaya gerek olmayan yazar. tamam, her şeyin delilikten gelip deliliğe döneceği tezini gayet geyik tavırlarla ortaya koymuştur. ama kadını delilerin en yücesi ilan etmesi geçmişinin bir bölümünü sezdiriyor. ya da normal dozda sıradan 'kadın genellemelerine' değinmeden geçememiştir. bilinmez.
romalı düşünür quintilianus gibi "didaktik" kavramını kullanarak, baskıya dayalı sert disipline karşı olduğunu vurgulamıştır. ayrıca eşyalardan kelimelere değil, kelimelerden eşyalara ulaşılması gerektiğini belirterek, anlatımın önemliliği üzerinde durmuştur.
bu insan büyük bir insan gerçekten.
ruhu karşısında saygıyla eğilmek lazım. reform diye bir şey yapıldı ise sayesindedir.
http://en.wikipedia.org/w...e:HolbeinErasmusHands.jpg
ruhu karşısında saygıyla eğilmek lazım. reform diye bir şey yapıldı ise sayesindedir.
http://en.wikipedia.org/w...e:HolbeinErasmusHands.jpg
erasmus denince akla gelecek son kişidir kendisi. çık sokağa sor ismini, herkes "meme", "sabaha kadar yiyişmek", "college party", "polonyalı kızlar" der.
(bkz: deliliğe övgü) oysa bir deli bu kadar mı akıllıca düşünür?*
--spoiler--
insanın her şeyi iyi tanımasını engelleyen iki şey vardır: Biri ruhunun önüne perde çeken utanma, öteki de kendisine tehlikeyi gösterip büyük işlemlere girişmekten yüz çevirten korku.
--spoiler--
--spoiler--
insanın her şeyi iyi tanımasını engelleyen iki şey vardır: Biri ruhunun önüne perde çeken utanma, öteki de kendisine tehlikeyi gösterip büyük işlemlere girişmekten yüz çevirten korku.
--spoiler--
deliliğe övgü kitabının yazarıdır.
hümanist düşünür (1469-1536), avrupa birliği mantığının oluşmasına taa yaşadığı rönesans döneminden katkıda bulunmuştur.
dostu ve ütopia'nın yazarı thomas more'u eğlendirmek için bir yolculuk sırasında 1 haftada yazdığı "deliliğe övgü" adlı eserinde şu soruyu sorar:
"insanoğlunun tüm zincirlerinden kurtulmasını ve salt özgürlüğe ulaşmasını sağlayan delilik değil midir?"
tarkan da bunun üzerine "kır zincirlerini" şarkısını yazmıştır.
"kır zincirlerini gel, aşka kanalım seninle. yum gözlerini soluksuz uçalım göklerde."
dostu ve ütopia'nın yazarı thomas more'u eğlendirmek için bir yolculuk sırasında 1 haftada yazdığı "deliliğe övgü" adlı eserinde şu soruyu sorar:
"insanoğlunun tüm zincirlerinden kurtulmasını ve salt özgürlüğe ulaşmasını sağlayan delilik değil midir?"
tarkan da bunun üzerine "kır zincirlerini" şarkısını yazmıştır.
"kır zincirlerini gel, aşka kanalım seninle. yum gözlerini soluksuz uçalım göklerde."
savaşı sadece türklerle olacak ise meşru gören yazar.
deliliğe övgü kitabını herkese tavsiye ettiğim düşünürdür. o kadar doğru tespitleri vardır ki.
mezarının basel'de bir katedralin bahçesinde olduğu söylenen, ancak gidip gördüğümde katedralin içinde sembolik mezarıyla karşılaştığım düşünür.
Zweig kendisini “ bütün özgürler gibi yalnız, bütün yalnızlar gibi özgür” olarak tanımlamıştır. incil’i orjinali olan aramcadan çevirmiş ve o zamana kadar yerleşmiş olan bir hatayı tespit ederek hristiyanlığın en büyük dogmalarından birini yıkmıştır. Erasmus’tan önceki çevirilerde Musa Tuva’dan indiğinde başında boynuz ( kern) vardı. Ancak Erasmus bunun Nur ( gern) olduğunu anlamış ve bu şekilde çevirmiştir.
Ayrıca ilk ismi “ istenen “ demektir Latince’de.
Ayrıca ilk ismi “ istenen “ demektir Latince’de.
''deliliğe övgü'' adlı bir kitabı vardır ki, bunu okumadan geçen yıllarıma yanarım. herkesin okuması gereken bir kitap.
Thomas more'un kankası.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar