bugün
- velvet55
- yazarların favori giyim markası14
- geceleri bir kadına sarılıp uyuyamamak9
- yakışıklı erkek denince akla gelen isim10
- friedrich hegel la bi cay icek14
- ölmedeyiz uludağ sözlük6
- seninle sevişirken ölmek istiyorum7
- sözlüğün en harbi kızı8
- inanılmaz sıkıcısınız ya6
- sözlük yazarlarının 2027 kararları6
- sözlüğün en harbi erkeği7
- okul zorunluluğu2
- migros'a sorulacak tek soru24
- arabayla dağdan inerken dinlenecek şarkılar9
- israile atom bombası atmak8
- sözlüğün en cool erkek yazarı6
- sözlük yazarlarının karşılaştığı garip olaylar9
- osuruktan şiirler61
- kadınların cinsel başlıkları eksilemesi7
- 2026 ekonomik krizi17
- öz eleştiri yaparken dikkat edilmesi gerekenler4
- insan olmaya ceyrek kala15
- geceye bir şarkı bırak10
- michel foucault3
- kendi klanına laf edilince hoplamak6
- hayattaki en değerli şeyler8
- spor ayakkabı5
- sekiz aydır masturbasyon yapmıyor olmak7
- tadej pogacar2
- kova burcunun su grubu yerine hava grubunda olması5
- manyak olmaya karar verdim3
- yargıya güvenen varsa yazsın9
- aleksey batrakov28
- bir sözlük yazarını kıskanmak13
- sigara içmeyi bırakmak istememek8
- dudaktan öpüşmek neden seksle bağlantılı5
- persac2
- 20 ağustos 2026 trabzonspor ferencvaros maçı4
- sözlükte güzel kız olmaması sorunsalı8
- kadın2
- victor osimhen20
- evde soğuk kahve yapımı7
- zeka içerikli entry vs bilgi içerikli entry8
- mutlu ama uzak olsun12
- kadınları aşağılamanın moda olması7
- sözlükte tek kalsanız yazmaya devam eder misiniz3
- migros'tan alışveriş yapınca elit olduğunu sanmak6
- alparslan kuytul15
- bilinçaltı algılama6
- veriye güvenmeyen yazılımcı2
kimsenin çekemediği yazar. ama güzel bir atasözü vardır.
(bkz: güneşin balçıkla sıvanamaması)
(ara: akıl fikir)
(bkz: güneşin balçıkla sıvanamaması)
(ara: akıl fikir)
ironi.
faşistlikle suçlanması, koca bir ironi.
faşistlikle suçlanması, koca bir ironi.
sozluk ahalisince cok begenilen yazar, vatana hayirli insan, iyi bir abla imis.
(bkz: allah misin ulan)
(bkz: allah misin ulan)
nick altına girilen entry'lerle istemeden olsa sözlükte harika bir fişleme yaratmış insan.
ne güzel anlatıyorlar kendilerini be sözlük o insanlar. zaten "türkan saylan ergenekon'dan kaçmak için öldü" şeklinde dengesiz, çarpık, gerizekalı bir iddiayı savunan kesimden ne beklersin ki?
boşver sen abla, yoluna devam et, arkandayız.
ne güzel anlatıyorlar kendilerini be sözlük o insanlar. zaten "türkan saylan ergenekon'dan kaçmak için öldü" şeklinde dengesiz, çarpık, gerizekalı bir iddiayı savunan kesimden ne beklersin ki?
boşver sen abla, yoluna devam et, arkandayız.
o sırça köşkünden çıkıp kürtlerle yüzleşmeye* gidiyor, samimiyetsiz oluyor.
o sırça köşkünde şatafatlı hayatına devam ediyor, ırkçılık yapmış, kürtleri insan yerine koymamış oluyor.
e ne yapsın bu yazar, ya da diğerleri?
sadece eğitim adına yapılan şu güzelim harekete bile bi art niyet, bi bölücülük ekliyorsunuz ya helal sizin gibilere.
bi aynaya bakın, esas samimiyet yoksunu kim?
o sırça köşkünde şatafatlı hayatına devam ediyor, ırkçılık yapmış, kürtleri insan yerine koymamış oluyor.
e ne yapsın bu yazar, ya da diğerleri?
sadece eğitim adına yapılan şu güzelim harekete bile bi art niyet, bi bölücülük ekliyorsunuz ya helal sizin gibilere.
bi aynaya bakın, esas samimiyet yoksunu kim?
yatağında kahvaltı yapmak varken, kıçını kaldırıp bu sıcakta bilmem kaç yüz km yol gitmiş, yine de kürtlere yaranamamış abladır.
dolu insan, cesur yürek. güzel sözleriyle insana cesaret veren, onurlandıran bir yapıya sahip yazar dostumuz. nice sohbetlere güzel paylaşımlara yelken açmak dileğiyle.
Yobazlar havlıyor. Başını öne eğme sakın bu ülkede senin gibileri oldukça yobazlar daha çok havlayacak.
mor çatı moderatörü, muhabbeti hoş, yardım sever, ulu bilge. *
yok böyle bir yazar.
yeni delhi'ye ya da livorno'ya yolu düşerse kendisine ne ısmarlasam karar veremediğim yazar, ablam.
büdüt: çüş lan sanki dinine sövdüm. bu ne eksi lan. *
büdüt: çüş lan sanki dinine sövdüm. bu ne eksi lan. *
rocco sıkı kemalist.
bulunduğu ortama enerji veren,içindeki çocuk ölmemiş, karadenizin duyarlı kızı, üşenmeden mardine yardım götürebilecek yüreklikte, yaşam karşısında dimdik durmak gibi bir yığın özelliği bir çırpıda sayılabilecek yazardır.
mardin markalı kemalist. mardin'e götürdüğü hizmetlerle kürtlerin utanmasını sağlamıştır.
kendisine getirilen her eleştiriye mardin'e yaptıkları* ile cevap verilmesi ilginçtir. kimi yazarların duyduğu endişenin ne kadar doğru olduğu görülüyor sanırım.
edit: bu arada hala kalbim mardin'de kaldı geyiği çeviriyor kişisel notunda!?
kendisine getirilen her eleştiriye mardin'e yaptıkları* ile cevap verilmesi ilginçtir. kimi yazarların duyduğu endişenin ne kadar doğru olduğu görülüyor sanırım.
edit: bu arada hala kalbim mardin'de kaldı geyiği çeviriyor kişisel notunda!?
düzlükte kendini dağ sanan tepecik.
çok ağır kemalist ve çok ağır laiktir.
kaldırmazsınız oğlum, uğraşmayın lan!
tabi bir de graben olup da kendisini everest sananlar vardır ki, evlerden ırak.
not: en alttaki kısım hiçkimseye herhangi cevabi bir nitelik taşımamakta, sözlük hakkında genel bir değerlendirmedir.
kaldırmazsınız oğlum, uğraşmayın lan!
tabi bir de graben olup da kendisini everest sananlar vardır ki, evlerden ırak.
not: en alttaki kısım hiçkimseye herhangi cevabi bir nitelik taşımamakta, sözlük hakkında genel bir değerlendirmedir.
tayfasıyla birlikte 'edi, büdü ve arkadaşları' modunda bir kitle oluşturmuşlar. tek başına olsa bu kadar sululuğu kaldırırdım ama böyle olunca 'kaldıramam' en iyisi 'uğraşmayalım'. hem boşu boşuna 'lan' olmayalım değil mi. e saçma sapan insanlarla uğraşırsan saçma sapan laflar işitirsin. hata benim.
sözlüğün iyi yazarlarından bir tanesidir. evet, doğrudur, it bu, hem ürer hem ürür...
çok kibar, aydın, düşüncelerini çekinmeden ve saygı çerçevesi dışına çıkmadan söyleyen yazar.
ihtiyacı olanlara kırtasiye yardımı yaptığı için bazı çevrelerde anti-pati toplamış yazardır. bu çevreler tarafından sevilmemesi çok normal çünkü onlar büyüklerinden deniz fenerinden din sömürüsü ile sosyal hizmetler adına toplanan yardımları nasıl cuka yapılacağını öğrendiler. doğaları gereği karşılık beklemeden, hiç tanımadığı insanlara çocuklara yardım götüren bir insanla karşılaştıklarında evrim teorisinin en başındaki basamağa gidiyorlar...
sanal ortamda kılıçlar keskin olur, dilin kemiği yoktur amenna ama klavye de çok yavşak be kardeşim, şuursuzca yazıyor insan, hatta hoyratça, nobranca, fütursuz ve patavatsızca...
şimdi bu güzel insan için öceden yazılmışların üzerine ekleyecek pek fazla bir şeyim yok lakin şu duruma ayar oluyorum, yahu bir insan bir başka insana kendini yazarak ne kadar anlatabilir?
neyi nasıl izah edebilir?
özellikle bir tartışma söz konusu ise, nasıl mümkün olabilir yazarak anlaşmak, uzlaşmak?
elbette bir nebze olabilir fakat asla içe sinmez, sağlam olmaz, hele taraflardan biri sırf polemik yaratmak için yazıyorsa... al sana bir kaya nerene dayarsan daya...
şu sözlükte yazmaya başladığım ilk günden beri derim ki; güzel kardeşim, yüzüme söyleyemeyeceğin şeyi burda yazma ! zira komik oluyorsun, samimiyetsiz ve yavşak oluyorsun aynı zamanda ( bu samimiyet mevzusu var bir de, cancis kunkiş miydi neydi, ona döneceğim bir ara )
burdan yazarak ben herkese her şeyi söyleyebilirim ki, bunda ne var, yazıyorsun sonuçta, hariçten gazel hesabı,
al eline klavyeni yaz aklına geleni ama yüzyüze olsak? burdaki fütursuzluğundan eser kalır mı acaba? adım gibi biliyorum ki kalmaz, adını söyleyemezsin belki de, daha önce örneğini çok gördük yiğidim, uzun lafın kısası, bu güzel insanı tanımadan, bilmeden dam dum konuşmayacaksın, konuşacaksan da, sanal ortamın kahpeliğini kullanmayacaksın işte o kadar.
'sen nerden biliyorsun güzel insan olduğunu?' dersen, ki dedin biliyorum;
yemek yedik, yola gittik, borç alıp verdik... diğer birçok arkadaşım gibi onunla da sözlükten tanıştık, bunlar bir şey ifade ediyordur sanırım? ötesi de bize kalsın, kendi aramızda geçen muhabbetleri sözlüğe taşıyıp, samimiyetsiz bir şekilde! canciş kunkiş olmanın bir anlamı yok !
şimdiiii, gelelim mardin mevzusuna, ulan çok kızdım ama ne yalan söyleyeyim çok da güldüm elimde olmadan,
sen günlerce hatta aylarca, sırf kendi çabalarınla, bir iyilik uğruna, ordan oraya koştur, geceleri uykusuz kal, gündüzleri bazen işinden feragat et, taaaa mardin'e kitap, kırtasiye gibi belki de en mantıklı yardımlardan birini yap
-ki sonrasında sıcağı sıcağına, ordaki doktorlarla görüşüp, ilaç ihtiyaçlarını da öğrenmiştir kendisi- sonra çıksın bir iki, güzel kardeşimiz ( bakın kötü demiyorum ) sadece ve sadece sanal ortamda yazmanın verdiği rahatlıkla dam dum konuşsun, yok efendim, göz boyuyormuş, yok efendim yapmacıkmış, yalanmış...
yahu mardin'e kitap yollamaktan bahsediyoruz, hatta ne yollaması, bizzat götürmekten, kaçınız yaptı bunu ya da buna benzer bir şeyi efendiler? kaçınızın çorbada tuzu oldu? sırf kendi fikir ve görüşlerinize ters bir iki kelamı oldu diye mi, bu narin konuyu kullanarak, düşüncesiz ve kusura bakmayın ama ahmakça polemik oluşturuyor ve güya aklınızca ayar veriyorsunuz?
e iyiymiş, yalnız şunu söylemeden geçemeyeceğim, bu yaptığınız şeyi yıllardır yapanlar var, bir yere varamadılar, troll ünvanı ve yedi gün yirmi dört saat kulaklarını çınlatan sinkaflı gazeller dışında bir şey kazanamadılar, yapmayın bence...
ona buna laf yetiştirene kadar, birer defter kitap da, siz alın da bir işe yarayın yiğitler...
şimdi bu güzel insan için öceden yazılmışların üzerine ekleyecek pek fazla bir şeyim yok lakin şu duruma ayar oluyorum, yahu bir insan bir başka insana kendini yazarak ne kadar anlatabilir?
neyi nasıl izah edebilir?
özellikle bir tartışma söz konusu ise, nasıl mümkün olabilir yazarak anlaşmak, uzlaşmak?
elbette bir nebze olabilir fakat asla içe sinmez, sağlam olmaz, hele taraflardan biri sırf polemik yaratmak için yazıyorsa... al sana bir kaya nerene dayarsan daya...
şu sözlükte yazmaya başladığım ilk günden beri derim ki; güzel kardeşim, yüzüme söyleyemeyeceğin şeyi burda yazma ! zira komik oluyorsun, samimiyetsiz ve yavşak oluyorsun aynı zamanda ( bu samimiyet mevzusu var bir de, cancis kunkiş miydi neydi, ona döneceğim bir ara )
burdan yazarak ben herkese her şeyi söyleyebilirim ki, bunda ne var, yazıyorsun sonuçta, hariçten gazel hesabı,
al eline klavyeni yaz aklına geleni ama yüzyüze olsak? burdaki fütursuzluğundan eser kalır mı acaba? adım gibi biliyorum ki kalmaz, adını söyleyemezsin belki de, daha önce örneğini çok gördük yiğidim, uzun lafın kısası, bu güzel insanı tanımadan, bilmeden dam dum konuşmayacaksın, konuşacaksan da, sanal ortamın kahpeliğini kullanmayacaksın işte o kadar.
'sen nerden biliyorsun güzel insan olduğunu?' dersen, ki dedin biliyorum;
yemek yedik, yola gittik, borç alıp verdik... diğer birçok arkadaşım gibi onunla da sözlükten tanıştık, bunlar bir şey ifade ediyordur sanırım? ötesi de bize kalsın, kendi aramızda geçen muhabbetleri sözlüğe taşıyıp, samimiyetsiz bir şekilde! canciş kunkiş olmanın bir anlamı yok !
şimdiiii, gelelim mardin mevzusuna, ulan çok kızdım ama ne yalan söyleyeyim çok da güldüm elimde olmadan,
sen günlerce hatta aylarca, sırf kendi çabalarınla, bir iyilik uğruna, ordan oraya koştur, geceleri uykusuz kal, gündüzleri bazen işinden feragat et, taaaa mardin'e kitap, kırtasiye gibi belki de en mantıklı yardımlardan birini yap
-ki sonrasında sıcağı sıcağına, ordaki doktorlarla görüşüp, ilaç ihtiyaçlarını da öğrenmiştir kendisi- sonra çıksın bir iki, güzel kardeşimiz ( bakın kötü demiyorum ) sadece ve sadece sanal ortamda yazmanın verdiği rahatlıkla dam dum konuşsun, yok efendim, göz boyuyormuş, yok efendim yapmacıkmış, yalanmış...
yahu mardin'e kitap yollamaktan bahsediyoruz, hatta ne yollaması, bizzat götürmekten, kaçınız yaptı bunu ya da buna benzer bir şeyi efendiler? kaçınızın çorbada tuzu oldu? sırf kendi fikir ve görüşlerinize ters bir iki kelamı oldu diye mi, bu narin konuyu kullanarak, düşüncesiz ve kusura bakmayın ama ahmakça polemik oluşturuyor ve güya aklınızca ayar veriyorsunuz?
e iyiymiş, yalnız şunu söylemeden geçemeyeceğim, bu yaptığınız şeyi yıllardır yapanlar var, bir yere varamadılar, troll ünvanı ve yedi gün yirmi dört saat kulaklarını çınlatan sinkaflı gazeller dışında bir şey kazanamadılar, yapmayın bence...
ona buna laf yetiştirene kadar, birer defter kitap da, siz alın da bir işe yarayın yiğitler...
ülkemin bir ucundaki -tıpkı ankara'nın kırk kilometre batısındaki köyüm gibi- kitapsız bir okula kitap-kırtasiye yardımı yaptığı için eleştirilen yazar.
şimdi bu eleştirilerin temeli iki psikolojide yatar.
1-gurur yapıp bu yardıma laf bulmaktır ki biz buna düşüklük psikolojisi diyoruz. gerçek bir insan evladının yapması gereken en son şeydir. çünkü art niyetli bir yaklaşım söz konusu değildir!
2 bunu düünmek bile istemiyorum ama bu da güçlü bir neden. orada terörist olsun diye okuldan-eğitimden uzak tutulmaya çalışılan, aç bırakılan çocuklara bir umut olsun diye yapılan bu yardımların onların kendi saflarına katılmamalarından korkmak!
yapılan eleştrilerin ırka yönelik olmasının tek nedeni karşısındaki kişinin ırkçı olması olmasın sakın!
zira insan karşısındaki kişinin aynasıdır. ırkçılık temelinde bir savunma yaparsan karşındaki de eninde sonunda ırka vuracaktır.
ırk faşistlerinin hakkında kustukları yazar.
şimdi bu eleştirilerin temeli iki psikolojide yatar.
1-gurur yapıp bu yardıma laf bulmaktır ki biz buna düşüklük psikolojisi diyoruz. gerçek bir insan evladının yapması gereken en son şeydir. çünkü art niyetli bir yaklaşım söz konusu değildir!
2 bunu düünmek bile istemiyorum ama bu da güçlü bir neden. orada terörist olsun diye okuldan-eğitimden uzak tutulmaya çalışılan, aç bırakılan çocuklara bir umut olsun diye yapılan bu yardımların onların kendi saflarına katılmamalarından korkmak!
yapılan eleştrilerin ırka yönelik olmasının tek nedeni karşısındaki kişinin ırkçı olması olmasın sakın!
zira insan karşısındaki kişinin aynasıdır. ırkçılık temelinde bir savunma yaparsan karşındaki de eninde sonunda ırka vuracaktır.
ırk faşistlerinin hakkında kustukları yazar.
Gündemdeki Haberler