1. 1.
    tepesinde yanan ışık vasıtasıyla geceleri deniz taşıtlarına yol gösteren,
    bana doğru gel diyen fener.
    bi nevi denizin ateş böceği.
    2 ... cikarinbeniburdan
  2. 2.
    dini menşeli bir kanalda yayınlanan bir tür yardım programı.
    oldukça taraftar toplamış ve gitgide toplumsal bir hareket halini almıştır.
    lakin şu nokta belirtilmelidir ki yardım etmek sadece elhamdülüllah müslümanların değil içinde insanlık olan herkesin yapabileceği bir davranış biçimidir.
    8 -1 ... sıçtırtma lamasına
  3. 3.
    yüzyılın iyilik hareketi...tutunacak dalı kalmayanlara uzanan el...
    eğlence proğramlarına prime timeda yer veren kanal 7'nin gittikçe daha geç saatlere atarak haksızlık ettiği proğram.
    1 -17 ... infantes
  4. 4.
    Türkiye'nin en büyük yardım derneklerinden birisi haline gelmişir.Belki de en büyüğüdür.Bu bakımdan bu programın hazırlanmasında ve derneğin faaliyetlerinde bulunanlara Türk halkı adına teşekkürü borç biliriz.
    2 -10 ... italiano
  5. 5.
    mudanya'da mutareke binası'nın yanında denize sıfır hatta kısmen -1 , eski ahşap bir binanın doğal yapısı korunarak yapılmış, yaz akşamları için, pazar kahvaltıları için bursa'da ideal, şirin mekanlardan biri.
    ... olric
  6. 6.
    uğur arslan'ın şiridir.

    Sen Deniz Feneri
    Hüzünlü bir kış günü başladı yolculuğun
    Çocukluğun yıkık kentlerde
    Ve kesme kaya caddeli ahşap evlerde geçti.
    Okuma yazmayı öğrendiğin
    Gazetelerdeki terör sayfaları
    Ve Haliç tersanelerinde korsanlar
    Evden çıkarken vedalaşırdı babalarla evlatlar...

    Her sokağın başında anaların isyanı dururdu
    Ve günler kısa ama geceler uzun olurdu.
    Bir kurşun bir liraya
    Ve bir hayat bir kurşuna mal olur,
    Senin doğduğun yerlerde
    insanlar can evinden vurulurdu.

    Sen Deniz Feneri
    Sarayburnu'nun dimdik delikanlısı
    Yavuz zırhlısında deniz piyade eri
    Yetmişikiye dört çakı gibi asker
    Arkadaşının kaza kurşunu izini sırtında taşıyan
    Ve giderken bıraktığı sevdiğini döndüğünde bulamayan...

    Yıkar mı bizi bu sevda!
    Bir aşk delikanlıyı bozar mı be adam?

    Hadi kalk!
    Eski günlerde olduğu gibi
    Karanlığa yine ışık yak!

    Arka bahçedeki mahalle kavgalarında
    Kaşına sapan taşı geldiği günden beri
    Hani kanına kanımı sürdüğüm o günden beri
    Can dostum ve kan dostum
    ister kalbine gömdüğün sevdamın aşkına
    ister Allah'ın aşkına

    Kalk bir ışık yak ve bir kor düşür yüreğimize
    Savaşmak ne güzel bir şey uğruna
    Ve yeniden âşık olmak...

    Ve Sen Deniz Feneri
    Sarayburnu'nun dürüst delikanlısı
    Kalbine gömdüğün aşkın
    Gönlündeki sevdan ve aydınlık gözlerinle
    Senin işin karanlığa korkuturcasına bakmaktı
    Ve sana en yakışmayan şey ağlamaktı.

    Deniz Feneri
    Unutmadık o günleri
    Sevdamız yüreğimizde gizli kalır
    Ve mahallenin kızına âşık olmak
    Ayıp sayılırdı
    Bir kıza âşık olmak bir de parkayı çıkarmak haramdı
    Ve dünya dedikleri şey yalandı...

    Paranın geçmediği günler vardı gençliğimizde
    Ve namerdin yıkamadığı mertliğimiz
    Silah çekmek ve tesbih sallamak değildi delikanlılık

    Tesbihi çekmek, silahı saklamaktı
    Yazık...
    Gün geldi delikanlılık kabadayılığa yenildi
    Sonra üç kuruşa satılan sevdalar ve ucuz aşklar
    Artık senin işin değildi...

    Sen Deniz Feneri
    Sarayburnu'nun dik ve yitik delikanlısı
    Ne geçmişten yükselen ağıtlar anlıyor seni
    Ne de geleceğe satılan aşklar

    Sen doğarken bir ölüm şaşkınlığıyla
    Gökyüzüne uzanmış düşmanlık türküleri
    Suçüstü yakalanırken en güzel umutların
    Gözlerini bir ihanet anında açmışlığın
    Ve yakmışlığın gecenin karanlığına en derin aydınlığını

    Hey Deniz Feneri!
    Parayla satın alınamayacak aşkların sevdalısı
    Çektiğin çileleri özenle saklıyorsun seyir defterinde
    Sarayburnu'nun dimdik ve yakışıklı delikanlısı...

    Gidiyorsun belki Deniz Feneri
    Sana "kal" diyemem giderken
    Sevmek kadar ölmek de kader
    Ama giderken bile ışığın yol göstersin kayıp gemilere
    Gözlerin gökyüzünü aydınlığa bürüsün
    Ve sen ölsen bile bir gün
    Nâmın yürüsün
    Ve sen ölsen bile bir gün
    Nâmın yürüsün...
    -1 ... palta
  7. 7.
    Bir kurşun bir liraya
    Ve bir hayat bir kurşuna mal olur,
    Senin doğduğun yerlerde
    insanlar can evinden vurulurdu.

    mısralarıyla derinden etkiler ayrıca.
    ... palta
  8. 8.
    yaşar kurt un sokak şarkıları albümünün en güzel şarkılarından biri.
    1 ... like a rolling stone
  9. 9.
    (bkz: behçet aysan)'in (bkz: deniz feneri) kitabina adini vermiş şiiridir.

    sabaha böyle bir ağaç hışırtısı
    saatin 03'ü vurduğu zamanlar
    iki yüreği birden ayağa kaldırırdı.

    ayaklanan yüreklerden biri olimpos'a gizlenirdi
    biri anadolu bozkırında.

    tam o vakit, suların koşarak
    rüzgara aktığı

    gökyüzünün uçsuz bucaksız denizi durulurdu.
    bir durulan deniz bendim
    biri karşı kıyılarda

    ve sabah onun için bir yol bulunurdu
    akmaya

    kibele koşar gelirdi.

    ve yine öylesi bir anda
    bir salyangoz tırmanırdı aynı inciri
    bir küflü kilidin tık sesi duyulur
    saksılarda aynı sardunyaların gerinmesi

    bir yaşlı kadın kalkar
    suskun adımlarla yürür

    terliklerini giyer

    istavroz çıkarır veya yasin
    okurdu

    kilometrelerce uzakta
    ve aynı anda.

    keder bir buğu gibi yükselirdi
    bir şiir başladığı dizeleri yazar

    ocaktaki ateş çıtırtılarla yanardı.

    uçmaya
    hazırlanan külrengi bir kuş

    beş uzun yıl sonra sürgünden
    dönen bir adamın odasına

    girebilirdi.

    hasret girebilirdi
    direnme girebilirdi
    yitirilmiş bir aşk girebilirdi.

    adam odadan çıkar giderdi.
    çünkü ayios pavlos cezaevinin
    ve kartal maltepe' nin avlusunda

    düşünceli dolaşan birinin gölgesiydi.

    gölgesiydi gölgelenmiş güneşin
    umudun öldürülüşünün

    postalların bütün güzellikleri
    çiğnemesinin
    zakkumun ve bethoven' in
    şiirin ve aşkın
    yasak edilişinin gölgesiydi.

    oydu
    ter ince bir ırmak gibi akarken
    spil dağı eteklerinde
    ve tırhala'da tütüne koşan
    yüzü aynı esmer reçber.

    başka bir yerde başka bir esmer yüz
    mazgalların arasından

    gökyüzüne bakıyordu

    ürkek sarı
    kaçak yıldızlara

    başının üstünde mazgallarda
    nöbetçilerin ayak sesleri.

    üç gün önce getirmişlerdi
    üç gün üç gece

    sadece zeytin
    ekmek ve sigara.

    demir kapıda küçük bir delik
    havalandırma

    yukarda ürkek
    sarı kaçak yıldızlar.

    tutuklunun adı
    takis petrulastı.

    belki de onun türkçesiydi.

    o gece yarısı
    oturdu ilk şiirini yazdı.
    2 ... adini unutan adam
  10. 10.
    hava bulutlu ve alacakaranlıksa, aylardan kasımsa, iskelede sizden başka hiçkimse yoksa ve yanınızda birkaç bira ve müzikçalarınız varsa, ne güzeldir deniz fenerinde oturmak..
    ... goliath