bugün
- macron koşacak diye park kapatan akepe29
- akp bitince ne olacak17
- aşırı çıplaklığın rahatsız edici olması33
- uzun zamandır yapmadığınız şeyler7
- sözlük hatunlarının nefsimi kabartması sorunsalı6
- fusya semsiyeli yabanci17
- gocu nickli şahıs buraya bak arslanım9
- futbol21
- uludağ sözlük hatunlarının taş gibi olması7
- ciguli kral20
- güzel zannedilen kadınların sıradan olmaları4
- evlenince seni çalıştırmam diyen erkek10
- otel odasında ölü bulunmak10
- sözlük yazarlarının lahmacunları10
- nato zirvesini yabancılar çok da sallamıyor5
- rahip brunson'ı talebim üzerine derhal gönderdi6
- kol saati takmanın anlamsızlığı13
- her gün söylenen ufak tefek yalanlar9
- insanların yüzde 20 sinin iç sesinin olmaması4
- abd'nin kucağında siyaset yapmak8
- soğuğu sıcağından daha iyi olan şeyler9
- alaçatı da hayır lokmasını talan eden teyzeler2
- abd iran savaşı6
- abdulkadir selvi6
- koparmadan 24 cm sıçtıktan sonra tansiyon düşmesi5
- macron koştu diye kavga etmek6
- güne bir şarkı bırak10
- f 35 leri kendimiz yapalım8
- kadinlarin erkekleri dm den taciz etmesi8
- ona bir şey söyle15
- tefsiriyle okusak ülkenin yarısı dinden çıkar2
- trump'ın tr'ye 5 f 35 vereceğiz açıklaması10
- galatasaray ın şampiyonlar ligi rakipleri2
- zengin yakışıklı esmer zeki kaslı olmak3
- ölümden sonra yaşamın var olduğu gerçeği8
- ankara da nato zirvesi14
- akepe'nin 25 yılını tek görselle özetle2
- yol yabdı4
- erdal beşikçioğlu4
- kalf2
- reise biyat edeceksiniz ulan köpekler3
- uzun entry giren yazar enayiliği11
- 12 temmuz 2026 arjantin isviçre maçı7
- emmanuel macron3
- vajina sıcaklığı2
- usualsuspect'i ifşalıyorum gelin2
- trump'ın rahip brunson olayını yine anlatması4
- ölümün en iyi tanımı14
- z kuşağı kızları5
- uysaljakoben8
ab nin 2020 stratejisi kapsamında hedeflenen 20 - 64 yaş grubunun yüzde 75 inin istihdam edilmesini, ulusal hedefler dikkate alınarak yüzde 80 olarak belirleyen ülke.
Ssoyal yaşamlarında hiç bir sıkıntı yaşamayan ve kurallara sonuna kadar bağlı olan insanlardan oluşan bir ülkedir. Sıkıntı yaşamayan derken bizim ülkemizle karşılaştırdığımızda onların dertleri dert değildir. Herkesin dilinden düşürmediği gibi abi sabah kahvaltıda bile bira içiyorlar düşüncesi yanlıştır efendim bira değil şarap içiyorlar.
Otobüsler toplu taşıma olarak kullanılıyor ancak bunu kullanan insan sayısı neredeyse yok denecek kadar az. Çoğu insan ulaşımını bisikletler ile sağlıyor ve bu yüzden her an bir polisin sizi bisiklet çevirmesine tabi tuttuğunu görebilirsiniz. Bize ilginç gelen ancak bence daha refah bir yaşam için gerekli olan unsurlardan biridir bu da.
Öğrenci yurtlarında bir adet bar kesin vardır ve öğrenciler buralarda parti adı altında neredeyse her gece alkol alıp eğlenirler. Devlet 18 yaşını geçen ve okuyan istisnasız her bireye bizim asgari ücretin 2 katı olan maaşı bağlıyor ve öğrencilerin geçim derdi diye bir şey olmuyor, onlar hiç bir zaman zank diye bağıran iett otobüsünde zor durumda kalmıyorlar mesela.
insan ilişkileri çok iyi olan ve genellikle kibar insanlardan oluşan ülkede insanlar muazzam bir şekilde kitap okuyor. sanırsam olay burada başlıyor.
Otobüsler toplu taşıma olarak kullanılıyor ancak bunu kullanan insan sayısı neredeyse yok denecek kadar az. Çoğu insan ulaşımını bisikletler ile sağlıyor ve bu yüzden her an bir polisin sizi bisiklet çevirmesine tabi tuttuğunu görebilirsiniz. Bize ilginç gelen ancak bence daha refah bir yaşam için gerekli olan unsurlardan biridir bu da.
Öğrenci yurtlarında bir adet bar kesin vardır ve öğrenciler buralarda parti adı altında neredeyse her gece alkol alıp eğlenirler. Devlet 18 yaşını geçen ve okuyan istisnasız her bireye bizim asgari ücretin 2 katı olan maaşı bağlıyor ve öğrencilerin geçim derdi diye bir şey olmuyor, onlar hiç bir zaman zank diye bağıran iett otobüsünde zor durumda kalmıyorlar mesela.
insan ilişkileri çok iyi olan ve genellikle kibar insanlardan oluşan ülkede insanlar muazzam bir şekilde kitap okuyor. sanırsam olay burada başlıyor.
Eğitim sistemleri ve insanı eğitme anlayışları ile bizden çok ayrılan bir ülke. Tabi ki bunda çok iyi olmalarından birinin sebebi de nüfus miktarlarının istanbul'un sadece üçte biri olmasının büyük bir payı vardır.
4 yaşındaki çocuklara düzenli olarak tablet kullanımı dersi veriliyor ve bu dersi verenler öğretmenler değil okulun son sınıf öğrencileri. Okulda herhangi bir şekilde kıyafet zorunluluğu ve ayakkabı giyme zorunluluğu yok. 6 yaşındaki çocuk okulda çoraplarla gezebiliyor ki zaten bilinçli olma duygusu aşılandığı için bu insanlara herhangi bir sıkıntı yaşamıyorlar doğal olarak.
En fazla 20 kişilik sınıflarda dersler işleniyor ve sınıfta mutlaka bir öğretmen yardımcısı bulunuyor. Bu kişi okulun başarılı öğrencilerinden seçiliyor ve bir nevi staj görevini kendi okulunda devam ettiriyor.
Öğrencilerin sosyal faaliyetleri diğer faaliyetlere göre daha üst seviyede. Sporu sevdirme ve teşvik etme en büyük amaçlarından biri burdaki okulların ve aynı zamanda neredeyse her öğrenci 1. sınıftan itibaren en az 1 tane enstrüman çalma eğitimi alıyor. Zaten nüfusun çoğunun gitar ve piyano üzerine olan ustalıkları da burdan geliyor.
Sınıfların düzeni ve materyaller tamamen öğrencilere bırakılmış. Öğrenciler sınıfı kendi isteklerine göre dizayn ediyorlar ve her sınıfta mutlaka bir lavabo var. ama nedense kimse birbirine ordan su alıp atmıyor. ben olsam tüm sınıfı sulardım. herneyse.
Öğretmen sınıfta arkadaş gibi aynı zamanda inanılmaz bir saygı var ona karşı. herhangi bir gürültü durumunda öğretmenin elini kaldırması tüm sınıfın susması için gayet de yeterli bir hareket.
Bunların hepsinde öğretmenlerin aldıkları maaşı es geçmemek lazım. Refah seviyesi muazzam olan ve en çok saygı gösterilen meslek olan öğretmenliğin ülke gelişimine katkısı anımsanmayacak derecede.
2. sınıfa başlayan her öğrenci mutfaklarda yemek yapma ve hamur yoğurma dersleri alıyor ve bu sayede onlara ayaklarının üzerinde durun mesajı veriliyor. Eğitim sadece ders kitaplarında değil aynı zaman da okul bahçesinde yani sosyal hayatta örneğini bu ülkede rahatlıkla görebilirsiniz. insan özenmiyor değil. ben bunu yazarken Türkiye'de eğitim sistemindeki değişiklikleri düşünmek bile istemiyorum.
4 yaşındaki çocuklara düzenli olarak tablet kullanımı dersi veriliyor ve bu dersi verenler öğretmenler değil okulun son sınıf öğrencileri. Okulda herhangi bir şekilde kıyafet zorunluluğu ve ayakkabı giyme zorunluluğu yok. 6 yaşındaki çocuk okulda çoraplarla gezebiliyor ki zaten bilinçli olma duygusu aşılandığı için bu insanlara herhangi bir sıkıntı yaşamıyorlar doğal olarak.
En fazla 20 kişilik sınıflarda dersler işleniyor ve sınıfta mutlaka bir öğretmen yardımcısı bulunuyor. Bu kişi okulun başarılı öğrencilerinden seçiliyor ve bir nevi staj görevini kendi okulunda devam ettiriyor.
Öğrencilerin sosyal faaliyetleri diğer faaliyetlere göre daha üst seviyede. Sporu sevdirme ve teşvik etme en büyük amaçlarından biri burdaki okulların ve aynı zamanda neredeyse her öğrenci 1. sınıftan itibaren en az 1 tane enstrüman çalma eğitimi alıyor. Zaten nüfusun çoğunun gitar ve piyano üzerine olan ustalıkları da burdan geliyor.
Sınıfların düzeni ve materyaller tamamen öğrencilere bırakılmış. Öğrenciler sınıfı kendi isteklerine göre dizayn ediyorlar ve her sınıfta mutlaka bir lavabo var. ama nedense kimse birbirine ordan su alıp atmıyor. ben olsam tüm sınıfı sulardım. herneyse.
Öğretmen sınıfta arkadaş gibi aynı zamanda inanılmaz bir saygı var ona karşı. herhangi bir gürültü durumunda öğretmenin elini kaldırması tüm sınıfın susması için gayet de yeterli bir hareket.
Bunların hepsinde öğretmenlerin aldıkları maaşı es geçmemek lazım. Refah seviyesi muazzam olan ve en çok saygı gösterilen meslek olan öğretmenliğin ülke gelişimine katkısı anımsanmayacak derecede.
2. sınıfa başlayan her öğrenci mutfaklarda yemek yapma ve hamur yoğurma dersleri alıyor ve bu sayede onlara ayaklarının üzerinde durun mesajı veriliyor. Eğitim sadece ders kitaplarında değil aynı zaman da okul bahçesinde yani sosyal hayatta örneğini bu ülkede rahatlıkla görebilirsiniz. insan özenmiyor değil. ben bunu yazarken Türkiye'de eğitim sistemindeki değişiklikleri düşünmek bile istemiyorum.
Danimarka. Öğrencilik hayatımın 5 ayını verdiğim, feda ettiğim, oh iyi ki vermişim dediğim kendisi soğuk insanı sıcak ülke. Ülkeye döndüğümde kendi insanımı, kendi çevremi, sosyal yaşamımı, dışarıdaki hayatı, kültürü, her şeyi sorgulama şansı veren eşsiz ülke. Şehir içinde taşımacılığın halk arasında bisiklet ile yapıldığını, otobüse bindiğinizde en fazla 5 ya da 6 kişi olduğunu görmeniz mümkün. burada trafik bisikletler için geçerli ve her an polis tarafından ceza yemeniz an meselesi.
Bir çok ilginç kurallar bütününden oluşan ülkeyi en başta çok yadırgasam da şimdi farkediyorum ki daha refah bir hayat için onların yaptıkları doğru. 5 milyon nufüs abi, insanı da bilinçlendirmişler paşa paşa gelişmişler, paşa paşa dertsiz tasasız yaşıyorlar. insanlarının alkole olan düşkünlüğü hatırı sayılır seviyede. Neredeyse her gün parti adı altında toplanıp arkadaşlar arasında içiliyor bol sesli müzikler dinleniyor.
Diğer iskandinav ülkelerinde esen metal havası burada yerini daha çok elektronik müziğe bırakmış durumda. Kendi dillerinde yani danca yaptıkları şarkılar ise affedersiniz aba bir boka benzemiyor efendim.
Halkın neredeyse hepsi ingilizceyi ana dil seviyesinde konuşabiliyor ancak yazma konusunda o kadar iyi değiller. bu çok dikkatimi çeken bir nokta olmuştu. Tüm televizyon kanalları ve televizyon kanallarında ki şovlar ingilizce yayın yapıyor ve danca alt yazı ile yayınlanıyor. Yani ülkede doğan bir çocuk ingilizceye zaten aşina olarak doğuyor ve onu ezberlemek yerine öğrenerek duyarak pratik yaparak öğreniyor ve 20' li yaşlara geldiğinde bizim üniversitedeki hocalarımızdan daha akıcı ve düzgün bir dille konuşabiliyor. Zaten eğitim sitemleri ayakta alkışlanacak bir seviyeye sahip.
Çocuklar okulda özgürlüğün tavan yaptığı bir yerde eğitim alıyorlar. staj yaptığım dönemde gözlemlediklerim beni oldukça şaşırtmıştır. öğretmenin ders esnasında ses yükselmesi durumunda sadece elini kaldırması yeterli, bunu gören tüm öğrenciler saygı duymayı öğrendikleri için anında susuyorlar. sınıflar maksimum 15 kişilik ve öğretmenlerin çalışma şartları son derece üst düzeyde. ingilizce konusumda değinmişken ülkeye dönemeden önce başımdan geçen bir anımı paylaşmak isterim.
Tren istasyonunda dönüşüm için tren beklerken bir yaşlı, üstü başı dökülmüş halde sokakta yaşadığı belli olan bir kişi geldi ve benden para istercesine danca bir şeyler söyledi. Danca bilmediğimi söyledim ve adam o anda ingilizceye geçti. Bana neden o duruma düştüğünü, karıısyla problemler yaşadığını, şişe satarak para toparladığını ve yardıma ihtiyacı olduğunu mükemmel bir ingilizce akıcılığı ile aktardı. Olayın şaşkınlığı ile yok bende de para kusura bakmayın gibi bir tepki verdim adama ve cevap olarak iyi günler dedi ve gitti. Bir kat daha şok oldum bu kibarlığın, saygının ve üst düzey dil bilgisinden sonra.
Anlatacak paylaşacak bir çok anı bırakan bu ülkeyi şimdilik fotoğraflardan anıyorum. kafama estikçe de burdan kendinle konuşa konuşa hatırlıyorum her şeyi. Yine yazdırmak ve yardırmak dileğiyle.
Bir çok ilginç kurallar bütününden oluşan ülkeyi en başta çok yadırgasam da şimdi farkediyorum ki daha refah bir hayat için onların yaptıkları doğru. 5 milyon nufüs abi, insanı da bilinçlendirmişler paşa paşa gelişmişler, paşa paşa dertsiz tasasız yaşıyorlar. insanlarının alkole olan düşkünlüğü hatırı sayılır seviyede. Neredeyse her gün parti adı altında toplanıp arkadaşlar arasında içiliyor bol sesli müzikler dinleniyor.
Diğer iskandinav ülkelerinde esen metal havası burada yerini daha çok elektronik müziğe bırakmış durumda. Kendi dillerinde yani danca yaptıkları şarkılar ise affedersiniz aba bir boka benzemiyor efendim.
Halkın neredeyse hepsi ingilizceyi ana dil seviyesinde konuşabiliyor ancak yazma konusunda o kadar iyi değiller. bu çok dikkatimi çeken bir nokta olmuştu. Tüm televizyon kanalları ve televizyon kanallarında ki şovlar ingilizce yayın yapıyor ve danca alt yazı ile yayınlanıyor. Yani ülkede doğan bir çocuk ingilizceye zaten aşina olarak doğuyor ve onu ezberlemek yerine öğrenerek duyarak pratik yaparak öğreniyor ve 20' li yaşlara geldiğinde bizim üniversitedeki hocalarımızdan daha akıcı ve düzgün bir dille konuşabiliyor. Zaten eğitim sitemleri ayakta alkışlanacak bir seviyeye sahip.
Çocuklar okulda özgürlüğün tavan yaptığı bir yerde eğitim alıyorlar. staj yaptığım dönemde gözlemlediklerim beni oldukça şaşırtmıştır. öğretmenin ders esnasında ses yükselmesi durumunda sadece elini kaldırması yeterli, bunu gören tüm öğrenciler saygı duymayı öğrendikleri için anında susuyorlar. sınıflar maksimum 15 kişilik ve öğretmenlerin çalışma şartları son derece üst düzeyde. ingilizce konusumda değinmişken ülkeye dönemeden önce başımdan geçen bir anımı paylaşmak isterim.
Tren istasyonunda dönüşüm için tren beklerken bir yaşlı, üstü başı dökülmüş halde sokakta yaşadığı belli olan bir kişi geldi ve benden para istercesine danca bir şeyler söyledi. Danca bilmediğimi söyledim ve adam o anda ingilizceye geçti. Bana neden o duruma düştüğünü, karıısyla problemler yaşadığını, şişe satarak para toparladığını ve yardıma ihtiyacı olduğunu mükemmel bir ingilizce akıcılığı ile aktardı. Olayın şaşkınlığı ile yok bende de para kusura bakmayın gibi bir tepki verdim adama ve cevap olarak iyi günler dedi ve gitti. Bir kat daha şok oldum bu kibarlığın, saygının ve üst düzey dil bilgisinden sonra.
Anlatacak paylaşacak bir çok anı bırakan bu ülkeyi şimdilik fotoğraflardan anıyorum. kafama estikçe de burdan kendinle konuşa konuşa hatırlıyorum her şeyi. Yine yazdırmak ve yardırmak dileğiyle.
danimarkaya hiç gitmemiş olmakla beraber tanıdığım bütün danimarkalıların piç ve ukala olmasından dolayı hiç haz etmediğim ülke.
son nüfus sayımına göre yüzde 99.0 okur yazarlık oranına sahip olan ülke. kaynak
çok kaliteli el yapımı pipoların üretildiği kuzey ülkesi.
evlilik dışı doğum oranı yüzde 49 olan ülke.
Danimarka'da kadınların yüzde 25'i fiziksel şiddeti başlıca boşanma nedeni olarak gösteriyormuş
(bkz: Heise 1992)
(bkz: Heise 1992)
Dünyanın en güzel kızlarına ev sahipliği yapan ülke ahhhh ahhh.
uluslararası plaka kodu dk olan ülke.
uluslararası telefon kodu 45 olan ülke.
dünya şeffaflık kurulu tarafından, dünyanın en şeffaf ülkesi seçilmiştir.
kophenag şehrinde cristiana diye gençlerin takıldığı uçuk mekanı ile aklıma kazınan ülke, unutmadan o denizlkızı heykeli ve göteborg şehrinin zıbıdı gençliği de aklımda hala.
dedelerin memleketi.
türk kızlarının tek rakibi. gerçi baya öndeler türk kızlarından. yapacak bir şey yok ama.
diğer iskandinav ülkelerine nazaran müzikte geri kalmış ülke. norveç, isveç ve finlandiya gibi ülkelerden dünyaca ünlü metal grupları çıkmıştır ama danimarka'nın pek yok gibi.
iskandinav ülkesi. gidip görmek ve gezmek isterim.
bir kelimeyle anlatılacak bir şeyin on kelimeyle anlatıldığı ülke. aynı zamanda miskinlerdir efenim.
dünyanın çekirdeği hakkında mühim bir teori ortaya atan inge lehmann hanım'ın memleketidir.
Euro 2012'de hollanda'yı yenip aldığı 3 puanın ardından portekiz ve almanya maçlarında beraberliğe yatıp gruptan ikinci çıkmayı planlayan ülke.
portekiz'i eleme grubunda yaptıkları gibi kontradan bir golle yenebilirler de, ama kesin olan şey şu ki piyango kdndilerine vurdu. Bakalım değerlendirebilecekler mi.
geç gelen edit: değerlendiremedi hırbolar. oh iyi oldu.
portekiz'i eleme grubunda yaptıkları gibi kontradan bir golle yenebilirler de, ama kesin olan şey şu ki piyango kdndilerine vurdu. Bakalım değerlendirebilecekler mi.
geç gelen edit: değerlendiremedi hırbolar. oh iyi oldu.
24 yaşından küçük göçmenlerin evlenemediği ülke. burada çalışabilmek için Danimarka'da resmi onaylı yüksek düzeyde eğitim veren bir kursa kayıt yaptırmak gerekir.
gece gece sol framede kendini gösterip yine ağzıma sıçan ülke.hayır amına koyim haz etmiyoruz birbirimizden,olan oldu ve fakat sürekli danimarkayla ilgili şeyler çıkıyor karşıma.ulan bir de husumetimiz amerika ile falan olsa demek ki tümden yarra yiyecektik.
ırkçı hükümet vardı ben danimarka'ya göç etmeyi düşünürken.niye göç ediyorduk? gönül meseleleri falan.işte o ırkçı orospu çocukları,dansk folkeparte denilen sikiklerin akıllara zarar uygulamaları vardı.danimarkalı kadınlar yabancı erkeklerle 25 yaşına gelmeden evlenemiyor mesela,ve fakat bu ülkede hayvanlarla cinsel ilişkiye girmek yasal.
roskilde'de okumak istedik,avrupa birliği ülkelerindeki öğrencilere eğitim ücretsiz iken ve hatta burs ödenirken türkiye ve muadili ülkelerden gelenlere yıllık 12 bin euro gibi bir fatura çıkarılıyor.
her şeyini geçtik 'yine de olsun,değer' dedik bu sefer de göte geldi aşkımız ikimiz de şaşkınız durumları hasıl oldu.velhasıl halen görüştüğüm sağlam arkadaşlarım olsa da ırkçı,ukala sikik tipler can sıkmaktadır.kızların çoğunluğu yabancı erkeklere ilgi duyarken erkeklerde de bayağı moda olan taylandlı kadın ilgisi vardır.
benim için tek iyi yönle hatırlayacağım şeyi futbol milli takımıdır.özellikle 'danish dynamite' lakaplı sürpriz bir şekilde avrupa şampiyonu olan takımdan tut da bugünkü simon kjaer,christian eriksen gibi genç oyuncuların monte edildiği morten olsen yönetimindeki takım olsun,külttür futbol dünyasında.
bir de dili lanettir be.yazımı falan neyse de telaffuzu siker bırakır adamı.lan kitaptan okuyorsun danca bir şeyler,danimarkalı eleman anlamıyor seni.o derece garip bir dildir.ki ben linguistik yeteneği mevcut biriyimdir,telaffuzda zorlanmam,soğuktan dudakları o yönde evrilmiş ve bir garip telaffuz doğmuş herhalde diye avutmuştum kendimi.
ırkçı hükümet vardı ben danimarka'ya göç etmeyi düşünürken.niye göç ediyorduk? gönül meseleleri falan.işte o ırkçı orospu çocukları,dansk folkeparte denilen sikiklerin akıllara zarar uygulamaları vardı.danimarkalı kadınlar yabancı erkeklerle 25 yaşına gelmeden evlenemiyor mesela,ve fakat bu ülkede hayvanlarla cinsel ilişkiye girmek yasal.
roskilde'de okumak istedik,avrupa birliği ülkelerindeki öğrencilere eğitim ücretsiz iken ve hatta burs ödenirken türkiye ve muadili ülkelerden gelenlere yıllık 12 bin euro gibi bir fatura çıkarılıyor.
her şeyini geçtik 'yine de olsun,değer' dedik bu sefer de göte geldi aşkımız ikimiz de şaşkınız durumları hasıl oldu.velhasıl halen görüştüğüm sağlam arkadaşlarım olsa da ırkçı,ukala sikik tipler can sıkmaktadır.kızların çoğunluğu yabancı erkeklere ilgi duyarken erkeklerde de bayağı moda olan taylandlı kadın ilgisi vardır.
benim için tek iyi yönle hatırlayacağım şeyi futbol milli takımıdır.özellikle 'danish dynamite' lakaplı sürpriz bir şekilde avrupa şampiyonu olan takımdan tut da bugünkü simon kjaer,christian eriksen gibi genç oyuncuların monte edildiği morten olsen yönetimindeki takım olsun,külttür futbol dünyasında.
bir de dili lanettir be.yazımı falan neyse de telaffuzu siker bırakır adamı.lan kitaptan okuyorsun danca bir şeyler,danimarkalı eleman anlamıyor seni.o derece garip bir dildir.ki ben linguistik yeteneği mevcut biriyimdir,telaffuzda zorlanmam,soğuktan dudakları o yönde evrilmiş ve bir garip telaffuz doğmuş herhalde diye avutmuştum kendimi.
biraları kötü olan ülke. neredeyse bütün danimarka biralarını denedim hiç biri güzel değil arkadaş.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar