bugün
- hiç bir diktatör iç savaş çıkarmadan gitmez11
- ölümden korkuyor musunuz11
- queen feristah15
- arkadaşlar ben yine kilo aldım ya15
- flört etmeyen liberter öğretmen3
- mazotun yarım litresi 50 tl25
- ayı dövmenin aslında zor olmaması10
- bir bela geliyor28
- işiniz gücünüz yok mu11
- fusya semsiyeli yabanci20
- gocu43
- erkeklerin her konuşmayı flörte bağlaması6
- bir kadın uğruna hayatını değiştirmek5
- karı diyen öküzleri gırtlaklama isteği10
- gecenin şarkısı18
- ayıyla güreşmek7
- hafızayı sildirmek6
- masada aniden ayağa kalkıp şiir okuyan erkek8
- sözlükte en çok sevdiğiniz olay7
- sözlükten korkmak5
- bir kadından hoşlanmak3
- sözlük yazarlarının gerçek adları41
- açık oylayan favlayan msj atan nickaltı giren kız6
- matrix te yaşadığımız gerçeği4
- erkekler neden evlenmek ister15
- arkadaşlar çabuk buraya bakın5
- apo'nun villası11
- insanları imcitmeyi havalı bir şey sanan ibneler6
- uludağ itiraf15
- eve gelen escorta lahmacun söylemek5
- zalbert ramstein4
- kendin hakkında bir entry bırak9
- kürdü sevin21
- 195 kaslı pilot14
- uludağ sözlük evreni8
- donald trump'un türk askerini övmesi10
- bilin bakalım ben kimin fakesiyim6
- melatonin2
- hasan atilla uğur14
- nervio12
- gerçeğin önemi kalmadığı gerçeği3
- izmirbeyefendisi'nin şemsiyeli olması6
- para yok huzur var11
- sözlüğün insanı dertlendirmesi5
- mazotun litresi 101 lira35
- yağmurda ıslanınca murat kekilli ye benzeyen kız4
- arkadaşlar çok kırıcısınız6
- intihar düşüncesi2
- heyt bea gocu mu5
- sözlükteki kaliteli yazarlar41
Filmleriyle 21 kere Oscara aday olan Wilber, bu ödülü 7 kez kazanmıştır. Bazı filmleri:
Bazıları Sıcak Sever (1959) Some Like It Hot
Yönetmen, Senarist
Sabrina (1954)
Yönetmen, Senarist
Sunset Blvd. (1950) Sunset Boulevard
Yönetmen, Senarist
Double Indemnity (1944)
Yönetmen, Senarist
Bazıları Sıcak Sever (1959) Some Like It Hot
Yönetmen, Senarist
Sabrina (1954)
Yönetmen, Senarist
Sunset Blvd. (1950) Sunset Boulevard
Yönetmen, Senarist
Double Indemnity (1944)
Yönetmen, Senarist
sinemaya geçiş yapmadan önce viyana üniversitesinde hukuk okumuş avusturya asıllı yönetmen ve rejisör.
klasik hollywood ana-akım sinemasında 'fark'ını hemen belli eden, sinema tarihinin en büyük ustalarından biridir. bu kadar az entry alması üzücü. belli türlerle ve kalıplarla oynayıp, onları insani bir zemine yerleştiren ve ardından çarpıcı tezler çıkaran filmlere sahiptir. çifte tazminat ve sunset bulvarı, kara-film türünü canlandıran, karakter draması türünü bu türle iç içe geçiren, ayrıca sinematografisi ve renkleriyle bir şaheser konumuna ulaşmış en önemli iki filmidir. komedileri bu filmlerin gerisinde kalsa da, önemleri asla inkar edilemez. sonuç olarak bir 'wilder modeli' vardır sinemada.
alfred hitchcock'tan sonra sinema tarihinin en iyi yönetmenidir, bence.
1906 polonya doğumlu yönetmendir. ailesini nazi kamplarında kaybetmiştir. kariyerine senarist olarak başlamış ve sonrasında en iyi yönetmen dalında sekiz kez aday gösterilmiştir.
yönetmen olarak muhteşemdir ancak bir senaryo yazarı olarak bildiğin "aşmış" statüsündedir.
yönetmen olarak muhteşemdir ancak bir senaryo yazarı olarak bildiğin "aşmış" statüsündedir.
1906 doğumlu 2002 yılında ölen komedi ve film-noir türünün en önemli temsilcilerindendir.
7 Oscar almış. Ayrıca the lost weekend filminin de yönetmenidir.
7 Oscar almış. Ayrıca the lost weekend filminin de yönetmenidir.
Avusturya doğumlu, Amerikalı film yönetmeni, yapımcı ve senarist.
kocasından tatminsiz/memnun olmayan, aldatmaya teşne femme fatale'ler, pragmatist, ahlaksızlığa, başarı için kuralları çiğnemeye hazır çürümüş erkekler, ilahi adaletin tecellisi, illa ki büyük bir plot twist ve nedendir bilmem huysuz, suratsız hizmetçiler... kısaca bay wilder.
filmlerinin bazı sahneleri senaryo dersi kalibresinde olan, bugün bile formül gibi kullanılan yönetmen ve senarist, sinema tarihinin en önemli isimlerinden. şahsımın da en sevdiği beş senaryo yazarından biri.
filmlerinin bazı sahneleri senaryo dersi kalibresinde olan, bugün bile formül gibi kullanılan yönetmen ve senarist, sinema tarihinin en önemli isimlerinden. şahsımın da en sevdiği beş senaryo yazarından biri.
charlotte chandlerın "billy wilder" biyografisini bitirdim bu sabah. ünlü yönetmenin anılarını ve hayatını kaleme almış. açık konuşmak gerekirse bilinmeyen pek çok saklı bilgileri de açığa çıkarmış...
billy wilder zaten tartışılacak bir sinemacı değil sadece saygı duyabileceğiniz bir adam ama kitaptaki en can alıcı hikaye beni çok etkiledi;
Avusturya-Macaristan imparatoru Franz-Joseph'in cenaze töreni... 1916 yılının soğuk ve sevimsiz bir kasım günü...
Cenazeyi ünlü Kapuzinergruft'a defnetmek üzere Kaertnerstrasse'den doğru getiriyorlar... En önde yeni ve genç imparator Karl yürüyor, yanında eşi Zita, dört yaşındaki oğlunu da elinden tutmuş...
Billy Wilder da ondan azıcık büyük bir çocuk, o da babasının elini tutmuş, bir kaldırım kenarından töreni izliyor.
Babası demiş ki: "Bak oğlum, bu tabutun içinde giden senin eski imparatorundur, bu tabutun önünde yürüyen senin yeni imparatorundur, onun yanındaki çocuk da senin gelecekteki imparatorundur."
Otuzlu yıllar... Viyana çocuğu Billy Wilder önce Berlin'de şansını denemiş, Naziler'in elinden kurtulmak için kapağı Amerika'ya atmış, orada ünlü bir sinema yönetmeni olmuştur...
Diyor ki: "Hollywood'da, büromda oturmuş bir senaryo üzerinde çalışıyordum... Sekreterim, bir 'hemşerimin' beni görmek istediğini söyledi... içeri buyur ettim... Siyasi mülteciymiş, işsizmiş, zor durumdaymış, çeviri falan yapabilirmiş, bir Viyanalı olarak kendisine yardım edebileceğimi düşünmüş..."
Wilder ekliyor: "Benden iş isteyen bu sessiz ve çekingen genç, babamın bana 'bak oğlum, bu da senin gelecekteki imparatorundur' demiş olduğu çocuktu!"
ismini söylememe gerek var mı bilmiyorum ama o çocuk 2011 yılında ölen tahtın varisi Otto von Habsburg!
Otto, hiçbir zaman "olmayan tahtta hak iddia etmek" saçmalığına kalkışmadığı gibi kraliyetin zevkini sürmek yerine "herkes" gibi yaşamayı tercih etmişti.
bunu biliyordum ama billy wilder'ın ayağına kadar gidip iş istediğini bilmiyordum...
ne hikaye ama?
billy wilder zaten tartışılacak bir sinemacı değil sadece saygı duyabileceğiniz bir adam ama kitaptaki en can alıcı hikaye beni çok etkiledi;
Avusturya-Macaristan imparatoru Franz-Joseph'in cenaze töreni... 1916 yılının soğuk ve sevimsiz bir kasım günü...
Cenazeyi ünlü Kapuzinergruft'a defnetmek üzere Kaertnerstrasse'den doğru getiriyorlar... En önde yeni ve genç imparator Karl yürüyor, yanında eşi Zita, dört yaşındaki oğlunu da elinden tutmuş...
Billy Wilder da ondan azıcık büyük bir çocuk, o da babasının elini tutmuş, bir kaldırım kenarından töreni izliyor.
Babası demiş ki: "Bak oğlum, bu tabutun içinde giden senin eski imparatorundur, bu tabutun önünde yürüyen senin yeni imparatorundur, onun yanındaki çocuk da senin gelecekteki imparatorundur."
Otuzlu yıllar... Viyana çocuğu Billy Wilder önce Berlin'de şansını denemiş, Naziler'in elinden kurtulmak için kapağı Amerika'ya atmış, orada ünlü bir sinema yönetmeni olmuştur...
Diyor ki: "Hollywood'da, büromda oturmuş bir senaryo üzerinde çalışıyordum... Sekreterim, bir 'hemşerimin' beni görmek istediğini söyledi... içeri buyur ettim... Siyasi mülteciymiş, işsizmiş, zor durumdaymış, çeviri falan yapabilirmiş, bir Viyanalı olarak kendisine yardım edebileceğimi düşünmüş..."
Wilder ekliyor: "Benden iş isteyen bu sessiz ve çekingen genç, babamın bana 'bak oğlum, bu da senin gelecekteki imparatorundur' demiş olduğu çocuktu!"
ismini söylememe gerek var mı bilmiyorum ama o çocuk 2011 yılında ölen tahtın varisi Otto von Habsburg!
Otto, hiçbir zaman "olmayan tahtta hak iddia etmek" saçmalığına kalkışmadığı gibi kraliyetin zevkini sürmek yerine "herkes" gibi yaşamayı tercih etmişti.
bunu biliyordum ama billy wilder'ın ayağına kadar gidip iş istediğini bilmiyordum...
ne hikaye ama?
Gelmiş geçmiş en büyük yönetmen.
stalag 17 ve çifte tazminat gibi iki dev şaheseri bizlere armağan eden Yahudi asıllı yönetmen.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar