bugün
- true niye hala çaylak5
- tanımadığı kadına tokat atan adam9
- traveler of secret moments tarzı enrty girmek12
- yazarların akşama dair planları6
- kablosuz mouse12
- sürekli çalışmak zorunda olmamız8
- çocukluğu hatırlatan tatlar4
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı25
- her gün 1 litre kola içersek ne olur9
- yogartiksen6
- iskilipli atıf hoca20
- emre belözoğlu2
- somali de türk bayrağı yakılması5
- favlayan yazarın asıl amacı12
- doların 50 tl olması4
- sözlükteki kuzucuklarım6
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi8
- sevgiliyle film izleyebildiğin gün2
- robert de niro denince akla gelen ilk film8
- hoşlanılan kızı başkasının favlaması8
- süleyman çık dışarı2
- kale3112 tarzı entry girmek4
- songül karlı5
- arap götü2
- kim cha eon7
- arap kızı ve arap oğlanı duvar süsü3
- anın görüntüsü32
- sözlük kürdü55
- erzincan2
- yeni bir işe başlarken akıldan geçenler4
- arabi'yi verem etmek2
- devlet bahçeli4
- yagmur yagiyor seller akiyor3
- togg4
- abdullah öcalana'ın yeni konutuna taşınması20
- ismail kartal18
- ahmet nazif zorlu8
- zenci kadın poposu4
- camfrog sönmez küfürleri3
- kasım ayının beraberinde getirdikleri6
- aktara girip özgürce alışveriş yapmak6
- millette manyak para var21
- türkiye9
- fb'nin inanılmaz başarısı4
- lpg'nin 50 tl olması2
- para2
- kelebek gibi uçarım ağzını yüzünü skerim3
- herşeyi boşverip arıcak'a yerleşmek5
- yurt dışı çıkış harcı2
- kasımda aşk başkadır4
Filmleriyle 21 kere Oscara aday olan Wilber, bu ödülü 7 kez kazanmıştır. Bazı filmleri:
Bazıları Sıcak Sever (1959) Some Like It Hot
Yönetmen, Senarist
Sabrina (1954)
Yönetmen, Senarist
Sunset Blvd. (1950) Sunset Boulevard
Yönetmen, Senarist
Double Indemnity (1944)
Yönetmen, Senarist
Bazıları Sıcak Sever (1959) Some Like It Hot
Yönetmen, Senarist
Sabrina (1954)
Yönetmen, Senarist
Sunset Blvd. (1950) Sunset Boulevard
Yönetmen, Senarist
Double Indemnity (1944)
Yönetmen, Senarist
sinemaya geçiş yapmadan önce viyana üniversitesinde hukuk okumuş avusturya asıllı yönetmen ve rejisör.
klasik hollywood ana-akım sinemasında 'fark'ını hemen belli eden, sinema tarihinin en büyük ustalarından biridir. bu kadar az entry alması üzücü. belli türlerle ve kalıplarla oynayıp, onları insani bir zemine yerleştiren ve ardından çarpıcı tezler çıkaran filmlere sahiptir. çifte tazminat ve sunset bulvarı, kara-film türünü canlandıran, karakter draması türünü bu türle iç içe geçiren, ayrıca sinematografisi ve renkleriyle bir şaheser konumuna ulaşmış en önemli iki filmidir. komedileri bu filmlerin gerisinde kalsa da, önemleri asla inkar edilemez. sonuç olarak bir 'wilder modeli' vardır sinemada.
alfred hitchcock'tan sonra sinema tarihinin en iyi yönetmenidir, bence.
1906 polonya doğumlu yönetmendir. ailesini nazi kamplarında kaybetmiştir. kariyerine senarist olarak başlamış ve sonrasında en iyi yönetmen dalında sekiz kez aday gösterilmiştir.
yönetmen olarak muhteşemdir ancak bir senaryo yazarı olarak bildiğin "aşmış" statüsündedir.
yönetmen olarak muhteşemdir ancak bir senaryo yazarı olarak bildiğin "aşmış" statüsündedir.
1906 doğumlu 2002 yılında ölen komedi ve film-noir türünün en önemli temsilcilerindendir.
7 Oscar almış. Ayrıca the lost weekend filminin de yönetmenidir.
7 Oscar almış. Ayrıca the lost weekend filminin de yönetmenidir.
Avusturya doğumlu, Amerikalı film yönetmeni, yapımcı ve senarist.
kocasından tatminsiz/memnun olmayan, aldatmaya teşne femme fatale'ler, pragmatist, ahlaksızlığa, başarı için kuralları çiğnemeye hazır çürümüş erkekler, ilahi adaletin tecellisi, illa ki büyük bir plot twist ve nedendir bilmem huysuz, suratsız hizmetçiler... kısaca bay wilder.
filmlerinin bazı sahneleri senaryo dersi kalibresinde olan, bugün bile formül gibi kullanılan yönetmen ve senarist, sinema tarihinin en önemli isimlerinden. şahsımın da en sevdiği beş senaryo yazarından biri.
filmlerinin bazı sahneleri senaryo dersi kalibresinde olan, bugün bile formül gibi kullanılan yönetmen ve senarist, sinema tarihinin en önemli isimlerinden. şahsımın da en sevdiği beş senaryo yazarından biri.
charlotte chandlerın "billy wilder" biyografisini bitirdim bu sabah. ünlü yönetmenin anılarını ve hayatını kaleme almış. açık konuşmak gerekirse bilinmeyen pek çok saklı bilgileri de açığa çıkarmış...
billy wilder zaten tartışılacak bir sinemacı değil sadece saygı duyabileceğiniz bir adam ama kitaptaki en can alıcı hikaye beni çok etkiledi;
Avusturya-Macaristan imparatoru Franz-Joseph'in cenaze töreni... 1916 yılının soğuk ve sevimsiz bir kasım günü...
Cenazeyi ünlü Kapuzinergruft'a defnetmek üzere Kaertnerstrasse'den doğru getiriyorlar... En önde yeni ve genç imparator Karl yürüyor, yanında eşi Zita, dört yaşındaki oğlunu da elinden tutmuş...
Billy Wilder da ondan azıcık büyük bir çocuk, o da babasının elini tutmuş, bir kaldırım kenarından töreni izliyor.
Babası demiş ki: "Bak oğlum, bu tabutun içinde giden senin eski imparatorundur, bu tabutun önünde yürüyen senin yeni imparatorundur, onun yanındaki çocuk da senin gelecekteki imparatorundur."
Otuzlu yıllar... Viyana çocuğu Billy Wilder önce Berlin'de şansını denemiş, Naziler'in elinden kurtulmak için kapağı Amerika'ya atmış, orada ünlü bir sinema yönetmeni olmuştur...
Diyor ki: "Hollywood'da, büromda oturmuş bir senaryo üzerinde çalışıyordum... Sekreterim, bir 'hemşerimin' beni görmek istediğini söyledi... içeri buyur ettim... Siyasi mülteciymiş, işsizmiş, zor durumdaymış, çeviri falan yapabilirmiş, bir Viyanalı olarak kendisine yardım edebileceğimi düşünmüş..."
Wilder ekliyor: "Benden iş isteyen bu sessiz ve çekingen genç, babamın bana 'bak oğlum, bu da senin gelecekteki imparatorundur' demiş olduğu çocuktu!"
ismini söylememe gerek var mı bilmiyorum ama o çocuk 2011 yılında ölen tahtın varisi Otto von Habsburg!
Otto, hiçbir zaman "olmayan tahtta hak iddia etmek" saçmalığına kalkışmadığı gibi kraliyetin zevkini sürmek yerine "herkes" gibi yaşamayı tercih etmişti.
bunu biliyordum ama billy wilder'ın ayağına kadar gidip iş istediğini bilmiyordum...
ne hikaye ama?
billy wilder zaten tartışılacak bir sinemacı değil sadece saygı duyabileceğiniz bir adam ama kitaptaki en can alıcı hikaye beni çok etkiledi;
Avusturya-Macaristan imparatoru Franz-Joseph'in cenaze töreni... 1916 yılının soğuk ve sevimsiz bir kasım günü...
Cenazeyi ünlü Kapuzinergruft'a defnetmek üzere Kaertnerstrasse'den doğru getiriyorlar... En önde yeni ve genç imparator Karl yürüyor, yanında eşi Zita, dört yaşındaki oğlunu da elinden tutmuş...
Billy Wilder da ondan azıcık büyük bir çocuk, o da babasının elini tutmuş, bir kaldırım kenarından töreni izliyor.
Babası demiş ki: "Bak oğlum, bu tabutun içinde giden senin eski imparatorundur, bu tabutun önünde yürüyen senin yeni imparatorundur, onun yanındaki çocuk da senin gelecekteki imparatorundur."
Otuzlu yıllar... Viyana çocuğu Billy Wilder önce Berlin'de şansını denemiş, Naziler'in elinden kurtulmak için kapağı Amerika'ya atmış, orada ünlü bir sinema yönetmeni olmuştur...
Diyor ki: "Hollywood'da, büromda oturmuş bir senaryo üzerinde çalışıyordum... Sekreterim, bir 'hemşerimin' beni görmek istediğini söyledi... içeri buyur ettim... Siyasi mülteciymiş, işsizmiş, zor durumdaymış, çeviri falan yapabilirmiş, bir Viyanalı olarak kendisine yardım edebileceğimi düşünmüş..."
Wilder ekliyor: "Benden iş isteyen bu sessiz ve çekingen genç, babamın bana 'bak oğlum, bu da senin gelecekteki imparatorundur' demiş olduğu çocuktu!"
ismini söylememe gerek var mı bilmiyorum ama o çocuk 2011 yılında ölen tahtın varisi Otto von Habsburg!
Otto, hiçbir zaman "olmayan tahtta hak iddia etmek" saçmalığına kalkışmadığı gibi kraliyetin zevkini sürmek yerine "herkes" gibi yaşamayı tercih etmişti.
bunu biliyordum ama billy wilder'ın ayağına kadar gidip iş istediğini bilmiyordum...
ne hikaye ama?
Gelmiş geçmiş en büyük yönetmen.
stalag 17 ve çifte tazminat gibi iki dev şaheseri bizlere armağan eden Yahudi asıllı yönetmen.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar