bugün
- nervio'ya evlenme teklif etmek21
- nervio abla13
- birbiriyle çiftleşecek uludağ sözlük yazarları12
- kuru amlı9
- nişanlının annesine anne diyememe sorunsalı4
- galatasaray'ın fenere koyması normalleşmesi4
- yazarların sözlükten kaçması7
- sözlükteki gizli geyi ifşalıyorum12
- sinemada yiyişen sevgililer4
- nervio tarzı entry girmek24
- şemsiye taşıyan erkekte gizli eşcinsellik vardır7
- ümit kocasakal20
- ayağa boşmalmak9
- dudaktan öpüşmek neden seksle bağlantılı6
- instagram da artan erotizm sebebi5
- son buluşmada hesabı kim öder5
- french kiss yapamayan erkek5
- at suratlı kadın4
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı73
- ayakçı ve patici yazarlar derneği6
- kamos4
- ayak sevecek kadar abaza olmak6
- çetik örebilen sözlük kızı3
- kate nash2
- kitap okumanın hiçbir faydasının olmaması18
- medeniyeti yabancı dil sanmak2
- seri oylayınca hoşlanıyor sanan tipler6
- çiftleşen yazarlar bana mesaj atsın3
- ilk buluşmada hesabı kim öder7
- iyi ingilizce konuşamayan yazar sözlükten atılmalı2
- vazallı sözlük yazarları2
- mersin7
- kızıl kmerler4
- baş ayakçı4
- fabrikator saim bey3
- öksürmekten uyuyamamak5
- 21 ekim 2026 sporting lizbon lask linz maçı2
- avlusu olan ev2
- yanında lipstick taşımayan yollu erkek6
- kadın dediğin şakk diye masaya ayağını vuracak4
- yağmur yağarken 1 60 lık kucaklayıp koşmak4
- güney kore34
- sarı gelinin nenesi neden ölüyor sorunsalı3
- from gold from dust35
- neden sürekli gülümsüyorum4
- ayak seven dayak da sever3
- izmir2
- bu sözlükte ayak konuşmak yasak15
- gocu6
- ayak fetişleri için ayak fotoğrafını paylaşan kız3
hâhi ki genc-i aşk konî levh-i sîne-râ
ez-dil beşûy âyine sân gird-i kîne-râ
(eğer gönül levhasını aşk hazinesi yapmak istiyorsan, aynanın üzerinden toz siler gibi gönlün üzerinden de düşmanlık tozunu sil süpür.)
selîmî/ yavuz sultân selîm
ez-dil beşûy âyine sân gird-i kîne-râ
(eğer gönül levhasını aşk hazinesi yapmak istiyorsan, aynanın üzerinden toz siler gibi gönlün üzerinden de düşmanlık tozunu sil süpür.)
selîmî/ yavuz sultân selîm
mehabbet míhrí tâbından vücûdün mahv kılmış yok
ararsan gülşen-í dehrí benímle jâleden* gayrı
(bkz: hayâlî bey)
(aşk güneşinin parlaklığı vücudu mahvetti eritti
zamanın bahçesinde bulamazsın benimle jâleden gayrı)
*jale çiy damlası demektir, şair aşkını güneş karşısında eriyen çiy damlasının buhar olmasına benzetiyor.
ararsan gülşen-í dehrí benímle jâleden* gayrı
(bkz: hayâlî bey)
(aşk güneşinin parlaklığı vücudu mahvetti eritti
zamanın bahçesinde bulamazsın benimle jâleden gayrı)
*jale çiy damlası demektir, şair aşkını güneş karşısında eriyen çiy damlasının buhar olmasına benzetiyor.
payın sadası gelse de hiç gelmesen
men dinlesem kıyamete dek, vuslat istemen
bulsam izinle semtini, ol semte ermesem
aşsam zamanı hasretin encamı gelmeden
(bkz: ismail hami danişmend)
men dinlesem kıyamete dek, vuslat istemen
bulsam izinle semtini, ol semte ermesem
aşsam zamanı hasretin encamı gelmeden
(bkz: ismail hami danişmend)
"yerin od etmedik kim vardır erbâb-ı mehabbete
semenderler* gibi uşşâk da sükkân-ı âteşdir"
(aşka gönül düşürüp de yeri ateş olmayan, yanmayan olur mu hiç. âşık için yanmak mukadderdir.*âşık, efsaneye göre ateşte yaşayıp ancak orada rahat eden semendere benzer..)
"seni bu hallere koyan gülün aşkıdır ey bülbül
neye düşse anı yakıp kül etmek şân-ı âteşdír"
(ey bülbül! düştüğü yeri yakıp kül etmek ateşin şanındandır, hâlinde şaşılacak şey yok.)
(bkz: şeyhülislam yahya)
semenderler* gibi uşşâk da sükkân-ı âteşdir"
(aşka gönül düşürüp de yeri ateş olmayan, yanmayan olur mu hiç. âşık için yanmak mukadderdir.*âşık, efsaneye göre ateşte yaşayıp ancak orada rahat eden semendere benzer..)
"seni bu hallere koyan gülün aşkıdır ey bülbül
neye düşse anı yakıp kül etmek şân-ı âteşdír"
(ey bülbül! düştüğü yeri yakıp kül etmek ateşin şanındandır, hâlinde şaşılacak şey yok.)
(bkz: şeyhülislam yahya)
Âşık ifnâ-yı vücûd eylemeden kasdı budur
istemez yârânına bar olduğunu tâbutun
(bkz: Nâbî)
(bilir misiniz âşık neden vücudunu yok etmek istercesine gayret içerisindedir? tabutunu taşıyan dostlarına yük olmak istemez de ondan...)
istemez yârânına bar olduğunu tâbutun
(bkz: Nâbî)
(bilir misiniz âşık neden vücudunu yok etmek istercesine gayret içerisindedir? tabutunu taşıyan dostlarına yük olmak istemez de ondan...)
Ders-i aşkın müşkilin Yahyâ nice halleylesin
Söyleyenler kendini bilmez bilenler söylemez
Ş.Yahyâ.
Söyleyenler kendini bilmez bilenler söylemez
Ş.Yahyâ.
"bıraktı yok hesâbına felek ben zâr u bîmârı
hele gâhî gelir yoklar gam-ı dil-dâr var olsun"
(bkz: baki)
(felek, ben gibi hasta ve inleyeni yok hesabına bıraktı, bazen gönül alan gam yoklar beni -o- var olsun.)
hele gâhî gelir yoklar gam-ı dil-dâr var olsun"
(bkz: baki)
(felek, ben gibi hasta ve inleyeni yok hesabına bıraktı, bazen gönül alan gam yoklar beni -o- var olsun.)
Müge anlı’nın programında çıkan ad soyad kombinasyonu gibi.
didüm itün gibi olam mı ki kûyunda azîz
didi bizi ko yüri var mısıra sultân ol
(bkz: mesihi)
“senin bulunduğun yerde köpeğin gibi değerli, yüce olabilir miyim ki dedim.
sevgili de bizi bırak yürü git mısır'a sultan ol dedi"
didi bizi ko yüri var mısıra sultân ol
(bkz: mesihi)
“senin bulunduğun yerde köpeğin gibi değerli, yüce olabilir miyim ki dedim.
sevgili de bizi bırak yürü git mısır'a sultan ol dedi"
ahmed'in cânına zahm urdu ezelde tîr-i aşk
bir avuç ten toprağıyla gizlenir mi yarası
ahmed paşa)
bir avuç ten toprağıyla gizlenir mi yarası
ahmed paşa)
"bilinse aşk-ı mutlak kimse olmaz izzetâ âşık
koyup nâmın muhabbet hüsn-i ta’bîr eylemişlerdir"
(bkz: keçecizâde izzet molla)
(mutlak aşkın ne olduğu bilinse ortada aşık falan kalmaz, -insanlar küçük duygu ve eğilimlerine- güzel bir tabirle muhabbet adını vermişler.)
koyup nâmın muhabbet hüsn-i ta’bîr eylemişlerdir"
(bkz: keçecizâde izzet molla)
(mutlak aşkın ne olduğu bilinse ortada aşık falan kalmaz, -insanlar küçük duygu ve eğilimlerine- güzel bir tabirle muhabbet adını vermişler.)
sâye-i cehlinde nâdân dâimâ âsûde-hâl
cây-ı râhat bulamaz dânâ çeker derd ü taab
(bkz: şeyhülislam yahya)
(cahil, cehalet gölgesinde rahat bir haldedir. bilgili ise dinlenecek yer bile bulamaz, hep dert ve yorgunluk çeker.)
cây-ı râhat bulamaz dânâ çeker derd ü taab
(bkz: şeyhülislam yahya)
(cahil, cehalet gölgesinde rahat bir haldedir. bilgili ise dinlenecek yer bile bulamaz, hep dert ve yorgunluk çeker.)
der-neyâbed hâl-i puhte hîç hâm
pes suhan kûtâh bâyed ve’s-selâm
(ruhen yükselmemiş, ham kalmış kişi, yetişkin, olgun kişinin hâlinden anlamaz.
öyle ise sözü kısa kesmek gerektir, vesselâm.)
mevlânâ/
pes suhan kûtâh bâyed ve’s-selâm
(ruhen yükselmemiş, ham kalmış kişi, yetişkin, olgun kişinin hâlinden anlamaz.
öyle ise sözü kısa kesmek gerektir, vesselâm.)
mevlânâ/
Aşket resed be feryâd er hod besân-i Hâfiz
Kur’ân zi ber behânî der çârdeh rivâyet
(Hâfiz gibi Kur’ân’ı on dört rivayet üzerinden
ezbere okusan dahi, imdadına ancak aşkın koşar.)
Hafız-ı Şirazi/
Kur’ân zi ber behânî der çârdeh rivâyet
(Hâfiz gibi Kur’ân’ı on dört rivayet üzerinden
ezbere okusan dahi, imdadına ancak aşkın koşar.)
Hafız-ı Şirazi/
yüzünün hayâli göz gülşenine uğrayınca gönül bakmak için göz penceresine gelir.
hâfız/ 349. gazel.
hâfız/ 349. gazel.
Ez-to hem beched to dil ber-vey me-nih
Pîş ez-ân gû bechet ez-vey to becih
(Dünya sana da vefalı olmaz, seni de terk edip gider; ona meyletme.
O senden vazgeçmeden, sen ondan vazgeçmeye çalış)
mevlana/
Pîş ez-ân gû bechet ez-vey to becih
(Dünya sana da vefalı olmaz, seni de terk edip gider; ona meyletme.
O senden vazgeçmeden, sen ondan vazgeçmeye çalış)
mevlana/
fikr-i müstakbel ü maziyi bırak ârif isen
böyledir hâl-i zaman, bir var imiş bir yoğ imiş
(EĞER ARiF iSEN BIRAK GEÇMiŞ VE GELECEK ENDiŞESiNi
ZAMANIN HALi BÖYLEDiR, BiR VARMIŞ BiR YOKMUŞ)
(bkz: koca ragıp paşa)
böyledir hâl-i zaman, bir var imiş bir yoğ imiş
(EĞER ARiF iSEN BIRAK GEÇMiŞ VE GELECEK ENDiŞESiNi
ZAMANIN HALi BÖYLEDiR, BiR VARMIŞ BiR YOKMUŞ)
(bkz: koca ragıp paşa)
her rind bu bezmin nedir encâmı bilir
dünyâmızı nâ-gâh zalâm örtebilir
bir bitmeyecek şevk verirken beste
bir tel kopar âheng ebediyyen kesilir
(bkz: yahya kemal beyatlı)
(üstadın rind dediği kimse gönül eridir, kalenderdir. gönül eri odur ki, dünya meclisin nedir? yolun başını bilir sonunu bilir.
dünyamızı ansızın karanlık örtebilir, sözünde ise hususen bir anlamla ele alır ki, dünyamızdan kasıt herkesin kendi iç alemidir. (bkz: insan alemden bir surettir)
bestemiz çalar, şevke dalar insan! hiç bitmeyecekmiş gibi keyfinden keyif bulur. insanın bu dünyadaki hayatıda böyledir, hiç bitmeyecekmiş gibi yaşar ve dalar hayatın hengamesi içine...
ve o çalan beste en güzel yerinden kopar... alemde ahenk vardır. her şey ahenk içinde akar ve yolunu bulur! ama o da ne? insanın ahengi ebediyyen kopar. üz-er hepimizi...)
bir insanın hayatının seyri böyle devran eylerken, şairimiz 2. dizede uyarır bizi nâ-gâh zalâm örtebilir bu şevketli hülyada... ölümün soğukluğu ve yaşamın sıcaklığını hatırlatır bize yahya kemal. hayatın neden değerli olduğunu zıttıyla birlikte tekerrürle izah eder, karamsarlık yüklemez tam aksi der ki;
birçok gidenin her biri memnun ki yerinden, birçok seneler geçti; dönen yok seferinden.
bonus;
Ölüm âsude bahar ülkesidir bir rinde,
Gönlü her yerde buhurdan gibi yıllarca tüter.
Ve serin serviler altında kalan kabrinde
Her seher bir gül açar, her gece bir bülbül öter.
dünyâmızı nâ-gâh zalâm örtebilir
bir bitmeyecek şevk verirken beste
bir tel kopar âheng ebediyyen kesilir
(bkz: yahya kemal beyatlı)
(üstadın rind dediği kimse gönül eridir, kalenderdir. gönül eri odur ki, dünya meclisin nedir? yolun başını bilir sonunu bilir.
dünyamızı ansızın karanlık örtebilir, sözünde ise hususen bir anlamla ele alır ki, dünyamızdan kasıt herkesin kendi iç alemidir. (bkz: insan alemden bir surettir)
bestemiz çalar, şevke dalar insan! hiç bitmeyecekmiş gibi keyfinden keyif bulur. insanın bu dünyadaki hayatıda böyledir, hiç bitmeyecekmiş gibi yaşar ve dalar hayatın hengamesi içine...
ve o çalan beste en güzel yerinden kopar... alemde ahenk vardır. her şey ahenk içinde akar ve yolunu bulur! ama o da ne? insanın ahengi ebediyyen kopar. üz-er hepimizi...)
bir insanın hayatının seyri böyle devran eylerken, şairimiz 2. dizede uyarır bizi nâ-gâh zalâm örtebilir bu şevketli hülyada... ölümün soğukluğu ve yaşamın sıcaklığını hatırlatır bize yahya kemal. hayatın neden değerli olduğunu zıttıyla birlikte tekerrürle izah eder, karamsarlık yüklemez tam aksi der ki;
birçok gidenin her biri memnun ki yerinden, birçok seneler geçti; dönen yok seferinden.
bonus;
Ölüm âsude bahar ülkesidir bir rinde,
Gönlü her yerde buhurdan gibi yıllarca tüter.
Ve serin serviler altında kalan kabrinde
Her seher bir gül açar, her gece bir bülbül öter.
Hoş hırâmân mî-revî ey cân-ı cân bî-men me-rov
Ey hayât-ı dûstân der-bûstân bî-men me-rov
(Ey canımın canı! Beni bırakıp böyle salına salına gidiyorsun.
Ey dostların canına can katan! Gül bahçesine bensiz gitme, istemem)
Mevlânâ/
Ey hayât-ı dûstân der-bûstân bî-men me-rov
(Ey canımın canı! Beni bırakıp böyle salına salına gidiyorsun.
Ey dostların canına can katan! Gül bahçesine bensiz gitme, istemem)
Mevlânâ/
ba'd-ı nevmidî besî ümmid hâst
ez-pes-i zulmet besî hurşid hâst
(ümitsizlikten sonra nice ümitler var...
karanlığın ardında nice güneşler var!)
hüdâvendigâr/
ez-pes-i zulmet besî hurşid hâst
(ümitsizlikten sonra nice ümitler var...
karanlığın ardında nice güneşler var!)
hüdâvendigâr/
eyyâm-i gul çu omr be reften şitâb kerd
sâkî be dovr-i bâde-i gul-gûn şitâb kun
hâfız-ı şirâzî/
(geçmekte gül mevsimi, ömür gibi aceleyle
saki, gül renkli şarabı döndürmede aceleyle)
sâkî be dovr-i bâde-i gul-gûn şitâb kun
hâfız-ı şirâzî/
(geçmekte gül mevsimi, ömür gibi aceleyle
saki, gül renkli şarabı döndürmede aceleyle)
istanbul'dan ankara'ya giderken kahvaltı yaptığım yer geldi aklıma. Kahvaltısı güzeldir.
Berceste deyince aklıma Bolu'daki berceste geliyor.
Her an önceliğim yemektir arkadaşlar. Beni şu dünyada mutlu eden tek şey.
Her an önceliğim yemektir arkadaşlar. Beni şu dünyada mutlu eden tek şey.
Âvâzeyi bu ‘âleme Dâvûd gibi sal
Bâkî kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş
(bkz: Baki)
beyitleri severim, hele ki bu dizeler bana beni hatırlatıyor bilenler bilir, insan her zaman yaşadığı bir sürelik kısımda hayırla yad edilecek eserler bırakması ancak "hoş bir sada" ile (güzel olan ile) mümkündür, bu kubbeye(sözlükte) de hoş sada bırakmış isem ne mutlu bana, kendinize iyi bakın efendim...
iyi geceler!
Bâkî kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş
(bkz: Baki)
beyitleri severim, hele ki bu dizeler bana beni hatırlatıyor bilenler bilir, insan her zaman yaşadığı bir sürelik kısımda hayırla yad edilecek eserler bırakması ancak "hoş bir sada" ile (güzel olan ile) mümkündür, bu kubbeye(sözlükte) de hoş sada bırakmış isem ne mutlu bana, kendinize iyi bakın efendim...
iyi geceler!
Yok dilimden anlayan bir hemdemim, bir mahremim
Sanki zât-i pâk-i Hakk'la olmuşum râ'nâ garîb
Abdülbaki Gölpınarlı
Sanki zât-i pâk-i Hakk'la olmuşum râ'nâ garîb
Abdülbaki Gölpınarlı
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar