bugün
- diamond bosphorus denince akla gelenler8
- macron adamdır13
- bursa'nın şeftalisi çok meşhurdur diyen kız3
- şu antipanik'in ilgisini verin artık lütfen27
- akp ve mhp oylarıyla reddedildi4
- sude kiray ismet gurbuz evliliği3
- sözlük prenslerinin fotoğrafları3
- filistin52
- eğer bir dizi veya film karakteri olsaydınız7
- kabir ziyareti6
- ten uyumu vs kafa uyumu12
- 2026 uludağ sözlük analizi8
- silvermist'in mutfağına konuk olmak5
- biranın tok karnına içilmemesi3
- bik bik'in mutfağına konuk olmak7
- 1 artı 1 havuzlu müstakil ev2
- ne kadar yaşlısın16
- sen özgür bir suriyelisin2
- galatasaray'ın tekrar lider olması2
- megan fox6
- antipanik sahipsiz değildir6
- fon kurdum para yatırır mısınız15
- hiç kibir yoksa karakter büyük sıkıntı7
- duyduğunuz en ağır laf4
- mossat yaptı abi heralde yani9
- fussilet suresi 34 ayet2
- anın görüntüsü26
- türkiye azerbaycan ilişkilerinde israil tartışması6
- fransız arabaları9
- birader bey olmayanlar4
- uludağ sözlük akımları3
- lgbt bireylerinin asıl amacı4
- yanan sıvı maddeler2
- anasına sövdürmek için doğmuş insanlar3
- sadece türkiye milliyetçi olsun düşüncesi2
- bir erko kişisi ile arkadaş olunur mu17
- türklere karınız nasıl diye sormak6
- kadın cinayetlerinin asıl sebebi6
- kamal6
- 11 ekim 2026 beşiktaş kocaelispor maçı3
- yakışıklıksız sözlük erkeklerinin pazar kombileri4
- astral seyahat gerçek mi6
- sigara satışında kimlik şartı tartışması4
- kadir mısıroğlu'nun vatan haini olması8
- yanındakiyle yaşar aklındakiyle ölürsün7
- erecto biraderin suyu ıslatması2
- pazar günü evde oturan ezik ve yalnız insan4
- düşman ülkeler3
- trump'ın yanındaki garip tipli kadın4
- bedelini ödeyen yazarlar17
insan beklentisi kadar mutludur.
formul, sifir beklenti sonsuz mutluluk.
formul, sifir beklenti sonsuz mutluluk.
zihinsel kırılma.
elini kolunu, aklını fikrini, gününü geceni, dününü gününü bağlayan içsel mahkumiyet.
elini kolunu, aklını fikrini, gününü geceni, dününü gününü bağlayan içsel mahkumiyet.
insanı boşluğa sürükleyen en büyük düşman.
umut ile karıştırılmaması gereken kavram.
Beklenti, arzu, hayal. Bunlar aynı şeylerdir. bunlar varken mutlu olmak imkansızdır. Çünkü beklemeye alışan zihniniz beklediği şeyi bulsa bile başka şeyleri beklemeye başlar çünkü alışkanlık edinmiştir.
ne kadar az olursa o kadar çok ulaştığımız olay.
Uyuşturucu kadar tehlikeli bir meret.
Ne kadar az beklenti o kadar çok mutluluk.
Beklenti değil de büyük beklentilerdir insanı üzen. Olabildiğince az seviyede tutmak gerek sonucunda hayal kırıklığı kaçınılmaz son olabiliyor.
sizin değil de, sevdiklerinizin size karşı olan beklentilerinin boşa çıkmaması adına uğraş vermektir. bazen de strese girmektir. ne kadar az beklenti o kadar çok mutluluk da demek istemiyorum aslında. çünkü bu anlayışın fazlası öz güveni fena halde zedeliyor kimi zaman. sanırım genel alaka öz güven ile. sizden olan beklentinin de bir güvencesinin olduğunu düşünün. yani size karşı bir beklenti varsa, yapabileceğiniz içindir. eğer yoksa da, şaşırtmak için siz harekete geçersiniz. haydi iyi geceler bu arada. swh.
zamanla pampası olan saplantıyla birleşirse sıkıntılı durumlar sizi bekliyor demektir.
Sadece üzer.
Kendinize olanı yüksek tutabildiğiniz kadar yüksek tutun.
Fakat başkalarından beklentinizi her zaman minimumda tutmanız da fayda var. Ne kadar düşük olursa o kadar az hayal kırıklığına uğrar ve üzülürsünüz. Temelinde bir beklenti içine girmek ona güvenmeniz gerektiği anlamına gelmez. Bunu insan bilirse gerisi kolay. Güvenme hatta bir çok kez planlarını o beklediğin yokmuş gibi yap. He o beklentin yerine gelirse sana artı olur. kayıpta senden bir şey almaz. Planda eksik olmasında iyidir.
Fakat başkalarından beklentinizi her zaman minimumda tutmanız da fayda var. Ne kadar düşük olursa o kadar az hayal kırıklığına uğrar ve üzülürsünüz. Temelinde bir beklenti içine girmek ona güvenmeniz gerektiği anlamına gelmez. Bunu insan bilirse gerisi kolay. Güvenme hatta bir çok kez planlarını o beklediğin yokmuş gibi yap. He o beklentin yerine gelirse sana artı olur. kayıpta senden bir şey almaz. Planda eksik olmasında iyidir.
Shakespeare ne der?
“Beklentiler daima yaralar.”
Yani daha ne denebilir ki üzerine.
“Beklentiler daima yaralar.”
Yani daha ne denebilir ki üzerine.
Bazen seni hayatta tutan, bazen ise öldüren yegane duygusal durumdur. işler kötü gittiğinde sonu maşallah bipolar
Sevmeyen biri için boşluklarını doldurmak değilse niyetin, gelmeyene gidilmez gelmeyenden gidilir..
beklentiler, ziyandır.
Güvendiğiniz dağlara yaz günü karlar yağdırır, tutunduğunuz dallar elinizde uçuruma yuvarlanırsınız, ummadığınız taşlar baş yarar, üçün birini alırsınız diye güzide dilimizde tehlikeli sonuçları ifade edilen gereksiz bir atraksiyondur.
insandan beklenti, işvereninden mesela. yahut sınıf arkadaşından beklenti. köpeğinden beklenti, çocuğundan. hatta ektiğin bir çiçekten beklenti. ne kadar çok beklenti, bir o kadar hayal kırıklığı...
ben en çok, herhangi bir konuda başarılı olan bir kişiden başka konularda da benzer başarıyı bekleme mevzusuna tutuluyorum. bunu çok sık yapıyorum. benim gibi bunu çok sık yapanlar bilirler, bu beklenti her zaman boşa çıkar ve bekleyeni öfkeye boğar.
aracın su eksiltiyordur ve bir tamirciye gidersin. tamirci kocaman, çok afili tabela yaptırmıştır dükkanına. internette google'da hakkında onlarca olumlu yorum bile bulursun hatta. kalabalıktır, yoğundur ve hatta yarı kurumsal çalışıyordur. tertipli, düzenli ve çok intizamlıdır iş yeri ve çalışanlar. tamam dersin, bu iş burada hallolacak. hayalde artık şu vardır; öyle bir tamir yapılacak ki aracıma, yalnızca para vermeyecek, yanında dua da edeceğim. sıfır gibi olacak, sorun kökten hallolacak. fakat öyle olmaz...
ticareti, reklamı, muhabbeti iyi yapan bu tamirci aynı başarıyı su kaçağını bulmakta gösteremez. belki 3-4 kez tekrar gelmene neden olur. paranla birlikte zamanını da alır, akıl sağlığını da. resmen siker seni tamirci. arabanı da siker. kafayı yiyecek gibi olursun. amına kodumun yerinde bi radyatör hortumu değiştiremeyen bu ibneyi buraya kim usta yaptı dersin...
sinirlenme. olayın özeti şu güzel kardeşim; sen adının önünde unvan olan herkesi doğal seleksiyon yolu ile eleğin üstünde kalmayı başarabilmiş, o unvanın karşılığını veren birisi olarak kabul ediyorsun. halbuki iş ne yazık ki öyle değil. örnek verelim aramızdan herhangi birisini 12 yaşında bir fırına çırak verseydik aradan 20 yıl geçtiğinde ona "usta" demeyecek miydik? diyecektik. halbuki pideleri yarrak gibi...
yahut bugün tartışma sırasında fenalaşıp bayılan teyzelerimizi zamanında dersaneye yazdırsaydık harika birer avukat olamazlar mıydı, hatta belki hakim? hanginizin çocuğu 30 senesini araba altlarında yatarak geçirmiş de sanayide usta olamamış?
olay bu kardeşlerim... tekstil kralı doğubeyazıtlı bir patrondan ne yazık ki eleman çalıştırmasını, insan yönetmesini, verim arttırmasını bekliyoruz, personeli memnun etmesini, bizlerin sıkıntılarına eğilmesini bekliyoruz. ve bunu göremezsek köpürüyoruz. halbuki o sadece parayı iyi tutar, canını hiçe sayar ve 12 tane erkek kardeşi vardır. senin siktiriboktan performans verimini sikine takmaz.
8 katlı özel diş hastanesinde 23 yaşında bir doktora kanal tedavisi olurken anlıyorsun bir sorun olduğunu. bi ton bilgilendirme mesajları, hizmetler, klimalı odalar, ışıklar, kayıttaki güzel kızlar mızlar hepsi tezgah amına koyayım. dişin gitti haberin yok. yok canım diyorsun, özel poliklinik 800 lira para alıyorlar... neyse işte, anladınız.
hayat böyle. sakin kalmamız gerek.
ben en çok, herhangi bir konuda başarılı olan bir kişiden başka konularda da benzer başarıyı bekleme mevzusuna tutuluyorum. bunu çok sık yapıyorum. benim gibi bunu çok sık yapanlar bilirler, bu beklenti her zaman boşa çıkar ve bekleyeni öfkeye boğar.
aracın su eksiltiyordur ve bir tamirciye gidersin. tamirci kocaman, çok afili tabela yaptırmıştır dükkanına. internette google'da hakkında onlarca olumlu yorum bile bulursun hatta. kalabalıktır, yoğundur ve hatta yarı kurumsal çalışıyordur. tertipli, düzenli ve çok intizamlıdır iş yeri ve çalışanlar. tamam dersin, bu iş burada hallolacak. hayalde artık şu vardır; öyle bir tamir yapılacak ki aracıma, yalnızca para vermeyecek, yanında dua da edeceğim. sıfır gibi olacak, sorun kökten hallolacak. fakat öyle olmaz...
ticareti, reklamı, muhabbeti iyi yapan bu tamirci aynı başarıyı su kaçağını bulmakta gösteremez. belki 3-4 kez tekrar gelmene neden olur. paranla birlikte zamanını da alır, akıl sağlığını da. resmen siker seni tamirci. arabanı da siker. kafayı yiyecek gibi olursun. amına kodumun yerinde bi radyatör hortumu değiştiremeyen bu ibneyi buraya kim usta yaptı dersin...
sinirlenme. olayın özeti şu güzel kardeşim; sen adının önünde unvan olan herkesi doğal seleksiyon yolu ile eleğin üstünde kalmayı başarabilmiş, o unvanın karşılığını veren birisi olarak kabul ediyorsun. halbuki iş ne yazık ki öyle değil. örnek verelim aramızdan herhangi birisini 12 yaşında bir fırına çırak verseydik aradan 20 yıl geçtiğinde ona "usta" demeyecek miydik? diyecektik. halbuki pideleri yarrak gibi...
yahut bugün tartışma sırasında fenalaşıp bayılan teyzelerimizi zamanında dersaneye yazdırsaydık harika birer avukat olamazlar mıydı, hatta belki hakim? hanginizin çocuğu 30 senesini araba altlarında yatarak geçirmiş de sanayide usta olamamış?
olay bu kardeşlerim... tekstil kralı doğubeyazıtlı bir patrondan ne yazık ki eleman çalıştırmasını, insan yönetmesini, verim arttırmasını bekliyoruz, personeli memnun etmesini, bizlerin sıkıntılarına eğilmesini bekliyoruz. ve bunu göremezsek köpürüyoruz. halbuki o sadece parayı iyi tutar, canını hiçe sayar ve 12 tane erkek kardeşi vardır. senin siktiriboktan performans verimini sikine takmaz.
8 katlı özel diş hastanesinde 23 yaşında bir doktora kanal tedavisi olurken anlıyorsun bir sorun olduğunu. bi ton bilgilendirme mesajları, hizmetler, klimalı odalar, ışıklar, kayıttaki güzel kızlar mızlar hepsi tezgah amına koyayım. dişin gitti haberin yok. yok canım diyorsun, özel poliklinik 800 lira para alıyorlar... neyse işte, anladınız.
hayat böyle. sakin kalmamız gerek.
zamaninda bi abimiz beklentiler sadece uzer diyerek kapatmis konuyu. cok da uzatmamak lazim.
Sonuç hayal kırıklığıdır.ewed
hayatta yapabileceğiniz en son şey olmalı bence
Goethe diyor ki; “insan kalbinde ne taşırsa dünyayı da öyle görür.”
ismet Özel bunu; “Neyi bastırdıysan göğsüne, göğsünü soludukça büyüyen odur.” diye anlatmış.
Bu böyledir. insan neyle beraberse o olur ona dönüşür. Neye sarıldıysa, dünyaya onun gözüyle bakmaya başlar ve değişir.
ismet Özel bunu; “Neyi bastırdıysan göğsüne, göğsünü soludukça büyüyen odur.” diye anlatmış.
Bu böyledir. insan neyle beraberse o olur ona dönüşür. Neye sarıldıysa, dünyaya onun gözüyle bakmaya başlar ve değişir.
genellikle gerçekleşmeyendir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar