bugün

sadaret, dahiliye, hariciye ve şura-yı devlet (danıştay) dairelerinin bulunduğu bina.
taksimde bir cafe. bira 2.5 tl dir. bol suludur.
devlet kapısı denir, ingilizcede sublime porte olarak geçer.
dışişleri bakanlığı niteliği taşımaktadır, zira yabancı büyükelçiler burada karşılanırdı.
osmanlıca'daki bab ve ali kelimelerinin birleşmesinden oluşan, şimdiki anlamıylamıyla devlet kapısı * anlamı taşıyan söz.
sol framede bab ı hümayun başlığını gördüm ve tıkladığım anda karşıma bab ı ali önermesi çıktı.
bab ı hümayun topkapı sarayı'nın birinci kapısıdır efendim, neden yönlendirildiğini anlayabilmiş değilim hala.
bab ı ali ise osmanlı'nın avrupa'da bilinen adı, bir nevi lakabıdır.
(bkz: bilmeden yönlendirmek)
necip fazıl kısakürek' in ilk olarak 1975 yılında basılan kitabı. gençliğinden ellili yaşlarına kadarki dönemde bab ı ali diye tanımladığı edebiyat, sanat, basın dünyasından kişilerle yaşadıkları ve o kişiler hakkındaki düşüncelerini anlattığı bir kitap. bir çeşit otobiyografi ama o ve benden farkı din-necip fazıl ilişkisinden ziyade toplum-necip fazıl etkileşimini anlatmış olmasıdır. kitabın en dikkat çekici yönlerinden birisi bütün edebiyat meşhurları hakkında bir tek olumlu bir şey söylememiş olmasıdır abdülhak hamit tarhan' ı ayrı tutarsak. hepsine verip veriştiriyor ve bu konudaki eleştirileri ön söz kısmında insanların herkesi olduğu gibi bilmesi gerektiğinden dolayı böyle acımasız eleştiri yaptığından bahsediyor.
Günümüz Türkçesinde ‘Yüce Kapı’ anlamına gelen terim.
istanbul’da devleti temsil eden her ofis, ‘kapı’ diye anılırdı. Yani bugünün devlet dairesinin karşılığı ‘kapı’ idi. Basın kuruluşları ikitelli’ye taşınmadan önce “Bab-ı Ali” denilince akla basın geliyordu.
osmanlı devletinde sadrazamın konağına verilen isimdir.
© copyright 2005 - 2026