bugün
- sözlükte özel mesaj ile fotoğraf gönderememek23
- seküler kesimden yeni carrefoursa'ya tokat37
- şu an ne isterdin9
- dincilere laf anlatmakta çalışmak19
- erkeğin kadından üstün olduğu gerçeği49
- dilekçeye nasıl başlanır9
- gaddar kerim2
- sözlükteki yakışıklı olgun erkekler14
- fon vurgunu54
- piramitleri uzaylılar yaptı yalan söyleyen toptur9
- kaçak çay18
- borsa istanbul19
- from gold from dust34
- galatasaray vs akp12
- açım aç5
- bir beden küçük kıyafet almak5
- halloween'e cadılar bayramı diyen keko5
- bicepsleriyle dalga geçilen yuzır dayanışması9
- cin çarpmasına maruz kalmak7
- sözlük erkeklerinin bicepsleri70
- kadınların erkeklere hiç çok yakışıklısın dememesi16
- bira içerken dinlenebilecek şarkılar6
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı58
- nas suresini duyunca cinler4
- whatsapp grubundan çıkarılmak10
- cin düğününde geline takı olarak ne takılmalı5
- edep sen ne güzel şeysin3
- nişanlının eski sevgilisiyle buluşması9
- mustafa sarıgüi'ün seks kaseti iddiası11
- kolye119
- alper mestçi vs hasan karacadağ2
- sözlük kızlarının bicepsleri18
- en karizmatik ve çekici sözlük erkeği7
- iltica20
- kürk mantolu madonna6
- berat albayrak'a iftira atılması11
- tavuklu pilav13
- ordu borazanı sesi çıkaran kezo3
- ryan gossling e yakışıklı diyen bana demesin4
- en iyi çakmak markası10
- çilekli pasta yiyen erkek7
- 22 ekim 2026 beşiktaş crystal palace maçı18
- muslettin amca tarzı entry girmek5
- mekke kutsal mıdır sorunsalı10
- yapay zekanın kod yazması2
- gündüz uyukunun gelmesi gece gelmemesi3
- rivayetlerin sınırsız bollukla sunulması3
- kalvinci misin piskoposçu musun3
- define videoları izlemek3
- şabat şalom5
arkadaşınızla sabahlanması mümkün durumdur kız arkadaşınız dizinizde uyur siz hayallere dalarsınız en mutlu andır yani anı yaşamaktır...
yakın zamanda etimesgut'a taşınacak olan belediye işletmesi.sebebi ise aşti'nin an itibariyle bulundugu yerin şehir merkezi olmasıymıs.zamanında etlikten de bu sebep yüzünden taşınmış.
her adımınızda kolunuzdan tutup sizi zorla ismini bile duymadığınız otobüs firmalarına bindirmeye çalışan insanlarla dolu terminal. bir yandan hüzün, diğer yandan seviçtir. ayrıca acilen bir yürüyen merdivene ihtiyacı olan terminaldir. yakışıyor mu koca aştiye. canım çıktı elimde koca bir valizle o merdivenleri inene kadar. bir de dönüşte nasıl çıkartacağım onu düşünüyorum şimdiden.
ankara'nın otogarı. sizi "abi gayseri mi?", "abi kütahya'ysa buyur", "neresi abi istanbul mu?" sorularını soran amcalar karşılar. bu kişilere mümkün olduğunca cevap vermeyin, eğer cevap verirseniz tutar kolunuzdan götürür sizi, elinizde hiç tanımadığınız dandik bir firmanın biletini bulursunuz bir anda.
bazen de güzel sesli bir bayan anons yapar, o sesi duyunca kendisine aşık olasınız gelir:
"hareket saati gelmiş otobüs kaptanlarının dikkatine..."
tabi kıro anons görevlisini de unutmamak lazım, o nasıl bir ses, o nasıl bir kabalıktır allah'ım:
"06 lk 864 plakalı aracın sahibi, lütfen aracının başına..."
yine de iyidir aşti. tabi çığırtkanlık yapanlara dikkat ettiğiniz sürece. o ne demek mi? bilmiyorum...
(bkz: aşti deki çığırtkanlık yapmak yasaktır anonsu)
bazen de güzel sesli bir bayan anons yapar, o sesi duyunca kendisine aşık olasınız gelir:
"hareket saati gelmiş otobüs kaptanlarının dikkatine..."
tabi kıro anons görevlisini de unutmamak lazım, o nasıl bir ses, o nasıl bir kabalıktır allah'ım:
"06 lk 864 plakalı aracın sahibi, lütfen aracının başına..."
yine de iyidir aşti. tabi çığırtkanlık yapanlara dikkat ettiğiniz sürece. o ne demek mi? bilmiyorum...
(bkz: aşti deki çığırtkanlık yapmak yasaktır anonsu)
ilk açıldığında adı aşot olarak konulmuş olup kelimenin kürtçe anlam yüklü olduğu iddiasıyla adı aşti olarak değiştirilen kurumdur. (öneri: eşot olan erzincan terminali de değişsin, eşti olsun)
(bkz: keçiörengücü)
en son 3 yıl evvel gidilen ve zaman geçip de ankara özlemi farkedildikçe, özlenilen, hasreti depreşen yer.. çay satan amcalar, yolun ortasında size sayısız yer ismi sayıp, bir anda fikrinizi değiştirip o otobüse bineceğinizi zannedenler.. o zaman gıcıktım size ama evet hepinizi özledim..*
eskiden ismi aşot olan, daha sonra ermenice barış anlamına geldiği için ismi değiştirilen ankara otogarı.
otobüsten indiğiniz anda hamalların istilasına uğradığınız fakat hafifçe "hayır" diyeni anlayan insanların olduğu güzide şehir ankara'nın terminal işletmesi.
Metroyla bağlantılı olmasa çekilmez olacak olan terminaldir.
anonsları yaran cinstendir.
(bkz: aştide çığırtkanlık yapmak yasaktır)
(bkz: aştide çığırtkanlık yapmak yasaktır)
eskiden çığırtkanlığın hat safhada olduğu yer; fakat artık polis önlemleriyle, hukuki cezalarla kurtuldu çığırtkanlarından.
çığırtkanlara itibar etmeyiniz! gibisinden bir anonsu olan şehirlerarası otobüs terminali.
bende hep yorgunluk, telaş ve umutsuz gelecek çağrışımı yapan ankara otogarı.
"hareket saati geçmiş otobüs kaptanlarının dikkatine! peronları acilen boşaltınız. aksi takdirde cezai işlem uygulanacaktır" anonsunun peşpeşe yapıldığı, fakat kaptanların bu uyarıyı pek sallamadığı otobüs garı.
tuvaletleri çok pistir. girmek cesaret ister. üstelik 80 kuruş da para ödersiniz. çünkü orası aşti.
lütfen çığırtkanlara itibar etmeyiniz anonsunu her gittiğimde duyduğum ve her gittiğimde kim bu çığırtkanlar diye etrafıma ablak ablak bakındığım, ankara şehirlerarası terminal işletmesi.
kimi ayrılıkların, kimi mutlulukların karşıladığı ankara şehirler arası otobüs terminali.
sabahın 8in de hiç bir amacı olmadan geldim. sadece eskileri özlediğimden yad etmekten başka bir şey değildi belki de benim kisi de. hala bıraktığım gibiydi. anosları olsun. karşılamalar olsun. son dökülen göz yaşları olsun. el sallamalar hepsi aynı anda yaşanıyordu. karşılıyanım mı yoktu. amaçsız gelmiştim. sadece evet sadece amaçsız gelmiştim. önceki gelişlerim gibi heyecan yoktu. amacım yoktu çünkü. ezbere bilmiyordum bile nereye gideceğimi. sadece görmüştüm gittiğimiz yerleri. hava çok güzeldi ama benim için değildi. tanımadığım bir şehirde tanımadığım bir terminalde yapayalnızdım. geçmişe gittim. karşılanmaları. ama hiç biri yoktu. yalnızdım neden geldiğimi bile bilmiyordum. dolaşa dolaşa buldum metroyu. ver elini ilk kahvaltı yaptığımız ve benim her zaman ki ankaraya geldiğimde kahvaltı yaptığımız yere. garson geldi kahvaltı alacağımı sandı. karnım açtı fakat bu sefer boğazımda kalacağına. en azından sadece ağzımdan kahve sesi çıkabildi. önceden olsa ise 15 çeşit kahvaltı daha zevkli oluyordu. en azından genede yemesem bile gözlerinin içine bakarak karnım doyuyordu. ama bu sefer ağızdan çıkan cümle sade kahve idi.
o sokaklar hiç bir zaman zevk vermedi. dolaştım dolaştım. hava çok güzel idi ama benim için değildi. gördüğüm yerleri tek tek dolaşmaya başladım. ancak anımsıyabildim. ankaranın dolaşılcak yerlerini. genede zevk vermedi. güzel olan havada üşüyordum çünkü. anımsıyabildiğim gene bir yere kahve içmeye gittim.
(bkz: eski sevgiliyle son görüşülen yere yalnız gitmek #11184181)
yapacak iç bir şey yoktu. tekrar aştinin yolunu tuttum. yine aynı manzara idi. karşılayanlar, mutluluktan uçanlar. benim için yine bir farkı yoktu. bomboş olan perona tekrar baktım. tekrar baktım. ama el sallayan biri yoktu...
sabahın 8in de hiç bir amacı olmadan geldim. sadece eskileri özlediğimden yad etmekten başka bir şey değildi belki de benim kisi de. hala bıraktığım gibiydi. anosları olsun. karşılamalar olsun. son dökülen göz yaşları olsun. el sallamalar hepsi aynı anda yaşanıyordu. karşılıyanım mı yoktu. amaçsız gelmiştim. sadece evet sadece amaçsız gelmiştim. önceki gelişlerim gibi heyecan yoktu. amacım yoktu çünkü. ezbere bilmiyordum bile nereye gideceğimi. sadece görmüştüm gittiğimiz yerleri. hava çok güzeldi ama benim için değildi. tanımadığım bir şehirde tanımadığım bir terminalde yapayalnızdım. geçmişe gittim. karşılanmaları. ama hiç biri yoktu. yalnızdım neden geldiğimi bile bilmiyordum. dolaşa dolaşa buldum metroyu. ver elini ilk kahvaltı yaptığımız ve benim her zaman ki ankaraya geldiğimde kahvaltı yaptığımız yere. garson geldi kahvaltı alacağımı sandı. karnım açtı fakat bu sefer boğazımda kalacağına. en azından sadece ağzımdan kahve sesi çıkabildi. önceden olsa ise 15 çeşit kahvaltı daha zevkli oluyordu. en azından genede yemesem bile gözlerinin içine bakarak karnım doyuyordu. ama bu sefer ağızdan çıkan cümle sade kahve idi.
o sokaklar hiç bir zaman zevk vermedi. dolaştım dolaştım. hava çok güzel idi ama benim için değildi. gördüğüm yerleri tek tek dolaşmaya başladım. ancak anımsıyabildim. ankaranın dolaşılcak yerlerini. genede zevk vermedi. güzel olan havada üşüyordum çünkü. anımsıyabildiğim gene bir yere kahve içmeye gittim.
(bkz: eski sevgiliyle son görüşülen yere yalnız gitmek #11184181)
yapacak iç bir şey yoktu. tekrar aştinin yolunu tuttum. yine aynı manzara idi. karşılayanlar, mutluluktan uçanlar. benim için yine bir farkı yoktu. bomboş olan perona tekrar baktım. tekrar baktım. ama el sallayan biri yoktu...
Farsça'da Barış demektir.
dışardan bakıldığında nasa üssüne benzer, içine girdiğinde karmaşa ile karşılaşırsın ha birde o simsarların sana yavşaması yokmu beni benden alır, metroya binmek için kırk takla atarak ararım yolunu öle de bir şeydir.
indiğimde bir karşılayanımın olmadığı, dönerken de bir uğurlayanımın olmadığı yegane yerdir. hep sevgi sözcükleriyle hatırlanacak yerdir. vedalaşan sevgilileri gördüğündeyse acısı böğrüne böğrüne çöken yerdir.
Ankara dendiğinde belki de ilk akla gelen; hem ayrılığın hüznünü hem de kavuşmanın mutluluğunu fazlasıyla yaşatmış, öğrenciliğime durak olmuş, hem iyi hem de kötü hatırda kalası mekan...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar