/636
-bal tutanın parmağının yanında bazen avucunu da yaladığı organizasyon.
(bkz: bal tutan parmağını yalar)
(bkz: avucunu yalamak)
muhteviyatında zehirde olan bal diyebiliriz sanki. şifa mı yoksa dert mi olduğunu kestiremediğimiz. evet.*
-balı , insan lisanıyla , arılara anlatmaktır.
düşünüyorum da şu dünyada bir kere bile aşık olmayan insan var mıdır? böyle bir şey mümkün mü? tabiki değil bence... insan hiç olmazsa bir kere deliler gibi aşık olma hissini tatmalı.. işte böylesi mükemmel bir duygudur aşk!..
-bir kaşık bal için , bir dünya çiçeği harap etmekte olabilir.
(bkz: emin değilim)
tanımlamaya kalkışılması, bir kalıba sokulmaya çalışılması, aşka da onu yaşayan ve hissedene de her koşulda yetersiz, zayıf kalacaktır.
-anlam yüklemektir.
-baldan tatlı olmasa da , yeri geldiğinde ekmek kadar lüzumludur.
-ballı ekmek yemek için , ekmeğe sürdüğünüz bala gelen arıların poponuzu sokmaları sonucu hissetmediğiniz acıdır.
-bal yiyeceğim diye arı olmaya çalışmaktır.
hastalık olduğuna kesin olarak kanaat getirdiğim haller bütünü.
iyileşiyor lan.
-ballı ekmek yemek için , ekmeğe sürdüğünüz balın , üstünüze akan kısmıdır.
yasandığından farklıdır..
tadı baldan da tatlıdır.. *
insanları kendisine simge olarak seçen ve et, kemik vs vs gibi şeylerden oluşan sıradan bir insanı vazgeçilmez, unutulmaz, mutluluk kaynağı yapabilen, ayrılıklar da ise insana bütün mutsuzlukları, acıları içine girdiği insanla yaşatabilen şey.

ayrıca insanların sürekli sevgili değiştirmesine sebep olan şeydir.

sebep olmasının sebebi ise yerinde durmadan sürekli farklı bedenleri kendisine simge olarak seçmesidir.
(bkz: safsata)
Simdi sen kalkip gidiyorsun. Git.
Gozlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler.
Oysa ben senin gozlerinsiz edemem bilirsin
Oysa Allah bilir bugun iyi uyanmıştık
Sevgiyeydi ilk açılışı gözlerimizin sirf onaydi
Bir kus konmus parmaklarima uzun uzun otmustu
Bir sevismek gelmis bir daha gitmemisti
Yoktu dunlerde evvelsi gunlerdeki yoksullugumuz
Sanki hic olmamisti

Oysa kalbim iste suracikta carpiyordu
Surda senin gozlerindeki bakimsiz mavi, guzel lafli Istanbullar
Surda da etin cogaliyordu dokundukca laflarin dunyalarin
Oyle duzeltici oyle yerine getiriciydi ki sevmek
Ki Karakoy koprusune yagmur yagarken
Biraksalar gokyuzu kendini ikiye bolecekti
Cunku iki kisiydik

Oysa bir bardak su yetiyordu saclarini islatmaya
Bir dilim ekmegin bir iki zeytinin basinaydi doymamiz
Seni bir kere opsem ikinin hatiri kaliyordu
Iki kere opeyim desem ucun boynu bukuk
Yuzunun bitip vucudunun basladigi yerde
Memelerin vardi memelerin kahramandi sonra
Sonrasi iyilik guzellik.

Cemal SÜREYYA
yaşamla ölüm arasında olan çizgide bize elektiriği veren şalterdir.
"aşk adamı vuu, dönee dönee vuu. döndükçe vuuluusun, vuuldukça döneesin" -kuşçu
habersiz gelen, git deyince gitmeyen duygudur.
insanlığın tümünü yerle bir eden bazen tabi hayır her zaman ,insanların birbirine benzer yorumlayamayacağı tek...
tektir adı bile yoktur bunun
"seni seviyorum" cümlesine anlam kazandıran büyük duygu...
birçok uç duyguyu bir arada sunan duygudur.
aşk galiba soğanın pembeleşmesi, biberin yumuşaması gibi. salçanın da kavrulması gibi. (bizim salça'dan bahsetmiyorum, tomates* salçasından bahsediyorum)

yani aşk sevginin yayılma hali. hoşunuza gittiğinde çekici bulmuş oluyorsunuz yalnızca. yani etki, yani istek, yani en absürdük versiyonuyla sevgi sadece muhtelif bölgelerde oluyor.

aşksa sadece beraber olmak isteği. yani muhtelif bölgelerde değil, daha geniş bir alanda.
zor olanının makbul olduğu söylenen,zorlaştıkça değeri artan, birşeye,kişiye hissedilen çok kuvetli duygudur. *
(bkz: zor aşk)
aşk; sevgiliyi değil sevgilinin sevdiğini sevmektir ... !
© copyright 2005 - 2026