bugün

/636
şımarık bir hergeledir. kalbine girdiğinde karşı taraf seni fark etmez bile. sadece üzüntünle kalakalır ve öfke kulesine bir taş daha koyarsın.
dağladı yüreğimi, ellerimi.
hep ihanetleri son bildim bunca zaman, ona bile katlanabiliyormuş bu meret.
ama gurur öyle bir illetmiş ki ayakları yana yana kaçıyormuş insan, yüreğinin yangın yerinden.
ağır yükler bindirdin küçülen omuzlarıma.
" sevgi sonsuz,sen herşeysin. " diyebileceğin insanla karşılıklı olarak özlemleşme durumudur. bu level ı atlamak hiçbir zaman hiçbir insana nasip olmaz. mutlu olduğun anların yedi katı oranında acı çekersin ama buna rağmen bıkmazsın aşık olmaktan. usanmazsın acı çekmekten. bu bir kısır döngüdür.
ilk aşkımı gördüm bugün işten dönerken. Üzerinde fenerbahçe forması ile kutlamalardan dönüyordu. Hiçbir şey hissetmedim. Fenerbahçe sen nelere kadirsin.
söz dinlemeyendir.
özlemektir.
yanmaktır.
kazanandır.
palavradır.

tanımlanamayandır.
benim için imkansızdır.
...
Aşk deneyi, iç koşulları ne olursa olsun, sonunda bir yücelme ve yüceltme deneyidir. Aşkta insan olanaksızı gerçekleştirmeye çalışırken daha da insanlaşır. insan olmak her zaman sınırları zorlamaktır. Aşk insanın sonsuzluğu duyumsadığı, ölmezliği sezdiği yerdir. Gerçek insan olma düşlerimizi ancak aşkın sıcak ama dikenli kanatları altında gerçekleştirebiliriz. Aşkın olmadığı yerde insan bir takım gerekleri yerine getiren bir makinedir.


alıntıdır
(bkz: aşk yapmak)
hayat boyu bir kez yaşandığına inandığım duygu. zaten sürer gider o öyle beyninde.
hep hüzün lan. yeter, sıkıldım.
yaşamında bir defa yaşabileceğin bir durum. ikincisi olmaz.
üzmesin seni karşılıksız sevgiler, bağrına taş basarsın acıların diner.Terkettiyse seni onun gibiler, arkana bakma dostum, bizim gibiler önden gider. işte aşk bu.
benim için budur: (bkz: (vid #22569))
olmayacağını bile bile ya olursa dediğin, belki bi gün başka bi yer başka bi zamanda olursa dediğin.
Uzun süredir giymediğin pantolonun cebinden çıkan para gibidir. Çocukça mutlu eder. Kısa sürelidir.
kadınların kendi sorumluluklarını erkeklere yüklemek ve toplumda daha güçlü olmak için tatlı sözcükler ve genelde ağlamaklı bir ifadeyle süsledikleri koca yalanın duygusal temeli.
* sevmektir.
* paylaşmaktır.
* mutluluktur.
* özlemektir.
* sarılmaktır.
* öpüşmektir.
* küsmektir.
* özür dilemektir.
* barışmaktır.
* güvenmektir.
* kavgadır.

- ve çoğu zaman

* ayrılıktır.
* acıdır.
aşk deyince akla ilk gelenlerden biridir aşk katili.
--spoiler--
aşk katili derler
benim geldiğim yerlerde sana
--spoiler--
kavuşamamaktır.
aşk, umursuzca baktığım iki kömür gözdü, yandı gitti.
(bkz: kişiselle idare edecen artık)
yagmurun damlasında güneşin ziyasında onu bulmaktır onsuz alemde onun olmaktır.bu sana nazlı yarim hasansahin.
nefesini nefesine ruhunu ruhuna katmaktır aşk.
gece, gündüz onu yaşamaktır.
özlemek ellerini, sesini, nefesini...
ve bir elbisesi kadar olamadığın için şanssız hissetmektir.
sarılamadığın için göğsüne şöyle rahatça, boylu boyunca,
yakından hissedemediğin için üzülmektir kalbinin atışını.
kalbinin her senin için atışına bir öpücük konduramadığın için içerlemektir.
hani sevmek ne kelime, nasıl bir düş öyle!
yavan kalır.
karışabilmek ruhuna, kalbinin odasına girebilmek...
üstüne çekip aşkını huzurlu uykulara dalabilmek...
bir anda zamandan ,mekandan bağımsız sadece o olabilmek her hücrende...
aşk taşıdığın ruhun hakkını verebilmektir.
hissedebilmek bir insanı herşeyiyle...
önemsemeden nerden geldiğini ne yaptığını kokusunu içine çekebilmek...
resmine , bir kelimesine, seviyorum diyişine dünyaların senin olmasıdır.
aşk üç harften ötesidir...
her insanda şarkısını yeniden söyler...
mantıksızdır.

evet evet... bütün aşıklar. ben,zor da olsa kendime itiraf edebildim. siz de bilin artık. mantıksızdır.

seslendiğim kitle zaten karşılıklı birbirine aşık olan mutlu mesut kesim değildir sözlük. aşk acısı denen iyi mi kötü mü, ne bok olduğu belli olmayan duyguyu hisseden kesimdir burayı okuması gereken.

sabah kalktığımda ilk aklıma gelen o. yataktan kalkıp giyinmeme, dışarı çıkıp insanların arasına karışmama sebep o. "bugün göremeyeceğim" korkusuyla gözlerimin sürekli aradığı o. bir defa gördüğümde beni bütün günümü anlamlandıracak kadar mutlu eden ancak ulaşılmazlığıyla beni kazanlara atan o. gece uykuya dalmadan önce son düşündüğüm o. sabaha kadar rüyalarıma girip uykuda cenneti, uyanınca cehennemi yaşatan yine o.

daha ne kadar aşık olabilirim? aşk bu değil de ne?

böyle bir insana söylenecek en doğal en bariz iki kelime seni seviyorum değil midir? ama olay şu: 3 senedir arkadaşım olan bu insanı böyle sevdiğimi nasıl iddia edebiliyorum? üstelik bu kadar çok!

oturdum, kendimi tarttım, nasıl bu kadar çok seviyorum. ağzıma sıçmasına rağmen sürekli yanımda olmasını istiyorum çünkü, onun yanında olup, ona dokunamadığım halde onun yanımda olmasını istiyorum çünkü.

sordum kendime: "ne olursa ben bu acıdan kurtulurum?" diye. cevabı hemen buldum. en kısa zamanda yanıma gelse, tüm güzelliği ve masumiyetiyle "tamam artık çekinmiyorum ben çevremden, ortamdan. seninle birlikte olmak istiyorum." dese.

bu kadar!!! çünkü onun da beni sevdiğini biliyorum sözlük. ama neden böyle düşündüğünü anlayamıyorum bi türlü. niye o da seviyorken bana böyle işkence çektirdiğini anlayamıyorum...

soruyorum kendime "öyle değil mi lan?" diye. hemen cevap veriyorum sonra: "valla haklısın abi" diye.

yani çektiğim acının, uykusuzluklarımın ve bu durumun benden götürdüğü tüm diğer konuların boşa gittiğini görüyorum.

o halde bir sonuca varmak lazım.. ne yapmalıyım? daha doğrusu sana soruyorum ne yapmalısın? çünkü biliyorum bunu okuyacaksın hemen.*

cevap çok basit!! evet çok basit. sen de biliyosun ama, aması var işte.. niye hep bir ama var sözlük.. niye onun da beni sevdiğini bildiğim halde uykusuz geceler var. çünkü bunu bilip öyle değilmiş gibi yaşamak, beni sevdiğini bilmeden önce yaşamaktan çok daha zor...

aşığım ulan...
(bkz: blues)
© copyright 2005 - 2026