bugün

Ağlayın, parmakları nur
Sularından kınalı kızlarım
Ağlasın Meraga göklerinden
Meraga'ya bakıp yıldızlarım

Yollara Kürşadlar uzanmış ölü
Ağlasın Akülke, ağlasın Sütgölü
Yiğitlerim uyur gurbet ellerde
Kimi Semerkant'ta bekler beni
Kimi Caber'de

Caber yok, Tiyanşan yok, Aral yok
Ben nasıl varım?
Ağla ey Tanrı dağlarıdan
indirilmiş Tanrım

Şu yakın suların
Kolu neden bükülmez
Fırat niçin, Dicle niçin, Aras niçin
Benden doğar, bana dökülmez?

Ben ki ataeşle konuşurdum.selle konuşurdum
idil'le Tuna'yla Nil'le konuşurdum
"Sangaryos"u "Sakarya" yapan
"ikonyom"u "Konya" yapan
Dille konuşurdum.

ARiF NiHAT ASYA.
ümit yaşar oğuzcan şiiridir.

Her şey güzeldi bir zaman, çok önce
Şehirler, insanlar, güneş deniz
Mutluluğumu görebilirdiniz
Çökmeseydi içime bu son gece

Her şey bir anda bitmeseydi, yazık
Olmasaydı gençliğime aptalca
Belki de o yerlere varırdık
O uzak dağlara ulu: koskoca

Orada her şey değişirdi belki
Açardı umutlarımız bakarsın
Ateş rengi, kan rengi güller gibi
Toprağında kim bilir hangi aşkın

Oysa şimdi nerdeyiz, neyiz bak
Her umut belirtisinden uzağız
O sevilmiş gözlerde saf ve berrak
Bir ayna bile yok bakacağımız

Her şey kurşuni bir renk almış, soğuk
Bozkırlardır uzayan önümüzde
Kime baksan o yüz: veremli, soluk
Tek mavi kalmamış gökyüzümüzde

Her yerde bitmişliği güzelliğin
Kum kamyonları putreller betonlar
Sonra ta beşikten mezara deyin
Sıfırlar, yüzler, binler ve milyonlar

Hadi öl bakalım ölebilirsen
Zincirlerle bağlıyken yaşamaya
Omuzla yükünü, hadi yalnız sen
isterse gücün olmasın taşımaya

Yenik düşmüşüz işte gerçek ortada
Çökmüş boynumuza zulmün elleri
Bir tutsak, bir dolap beygiri ya da
Bir mahkum gibiyiz kaç yıldan beri

Yargıç hükmünü çoktan vermiş oku
Boynundaki yaşamak fermanını
Yaşamak sonra ölmek; iki korku
Geri getirmezken bir anını

Terkedilmiş şehirleri bilirsin
Bilirsin gömülmüş uygarlıkları
Ve düşün ki; patlaması bilincin
Yırtmaya yetmiyor karanlıkları

Öyleyse çek sapla göğe bıçağını
De ki; benim işim tanrılıktan güç
Benim hem yüksek, hem en aşağı
işte ellerimde sonsuzluk ve hiç

De ki; ömür verdin; en büyük yalan
De ki; beden verdin; içi boş ve kof
işte! yüce eserin, işte insan
Ve yırt göğsünü, bağır: Of Tanrım Of.
ülkü tamer şiiridir.

Bu toprakta kalır adın
Tohumların arasında
Yeşilinde tarlaların
Başakların sarısında

Yıllar geçse de aradan
Kopar gelir ırmaklardan
Işır yine kurşunlanan
Dostlarının yarasında

Günü gelir dağa çıkar
Yıldızlardan şiir çeker
Kanımızı siler yıkar
Suların en durusunda

Bir annedir bir kardeştir
Ovalarda bir ateştir
Sırasında hayat verir
Ölüm saçar sırasında

Bayrak olur bize yarın
Rüzgarıyla ilkbaharın
Dalgalanır genç kızların
Gözlerinin karasında..
http://www.youtube.com/watch?v=wxtq4_v-0fi

bunda tam istediğinizi alamazsanız adamların albümünü indirin.
yansımalar 1991. ağıt..
muhteşemdir..
adamı götürür..
güzel sözlere ve söyle bir klip e sahip okan bayülgen siiridir.

https://www.youtube.com/watch?v=cucePGc8XxA
okan bayülgen'in güzel okuduğu şiir. bunun şarkısını ilk kez dinlediğimde albüm bilgisi olarak 7 karanfil vardı. gidip aramıştım şakirt arkadaşımın cemaatçi babasının kırtasiyesinde, bulamamıştım. bir o albüm yoktu orda. *
edip canseverin tragedyalar 3ün bir bölümünde yer alan şiiri.

Gün bitti. Saat kaç. Bitecek mi bir gün savaşımız
Hak edilmiş hüzünlerimiz olacak mı bizim de
Dönüp dönüp arkamıza baktığımız
Bir dünya kalıntısı üstünde
Hak edilmiş hüzünlerimiz olacak mı bizim de.
ağıt söylenir de, yakılır da. söyleyeni yakmıştır da.
"gün bitti. saat kaç? bitecek mi bir gün savaşımız
hak edilmiş hüzünlerimiz olacak mı bizim de
dönüp dönüp arkamıza baktığımız
bir dünya kalıntısı üstünde
hak edilmiş hüzünlerimiz olacak mı bizim de"
*
ninni çocuk
uyu çocuk
ölüm yalan
dön gel çocuk...

yine leman sam yine gözyaşı...
en iç acıtanları isa için söylenmiş olanlardır.
babasız ve bahtsız isa...
Duyguların en yoğun yaşandığı ve aktarıldığı ezgilerdir.
Bir sorunlu olarak dinlemeyi severim arada açıp dinlerim.

(bkz: zara çorak köyü ağıt)
ölüm denince akla gelen.
http://m.youtube.com/watch?v=cucePGc8XxA
sözler kısık sesten, sessizliğe adam atar. yeryüzünde zaman dururda, ağıt dile gelir. ne sonbahardır ne de kış vakitsiz bir mevsimdir yaşamın. eylülden birgün belki..
huzurun eskimiş, tozlu camından bakarken can bulan sözlerin içinde kalır.
hiçbir tanesi mehmedim'in ardından yakılan kadar dağlamadı yürekleri...
Ağıt
Her şey güzeldi bir zaman, çok önce
Şehirler, insanlar, güneş deniz
Mutluluğumu görebilirdiniz
Çökmeseydi içime bu son gece
Her şey bir anda bitmeseydi, yazık
Olmasaydı gençliğime aptalca
Belki de o yerlere varırdık
O uzak dağlara ulu: koskoca
Orada her şey değişirdi belki
Açardı umutlarımız bakarsın
Ateş rengi, kan rengi güller gibi
Toprağında kimbilir hangi aşkın
Oysa şimdi nerdeyiz, neyiz bak
Her umut belirtisinden uzağız
O sevilmiş gözlerde saf ve berrak
Bir ayna bile yok bakacağımız
Her şey kurşuni bir renk almış, soğuk
Bozkırlardır uzayan önümüzde
Kime baksan o yüz: veremli, soluk
Tek mavi kalmamış gökyüzümüzde
Her yerde bitmişliği güzelliğin
Kum kamyonları putreller betonlar
Sonra ta beşikten mezara değin
Sıfırlar, yüzler, binler ve milyonlar
Hadi öl bakalım ölebilirsen
Zincirlerle bağlıyken yaşamaya
Omuzla yükünü, hadi yalnız sen
isterse gücün olmasın taşımaya
Yenik düşmüşüz işte gerçek ortada
Çökmüş boynumuza zulmün elleri
Bir tutsak, bir dolap beygiri ya da
Bir mahkum gibiyiz kaç yıldan beri
Yargıç hükmünü çoktan vermiş oku
Boynundaki yaşamak fermanını
Yaşamak sonra ölmek; iki korku
Geri getirmezken bir anını
Terkedilmiş şehirleri bilirsin
Bilirsin gömülmüş uygarlıkları
Ve düşün ki; patlaması bilincin
Yırtmaya yetmiyor karanlıkları
Öyleyse çek sapla göğe bıçağını
De ki; benim işim tanrılıktan güç
Benim hem yüksek, hem en aşağı
işte ellerimde sonsuzluk ve hiç
De ki; Ömür verdin; en büyük yalan
De ki; Beden verdin; içi boş ve kof
işte! Yüce eserin, işte insan
Ve yırt göğsünü, bağır: Of Tanrım of.

Ümit Yaşar Oğuzcan
https://www.youtube.com/watch?v=RHvfEvNg3yM
Dili anlaşılmıyor duyguyu yaşatıyor.
Bir ananın Morgdaki evladına ağıdı.

https://m.youtube.com/wat...NAgY&feature=youtu.be
okan bayülgen'in seslendirdiği, ölü arkadaşa atfen dinlenebilecek en güzel şiir.

(bkz: benim ölü arkadaşım)

Oğlum;
Sana bu mektubu bizim cehennemden yazıyorum
Bir yaşıma daha gireceğim neredeyse
Tabii bundan haberin yok senin
Kronometreye erken bastığın için
Beni hep yakışıklı hatırlayacaksın
Bizi bırakıp gittiğin yerde
Eski güzel günleri düşünüp hayıflanacaksın

Ama DUR!

Sen hatırlıyor musun beni?
Peki sen herhangi bir şeyi hatırlıyor musun?
Ben yirmiydim tanıştığımızda
Sen beni en son otuzbeşimde gördün istanbul’da
Sonra sen Kaş’ta öldün
O akşam aynı anda geldik Antalya’ya
Sen beni görmedin, ben sana bakıyorken
Ben sana öyle dikkatli baktım ki oğlum ayrılırken
Sen iyi ki görmedin beni

Yoksa gözgöze gelir gülerdik, eskisi gibi

Olmadık bir yerde gülerdik ya hani?
Öyle olurdu yine
Gözlerimizi kaçırırdık ciddiyeti bozmamak için
Hani sahnede olduğu gibi.
Sen ağlarken bakamazdım sana
Sinirimi bozardın, gülerdim
Çünkü sen her boktan şikayet ederdin oğlum
Öyle çok şikayet ederdin ki
Sonunda sıkılır gülerdim
Sonra sen de sıkılırdın kendinden
Başkası gibi olmak isterdin
Mutlu olan bir başkası gibi
Dert etmeyen biri
Hani, benim gibi biri

Birşey diyeyim mi sana oğlum?
Şimdi dönsen buralara
Ne gidilecek bir yol
Ne uğruna ölünecek bir kadın
Herneyse…
Ama kadınları çok dert ederdin sen
Ama onlar seni severdi oğlum
Ama sen çok ağlardın onlar için
Sevemezdin kendini bir türlü
Onlar seni çok sevse de
Senin gibi olmak istemezdim o zaman

Daha çok sevin beni!
Daha çok gülün bana!
Beni daha çok isteyin!
Daha çok!
Ama seni en çok ben…

Birşey diyeyim mi sana oğlum?
Şimdi dönsen buralara
Ne gidilecek bir yol
Ne uğruna ölünecek bir kadın
Ne de sabaha kadar konuşarak sana vaadettiklerim

Kandırdım seni oğlum
Parayı dert etme diye
Yok öyle birşey, başarısızlık diye
illa da başkası olmaya çalışma salak gibi
Bir kadın için ölme diye

Kandırdım

Artık umrunda değil mi bunlar?
Artık bozulmuyor musun bu işlere?
Aşkın da bir önemi kalmadı mı yoksa?
O kadın için ölmez misin bir daha?
Ne var, bir kere daha ölsen?
Değmez mi o kadın buna?

Hani, hani değerdi?

Çıplak ayaklarıyla yürürken mezarının üstünde
Keyiflenmeyecek misin toprağın beş karış altında?
Öyle de oldu zaten, vasiyet ettiğin gibi
Çıplak ayaklı kıza

Bıraktın değil mi oğlum?
Bıraktın, gittin
Peki!
Ama ben buradayım hala
Ben devam ediyorum
Peki sen bakıyor musun bana oradan?
Gülüyor musun bana?
Sanıyor musun ben aynı şarkıyı söylüyorum?

Beni daha çok sevin
Bana daha çok gülün
Daha da çok isteyin beni
Beni daha çok özleyin

Ama seni…
Seni en çok ben, ben

Hayır ben çok değiştim oğlum
Bir başkası değilim artık
Vazgeçtim maymunların dünyasından
Bıraktım alkışları, istemiyorum kahkahaları
istemiyorum bir aptal gibi yaşlanmak

işte belki de bu yüzden
Seni en çok ben…
En çok ben özlüyorum

BENiM ÖLÜ ARKADAŞIM.
ağıt

önce üstün başın eskidi
etlerin, gözün, kaşın eskidi
ne varsa taze bildiğin
eskidi oğlu eskidi.

elden ayaktan oldun kardeşim
kalem parmaktan, tırnaktan
bir canın vardı cıvıl cıvıl
candan oldun kardeşim.

satırlara kaldın kitaplar içinde
hani saç, kirpik, deri?
öf ne kötü dünyaymış
bir orhan veli varmış
gel gel kardeşim orhan
benim ellerimi al, benim gözlerimi kullan.

oktay rıfat.
örttüm penceremi
ağıtı dinlemek istemem,
gene de boz duvarların arkasından
ağıttan başka bir şey duymam.

pek azdır meleklerin şarkı söyleyeni,
pek azdır köpeklerin havlayanı,
bir avucumun içine binlerce keman sığar.

ağıt ama, bir köpek, koskocaman,
ağıt, bir melek, koskocaman
ağıt bir keman, koskocaman
rüzgarı kemiriyor gözyaşları
başka bir şey duyulmuyor, ağıttan.

federico garcia lorca
----- pazar ilavesi, vatan'ın sanat sayfası, vatan, 8 mayıs 1955.
En eski türk edebiyatı örneklerindendir. Ölen kişilerin ardından veya acı olayları afetleri konu olan anadolu nun pek çok yöresinde kadınlar tarafından 7 8 ve 10 lu hece ölçüsüyle söylenen en eski sözlü edebiyat örneğidir. Tamamen Spontane ve özgündür.

islamiyet öncesindeki edebiyatta adı sagu divan edebiyatındaki adı mersiyedir.

En güzel örneklerinden biri olan Leman sam ın azeri bir türküyle harmanladığı gurbetçi kocası tarafından terkedilen köylü bir kadının ağıtı şöyledir.

https://youtu.be/-JTgaw9iA8A

Gitmek istiyorsan bahanesiz git
Uyarma uykulu hatıraları
Sesin aynı sestir bakışın üvey
Giderken sesin de el olsun bari.

Denize atıldın bir çiçek gibi
Üstünde dalgalar çalkalanacak
Sahte sevgin sahte bir kimlik gibi
Gün gelip üstünde yakalanacak.

Serilip yol gibi ayaklarına
Yalvaracak mıyım? Bu mümkün değil.
Kalbim gibi koymam gururum sına
Alçalıp yaşamak ömürden değil.

Demedim sen yüce bir dağsın eğil
Demedimki kaldı tek çarem sana.
Sendeki muhabbet para pul değil
Ne ben dilenir el açarım sana.

Gitmek istiyorsan o yol oda sen...
Bir çift göz bakacak arkandan senin.
Gittinmi ne vakit dönmek istersen
Dikenli yastığa dönecek yerin.

Gitmek istersen ne sus ne bahsi aç
Yok ol uzaklarda siste dumanda...
Neyimi sevmiştin? Diyemedin hiç
Buluyorsun şimdi yüz noksan bende.

Gitmek istiyorsan bahanesiz git
Uyarma uykulu hatıraları
Sesin aynı sestir bakışın üvey
Giderken sesinde el olsun bari.

Türkiye türkçesi: osman tuğlu
dağların tek patronu jandarmadır temalı yılmaz güney filmi.

bu arada ben düz adam melaba.
© copyright 2005 - 2026