bugün
- sözlüğün reisi kim anketi15
- israil'in nükleer silahları imha edilmelidir17
- sözlüğün reisi kim14
- bir dilim pastaya oy veren eyitimsiz seçmen5
- tombik4
- ütünün fişini çektim mi paranoyası5
- ünlüler neden uyuşturucu kullanır17
- sözlükte her gün bir yazarı şımartıyoruz36
- ineceği yeri söylemeye utanan insan3
- doğru karpuz seçemeyen erkek4
- market poşetlerini tekte taşıyamayan erkek3
- bik bik'in jeopolitik ve stratejik önemi9
- islamda namaz yoktur30
- hoşlanılan kızın kaç para mayış alıyon demesi5
- ilk buluşmada amuda kalkarak tost basan kız4
- true yu evlendiriyoruz kampanyası5
- moraliniz bozukken ne yapıyorsunuz22
- günaydın küçük ipneler9
- sözlükte yaşanan evlilikler4
- yanlış anlaşılmayı düzeltmeye üşenmek5
- müge anlı ile tatlı sert4
- 17 eylül 2026 beşiktaş marsilya maçı2
- y kuşağı2
- arda güler'e gol attırmamak için çalışan oçebappe3
- popülist lavuk2
- bik bik reis2
- gönüllerin reisi2
- şemsiye çikolata3
- iki bira içelim2
- baş ağrısı2
- iç ısıtan fotoğraflar4
- şu an dinlenen şarkıdan bir cümle8
- sözlüğe sesli sohbet özelliği gelse olacaklar2
- warp motoru ile ışık hızını aşmak5
- ed sheeran'ın abd turnesinde toplu ayrılma5
- sakarya4
- çağla idi20
- evli ama mutsuz insan4
- güne bir şarkı sözü bırak5
- ciddi konuşurken aklına saçma bir şey gelmesi2
- gocu33
- durduk yere 2027 yılına girmek2
- true neden sevilmiyor sorunsalı27
- insanın kendini yarına saklaması2
- şiir yazan erkek16
- arkadaş grubundaki herkesin psikoloğu olan deli2
- dünyayı değiştirecek kadar yarına inanmak2
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri24
- sözlük kızlarının siteye fotoğraf atması17
- oğuz sasi3
bazen tatlı bazen gıcık bazen vefakar bazen çekilmez olan. ama başın öne eğildiği her an omuzlarındaki iki melek kadar yanında hissettiğin ve aradığın varlık. anne işte tanımlara sığmayacak kadar kutsal düşüncede sonlandırılamayacak kadar ebedi.
günü, evladına temizlik yaptırarak geçirtmiştir. *
rahatça şımarabileceğiniz tek insandır.
aslında en çok nankörlük yapılan varlıktır. en çok onu üzeriz, kırarız, olmadık şeylerle incitiriz ama biliriz ki bu dünyada bizi gerçekten seven, yukarda saydıklarımın hiçbirini haketmeyen ve ne yapsak her koşulda affeden tek canlı odur.
doyamadık. izin vermediler. şartlar. akrabalar ve deli gençlik sebebiyle doyamadık. yakın ama hala uzak. içimde ama dışımda. gül, kırmızı, balkan, sıcak, saf, öksüz.
lan belki başka bir yer vardır. analar çocuklarıyla içiçedir. hem onların da anası babası vardır. öksüzlük pis şey lan.
lan belki başka bir yer vardır. analar çocuklarıyla içiçedir. hem onların da anası babası vardır. öksüzlük pis şey lan.
(bkz: gül)
inanışa göre her müslümanı ölünce ayakları altına alacak olan dişi.
(bkz: her müslüman er geç cennete gidecektir) (bkz: biraz bronzluk iyidir)
(bkz: her müslüman er geç cennete gidecektir) (bkz: biraz bronzluk iyidir)
çocukken, ele bakımlıyken değil, evleneceğin kızla tanışınca yokluğu daha bir koyan varlıkmış..
desem ki, yaşadım anne. gayri yeter. ayaklarının altını öpmeye, cennete geliyorum. var olmanın sebebi ey..
desem ki, yaşadım anne. gayri yeter. ayaklarının altını öpmeye, cennete geliyorum. var olmanın sebebi ey..
hani mfö kitleniyordu ya bir şarkısında "nerden başlasam, nasıl anlatsam" diye, işte her anne başlığına yazmaya kalkışımda olmakta bu olay bana. ama kararlıyım bu sefer anlatmaya.
9 ay karnında taşımış insan. buna aman bırak şu klişe cümleyi diyen varsa -ki vardır- dalarım bilesiniz. lan ben 2 sokak öteden eve 2 kilo karpuz taşımaya üşeniyorum yeri geliyor. hatunu düşünsenize "aman şunu 2 dakika şurda bekleteyim bir soluklanayım" deme şansı bile yoktu. yahu yeri geldi hareketlerini kısıtladık analarımızın, sırf bana zarar gelmesin diye bilmem kaç ay yüz üstü bile yatamadı hatun şimdilerde o pozisyondan başka bir durumda uyumadığını düşünürsek, ne büyük fedakarlık lan? var mı ötesi?
besinlerini sömürdüm karnındayken. önce besinlerini tükettim, sonra enerjisini, hoş doğduktan sonra da ömrünü tükettiğimi söylüyor bazı sinirli anlarında ama bu bizim aile içi meselemiz, neyse. bile bile ladese evet dedi hatun. her şeyini benimle paylaşmayı kabul etti. şimdi sorarım size hanginiz zarar göreceğinizi bile bile bir anlaşmaya evet deme cesareti gösteriyor ki?
ben büyümeye çabalıyordum, oysa hem beni büyütmeye hem benimle beraber büyümeye. iki işi bir arada yapıyordu. daha bilmem kaç tane de ev işi yapıyordu ama onları saymama gerek yok herhalde. türk aile yapısında hatun üstüne yapıştırılmış görevlerden işte.
ne bileyim, çocukluk gereği ben ömrümü sokaklarda tüketirken. o balkondan "üşüteceksin, koşturup durma" diye bağırma görevini üstlenmişti hayatımda. ya da " bırak oyunu baban gelecek, 2 ekmek al" derdi, ne bozulurdu sinirim ama. oyunu bozup ekmek almaya gitmek yapılacak şey miydi? mümkün müydü? şimdi düşününce, özellikle bademciklerinden solayı sorunlu çocukluk geçirenler varsa daha iyi anlayacaklardır. hatun benim yüzümden ayın 20 gününü iğne kuyruklarında geçiriyordu da gık demiyordu. o da yetmez eve gelince de gönlümü etmeye çabalıyordu, hastayım ya. ana işte. ya da kendileri diyor ya ana yüreği işte.
ergenlikte en çok çemkirdiğim insan oldu yeri geldi. babaya sıkıyorsa bir şey de. otorite var malum. deli çağlar da gelmiş. babaya diyemiyorsun, sağa diyemiyorsun, sola diyemiyorsun, geriye kim kalıyor, anam. çemkir, çemkir, özür dileme bir de seni affetsin kadıncağız. var mıydı böyle bir yüzsüzlük bilmiyorum ama anam buna da katlandı. tahammül sınırlarını zorladığım anda bile "ergenlikten bey" savunmasını yapıverirdi aile avukatı edasıyla. yahu saçma salak cümleler saymışım bir kere de gönül koy be kadın! yoook, ana yüreği işte.
sevgi dolu yüzsüz yürekti onunkisi. ne yaparsam yapayım bir gülüşümle yelkenleri suya indirirdi. yapardı, hala da yapar. yok işte, aklın hayalin her türlü sınırların zorlandığı bir sahiplenme onunkisi. ayrı bir olgu, ayrı bir kavram oluşumu onun duyguları. yapılan her türlü açılımın basitin de alt düzeylerinde seyrettiği bir insan. insan dedimse tarif edecek kelime bulamayışımdandır, yanlış anlaşılma olmasın.
anam ya. ötesi yok.
hayallerimin gadını, al yazmalım, ayran anam. öyle bir şey işte.
dötnot: duygusallaşmanın sırası mıydı be?
(bkz: iyi ki varsın)
9 ay karnında taşımış insan. buna aman bırak şu klişe cümleyi diyen varsa -ki vardır- dalarım bilesiniz. lan ben 2 sokak öteden eve 2 kilo karpuz taşımaya üşeniyorum yeri geliyor. hatunu düşünsenize "aman şunu 2 dakika şurda bekleteyim bir soluklanayım" deme şansı bile yoktu. yahu yeri geldi hareketlerini kısıtladık analarımızın, sırf bana zarar gelmesin diye bilmem kaç ay yüz üstü bile yatamadı hatun şimdilerde o pozisyondan başka bir durumda uyumadığını düşünürsek, ne büyük fedakarlık lan? var mı ötesi?
besinlerini sömürdüm karnındayken. önce besinlerini tükettim, sonra enerjisini, hoş doğduktan sonra da ömrünü tükettiğimi söylüyor bazı sinirli anlarında ama bu bizim aile içi meselemiz, neyse. bile bile ladese evet dedi hatun. her şeyini benimle paylaşmayı kabul etti. şimdi sorarım size hanginiz zarar göreceğinizi bile bile bir anlaşmaya evet deme cesareti gösteriyor ki?
ben büyümeye çabalıyordum, oysa hem beni büyütmeye hem benimle beraber büyümeye. iki işi bir arada yapıyordu. daha bilmem kaç tane de ev işi yapıyordu ama onları saymama gerek yok herhalde. türk aile yapısında hatun üstüne yapıştırılmış görevlerden işte.
ne bileyim, çocukluk gereği ben ömrümü sokaklarda tüketirken. o balkondan "üşüteceksin, koşturup durma" diye bağırma görevini üstlenmişti hayatımda. ya da " bırak oyunu baban gelecek, 2 ekmek al" derdi, ne bozulurdu sinirim ama. oyunu bozup ekmek almaya gitmek yapılacak şey miydi? mümkün müydü? şimdi düşününce, özellikle bademciklerinden solayı sorunlu çocukluk geçirenler varsa daha iyi anlayacaklardır. hatun benim yüzümden ayın 20 gününü iğne kuyruklarında geçiriyordu da gık demiyordu. o da yetmez eve gelince de gönlümü etmeye çabalıyordu, hastayım ya. ana işte. ya da kendileri diyor ya ana yüreği işte.
ergenlikte en çok çemkirdiğim insan oldu yeri geldi. babaya sıkıyorsa bir şey de. otorite var malum. deli çağlar da gelmiş. babaya diyemiyorsun, sağa diyemiyorsun, sola diyemiyorsun, geriye kim kalıyor, anam. çemkir, çemkir, özür dileme bir de seni affetsin kadıncağız. var mıydı böyle bir yüzsüzlük bilmiyorum ama anam buna da katlandı. tahammül sınırlarını zorladığım anda bile "ergenlikten bey" savunmasını yapıverirdi aile avukatı edasıyla. yahu saçma salak cümleler saymışım bir kere de gönül koy be kadın! yoook, ana yüreği işte.
sevgi dolu yüzsüz yürekti onunkisi. ne yaparsam yapayım bir gülüşümle yelkenleri suya indirirdi. yapardı, hala da yapar. yok işte, aklın hayalin her türlü sınırların zorlandığı bir sahiplenme onunkisi. ayrı bir olgu, ayrı bir kavram oluşumu onun duyguları. yapılan her türlü açılımın basitin de alt düzeylerinde seyrettiği bir insan. insan dedimse tarif edecek kelime bulamayışımdandır, yanlış anlaşılma olmasın.
anam ya. ötesi yok.
hayallerimin gadını, al yazmalım, ayran anam. öyle bir şey işte.
dötnot: duygusallaşmanın sırası mıydı be?
(bkz: iyi ki varsın)
hiçbir kelime ile tam olarak tanımlanamayacak kadar en özel, en kıymetli en en en. hayatın kendisidir.
hastalığından dolayı hafızası gidip gelsede, elini saçınızdan esirgemeyendir.
(annenin hakkının ödenemeyeceğiyle ilgili de şöyle bir hikaye vardır yıllardır o forum senin, bu forum benim dolaşan. e uludağ forumun nesi eksik: * )
Küçük çocuk yatağına yatmış, henüz uykuya dalmıştı. annesi onu öpmek için odasına gelmişti ve başucunda duran kağıdı gördü. Eline alıp kağıdı okumaya başladı. Kağıtta şöyle yazıyordu:
Bahçeyi temizlediğim için 5 TL,
Bakkala gittiğim için 7 TL,
Odamı düzenli tuttuğum için 2 TL,
Sen alışverişteyken kardeşime baktığım için 10 TL,
Çöp kovasını boşalttığım için 4 TL,
Çimleri kestiğim için 2 TL...
Anne kağıdı çevirdi ve arkasına şunları yazdı:
Seni dokuz ay karnımda taşıdım; bedava!
Hastalandığında seninle beraber bende uyumadım; bedava!
Yıllarca harcadığım zaman, gözyaşları ve çaba; bedava!
Sana verdiğim tavsiye ve bilgiler; bedava!
Sümüklü burnunu temizledim; bedava!
Ve tüm sevgimin toplam ücreti: BEDAVA...
Çocuk sabahleyin uyanınca başucundaki kağıda göz attı ve ağlayarak kağıdın arkasına şunu yazdı;
"ÖDENMiŞTiR."
Küçük çocuk yatağına yatmış, henüz uykuya dalmıştı. annesi onu öpmek için odasına gelmişti ve başucunda duran kağıdı gördü. Eline alıp kağıdı okumaya başladı. Kağıtta şöyle yazıyordu:
Bahçeyi temizlediğim için 5 TL,
Bakkala gittiğim için 7 TL,
Odamı düzenli tuttuğum için 2 TL,
Sen alışverişteyken kardeşime baktığım için 10 TL,
Çöp kovasını boşalttığım için 4 TL,
Çimleri kestiğim için 2 TL...
Anne kağıdı çevirdi ve arkasına şunları yazdı:
Seni dokuz ay karnımda taşıdım; bedava!
Hastalandığında seninle beraber bende uyumadım; bedava!
Yıllarca harcadığım zaman, gözyaşları ve çaba; bedava!
Sana verdiğim tavsiye ve bilgiler; bedava!
Sümüklü burnunu temizledim; bedava!
Ve tüm sevgimin toplam ücreti: BEDAVA...
Çocuk sabahleyin uyanınca başucundaki kağıda göz attı ve ağlayarak kağıdın arkasına şunu yazdı;
"ÖDENMiŞTiR."
1 yaşınızdayken sizi elleriyle besledi ve yıkadı. Bütün gece ağlayıp onu uyutmayarak teşekkür ettiniz.
2 yaşınızdayken size yürümeyi öğretti. Size seslendiğinde odadan kaçarak teşekkür ettiniz.
3 yasınızdayken size özenle yemekler hazırladı. Tabağınızı masanın altına dökerek teşekkür ettiniz.
4 yaşınızdayken elinize rengârenk kalemler tutuşturdu. Evin bütün duvarlarına resim yaparak teşekkür ettiniz.
5 yaşınızdayken sizi cici kıyafetlerle süsledi. Gördüğünüz ilk çamur birikintisine atlayarak teşekkür ettiniz.
6 yaşınızdayken okula kadar sizinle yürüdü. Sokaklarda "GITMIYCEEEEEEEM" diye ağlayarak teşekkür ettiniz.
7 yaşınızdayken size bir top hediye etti. Komşunun camini kırarak teşekkür ettiniz.
9 yaşınızdayken size dualar öğretti, siz her seferinde unutarak teşekkür ettiniz.
11 yaşınızdayken sizi arkadaşınızla sinemaya götürdü "Sen bizimle oturma" diyerek teşekkür ettiniz.
12 yaşınızdayken zararlı TV programlarını seyretmenizi istemedi. O evde değilken hepsini izleyerek teşekkür ettiniz.
19 yaşınızdayken okul masraflarınızı karşıladı, sizi arabayla kampusa götürdü ve eşyalarınızı taşıdı.
Arkadaşlarınız alay etmesin diye kampus kapısında vedalaşarak teşekkür ettiniz.
21 yaşınızdayken iş hayati ve kariyerinizle ilgili size fikir vermek istedi. "Ben senin gibi olmayacağım" diyerek teşekkür ettiniz.
22 yaşınızdayken kep giyme töreninizde size gururla sarıldı. Avrupa seyahati için para isteyerek teşekkür ettiniz.
25 yaşınızdayken düğün masraflarınızı karşıladı, sizin için hem mutlu oldu hem çok duygulandı. Siz dünyanın bir ucuna taşınarak teşekkür ettiniz.
30 yaşınızdayken bebek bakimi hakkında size akil vermek istedi. "Artik bu ilkel yöntemleri bırak" diyerek teşekkür ettiniz.
40 yaşınızdayken sizi arayıp bir akrabanızın doğum gününü hatırlattı. "Anne işim başımdan aşkın" diyerek teşekkür ettiniz.
50 yaşınızdayken o çok hastalandı, hafta sonunda onu görmeye gittiğinizde mutlu oldu.
Ona yaşlıların çocuk gibi nazlı olduğunu söyleyerek teşekkür ettiniz.
Derken bir gün..... o öldü.
O güne kadar onun için yapmadığınız ne varsa, o anda kalbinize bir yıldırım gibi duştu....
2 yaşınızdayken size yürümeyi öğretti. Size seslendiğinde odadan kaçarak teşekkür ettiniz.
3 yasınızdayken size özenle yemekler hazırladı. Tabağınızı masanın altına dökerek teşekkür ettiniz.
4 yaşınızdayken elinize rengârenk kalemler tutuşturdu. Evin bütün duvarlarına resim yaparak teşekkür ettiniz.
5 yaşınızdayken sizi cici kıyafetlerle süsledi. Gördüğünüz ilk çamur birikintisine atlayarak teşekkür ettiniz.
6 yaşınızdayken okula kadar sizinle yürüdü. Sokaklarda "GITMIYCEEEEEEEM" diye ağlayarak teşekkür ettiniz.
7 yaşınızdayken size bir top hediye etti. Komşunun camini kırarak teşekkür ettiniz.
9 yaşınızdayken size dualar öğretti, siz her seferinde unutarak teşekkür ettiniz.
11 yaşınızdayken sizi arkadaşınızla sinemaya götürdü "Sen bizimle oturma" diyerek teşekkür ettiniz.
12 yaşınızdayken zararlı TV programlarını seyretmenizi istemedi. O evde değilken hepsini izleyerek teşekkür ettiniz.
19 yaşınızdayken okul masraflarınızı karşıladı, sizi arabayla kampusa götürdü ve eşyalarınızı taşıdı.
Arkadaşlarınız alay etmesin diye kampus kapısında vedalaşarak teşekkür ettiniz.
21 yaşınızdayken iş hayati ve kariyerinizle ilgili size fikir vermek istedi. "Ben senin gibi olmayacağım" diyerek teşekkür ettiniz.
22 yaşınızdayken kep giyme töreninizde size gururla sarıldı. Avrupa seyahati için para isteyerek teşekkür ettiniz.
25 yaşınızdayken düğün masraflarınızı karşıladı, sizin için hem mutlu oldu hem çok duygulandı. Siz dünyanın bir ucuna taşınarak teşekkür ettiniz.
30 yaşınızdayken bebek bakimi hakkında size akil vermek istedi. "Artik bu ilkel yöntemleri bırak" diyerek teşekkür ettiniz.
40 yaşınızdayken sizi arayıp bir akrabanızın doğum gününü hatırlattı. "Anne işim başımdan aşkın" diyerek teşekkür ettiniz.
50 yaşınızdayken o çok hastalandı, hafta sonunda onu görmeye gittiğinizde mutlu oldu.
Ona yaşlıların çocuk gibi nazlı olduğunu söyleyerek teşekkür ettiniz.
Derken bir gün..... o öldü.
O güne kadar onun için yapmadığınız ne varsa, o anda kalbinize bir yıldırım gibi duştu....
(bkz: anne boleyn) *
mükemmelliğin ete kemiğe bürünmüş hali.
Sevmedim hiç kimseyi bu kadar.
Doğar doğmaz babama aşık olmuştum sadece bu hayatta. Sadece hayranlıkla onun gözlerine baktım yıllarca vee hala.
Ama sen.
Hayatımın akışını her daim en güzele yönelten güzeller güzelim
Sen...
Ne kadar sevdiğimi biliyor musun seni?
Yaşamadın sen genç bir anneye sahip olmanın tadını. Yaşasaydın bilirdin ne kadar güzel olduğunu.
Annenle yan yanayken hiç kimse sormadı di mi sana ablan mı diye?
Dünyalar güzeli annen var mıydı senin de?
Güler miydi gözlerinin içi böyle?
Eve her daim neşe saçar mıydı senin annende anne?
Mutluluk kaynağınız mıydı sizin de?
Bilmiyorum oldun mu annemle benim kadar samimi arkadaş.
Her gün sayısızca anneni öpüp ben böyle güzelliği yirim ulan dedin mi yıllarca?
Kokladın mı doya doya, anne kokusunu içine çektin mi?
o kadar güzel ki bunları yaşamak. bana yaşattığın her an, o kadar güzel ki.
Sen hasta olduğunda herkes hasta, sen mutsuz olduğunda herkes mutsuz
Ve senin olmadığın her an sessiz.
sessizliği, sensizliği yaşatma bana.
Sevmedim hiç kimseyi bu kadar.
Doğar doğmaz babama aşık olmuştum sadece bu hayatta. Sadece hayranlıkla onun gözlerine baktım yıllarca vee hala.
Ama sen.
Hayatımın akışını her daim en güzele yönelten güzeller güzelim
Sen...
Ne kadar sevdiğimi biliyor musun seni?
Yaşamadın sen genç bir anneye sahip olmanın tadını. Yaşasaydın bilirdin ne kadar güzel olduğunu.
Annenle yan yanayken hiç kimse sormadı di mi sana ablan mı diye?
Dünyalar güzeli annen var mıydı senin de?
Güler miydi gözlerinin içi böyle?
Eve her daim neşe saçar mıydı senin annende anne?
Mutluluk kaynağınız mıydı sizin de?
Bilmiyorum oldun mu annemle benim kadar samimi arkadaş.
Her gün sayısızca anneni öpüp ben böyle güzelliği yirim ulan dedin mi yıllarca?
Kokladın mı doya doya, anne kokusunu içine çektin mi?
o kadar güzel ki bunları yaşamak. bana yaşattığın her an, o kadar güzel ki.
Sen hasta olduğunda herkes hasta, sen mutsuz olduğunda herkes mutsuz
Ve senin olmadığın her an sessiz.
sessizliği, sensizliği yaşatma bana.
ayaklarının altında cennet olduğu söylenen varlıktır... belkide hayattaki tek dostunuz, sizi düşünen tek insandır.
omzuna yaslanıp saatlerce kalmak istediğiniz, sizi belkide çıkarsız bir şekilde sevecek nadir veya tek insandır.
özlenen, beklenen ,biricik canım anam.
Anneler ve Çocuklar
Anne öldü mü çocuk
Bahçenin en yalnız köşesinde
Elinde siyah bir çubuk
Ağzında küçük bir leke
Çocuk öldü mü güneş
Simsiyah görünür gözüne
Elinde bir ip nereye
Bilmez bağlayacağını anne
Kaçar herkesten
Durmaz bir yerde
Anne ölünce çocuk
Çocuk ölünce anne
sezai karakoç
annelik biyolojik bir hadise değildir; beyin ve yürekte yaşantılanır ve yaşanır annelik...yoksa çoktur çocuk doğuran yerkürede...ama anne olmak; anne olabilenlere mahsustur...
(bkz: annem/teorikte annem)
(bkz: halam/pratikte annem)
Anne öldü mü çocuk
Bahçenin en yalnız köşesinde
Elinde siyah bir çubuk
Ağzında küçük bir leke
Çocuk öldü mü güneş
Simsiyah görünür gözüne
Elinde bir ip nereye
Bilmez bağlayacağını anne
Kaçar herkesten
Durmaz bir yerde
Anne ölünce çocuk
Çocuk ölünce anne
sezai karakoç
annelik biyolojik bir hadise değildir; beyin ve yürekte yaşantılanır ve yaşanır annelik...yoksa çoktur çocuk doğuran yerkürede...ama anne olmak; anne olabilenlere mahsustur...
(bkz: annem/teorikte annem)
(bkz: halam/pratikte annem)
seven,sevilen,kıymetli olan,bazen kıymeti bilinmeyen,yine de sevmekten asla vazgeçmeyen,cennetin baş köşesine layık varlıktır.
güvendiğim beni dünyaya getiren güzel kutsal varlık.
son bir kere görmek için hayatımdaki herşeyi feda edebileceğim ,canım benim seni hiç unutmayacağım herşeyim .
eskiden çiçek kokardı,mis kokardı annem.şimdilerde özlem kokuyor,yollara aktı gözlerim.sarılmayı beklenilen melek.
ped bardakları atmayıp yıkayarak tekrar tekrar kullanan kadınlara verlen isim.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar