bugün

/400
eskişehir' den sıkıldığımda sığındığım ve kimsemin olmadığı tek şehir..
insanların nedensiz sevdikleri şehir. çünkü gerçekten sevmek için hiç bir neden yok...
Başkentimizdir.
Memur şehri olarak da bilinir.
toplu taşımasını başarısız bulduğum şehir. kolayca zarar görebilen manyetik ego kartları, 11den sonra işlemeyen otobüsleri vs ile alışamadığım şehir. ve hala rock bar bulamamışımdır.
tunalı'ya otobüs gidiyor mu kızılay'dan acaba diye merak ettirendir.
ankara'da doğdum, ankara'da büyüdüm ve burada ölmek istiyorum. siz hergün atanızın mabedinin önünden 'günaydın atam' diyerek geçebiliyor musunuz? ben geçebiliyorum, bu bile başlı başına ankara'yı sevmeye yeter.
Küçük iskenderin bir kitabında en'kara diye hitap ettiği, gri, beton şehri.
içinde yaşarken, her gün kaçma isteği duyulan. Kaçınca rahatlanan, ancak bir gün kalıcı olarak ayrılındığında, ufukta kaybolana kadar , arkanıza bakmaktan boynunuzu günlerce ağrıtabilen bir şehir.

Parça parça özlenen şehirlere kıyasla (izmir , alsancak. istanbul, taksim) bütünü özlenen, parçaya inince anlam ifade etmeyen, lanet bir şehir.

neden sevdiğinizi asla anlayamadığınız, huysuz bir arkadaş gibi bir şehir.
hele şükür kar yağıyor. ankara'da kış karsız geçer mi.
bir kere de kar yağarken tutsun güneş açıyor gene...
(bkz: ne güzel ankara)
Aşık olduğum şehir.Hemde oralı olmanın verdiği gurur.Ayrıca herkesin buraya aşık olmasını beklerim mavi gözlüm orda yatarken.
izmir'den gelmecen herkesin 5 ocak günü kar yağacakmış diyerek korkuttuğu şehir. bi sikim yok hava gayet iyi mayolarla dolaşıyoruz.
Evrilip şehir haline gelmiş kocaman bir buzdolabı aslında.
Ankara

tunalı hilmi caddesinde

yaşanması zor olan bir aşk tramvası

ve kızılayın o masum bakışları

altında dikmende soluksuz

kalan bir çocuğun

nefes alıp verişi

neresinden baksam aynı yolun

aynı kıyametin habercisi

sen gülersin ankarada

çocuklar güler sana

gelip geçici bir aşk molasında

su isteme merasimi

tandoğana gitmekte olan

bir metro gişesinden

alınan ve dönüşü olmayan bilet

gibi değişmeli kaderim

her ne kadar da

yabancı olsakta polatlının rüzgarına

gözümüze kaçmasın diye

toz bulutlarını kapanmalıyız başörtümüz

analı kızlı ördügümüz o nadide

çeyizliğimizle

bir başka da güzel

ankara kalesinden gün batımını izlemek

ulusa bakıp iç çekmek öyle derinden.

Cihan Balcıoğlu
denizi yok diye sevilmeyen şehirdir. bir şehrin sevilmesi için illa denize kıyısı mı olması gerekir? bir şehri sevdiren, yaşanılır kılan şey, o şehrin içinde yaşayanlar ve yaşananlardır. ankara, bu açıdan içinde yaşayanlara büyük fırsat sunan bir şehirdir. bir mekana gittiğinizde mekanın güzelliğinden ziyade orada kiminle birlikte bulunduğunuz önemlidir. varsın denizi olmasın. bozkırın ortasında bir metropol inşa etmek başarıdır. bunu kimse inkar edemez.

not: bir de 50 binlik kasaba bozması şehirden gelip ankarayı yapılacak bir şey yok burada diye sevmeyenler var. onlara diyeceğim tek şey, sen neyin kafasını yaşıyorsun olur.
Gökyüzü memleket olsaydı, ankara gökkuşağı olurdu derler. o zaman sincan gökkuşağındaki bok rengidir.
atatürk'ün en büyük miraslarından biridir...
ankara denince insanin aklina siyaset gelir, soguk gelir, sikicilik gelir. siyasidir, soguktur bazende sikicidir ama kendini oyle bi sevdirir ki, kendini onu sevmekten alamazsin. ayri dustugunde hemen ozletir kendini. sogugunu bile ozlersin. kisin oyle guzel kar yagar ki izlemeye doyamazsin ankarayi. ozellikle geceleri sehrin isiklariyla beyaz ortu birlesince, iceri giresin gelmez, saatlerce bos sokaklarda dolasirsin. cok iyi insanlar cikartir bazen karsina ama malum kocaman sehir, bilemez, bazende kotu niyetli insanlarla tanistirir seni. onun sucu yoktur ama. ne istanbul gibi bencildir, ne de izmir gibi de havali. kendini bilir, herkese esit davranir. ankara'da yasamayan bilemez bunlari.
aylak madam'ının yerini merak ettiğim şehir.

hadi sözlükçüler görev başına. smiley burada yani o derece, he bu arada spor mu giyineyim topuklu falan mı giyeyim oraya giderken bilemedim nasıl bi yer bu yer lan.
mümkünse yılın 12 ayını karlı geçirmesi gereken şehirdir.zira kar bir şehire ancak bu kadar güzel yakışır.
ankara'ya kar çok yakışıyor diye zırvalayanların o çok güzel yakışan(!) karlar kaldırımlarda buz olduğunda düşüp dötlerini kıracakları şehir. lan normal zamanda kızılay'daki o kaldırım taşları kayıyor. aha akşam karlar daha tazeydi ve buz pateni pistinden tek farkı beleş olması. dur hele bi ayaza çeksin o zaman görüşeceğiz.
dünya üzerinde bu kenti tanımlamak için bir sözcük bile bulunmaz.
seni nasil seviyorlar ankara? dedirten sehir. hos ankara disinda sevebilcegim baska bir yer de yok.
yabancısı sevmez, yerlisi tapar. sokakların denize çıkmasa da, seviyorum seni ankara.
© copyright 2005 - 2026