okuldan dönüşlerde ve özellikle yağmurlu günlerde sabah ya da akşam farketmeden tıkalı olan ve bizim eve gitmek için seçebileceğimiz tek yol olan yol.
izmir'in kuzeyi ile güneyini birbirine bağlayan, 3 şerit gidişi-gelişi olan yol.
ankara, kemalpaşa ve istanbul, manisa trafiği bir çevreyolu vasıtasıyla; gaziemir, yeşildere ve konak trafiği yine aynı noktada altlı üstlü kavşaklarla altınyola bağlanarak karşıyaka'ya ardından aliağa'ya doğru uzanır ve anadolu caddesi ile sonlanır.

en meşhur kavşağı turan kavşağıdır. bayraklı'yı sahilinden ayırır ama bu engel abidik gubidik bir köprü ile aşılmıştır. salhane civarlarında yol alırken eskiden kokardı ortalık, izmir'den ayrıldığım zamanlarda kokmaz olmuştu.

karşıyaka->konak yönündeki sabah trafiği karşıyaka bağlantısında çiledir, azaptır, işkencedir (çanakkale ve aliağa trafiği de katılınca). bu bağlantıda yolun gidişi, diğer yönden gelen yoldan bir şerit araklanması ile nizami olarak 4 şeride çıkar. fakat sabah trafiği öylesini bir trafiktir ki bu bağlantı noktası sabahları 9 şeride çıkar, haliyle arabalar iki yüz metreyi yarım saatte alırlar. aynı şekilde akşam trafiği alsancak-konak->karşıyaka yönünde gerçekleşir. bu sefer gaziemir, bornova, konak trafiği bir anda aynı noktada buluşunca yeni adliye sarayı'ndan başlayarak çile büyür. bu çile, bayraklı'nın altınyola bağlandığı kavşakta ek bir şeritle biraz hafifler. genelde pek düzgün bir sathi kaplaması olmasa da tatmin edici denilebilir.

gariptir, altınyol'da seyehat etmek bana hep izmir'in kimliğini yaşamak gibi gelir. körfez, gecekondu manzaraları, palmiyeler (gerçi sonradan getirildi ama), gün batımı, eskisi kadar olmasa da hafiften gelen iyot kokusu ile karışmış körfezin pis kokusu, çılgın taksiciler, bayraklı'nın metruk levanten evleri...

ahh be izmir, özledim...
© copyright 2005 - 2026