bugün
- true'nun iyice zıvanadan çıkması4
- pandela gelmiş6
- burdur5
- konstantinopolis in işgali3
- türkiye nin en büyük ihraç ürünü3
- ay bayılazaam5
- dinsize inanır mısın14
- türklerin ileri olduğu konular3
- yaz günü çay içme saçmalığı11
- ilk buluşmada benim babam da ak partili diyen kız4
- sözlüğün gerizekalılarla dolup taşması3
- chatgptye penis fotoğrafını atmak18
- sözlükte salça olunabilecek altenatif yazarlar6
- islam4
- türkiye'nin karadeniz de liderlik teklifi2
- truesuzluk3
- atatürk türkçülüğü vs atsız türkçülüğü3
- kuralsız sokaklar3
- alkol alıp hoşlanılan kıza açılmak7
- true isimli yazar2
- türklerin 10 dolara çalışan kölelere dönmesi2
- true ile sevişmek2
- true'nun yine online olması2
- araçtan düşen arkadaşının arkasından atlayan kadın2
- birinci inönü muharebesi2
- şekeri bırakınca çayın tadını alacaksın yalanı10
- umrumdışı2
- true nickli yazar8
- nihavent bey birader beydir3
- türk esnafının en büyük sorunu3
- birbirine zıt adaşlar2
- haluk levent25
- üzücü bir aşk filmi izlemek5
- devletten başkasına güvenilmez11
- seri gizli artı oy veren melek4
- makyaj günü3
- barış yarkadaş ile melih gökçek'in ortak tweeti2
- biraderilyo de biraderitatis2
- gördüğüne sabah birader akşam gay demek3
- bruce wayne mi zengin tony stark mı3
- bozuk paraların kullanılmaz hale gelmesi3
- kemalist silkeleme uzmanı3
- kuran da neden namaz yok4
- elmas bey birader bay biraderdir3
- mario lemina2
- az önce sözlükten silinen çıplak yazar fotoğrafı3
- oğlak burcu kadını18
- haluk levent olayından çıkarılacak ders8
- joker haksızdır3
- 18 temmuz 2026 taytlı valinin görevden alınması5
Bütün büyük olayların, büyük düşüncelerin önemsiz bir başlangıcı vardır.
Yabancı isimli romanı beni çok etkilemişti. Romanı bitirdikten sonra Zeki Demirkubuz'un Yazgı filmini izlemem inanılmaz bir tesadüftür. Filmin 10. dakikasında şok geçirdim. Zira film, Yabancı'nın uyarlamasıydı...
Albert Camus'nün Veba Kitabında bahsettiği Lucretius'un "Veba Salgını" Şiiri
"..anlatalım sayrılıkların nedenlerini, açıklayalım,
budur dileğim. nedendir bu salgınlar kişi soyuna,
hayvan sürülerine ölüm saçan, yıkım getiren.
ilkin, birçok öğe vardır yukarda değindiğim,
bize canlılık veren. ölüm getirir birçoğu da,
sağlığı bozar, uçar öteye beriye, rasgele toplanır
bunlar, sonra yayılırlar ortalığa, havaya.
sayrılık getiren bir ortam oluşur havada.
tüm bu salgınlar, bulaşıcılar dıştan gelir,
sislerde, bulutlarda olduğu gibi, ağar göğe,
bunlar bir yandan çıkar yerden yağmurlar toprağa
işleyince, bir yandan da güneş sıcağından
ısınan kokmuş nesnelerden doğar, yayılır.
görmez misin, yuvasını bırakan, bize gelen
bir yabancıya, alışmadığı bir ülkenin suyu,
soğuğu nasıl dokunur, başka bir etki
gösterir? bir ayrılık vardır britanya havasıyla
mısır'ınki arasında, evren baltasının böyle
derine işlediği, pontus'tan gades'e değin
uzayan bir uçurum açtığı, insan soyunda
kara-yanık yüzlülerin yaşadığı yerde. evren
dört bölümdür birbirinden ayrı göksel
yörüngelere, esen yellere göre. kişiler
renklerinden, dış görünüşten dolayı ayrılır,
ulusların ayrılıkları da böyledir, kan soyundan,
sayrılıklardan. fil hastalığı orta mısır'da
nil ırmağı yakınlarında, görülmez yeryüzünün
başka yörelerinde. diz ağrısı attika'da, göz ağrısı
achaia'da çoktur. böyledir başka yerlerde de,
öteki örgenleri çökerten bu hava değişimleri.
uzun süre etkilerse, rasgele, hava akımı bizi,
yıpratıcı bir durum belirir, yayılır gökte
bulutlar gibi, sisler gibi yavaşça ortalığa,
bir değişme, karışıklık doğurur, gördüğümüz
gibi; bizim ülkemize varınca değişir durum,
bulaşır bize de salgınlar, dolar içimize
hızla, baskın gelir, ya sularda, ya yaban
yemişlerinde yuvalanır, ya kişisel besinlerde,
ya hayvan yeminde yerleşir, sayrılık taşıyan
uygun nesneler bekler, çıkar havaya, soluk
aldığımızda, ağulu salgının bulunduğu, yellerden
yutarız bilmeden salgın taşıyanları, solunandan,
benzer bir yolla bulaşır sığırlara salgın, kırar
geçirir bütün yünlü hayvanları. önemsizdir
bizim, salgın bölgesine girip girmememiz, ülkenin
havasına direnecek bir örtüye bürünmemiz.
doğa, kendince, getirir bir ülkeye yıkımı,
çökmüş, bozulmuşsa, çetin işler açar başımıza
alışmadığımız, yeni bir yıkıma sürükler bizi."
de rerum natura
çev: ismet zeki eyüboğlu
"..anlatalım sayrılıkların nedenlerini, açıklayalım,
budur dileğim. nedendir bu salgınlar kişi soyuna,
hayvan sürülerine ölüm saçan, yıkım getiren.
ilkin, birçok öğe vardır yukarda değindiğim,
bize canlılık veren. ölüm getirir birçoğu da,
sağlığı bozar, uçar öteye beriye, rasgele toplanır
bunlar, sonra yayılırlar ortalığa, havaya.
sayrılık getiren bir ortam oluşur havada.
tüm bu salgınlar, bulaşıcılar dıştan gelir,
sislerde, bulutlarda olduğu gibi, ağar göğe,
bunlar bir yandan çıkar yerden yağmurlar toprağa
işleyince, bir yandan da güneş sıcağından
ısınan kokmuş nesnelerden doğar, yayılır.
görmez misin, yuvasını bırakan, bize gelen
bir yabancıya, alışmadığı bir ülkenin suyu,
soğuğu nasıl dokunur, başka bir etki
gösterir? bir ayrılık vardır britanya havasıyla
mısır'ınki arasında, evren baltasının böyle
derine işlediği, pontus'tan gades'e değin
uzayan bir uçurum açtığı, insan soyunda
kara-yanık yüzlülerin yaşadığı yerde. evren
dört bölümdür birbirinden ayrı göksel
yörüngelere, esen yellere göre. kişiler
renklerinden, dış görünüşten dolayı ayrılır,
ulusların ayrılıkları da böyledir, kan soyundan,
sayrılıklardan. fil hastalığı orta mısır'da
nil ırmağı yakınlarında, görülmez yeryüzünün
başka yörelerinde. diz ağrısı attika'da, göz ağrısı
achaia'da çoktur. böyledir başka yerlerde de,
öteki örgenleri çökerten bu hava değişimleri.
uzun süre etkilerse, rasgele, hava akımı bizi,
yıpratıcı bir durum belirir, yayılır gökte
bulutlar gibi, sisler gibi yavaşça ortalığa,
bir değişme, karışıklık doğurur, gördüğümüz
gibi; bizim ülkemize varınca değişir durum,
bulaşır bize de salgınlar, dolar içimize
hızla, baskın gelir, ya sularda, ya yaban
yemişlerinde yuvalanır, ya kişisel besinlerde,
ya hayvan yeminde yerleşir, sayrılık taşıyan
uygun nesneler bekler, çıkar havaya, soluk
aldığımızda, ağulu salgının bulunduğu, yellerden
yutarız bilmeden salgın taşıyanları, solunandan,
benzer bir yolla bulaşır sığırlara salgın, kırar
geçirir bütün yünlü hayvanları. önemsizdir
bizim, salgın bölgesine girip girmememiz, ülkenin
havasına direnecek bir örtüye bürünmemiz.
doğa, kendince, getirir bir ülkeye yıkımı,
çökmüş, bozulmuşsa, çetin işler açar başımıza
alışmadığımız, yeni bir yıkıma sürükler bizi."
de rerum natura
çev: ismet zeki eyüboğlu
eski kalecilerden. rivayet odur ki fena bir kaleci sayılmazmış camus. kaleci olmak içinde her zaman biraz bilgelik taşır.
Yabancı adlı romanı zeki demirkubuz'un 2001 yapımı yazgı filmine uyarlanmıştır.
insan söyledikleriyle değil, söylemedikleriyle insanlaşır. Lafının sahibi, sanırım.
her ne kadar Camus'nun tüm kitaplarını okuyup da halen adamcağızın soyadını kamus diye okuyanlar varsa da aldırmayın canlar o, kamü diye okunur.
veba kitabıyla çığır açmıştır. güzel adam.
bugün ölüm yıl dönümü olan güzel yazar, düşünür. sen ve kitapların hep bizimle kalacak güzel insan.
bomboş bir yazar bomboş.
dahiyle deli arası bi yazar.
Ben dilimin sınırlarında nöbet beklerim. Sözüyle nickime kaynak olmuş kişidir. Ayrıca söylediği hiçbir sözün boş olmadığını düşünüyorum.
yaşarken çok kız düşürdüğü rivayet edilen overrated düşünce adamı,yazar.
tumturaklı görünen metinlerindeki kelimelerin hepsi tek tek, nakış gibi işler bu filozofun felsefesini. derin duygulardan - intihar başlığında de değindiğim- söz eder; kulağa hoş gelen bir kelime seçiminden ötedir "derin".
"derin duygular da büyük yapıtlar gibi bilinçli olarak söylediklerinden daha fazla anlam taşır her zaman."
abzürd içinde insan, dolanıp durduğu o ıssız diyarda duyguların dibine kadar yaşar, çok çok köklüdür. kesintisiz olmasıyla da derindir bu duygular. intihar etmeli mi etmemeli mi sorusuyla yüzleşme bu derin duyguları da açığa çıkarır, ama çoğumuz bu duyguları sonuna kadar yaşamaktan kaçınır. korkak olduğumuz için belki de.
uyumsuzluk duygusu bizi köşe başında yakalayabilir, bir tokat gibi "çarpabilir". parıltısızdır, uyarı levhaları yoktur.
camus'de güzel olan bir şey daha vardır ki, insanın ikliminin bilinmesinden, ikliminin duyurulmasından bahseder. birini, kendini bildiği gibi bilemeyiz, hep bir boşluk, ulaşılamaz olan bir yanı vardır. davranışlarından -kılgısal olanlardan- hareketle o kişiyi tanırız ancak bu iklimini bilmektir; her zaman ne yapabileceğini kestirememeye açık kapı bulundurur. insan bilgi nesnesi yapılamaz, hep biraz daha fazla, biraz daha eksik bir şeyler vardır.
dalıp gittiğinizde birisi size sorar, ne düşünüyorsun, diye. cevap "hiç"tir. işte o "hiç" var ya "hiç" uyumsuzluk duygusunun belirtileridir. ne düşündüğümüzü bilmeyiz, ama dalıp gideriz. bulunduğumuz ortamdan, günlük hayatın zincirinden koparız. bu kopuşu yaşamaya başladığımız an uyumsuzluk duygusunun çanları çalmaya başlar. bunun bilincinde olarak yaşamaya devam etmek mi, yoksa onu yoksayıp yaşayan ölü haline mi gelmeliyiz?
herkese mutlu felsefece intiharlar.
"derin duygular da büyük yapıtlar gibi bilinçli olarak söylediklerinden daha fazla anlam taşır her zaman."
abzürd içinde insan, dolanıp durduğu o ıssız diyarda duyguların dibine kadar yaşar, çok çok köklüdür. kesintisiz olmasıyla da derindir bu duygular. intihar etmeli mi etmemeli mi sorusuyla yüzleşme bu derin duyguları da açığa çıkarır, ama çoğumuz bu duyguları sonuna kadar yaşamaktan kaçınır. korkak olduğumuz için belki de.
uyumsuzluk duygusu bizi köşe başında yakalayabilir, bir tokat gibi "çarpabilir". parıltısızdır, uyarı levhaları yoktur.
camus'de güzel olan bir şey daha vardır ki, insanın ikliminin bilinmesinden, ikliminin duyurulmasından bahseder. birini, kendini bildiği gibi bilemeyiz, hep bir boşluk, ulaşılamaz olan bir yanı vardır. davranışlarından -kılgısal olanlardan- hareketle o kişiyi tanırız ancak bu iklimini bilmektir; her zaman ne yapabileceğini kestirememeye açık kapı bulundurur. insan bilgi nesnesi yapılamaz, hep biraz daha fazla, biraz daha eksik bir şeyler vardır.
dalıp gittiğinizde birisi size sorar, ne düşünüyorsun, diye. cevap "hiç"tir. işte o "hiç" var ya "hiç" uyumsuzluk duygusunun belirtileridir. ne düşündüğümüzü bilmeyiz, ama dalıp gideriz. bulunduğumuz ortamdan, günlük hayatın zincirinden koparız. bu kopuşu yaşamaya başladığımız an uyumsuzluk duygusunun çanları çalmaya başlar. bunun bilincinde olarak yaşamaya devam etmek mi, yoksa onu yoksayıp yaşayan ölü haline mi gelmeliyiz?
herkese mutlu felsefece intiharlar.
varoluşçuluğun yazar hali.
keşke ben de anlayarak okuyabilseydim seni, ama geri zekalıyım kafam basmıyor.
çok büyük bir kayıp.*
çok büyük bir kayıp.*
Absürdizmi ilk kullanan ve öldüğüm günü şimdiden kabullenmeme sebep olan adam.
Ben dilimin sınırlarında nöbet beklerim. Sözüyle nickime kaynak olmuş kişidir. Ayrıca söylediği hiçbir sözün boş olmadığını düşünüyorum. kişsel zevklerime uymasada futbol için: ben bildiğim herşeyi futboldan öğrendim demiştir.
kitaplarını her daim bulundururum yakınlarda.
kitaplarını her daim bulundururum yakınlarda.
ahlaksal çıkmazın en üst noktasının intihar olduğunu savunmuş ünlü fransız düşünür.
Sevdiğim adamı 'Yabancı' adlı kitabında birebir anlatmış varoluşculuğun babalarından saydığım duygularımın tercümanı yazardır. Her kitabı ince ince okunmalıdır. Çok şey bulacaksınız
kalemi kuvvetli olan yazarlardandır.
fransa' nın en önemli aydınlarından biri olan, çağına göre aykırı ve katı varoluşçuluk ve hiçlik anlayışına saçma adını verdiği tarzıyla katkıda bulunan, yabancı, düşüş, başkaldıran insan gibi önemli eserlere imza atmış, şüpheli bir trafik kazasında hayatını kaybetmiş değerli filozof.
"hayata karşı işlenen bir günah varsa, bu günah, hayattan umut kesmekten çok, başka bir hayat umup bu hayatın muhteşemliğini gözden kaçırmakta yatar"
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar