bugün
- perva sozlük11
- ortak türk alfabesine geçiş kararı23
- anın görüntüsü17
- türkiye süper lig hakem atamaları25
- sevda demirel'in gelin afganistan olalım çağrısı13
- yazarların keşke yapmasaydım dediği şeyler11
- icra işleri nasıl oluyor sorunsalı12
- uyurken sütyen takmayan kızın asıl niyeti13
- avrupa birliği ne chp ile girebiliriz9
- atatürk'ün balmumu heykeliyle sohbet eden izmirli12
- istanbulda oturmak16
- erkek erkeğe bira içen erkek gizli eşcinseldir10
- 2 yaşındaki torunu balkondan atan üvey babaanne8
- dünyanın en iyi takımları açıklandı12
- nervio'nun ameliyatı32
- nervionun vedası28
- yazarların çektiği manzara fotoğrafları8
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle27
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri15
- hindistan pakistan bangladeş10
- asyalı kadınlar sizce güzel mi15
- bekar evine bira içmeye gelen kızın niyeti8
- klarnet calan sarapci koala 69
- iki bira içer kalkarız11
- gss borcunu ödemeyenlerin icraya verilmesi15
- failatün failatün failün11
- kuresel ikinma nikli yazar39
- evden kaçan karısını sevgilisiyle aramaya geldi9
- para karşılı sevmediğin yazarı sildirmek12
- düm tak tiki tak dümtiki tak tiki10
- çıplak gösteren gözlük gerçek mi17
- özel okulda sahte öğretmen skandalı13
- internette sondan dünya dördüncüsü türkiye8
- mis kaşarda küf skandalı18
- uludağ sözlük te yaprak dökümü22
- misafirlik8
- narin güran21
- memesi erkek memesinden küçük olan kadınlar18
- şeriatçı kürtçü kardeşliği28
- joseph shomolo kuschca13
- benim için hesabını siler misin diyen sözlük kızı14
- gocunun götünden lezzet içmek17
- kuresel ikinma'nın ayağı34
- eloande'nin vedası21
- gocu meme ucu12
- öff artık sözlüğe yeni yazarlar gelmeli14
- asgeri üçret alıp ayda 20000 tl biriktirmek10
- öğle yemeği ne yiyeceğiz sorunsalı11
- eski eşin borcunun taksidini ödememesi13
- larisalisa8
Boş fc diye bir takımı kurup teknik direktörlüğünü yapabilirdi.
Eski trolleri anımsatıyor, kukla gibi hbbia gibi
Koşturadursun.
Koşturadursun.
Boş parti kurucusu ve genel başkanı olurdu siyasete atılsaydı.
Boş yapma ve ilgi çekmenin püf noktaları hakkında başyapıt sahibidir.
"yalnız yatan bir kadının bu durumu gizlemeye çalışması kadar hüzün verici bir şey olamaz."
Albay kemal , 1845 , cannes
Albay kemal , 1845 , cannes
o kadar laçkalaştı ki insanlar, sevmemenin ne demek olduğunu bile unuttu. sevmemek... basit bir şey işte. sevmek kadar zor da değil. nefret? değil değil... nefret etmek bir şeye düşman olmaktır. insanlar bunu hatırlamalı. ama sevmiyoruz bazen. daha doğrusu sevemiyoruz.
o size gelip çıkma teklifi eden kişiyi sevmediniz ve bu bir suç değildi. makarnayı da sevmeyebilirdiniz eğer zengin bir öğrenci olsaydınız. ama hayat bazen seçme şansı vermiyor. sevmemek bir hak. net. makarnayı sevmeme bir öğrenci olabilmek haktı bence. insanlar değişti ve ellerinden bu hak alındı.
bu kadar mı karmaşıklaştı kavramlar? bu kadar mı içi boşaldı kelimelerin. hadi ama... sevmemek, bir hak. hatta iyi bir şey. bunu size benim hatırlatmam gerekti. bunu da ayrıca bir düşünün isterseniz.
bazen sevmemen gerekir. anladın mı?
o size gelip çıkma teklifi eden kişiyi sevmediniz ve bu bir suç değildi. makarnayı da sevmeyebilirdiniz eğer zengin bir öğrenci olsaydınız. ama hayat bazen seçme şansı vermiyor. sevmemek bir hak. net. makarnayı sevmeme bir öğrenci olabilmek haktı bence. insanlar değişti ve ellerinden bu hak alındı.
bu kadar mı karmaşıklaştı kavramlar? bu kadar mı içi boşaldı kelimelerin. hadi ama... sevmemek, bir hak. hatta iyi bir şey. bunu size benim hatırlatmam gerekti. bunu da ayrıca bir düşünün isterseniz.
bazen sevmemen gerekir. anladın mı?
Emredersiniz komutanım.
Evet
Evet
Boş yapma ve ilgi çekme konsolosu olarak ülkemizi temsil edebilir.
edebiyat parçaladığına bakmayın yerde am bulsa kumunu yalayarak temizler.
mevsimlerin diyorum
en azından birinde
sadra diyorum şifa
bir merhem bulunsaydı
zorumuz neydi de
yüzümüzü tutmayalım yağmura...
en azından birinde
sadra diyorum şifa
bir merhem bulunsaydı
zorumuz neydi de
yüzümüzü tutmayalım yağmura...
Önce ki hesap daha iyidi.
Kime göre neye göre?
sizler mışıl mışıl uyuyun diye yatağınızın altındaki şeytanlarla savaştım ben. bunun sebebi benim çok iyi olmam ya da sizlerin seçilmiş olması değildi. sadece şeytandan almayı dilediğim ve beni hayata bağlayan his, intikam...
aslında uzun zamandır yapmak istiyordum bunu. sizleri terk etmek daha doğrusu kendiniz ile baş başa bırakmak. nedendir bilinmez hep yanlış anladı insanlar beni. aslında ben mevcut durumu izah etmeye çalışırken onlar beni başka şeylerle suçladı. sonunda anladım ki insanlar doğruları bilmek değil hayallerde yaşamak istiyor.
başlıklarıma sazan gibi atlayanlar da sizlerdiniz bana özel mesajla küfürler edenler de... ama ben kötü çocuk oldum. hani annelerinizin sizleri küçükken uzak dur diye uyardığı kötü çocuk. sizler içselleştirdiğiniz bu kötü çocuk korkusunu bana yansıttınız. ben ise uzaktan -daha doğrusu perde arkasından- kukla şovunu izledim. biraz sersem biraz sarhoş... ama her anına tanık oldum bu eşsiz gösterinin.
sesler...
sesler yükseliyordu gecenin karanlığında. "gitsin şu", " lanet olsun " benzeri sesler. biraz ürkütücü idi hava ve albay kemal üzerine montunu almamıştı. sesler bazen çok yükseliyordu... istenmeyen bir şarkının ikinci kez çalması gibi bir şey değildi bu sesler dediğim. korkacağını bile bile bir videoyu izlemek gibi düşün... bazen üzücü bazense kasvetli... sesler albay kemal'den bir şeyler çalma derdinde idi.
alkışlar...
insanlar artık albay kemal'e yaklaşmışlardı. aralarından bazıları maskesinin ardındaki gerçekliklere bile ulaştı. güzel sözler, gülen yüzler... o gülen yüzler bazen ağzını ters büküyordu ama yine de içten içe gülüyorlardı. kötü sesler dolaşmıyordu artık havada... hava bir baharı anımsatsa da yine de tedirginlik barındırıyordu.
sevmek...
Albay kemal bazı duyguylara hasretti uzun zamandır. sonra bir gün kapısını çaldı sevmek... ilk başlarda şüphe ile baktı sonrasında kabullendi. saygı, emek, sadakat... hepsini koydu arka cebine ve bir yola çıktı. değişti bile biraz... bazen yazdıklarından utanır oldu bazense tekrar okudu. o yazdıkları artık o değildi ama onlardan uzaklaşması alkış seslerini kıstı... seçim yaptı. sevmek güzeldi gerçekten. en azından gerçekti. ama o da bitti... albay kemal yine montunu almamıştı... lanet olsun. sevmek yerini özleme bıraktığında albay kemal bir şeyler yapması gerektiğini anladı. yaptı da... ama canı yandı
aslında uzun zamandır yapmak istiyordum bunu. sizleri terk etmek daha doğrusu kendiniz ile baş başa bırakmak. nedendir bilinmez hep yanlış anladı insanlar beni. aslında ben mevcut durumu izah etmeye çalışırken onlar beni başka şeylerle suçladı. sonunda anladım ki insanlar doğruları bilmek değil hayallerde yaşamak istiyor.
başlıklarıma sazan gibi atlayanlar da sizlerdiniz bana özel mesajla küfürler edenler de... ama ben kötü çocuk oldum. hani annelerinizin sizleri küçükken uzak dur diye uyardığı kötü çocuk. sizler içselleştirdiğiniz bu kötü çocuk korkusunu bana yansıttınız. ben ise uzaktan -daha doğrusu perde arkasından- kukla şovunu izledim. biraz sersem biraz sarhoş... ama her anına tanık oldum bu eşsiz gösterinin.
sesler...
sesler yükseliyordu gecenin karanlığında. "gitsin şu", " lanet olsun " benzeri sesler. biraz ürkütücü idi hava ve albay kemal üzerine montunu almamıştı. sesler bazen çok yükseliyordu... istenmeyen bir şarkının ikinci kez çalması gibi bir şey değildi bu sesler dediğim. korkacağını bile bile bir videoyu izlemek gibi düşün... bazen üzücü bazense kasvetli... sesler albay kemal'den bir şeyler çalma derdinde idi.
alkışlar...
insanlar artık albay kemal'e yaklaşmışlardı. aralarından bazıları maskesinin ardındaki gerçekliklere bile ulaştı. güzel sözler, gülen yüzler... o gülen yüzler bazen ağzını ters büküyordu ama yine de içten içe gülüyorlardı. kötü sesler dolaşmıyordu artık havada... hava bir baharı anımsatsa da yine de tedirginlik barındırıyordu.
sevmek...
Albay kemal bazı duyguylara hasretti uzun zamandır. sonra bir gün kapısını çaldı sevmek... ilk başlarda şüphe ile baktı sonrasında kabullendi. saygı, emek, sadakat... hepsini koydu arka cebine ve bir yola çıktı. değişti bile biraz... bazen yazdıklarından utanır oldu bazense tekrar okudu. o yazdıkları artık o değildi ama onlardan uzaklaşması alkış seslerini kıstı... seçim yaptı. sevmek güzeldi gerçekten. en azından gerçekti. ama o da bitti... albay kemal yine montunu almamıştı... lanet olsun. sevmek yerini özleme bıraktığında albay kemal bir şeyler yapması gerektiğini anladı. yaptı da... ama canı yandı
iyice abur'a bağladın be kemal..
Albay kemal 'in askerleriyiz.
Albay im kemal im, azizim...
Sensiz olmaz.
Net.
Evet
Sensiz olmaz.
Net.
Evet
Asla kaybedenin yanında olmayan yazar.
Kusura bakmayın azizim.
Kusura bakmayın azizim.
Nice senelerin olsun. Sevgiyle dolu olsun. Efendiliğin daim olsun...
iyi ki doğmuşsun can.
Evet
iyi ki doğmuşsun can.
Evet
Doğum günü yazarı. Yeni öğrendim.
Teşekkürler sultanım. Yıllardır doğum günümü bankalar harici kutlayan olmamıştı. Pastasız olmaz . Ev yapımı olsun.
Teşekkürler sultanım. Yıllardır doğum günümü bankalar harici kutlayan olmamıştı. Pastasız olmaz . Ev yapımı olsun.
Öyle uzun yazılar yazıyor ki (okumuyorum maalesef) 10 parmak klavye kullanarak jet hızında yazmak tamam da, jet hızında nasıl düşünüyor, ilginç.
Yedek kulübesinde çok iyi ısınır hiç problem etmez çok profesyonel.
Azizim hep söylediğm gibi. Ben yazarım sizler sözlükçüsünüz.
Kesin mizah dergileriyle büyümüş, yaşı da bana yakın. Tarzlarımız uzak ama. Mutlu ama bana uzak olsun...
Ben neden gidon'a bağladım lan. Özledim herhalde keratayı.
Ben neden gidon'a bağladım lan. Özledim herhalde keratayı.
Kaliteli bir yazar, adam yazmıyor döktürüyor.
Ahh benim dünya çeberine tutunmuş, güneşten kopup evren evren gezen arılarım...
ah benim kristal güzelliğiyle her an kırılan kadınlarım...
Ah benim küçük kemal kadar bile düşünemeyen saksağanlarım.
inanın, şu yağmurlar yağmasa kardan adam ölmezdi.
inanın, şu güneş olmasa dünyanın dönüş hızında yürüyebilirdim hepinize.
hepinizi sırayla sevebilir, kulağınıza bir kaç karakalem cümle fısıldayabilirdim.
kaybettim ben... harflerimin düşes yerlerini. şimdi büyük harf yazabildiğimde salıncak kurup sallanıyorum hayallerime... yine de üstad der ki ;
'' kimsenin, kimseyi anlamadığı bir dünyada söz, boşluğu dövmekten başka ne işe yarıyor ? ''
ah benim kristal güzelliğiyle her an kırılan kadınlarım...
Ah benim küçük kemal kadar bile düşünemeyen saksağanlarım.
inanın, şu yağmurlar yağmasa kardan adam ölmezdi.
inanın, şu güneş olmasa dünyanın dönüş hızında yürüyebilirdim hepinize.
hepinizi sırayla sevebilir, kulağınıza bir kaç karakalem cümle fısıldayabilirdim.
kaybettim ben... harflerimin düşes yerlerini. şimdi büyük harf yazabildiğimde salıncak kurup sallanıyorum hayallerime... yine de üstad der ki ;
'' kimsenin, kimseyi anlamadığı bir dünyada söz, boşluğu dövmekten başka ne işe yarıyor ? ''
Gündemdeki Haberler
güncel Önemli Başlıklar