bugün
- ekşi sözlük12
- 18 ağustos 2026 fenerbahçe lyon maçı35
- keşke dediğiniz bir anı yazar mısınız7
- osuruktan şiirler47
- evde pide yapmak7
- eski sevgili nerede ne yapıyor8
- zeki olmanın avantajları4
- bu saatte seks yapılır mı sorunsalı4
- kavga yok mu ya5
- çirkin kaslı erkek vs yakışıklı cılız erkek5
- anın görüntüsü30
- sözlükte kavga çıkmasının sebebi4
- giysi fiyatlarının uçması12
- bu saatte kahve içilir mi sorunsalı4
- twin peaks3
- vedat muriqi6
- konya da 3 4 büyüklüğünde deprem5
- sütyenin 2 gözü doldurulmuş heybe olması3
- seninle sevişirken ölmek istiyorum3
- çaylakların dolunayda yazara dönüşmesi3
- uludağ sözlük'ü diriltme hareketi3
- en gıcık olunan şoför tipleri13
- enayimiknatisi ile kavga etmek3
- beni neden sevmedin3
- arkadaşlar uyudunuz mu3
- iyi bir insanın kötü bir insana dönüşme süreci15
- kürt kelimesi türk kelimesinden mi türedi3
- anne pizzası10
- kadınsızlıkla nasıl baş ediyorsunuz11
- ben geldim kerkenezler19
- aleksey batrakov14
- sözlük kızı ile iletişim kurmak10
- apo orospu çocuğu değildir demek5
- dinci ve müslüman kavramları8
- yenilgisiz tek şampiyon5
- netflix ten daha iyi ücretsiz film sunucuları3
- fenerbahçe17
- ismail kartal ne zaman kovulur sorunsalı3
- arkadaşlar hoşçakalın3
- şoförün yan koltuğu4
- putin türkmüş11
- sevgilinin sensiz de mutlu olmasını ister misin4
- geceye bir şarkı bırak11
- 26 ağustos 2026 olympique lyon fenerbahçe maçı2
- ismail kartal'ın kovulması3
- zorunlu eğitim12
- barış alper yılmaz3
- kafasına havan mermisi yiyen teröristler3
- trileçe7
- hepsi rüyaymış diye 10 yaşında uyanmak3
ben çocukken bazı akşamlar mutfağa sanki herhangi bir şey alır gibi girer, her zamanki sıradan hareketlerimle buzdolabını açar, içinden yumurta alıp soğukkanlı bir şekilde karşı pencerelerden birine açık camdan sallardım. ev ne kadar kalabalıksa, ne bileyim misafir filan gelmişse, böyle zamanları daha çok tercih ederdim. sanki arada kaynayacak gibi gelirdi. civcivlerin ayaklarını havanla döverken müziğin sesini sonuna kadar açmanın gizemli sapkın zevkini hatırlatırdı bana. sonra hiçbir şey olmamış gibi salona döner ve üç dört haneli sayıları nasıl da aklımdan toplayıp
çarpabildiğimi misafirlere gösterirdim. bu da bana masum, sevimli, her caninin, katilin, pisliğin
olması gereken temiz tarafı gelirdi, yapmak zorundaydım yani.
bir sabah komşu kadının yumurtanın sarısını malayla kazırken savurduğu beddualar üvey anneme kadar geldi. krep yapıyordu şansıma. halbuki mutfağa pek uğramazdı. hele sabahları asla. kafayı kaldırıp bana baktığın an ikimiz de anladık suçlunun ben olduğunu. yumuşak sordu. korkma bişey yapmayacağım dedi. cevap vermedim. krep yandı. benim yüzümden değil ama, beceremediğinden. bir daha sordu, "oğlum" diye başladı hatta, "m"harfi pek duyulmadı ama dedi sonuçta, "bak söz veriyorum". söyledim. neden dedi? hiç öylesine dedim.
sözünü tutmadı. tıpkı sanal dostlarım gibi gerçekleri söylediğimde beni acımasızca cezalandırdı. ama bu seferki oklava acısını benzemiyor. yüreğim kanıyor. bildiğimiz kanamak işte. emmek istiyorum, olmuyor, bişey basıyım diyorum, bulamıyorum, kanayan bir yerim var ama ben öylece duruyorum.
hani söz vermiştiniz... üç yazar... hani hiçbir şey olmayacaktı bana... hani gerçeği söylemek her
zaman iyiydi... peki ben niye çok kötüyüm ya? korkuyorum. neden gittiniz? neden eskisi gibi
değil hiçbir şey? acıyamıyorsunuz bile bana. yok saymayı tercih ettiniz. hiç yaşanmamış gibiyim.
sizi hiç büyülememiş gibi. yokum. daha önce olmadım da. bir gün kalkacağım ama bu arabadan. yemin ediyorum yazdıklarımı bir bir yaşayacağım. ben önce yazar, sonra yaşarım, hayır kendimi kandırmıyorum, gerçek bu, vallahi de bu, bana gerçeğin farklı olduğunu söylemeyin lütfen, sizin de yüreğiniz kanar yoksa, sizin de.
çarpabildiğimi misafirlere gösterirdim. bu da bana masum, sevimli, her caninin, katilin, pisliğin
olması gereken temiz tarafı gelirdi, yapmak zorundaydım yani.
bir sabah komşu kadının yumurtanın sarısını malayla kazırken savurduğu beddualar üvey anneme kadar geldi. krep yapıyordu şansıma. halbuki mutfağa pek uğramazdı. hele sabahları asla. kafayı kaldırıp bana baktığın an ikimiz de anladık suçlunun ben olduğunu. yumuşak sordu. korkma bişey yapmayacağım dedi. cevap vermedim. krep yandı. benim yüzümden değil ama, beceremediğinden. bir daha sordu, "oğlum" diye başladı hatta, "m"harfi pek duyulmadı ama dedi sonuçta, "bak söz veriyorum". söyledim. neden dedi? hiç öylesine dedim.
sözünü tutmadı. tıpkı sanal dostlarım gibi gerçekleri söylediğimde beni acımasızca cezalandırdı. ama bu seferki oklava acısını benzemiyor. yüreğim kanıyor. bildiğimiz kanamak işte. emmek istiyorum, olmuyor, bişey basıyım diyorum, bulamıyorum, kanayan bir yerim var ama ben öylece duruyorum.
hani söz vermiştiniz... üç yazar... hani hiçbir şey olmayacaktı bana... hani gerçeği söylemek her
zaman iyiydi... peki ben niye çok kötüyüm ya? korkuyorum. neden gittiniz? neden eskisi gibi
değil hiçbir şey? acıyamıyorsunuz bile bana. yok saymayı tercih ettiniz. hiç yaşanmamış gibiyim.
sizi hiç büyülememiş gibi. yokum. daha önce olmadım da. bir gün kalkacağım ama bu arabadan. yemin ediyorum yazdıklarımı bir bir yaşayacağım. ben önce yazar, sonra yaşarım, hayır kendimi kandırmıyorum, gerçek bu, vallahi de bu, bana gerçeğin farklı olduğunu söylemeyin lütfen, sizin de yüreğiniz kanar yoksa, sizin de.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar