bugün

şartlı tanım: bir çeşit ahmet kaya ya dert yanma nidası.

olmasaydı sonumuz böyle

söyle dedin söyledik, şimdi biz nerdeyiz sen nerde...?
kum gibi dedin, aydınlanmadı şu kirli yüzler...
metrisin önünde durduk, kanatlarımızdan vurulduk...
yakarım geceleri dedin, bizi hasret sardı bulutlar çıldırdı...
giderim dedin, kurşun gibi, dağ gibi, mavzer gibi patladın gittin...
hani benim gençliğim dedin, kurtlar sofrasına düştük hani bizim sevincimiz...
benden selam söyleyin dedin, unutamadık...
ağladıkça dedin, alnımızda hep kavga kaldı, bahardan mı yoksa aşktan mı...?
nereden bileceksiniz dedin, yorulduk. çok yorulduk...
korkarım dedin, vuruldu mülteci kederimiz...
arka mahalle dedin, gözyaşlarımız döndü denize...
mahur dedin, şenlik dağıldı bir acı yel kaldı bahçede yalnız...
bahtiyar dedin, dudağımızda yarım bir sevdanın hüznü kaldı...
doğum günü dedin, insanların yüzlerini göremedik...
acılara tutunmak dedin, sen şimdi yuvasız çalı kuşu biz kafeste kanarya...
şafak türküsü dedin, bekle şimdi bir sabah bizde çıkageliriz...
beni bul anne dedin, elin yine ellerimizde gözlerimiz ağlamaklı...
yakamoz dedin, bırak ay gitsin sen kal bu gece...
hadi sen git işine dedin, güle baykuş kondu...
beni vur dedin, bir garip akşamda kaldık sessizce, tükenerek...
öyle bir yerdeyim ki dedin, yaprak döktü bir yanımız, bir yanımız bahar bahçe...
ada sahilleri dedin, nerede şimdi o mis gibi leylaklar...
diyarbakır türküsü dedin, ay vurdu gözyaşımıza biz gecede kaldık...
yüreğim kanıyor dedin, olmasaydı be sonumuz böyle...
yalancı ayrılık dedin, varsın böyle geçsin yabancı günler...
sevemezsin dedin, öyle bir küsüp gidişin vardı ki...
ay gidiyor dedin, günlerimiz yanıyor, gül yüzünü dönmüyor...
adı yılmaz dedin, hala kalbimizde sızıdır, diner mi dinmez mi bilinmez...
siz yanmayın dedin, ocaksız köylerimizde dumanlar tütmedi...
bir de sen gitme dedin, akşamlarımız hep dertli bitti...
geçmiyor günler dedin, türlü hayaller kurduk...
biz üç kişiydik dedin, suphi olduk...
yaşamadın sen dedin, türküler söyledik sana, duyuyor musun...?
içimde ölen biri var dedin, depremler oluyor şimdi beynimizde...
saza niye gelmedin dedin, üç gün dedik beş gün dedik aylar yıllar oldu, özledik...
bir veda havası dedin, vakit tamam...
oy benim canim dedin, henüz yolun başında solup gittik...
hadi bize gidelim dedin, ne hatunlar gördük...
fosso necdat dedin, nara bastık ulu orta...
maviye çalar gözlerin dedin, itten aç yılandandan çıplak gelip durduk kapına...
yorgun demokrat dedin, bir sen kaldın geriye, yüreğimiz anlıyor seni...
sabir kalmadi dedin, sensiz isyan ettik her an dünyamız kahır dünyamız zindan...
an gelir dedin, o eski heyacan öldü...
dosta düşmana karşı dedin, sığmadık dört duvara dikenli tellere...
demedim mi haydar dedin, bizim de boyumuzu aştı bu şehir yerlere serildik, madara olduk...
derin bir ah cektim dedin, bizimde başımıza gelen adamı kanser eder...
gayri gider oldum dedin, lan gardaş bu nasıl yara kanar heryerimizden...
karanlıkta dedin, yar uykuda biz yine penceremizde, doğacak güneşi göresimiz gelir...
kara yazı dedin, kederimiz geceden yüce...
dokunma yanarsın dedin, ölmek istiyoruz sağ kalırsak affet...
lili marlen türküsü dedin, biz insanlar yemin ettik imanımız var, özgürlük aşkına...
yetis nerdesin dedin, gelmedi baharlar eyvah eyvah...
ağlama bebeğim dedin, dalıp dalıp derinlere düşündük...
yazamadim dedin, kırık dökük tutkuları o çocuksu korkuları yazamadık...
sen yanma diye dedin, biz yandık aşk için...
tutuşur dizelerim dedin, yanık türkülere saldın bizi...
turuncu gemi dedin, yaşamak için ölmek sırası bize geldi...
hoşçakalın gözüm dedin, ellerimiz inatla döküldü cigaraya...
üşür ölüm bile dedin, yumduk gözlerimizi uyur gibi usulca...
merhaba dedin, yağmur yağsın istedik her sabah...
başkaldırıyorum dedin, başını kuma saklıyanlardan tiksindik...
yalan da olsa dedin, yalnızız yalnızlığımız bizi dinliyor...
başım belada dedin, nerden baksak tutarsızlık...
niye böyle anne dedin, ay bile karardı hüzün çöktü geceye...
bir anka kuşu dedin, bizi milyon kere vurdular...
mican dedin, takmadık karakolları...
kendine iyi bak dedin, su aktı yatağımızı buldu...
memleket hasreti dedin, gidemedik buralardan bir gece vakti...
hasretinden prangalar eskittim dedin, karanlık gecelerde kendimizden geçtik...
ayrılığın hediyesi dedin, şimdi saat sensizliğin ertesi...
katlime ferman dedin, namlu puşt oldu at ayağı puşt...
hep sonradan dedin, hüzünlü bir akşam susmuşuz durgunuz...
bu dert beni adam eder dedin, gençlik elden gitti gider...
kadınlar dedin, özlemlerle acılarla bir anadolu...
amenna dedin, kısa çöp uzun çöpten hakkını alamadı...
tedirgin dedin, içimizde bir çocuk tedirgin...
cinayet saati dedin, yemyeşil bir ay gökte dağıldı...
fabrika kızı dedin, oturduk hayal kurduk bütün insanlar gibi...
telgrafın telleri dedin, yar üstüne yar seveni kurşuladık...
bir minik kız çocuğu dedin, ölümün kucağında üşüdük...
bize kalan dedin, dostlar tükenip düştüler yok olma korkusu kaldı...
tut ki gecedir dedin, ihanet bir bilmece oldu...
özgür çağrı dedin, şarkılarımızı dağlarına sürdük...
böyle bir sevmek dedin, ne kadınlar sevdik zaten yoktular...
birazdan kudurur deniz dedin, dirhem dirhem azaldık...
büyüdün bebeğim dedin, geleceğiz bir gün bizde...
bize ne oldu dedin, alışamdık yalnızlığa....
jilet yiyen kız dedin, birlikte bulacağız belamızı....
güzel günler dedin, tam da mendil sallıyorduk güzel günlere...
al ofkemi dedin, haydi dokun gözyaşımıza ağlayacağız yeterki gül sen...
uçun kuşlar uçun dedin, şimdi dağlarımızda mor sümbül var...
doruklara sevdalandım dedin, yorgunuz çünkü yorgunluğumuzun yaşamak gibi bir anlamı var...
dardayım dedin, örselendi aşklarımız, üstelik bir uzak diyardayız...
suskun dedin, nasılda yılları buldu bir mısra boyu maceramız...
geleceğim dedin, gün olur gecikmiş çocuk gibi bağıra çağıra geliriz...
yeter dedin, gel bize bilmediğimiz birşeyler söyle...
sen benim hiçbir şeyimsin dedin, bilmem ki nesin luzumdan fazla beyaz...
beni tarihle yargıla dedin, sınırlı olmayan zamana, mekana gittin...
daglarda olmek isterim dedin, her yanımızda bin namert göz...
bizim hikayemiz dedin, uzanıp gittiğimiz yol ateşti sanki...
sürgün acısı dedin, al kırlara boz kırlara güneşi sunduk...
kaçak ve anne dedin, suç oldu suç üstüne her şarkın her yazın...
sevgi duvarı dedin, ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi...
alnında dağ ateşi dedin, bizim yüreğimizi harmanlayan isyan oldu...
macera dedin, girdik insanların içine insanları gördük...
o vahşi at dedin, toprağı yaran filize vurulduk...
bir acayip adam dedin, anladık dedik anladık...
yorgun demokrat dedin, bu yoda dönenler oldu mum gibi sönenler oldu...
iyimser bir gül dedin, ara sıra mahşer ara sıra yaşama hırsı...
kenar mahalleli dedin, mecburen kavga ederiz...
ve
gururla bakıyorum dünyaya dedin, köpekleşerek yaşamaktansa bu yürek çat diye çatlasın lan!

ah ulan ahmet kaya
ahmet kaya'nın muhteşem bir sanat adamı olması sebebiyle* "keşke böyle yitip gitmeseydin, biraz daha dayansaydı kalbin be gözüm" formatlı bir yakınma cümlesidir.

ah ulan ahmet.. şimdi sen tamamen gittin ve bir daha olmayacak mısın...
--spoiler--
yani sen şimdi tamamen gittin de bir daha olmayacakmısın? yani bir daha borç vermeyecek misin? bir daha rakı ısmarlamayacak mısın? peki beni kim kızdıracak? kim zar tutacak? kim ağzını şapırtadacak?
peki beni bu köhne dünyada senin anladığın kadar kim anlayacak?
--spoiler--
Olup bitenleri kaçırma

İlk öğrenen uludağ sözlük kullanıcıları olacak.