bugün
- ilk buluşmada esnaf lokantasına gitmek13
- bu gün sözlük ne tatlı lan12
- güzel bir kazın yalnız olmasının nedenleri11
- erkekler tuvaletinde gizli kamera bulunması5
- türk erkeğinde olması gereken meziyetler13
- esnaf lokantasında çorba içerken hayatı sorgulamak10
- rahmi koç'un balığın kalanından çorba yapması4
- seni severken valizini hazır tutan kadın10
- etli biber dolması yapan erkek9
- ilk buluşmada falafel yemek4
- yemek pişirirken hayatı sorgulamak4
- ice latte ısmarlanacak sözlük yazarları6
- özgürlük nedir sorunsalı7
- ibrahim tatlıses'in oynadığı filmdeki ilginç sahne3
- martin eden3
- platon un mağara alegorisi15
- çay içen erkeklerden iğreniyorum ıyy diyen kız4
- true silik olsun10
- iskender6
- tek kasa açan kalabalık market4
- işe giderken eve dönünce yapacaklarını düşünmek4
- sabahtan beri aç olmak5
- karınız için market poşetlerini taşır mısınız9
- kiraz cicegi kolonyasi29
- tavuk döner4
- hepimiz allah'ın çocuklarıyız2
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı51
- üsküdar'a çöktükten sonra kutlama yapmak11
- kapitalizm3
- cebren ve hileyle bütün kalelerin işgal edilmesi4
- aç karnına markete girmek3
- karınızı kucağınızda taşır mısınız16
- sucuk döner5
- kıyamet yaklaştığı için eski zamanlara gitmek2
- ismail kartal30
- etli ekmek abartılmış balon bir yiyecektir5
- akepeli olmak karakter meselesidir6
- katalog fahişeleri2
- haşlanmış yumurta9
- 5 eylül 2026 fenerbahçe beşiktaş maçı46
- bıçak arası3
- karınız için boş senete imza atar mısınız5
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı77
- 10 eylül 2026 ismail kartalın istifası18
- kafası karışık seçmen2
- islamda kadın6
- ekrem imamoğlu4
- iguana tokyo2
- sözlüğün kırbacı5
- okula uyum sürecinde ebeveynlere uyarılar4
ikindi vakti, evinin yanındaki parkta, çimenlerin üstünde boş adımlarla yürüyordu. sonra sözlüğe girip 15 dakikalık serüvenini betimleyici anlatımla edebiyat parçalayarak yazarsa beğenileceğini umuyordu. fakat yazarların parası yoktu okuyamamıştı.
ikindi vakti, evinin yanındaki parkta, çimenlerin üstünde boş adımlarla yürüyordu. çok gelmezdi bu parka. belli ki sıkıntılıydı. iç geçirerek, rengini kaybetmiş bir banka oturdu.
neden burada olduğunu bilmiyordu. ne yapacağını da. sadece uzaklaşmak istemiş, bıkmıştı. çok geçmeden yanına mavi gömlekli, lekeli pantolonlu, başının tepesi açılmış, yaşlıca bir adam geldi. bir an bakıştılar. ikisinin suratında da anlamsız bir ifade vardı. ikisi de bu durumdan rahatsızdı. yalnız kalmak için bu parka gelmiş iki insan, harap halde olan parktaki tek bankta yan yana oturmuş, somurtuyorlardı.
yaşlı adam, bir şeyler homurdanıp kalktı. adımlarını, kelini okşadıktan sonra hızlandırdı. telaşlı bir şekilde, parkın kenarındaki yokuştan çıkıyordu.
bankta tek kalkmaktan hoşnut görünen adam, yaşlının bu davranışını anlamlandıramadı. gayet rahat bir şekilde yanına gelen birinin, koşarcasına yanından uzaklaşması. garip gelmişti, ki herkese böyle geleceğini düşünüyordu.
bu düşünceden sıyrılarak, parkı meraklı gözlerle süzmeye başladı. bir süre sonra
bu yaptığı işi nedensiz gördü ve vazgeçti.
parktaki güzel sayılabilecek tek şeye, çimenlerin arasından yükselen ağaca boş bir şekilde bakmaya başladı. bunun da nedensiz olduğunu biliyordu ama bakmak, kendini rahatlatıyordu. o sırada ağacın dibinde birden biten kuş, dikkatini onun üzerine yöneltmesini sağladı. kuş, oldukça rahat görünüyordu. ağacın dibindeki, nerden geldiği belli olmayan, ekmek parçalarını bulduğu için mutluydu ve onlarla meşguldü. daha çok ekmeği var, biraz daha buralarda bulunur diye düşündü adam. tam o sırada kuş, aniden, bir şeyden rahatsız olmuşçasına parkın kenarındaki yokuşa paralel, telaşla uçmaya başladı. kanat çırpışlarının sesi adamı rahatsız etmişti. ama bunu düşünmeye fırsatı olmadı. çünkü kuşun yaptığı bu anlamsız hareketi düşünmekle meşguldü.
yaşlı adamı düşündü. benzerlik kurmaya çalıştı. sonra bu düşüncesinin de nedensiz ve boş olduğunu düşündü. kendini düşünmekten alıkoydu.
hiçbir sorunu yok gibi görünüyordu.
ama rahat değildi. onu rahatsız eden bir şeyler vardı. başkalarının sorun saymayacağı bir şey olmalıydı. bu rahatsızlıktan kurtulmaya çalışırken, parkın karşısındaki yoldan geçen iyi giyimli bir genç gördü. hovarda adımlarına, ağzını hafif büzerek çaldığı rastgele ıslık eşlik ediyordu. islıklarını kesmeden, umarsızlıkla saatini kontrol etti.
yüzünde bir şaşkınlık ifadesi oluştu. adımları birden hızlandı ve telaşla yokuşa doğru yöneldi. parlak siyah ayakkabılarının çıkardığı ses, adamın kulaklarında yankılandı ve bir süre sonra kayboldu.
etrafında kimse kalmamıştı. sesini birine duyurmaya çalışır bir şekilde gürültülü bir nefes aldı. belki de içindeki sıkıntıyı bu nefesle uzaklaştırmak istiyordu. olmadı.
o da saatine bakıp yokuştan koşarak çıkmak istedi. yapamadı. çünkü bir acelesi yoktu. sorumluluğu yoktu. amacı yoktu. onu rahatsız eden şey, amacının olmaması değil, başkalarının amacı olmasıydı. azmi yoktu, duyguları yoktu. o yoktu ve olamayacaktı...
ağır ağır yerinden doğruldu. çimlerin üzerinde attığı birkaç adımdan sonra kaldırıma ulaştı. boş adımlarla kirli kaldırımda yürümeye başladı. hissetmek istediği tek şey gecenin kirli kokusuydu. gözlerini kapattı. bir şey duymak istemiyordu.
kimse onu fark etmeden saatlerce yürüdü. ve yoruldu.
kimse onu fark etmeden yıllarca yaşadı. ve...
neden burada olduğunu bilmiyordu. ne yapacağını da. sadece uzaklaşmak istemiş, bıkmıştı. çok geçmeden yanına mavi gömlekli, lekeli pantolonlu, başının tepesi açılmış, yaşlıca bir adam geldi. bir an bakıştılar. ikisinin suratında da anlamsız bir ifade vardı. ikisi de bu durumdan rahatsızdı. yalnız kalmak için bu parka gelmiş iki insan, harap halde olan parktaki tek bankta yan yana oturmuş, somurtuyorlardı.
yaşlı adam, bir şeyler homurdanıp kalktı. adımlarını, kelini okşadıktan sonra hızlandırdı. telaşlı bir şekilde, parkın kenarındaki yokuştan çıkıyordu.
bankta tek kalkmaktan hoşnut görünen adam, yaşlının bu davranışını anlamlandıramadı. gayet rahat bir şekilde yanına gelen birinin, koşarcasına yanından uzaklaşması. garip gelmişti, ki herkese böyle geleceğini düşünüyordu.
bu düşünceden sıyrılarak, parkı meraklı gözlerle süzmeye başladı. bir süre sonra
bu yaptığı işi nedensiz gördü ve vazgeçti.
parktaki güzel sayılabilecek tek şeye, çimenlerin arasından yükselen ağaca boş bir şekilde bakmaya başladı. bunun da nedensiz olduğunu biliyordu ama bakmak, kendini rahatlatıyordu. o sırada ağacın dibinde birden biten kuş, dikkatini onun üzerine yöneltmesini sağladı. kuş, oldukça rahat görünüyordu. ağacın dibindeki, nerden geldiği belli olmayan, ekmek parçalarını bulduğu için mutluydu ve onlarla meşguldü. daha çok ekmeği var, biraz daha buralarda bulunur diye düşündü adam. tam o sırada kuş, aniden, bir şeyden rahatsız olmuşçasına parkın kenarındaki yokuşa paralel, telaşla uçmaya başladı. kanat çırpışlarının sesi adamı rahatsız etmişti. ama bunu düşünmeye fırsatı olmadı. çünkü kuşun yaptığı bu anlamsız hareketi düşünmekle meşguldü.
yaşlı adamı düşündü. benzerlik kurmaya çalıştı. sonra bu düşüncesinin de nedensiz ve boş olduğunu düşündü. kendini düşünmekten alıkoydu.
hiçbir sorunu yok gibi görünüyordu.
ama rahat değildi. onu rahatsız eden bir şeyler vardı. başkalarının sorun saymayacağı bir şey olmalıydı. bu rahatsızlıktan kurtulmaya çalışırken, parkın karşısındaki yoldan geçen iyi giyimli bir genç gördü. hovarda adımlarına, ağzını hafif büzerek çaldığı rastgele ıslık eşlik ediyordu. islıklarını kesmeden, umarsızlıkla saatini kontrol etti.
yüzünde bir şaşkınlık ifadesi oluştu. adımları birden hızlandı ve telaşla yokuşa doğru yöneldi. parlak siyah ayakkabılarının çıkardığı ses, adamın kulaklarında yankılandı ve bir süre sonra kayboldu.
etrafında kimse kalmamıştı. sesini birine duyurmaya çalışır bir şekilde gürültülü bir nefes aldı. belki de içindeki sıkıntıyı bu nefesle uzaklaştırmak istiyordu. olmadı.
o da saatine bakıp yokuştan koşarak çıkmak istedi. yapamadı. çünkü bir acelesi yoktu. sorumluluğu yoktu. amacı yoktu. onu rahatsız eden şey, amacının olmaması değil, başkalarının amacı olmasıydı. azmi yoktu, duyguları yoktu. o yoktu ve olamayacaktı...
ağır ağır yerinden doğruldu. çimlerin üzerinde attığı birkaç adımdan sonra kaldırıma ulaştı. boş adımlarla kirli kaldırımda yürümeye başladı. hissetmek istediği tek şey gecenin kirli kokusuydu. gözlerini kapattı. bir şey duymak istemiyordu.
kimse onu fark etmeden saatlerce yürüdü. ve yoruldu.
kimse onu fark etmeden yıllarca yaşadı. ve...
(bkz: Slaven bilic)
az bulunan ve az rastlanan iki ayaklı canlı türü.
" Bir adam varmış. Bir adam daha varmış. Bitane daha varmış. Ve bitane daha.
Şaka yaptım şaka. Ne arar bu devirde bu kadar çok adam? »
ANONiM
" Bir adam varmış. Bir adam daha varmış. Bitane daha varmış. Ve bitane daha.
Şaka yaptım şaka. Ne arar bu devirde bu kadar çok adam? »
ANONiM
hollandalı müzik grubu.
ilginç bir çalışmaya imza atmışlardır sybian üzerinde orgazm sırasında çektikleri klip olay yaratmıştır.
kadınların ilginç mimiklerine dikkat.
https://www.youtube.com/watch?v=3h37xswCoY0
ilginç bir çalışmaya imza atmışlardır sybian üzerinde orgazm sırasında çektikleri klip olay yaratmıştır.
kadınların ilginç mimiklerine dikkat.
https://www.youtube.com/watch?v=3h37xswCoY0
efsane komutan Osman pamukoğlu.
Dürüst , sözünün eri , içten pazarlıklı olmayan , mert , dobra olan erkek kişisine söylenen kelime .
bir sibel alaş şarkısı. kadın erkek farketmez dağıtır, tarumar eder insanı. yılarca eskimeyecek kadar güzel bir klibe sahip olandır.
https://www.youtube.com/watch?v=SU-OMID26SA
https://www.youtube.com/watch?v=SU-OMID26SA
olması zor zanaat olan şey vesselam. Hep demişimdir adam olmak zor zanaat diye. Kadın olmak ne kadar zor ise adam olmak da öyledir kanımca. Iş bu entrinin her zaman arkasında olacağım kısaca özetlemek gerekirse:
önüne gelen her karşı cinsi düdüklemez.(kadın Demedim dikkat edersen onu olmak zor zanaat)
gerçekten sever ama kaldıramayacağı şeyler varsa ortada orada durur.
Yüzde 90 erkek musvettesi gibi evlenmeden önce yattığı her kadını potansiyel skor olarak, evlendikten sonra her kadını potansiyel bir av olarak görmez.
Gavat değildir bu böyle biline.
Adamlığın sorgulanmaz bu dünyada maydanox,
git bir votka al koy bardağa maydanox.
Içtikçe oku gönülden rubai-i hayyam'ı
ayak çekmesin meclisten ver canı canana maydanox.(mk)
önüne gelen her karşı cinsi düdüklemez.(kadın Demedim dikkat edersen onu olmak zor zanaat)
gerçekten sever ama kaldıramayacağı şeyler varsa ortada orada durur.
Yüzde 90 erkek musvettesi gibi evlenmeden önce yattığı her kadını potansiyel skor olarak, evlendikten sonra her kadını potansiyel bir av olarak görmez.
Gavat değildir bu böyle biline.
Adamlığın sorgulanmaz bu dünyada maydanox,
git bir votka al koy bardağa maydanox.
Içtikçe oku gönülden rubai-i hayyam'ı
ayak çekmesin meclisten ver canı canana maydanox.(mk)
Yüzyüzeyken konuşuruz'un pek sevimli, şu an kulağımda çalan parçasıdır.
(bkz: Wesley Sneijder)
Son zamanlarda bundan iyisine rastlamadım. Son zamanlardan kastım 1 senedir falan.
Son zamanlarda bundan iyisine rastlamadım. Son zamanlardan kastım 1 senedir falan.
bir yüzyüzeyken konuşuruz şarkısı. yalnızken dinlenilmesi tavsiye edilir.
https://www.youtube.com/watch?v=u43dYK56IEA
https://www.youtube.com/watch?v=u43dYK56IEA
Bir adam güçsüz kuvvetsiz halsiz düşmüş ama hala kafası dimdik gözleri olabildiğince mavi, vucudü hafiften sallantılı elleri titreyen ağzından kanlar gelen ve gözlerinde ki tek bir hayat tek bir kadın ama inançsız yorgun bitkin söylecek hali dahi yok. Bir adam düşün...
haydar ergülen şiiri. sordurtur insana, "benim böyle nem var" diye.
O şehre davrandığın gibi davran bana da
O şehre gittiğin gibi bana da git uçarak
bana da in, bana da kon ve el salla geride
bıraktığına: Elveda benim küçük adamım!
ufacıktan bir şehri nasıl adam ettinse,
Sevdinse adam gibi, beni de o şehir gibi
sev! Korkma sakın, adam etmez aşk beni,
geç benden, benim de köprülerim var,
aşkı seyret oradan, dalgın günüm geçiyor,
benim de gecelerim var, danset, eteklerin
fırdönsün, sen bana dön, bana eşlik et,
benim de sabahlarım var, uyanmaya ne saat,
ne telefon, ne kapı: bisikletin zilini
dizlerini kanatan bir deli kız çalsın yeter ki!
Benim de parklarım var, uzanıver salkımsaçak
üstüme, dalımdan tut, benim de yapraklarım var
güneşli gövdene müjde eli kulağında bahar,
benim de şiirlerim var, aşk konulu, senin
o şehri sevmene benziyor, seni sevmeye
benziyor adamakıllı serserin olana kadar
Bir şehri kıskanıyorum, benim böyle neyim var?
O şehre davrandığın gibi davran bana da
O şehre gittiğin gibi bana da git uçarak
bana da in, bana da kon ve el salla geride
bıraktığına: Elveda benim küçük adamım!
ufacıktan bir şehri nasıl adam ettinse,
Sevdinse adam gibi, beni de o şehir gibi
sev! Korkma sakın, adam etmez aşk beni,
geç benden, benim de köprülerim var,
aşkı seyret oradan, dalgın günüm geçiyor,
benim de gecelerim var, danset, eteklerin
fırdönsün, sen bana dön, bana eşlik et,
benim de sabahlarım var, uyanmaya ne saat,
ne telefon, ne kapı: bisikletin zilini
dizlerini kanatan bir deli kız çalsın yeter ki!
Benim de parklarım var, uzanıver salkımsaçak
üstüme, dalımdan tut, benim de yapraklarım var
güneşli gövdene müjde eli kulağında bahar,
benim de şiirlerim var, aşk konulu, senin
o şehri sevmene benziyor, seni sevmeye
benziyor adamakıllı serserin olana kadar
Bir şehri kıskanıyorum, benim böyle neyim var?
ilimde insan demektir.
bir isimdir. edım diye okunur.
çoğu zaman sadece sözde geçerli terim.
torosun adamıdır canım.
sevipte söyleyemediğim şarkılar var,
bir dizesini asla hatırlayamadığım şiirler,
keşke, keşke o ben olsaydım dediğim
hikaye kadınları,
düşlerim var
uyandığımda yanlızca başını hatırladıgım
ve asla sonuna kadar görmeyi beceremediğim,
bir adam var düşümde, tam dokunacakken uyandırıldığım
bir adam.
sonumuzun ne olacağını hiç öğrenemediğim
düşümde bir adam var. benim mi bilemediğim
bir adam var diyorum, düşünüp düşümden ayrı kaldığım...
ben en çook sonumuzun ne olacağını merak ediyorum belki de ondan yeniden güzel bir rüyaya daldım şarkıyla.
sibel alaş şarkısı, içi burkanlardan.
bir dizesini asla hatırlayamadığım şiirler,
keşke, keşke o ben olsaydım dediğim
hikaye kadınları,
düşlerim var
uyandığımda yanlızca başını hatırladıgım
ve asla sonuna kadar görmeyi beceremediğim,
bir adam var düşümde, tam dokunacakken uyandırıldığım
bir adam.
sonumuzun ne olacağını hiç öğrenemediğim
düşümde bir adam var. benim mi bilemediğim
bir adam var diyorum, düşünüp düşümden ayrı kaldığım...
ben en çook sonumuzun ne olacağını merak ediyorum belki de ondan yeniden güzel bir rüyaya daldım şarkıyla.
sibel alaş şarkısı, içi burkanlardan.
başındaki şiirden arkasındaki müziğe 90'lar kokan bir şarkıdır. ağlatır, hiçbir yaranız olmasa da.
Doğulmaz, olunur.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar