bugün
- nervio isimli yazarin tam olarak neye yaramasi15
- hastalık havası7
- burna tuzlu su çekmek5
- sözlük kızı için kavga eden 2 kaslı sözlük erkeği13
- çin'e demokrasi gelsin9
- evlenilecek erkek bulmanın gittikçe zorlaşması7
- sözlüğün götü en güzel yazarı12
- gocu20
- karton toplarken şarampole yuvarlanmak5
- vajinanın iç sıcaklığı10
- truesuz sözlük5
- dolar 50 tl de olsa oyum ak parti ye44
- bastırılmış üzüntü4
- silikon memenin patlaması10
- duvardaki kafam kadar örümcek4
- fusya semsiyeli yabanci4
- kale3112'nin evinde yer yatağında kalmak2
- vişneçürüğü tanga giyen sözlük erkeği11
- seni terkedeceğim2
- çok makyaj yapan kız vs doğal kız10
- açmanın üzerinde açma yazması4
- silikon meme gerçeğinin yerini tutar mı sorunsalı14
- iyi dostlar biriktirdim7
- ferhat gündoğdu'nun gözaltına alınması42
- bayram namazı çıkışı3
- 200 bin lira borç verir misiniz3
- uzun süre ayakkabı içinde kalmış ayak2
- nervio23
- fiziği güzel sözlük kızları48
- sözlüğün namusunu kim temizleyecek sorunsalı5
- kasiyerin nakit mi kredi kartı mı diye sorması5
- rüyada tekrar tekrar böcek görmek3
- aşk karın doyurmaz diyen kız3
- karton toplarken yılan sokması3
- sözlük erkeklerinin kaşar olduğu gerçeği9
- ne dedin ne dedin sen4
- recep tayyip erdoğan27
- mgk'dan terörsüz türkiye bildirisi2
- kürt fıkraları6
- arkadaşlar sizce bu çanta nasıl8
- ankara da aym önünde intihar eden emekli polis16
- judas'ı dayak yerken görseniz ne yaparsınız10
- ertuğrul doğan3
- 20262
- s'i l v'e r m'i s t16
- rujlu kadınla öpüşmek4
- pandela5
- caz dinleyen erkek9
- yazarların akşama dair planları9
- ırakın bir bölümünün türkiyeye katılması6
ulusalcılar bilirler. yumuşak başlıysak uysal koyun değiliz. ama sizin gibi de mal değiliz ki gaza gelip sokakta adam kovalayalım.
yapsak 28 şubat'ta yapardık. ama yapmadık.
polis başörtülü hanımları yerde sürüklerken abilerimizin elinden sopayı aldı babalarımız.
-yapmayın oğlum, sabredin, allah kerim!
yapsak 28 şubat'ta yapardık. ama yapmadık.
polis başörtülü hanımları yerde sürüklerken abilerimizin elinden sopayı aldı babalarımız.
-yapmayın oğlum, sabredin, allah kerim!
On yılın özeti: Siyasal islâm'ın defin ameliyesi
Adnan iSLAMOĞULLARI, 26 haziran 2013, yeniçağ gazetesi.
Millî Şef Döneminin baskıcı yıllarının üstüne gelen Demokrat Parti iktidarı ile içinde bulunduğu sosyal astımdan bir nebze de olsa kurtulan toplumumuzda islâmî yönelişlerin yine aynı dönemde ivme kazanmaya başladığı da bir vâkıadır.
Yeni cumhuriyetin üzerinde yükseldiği seküler değerlerin taşraya sürgüne gönderdiği medreselerin, tekkelerin uzun yıllar sonra tekrar şehirlere dönmeye başladığı yıllardı 1960lı yıllar. Ardından, dikkatleri pek de çekmeden şehirlerin içerisinde kurumlaşma çabaları ve bu arada aynı zamanda kalite ve keyfiyet kaygısının da terk edildiği uzun yıllar. Taşrada edinilen taşralı geleneklerin ve dini algılamadaki taşralı yorum ve tatbikatların şehirleri istilâ ettiği uzun yıllar. Ortalığa saçılan sakal-bıyık risâleleri, fantastik cennet-cehennem tasvirleri, sineğin bala yapışması gibi şekle yapışan dindarlık telâkkîleri, Peygamberin gönderilme gerekçesi olan ahlâkın önceliğini yitirip cevhersiz muâmelâtın dinin yekûnuna dönüştürülmesi, dinî kurumlar ile siyâsetin birbirini kemirip iç içe geçen girift ve ilkesiz münâsebetinin temellerinin atıldığı yıllar ...
Bedelinin 12 Eylül 1980 Darbesi ve ardından Özalizmin ahlâksız serbest piyasasıyla, rüşvetin meşrûlaşmasıyla, depolitizasyonun devlet politikası hâline gelmesiyle ödendiği yıllardı.
Yeni bir gençlik, yeni bir ekonomi, yeni bir devlet adamı tipi, yeni bir memur tipi.
Vel-hâsılı her şeyin yeni baştan inşâı ...
Dinî müesseseler ile siyâset arasında pervâsızlaşan karşılıklı menfaat ilişkileri, cemaatlerin süratle siyâsîleşmesi, aktif politikanın içinde öncelikli ve ağırlıklı denge unsuru olması, kadrolaşmaların, pazarlıkların ilk maddesi yapılması, medyanın ve finansman kurumlarının cemaatlere diyet olarak ödenmesi, palazlanan bahse konu yapıların gücün farkına vararak dünyevîleşmesi, dünyevîleştikçe iştihâlarının artması, bir lokma ve bir hırkadan Müslüman her şeyin en iyisine lâyıktır mottosuyla sekülerizme hızlı geçiş ...
Ve 28 Şubat kararları ...
Son otuz-kırk yılda kazanıldığı(!) vehmedilen mevzilerin, yetişti varsayılan insan ve aydın tipinin iflâsı ve siyâsî islamcılığın defin ameliyesi.
Bu defin esnâsında morgtan kaçıp üzerimizdeki millî görüş gömleğini çıkardık, değiştik iddiasıyla hayat bulan AKP iktidârı. Demokrat Parti iktidârının câmileri ahır yaptılar, ezân-ı Muhammediyi Tanrı uludur diye okudular türünden argümanlarına sıkı sıkı bağlı bir siyâset diliyle hedef tahtasına Türk siyâsetinin yedi uyurları ve arkaik partisi CHPyi oturtup, popülizmi sanat hâline getiren ve sekülerleşmede sınır tanımayan AKP iktidârı.
Mütedeyyin kitleleri zenginlik ve güç ile buluşturan, başörtüsünü tesettür olmaktan çıkarıp tepelerine kondurdukları deve hörgücüne benzer desteklerle ucûbeleştiren, tesettürü ahlâk ve edebinden soyarak bir marka fetişizmine, bir gösteriş budalalığına ve güçlü olana ait olmanın alâmet-i fârikasına dönüştüren, haydi tam tâbiriyle ifade edelim, siyasal islâmın sembolü yapan bir idraksizlik ve ihlâs dejenerasyonu.
28 Şubatta bütün bu birikimlerin(!) politik temsilcisi millî görüş ekolünün içine düştüğü ve içinde bir taraftan kıvranarak bu zilleti içselleştirmeye çalıştığı şok dönemi.
Hz. Musanın, Rabbim... içimizden bir takım beyinsizlerin yaptıklarından ötürü bizi helâk edecek misin? sorusunun tam da zamanıydı aslında, bir iç sorgulamanın bütün şartlarını içinde barındıran bir tecrübenin adıydı 28 Şubat.
Zihnî ve kalbî bir Tih Hicretinin zamanıydı.
Zillet görmemiş bir neslin neşv ü nemâ bulma ihtimâliydi bu sorgulama ve zihnî hicret.
Olmadı, yapılmadı ...
28 Şubatın içinden bir derin sorgulama değil, bir derin islâmcı sekülerizm çıktı; bunun adı da AKP oldu ve islâmın biricik değeri olan adâletin devletin de biricik değeri olması ihtimâline konulan ipoteğin altında islâmcı AKPnin imzasının bulunması, siyâsî tarihimize bir trajedi olarak kaydoldu ...
http://www.yg.yenicaggaze...zargoster.php?haber=27247
Adnan iSLAMOĞULLARI, 26 haziran 2013, yeniçağ gazetesi.
Millî Şef Döneminin baskıcı yıllarının üstüne gelen Demokrat Parti iktidarı ile içinde bulunduğu sosyal astımdan bir nebze de olsa kurtulan toplumumuzda islâmî yönelişlerin yine aynı dönemde ivme kazanmaya başladığı da bir vâkıadır.
Yeni cumhuriyetin üzerinde yükseldiği seküler değerlerin taşraya sürgüne gönderdiği medreselerin, tekkelerin uzun yıllar sonra tekrar şehirlere dönmeye başladığı yıllardı 1960lı yıllar. Ardından, dikkatleri pek de çekmeden şehirlerin içerisinde kurumlaşma çabaları ve bu arada aynı zamanda kalite ve keyfiyet kaygısının da terk edildiği uzun yıllar. Taşrada edinilen taşralı geleneklerin ve dini algılamadaki taşralı yorum ve tatbikatların şehirleri istilâ ettiği uzun yıllar. Ortalığa saçılan sakal-bıyık risâleleri, fantastik cennet-cehennem tasvirleri, sineğin bala yapışması gibi şekle yapışan dindarlık telâkkîleri, Peygamberin gönderilme gerekçesi olan ahlâkın önceliğini yitirip cevhersiz muâmelâtın dinin yekûnuna dönüştürülmesi, dinî kurumlar ile siyâsetin birbirini kemirip iç içe geçen girift ve ilkesiz münâsebetinin temellerinin atıldığı yıllar ...
Bedelinin 12 Eylül 1980 Darbesi ve ardından Özalizmin ahlâksız serbest piyasasıyla, rüşvetin meşrûlaşmasıyla, depolitizasyonun devlet politikası hâline gelmesiyle ödendiği yıllardı.
Yeni bir gençlik, yeni bir ekonomi, yeni bir devlet adamı tipi, yeni bir memur tipi.
Vel-hâsılı her şeyin yeni baştan inşâı ...
Dinî müesseseler ile siyâset arasında pervâsızlaşan karşılıklı menfaat ilişkileri, cemaatlerin süratle siyâsîleşmesi, aktif politikanın içinde öncelikli ve ağırlıklı denge unsuru olması, kadrolaşmaların, pazarlıkların ilk maddesi yapılması, medyanın ve finansman kurumlarının cemaatlere diyet olarak ödenmesi, palazlanan bahse konu yapıların gücün farkına vararak dünyevîleşmesi, dünyevîleştikçe iştihâlarının artması, bir lokma ve bir hırkadan Müslüman her şeyin en iyisine lâyıktır mottosuyla sekülerizme hızlı geçiş ...
Ve 28 Şubat kararları ...
Son otuz-kırk yılda kazanıldığı(!) vehmedilen mevzilerin, yetişti varsayılan insan ve aydın tipinin iflâsı ve siyâsî islamcılığın defin ameliyesi.
Bu defin esnâsında morgtan kaçıp üzerimizdeki millî görüş gömleğini çıkardık, değiştik iddiasıyla hayat bulan AKP iktidârı. Demokrat Parti iktidârının câmileri ahır yaptılar, ezân-ı Muhammediyi Tanrı uludur diye okudular türünden argümanlarına sıkı sıkı bağlı bir siyâset diliyle hedef tahtasına Türk siyâsetinin yedi uyurları ve arkaik partisi CHPyi oturtup, popülizmi sanat hâline getiren ve sekülerleşmede sınır tanımayan AKP iktidârı.
Mütedeyyin kitleleri zenginlik ve güç ile buluşturan, başörtüsünü tesettür olmaktan çıkarıp tepelerine kondurdukları deve hörgücüne benzer desteklerle ucûbeleştiren, tesettürü ahlâk ve edebinden soyarak bir marka fetişizmine, bir gösteriş budalalığına ve güçlü olana ait olmanın alâmet-i fârikasına dönüştüren, haydi tam tâbiriyle ifade edelim, siyasal islâmın sembolü yapan bir idraksizlik ve ihlâs dejenerasyonu.
28 Şubatta bütün bu birikimlerin(!) politik temsilcisi millî görüş ekolünün içine düştüğü ve içinde bir taraftan kıvranarak bu zilleti içselleştirmeye çalıştığı şok dönemi.
Hz. Musanın, Rabbim... içimizden bir takım beyinsizlerin yaptıklarından ötürü bizi helâk edecek misin? sorusunun tam da zamanıydı aslında, bir iç sorgulamanın bütün şartlarını içinde barındıran bir tecrübenin adıydı 28 Şubat.
Zihnî ve kalbî bir Tih Hicretinin zamanıydı.
Zillet görmemiş bir neslin neşv ü nemâ bulma ihtimâliydi bu sorgulama ve zihnî hicret.
Olmadı, yapılmadı ...
28 Şubatın içinden bir derin sorgulama değil, bir derin islâmcı sekülerizm çıktı; bunun adı da AKP oldu ve islâmın biricik değeri olan adâletin devletin de biricik değeri olması ihtimâline konulan ipoteğin altında islâmcı AKPnin imzasının bulunması, siyâsî tarihimize bir trajedi olarak kaydoldu ...
http://www.yg.yenicaggaze...zargoster.php?haber=27247
güya insanlar en büyük acıyı bu darbede yaşamış.
bu darbede 12 mart darbesinde ve 12 eylül darbesinde insanların yaşadığı şeylerin 1000'de 1'i bile yaşanmamışken bu kadar mağdurluk edebiyatı, her yanda en acılı dönemmiş gibi anlatılması doğru mu çok sorguluyorum bunu.
bu darbede 12 mart darbesinde ve 12 eylül darbesinde insanların yaşadığı şeylerin 1000'de 1'i bile yaşanmamışken bu kadar mağdurluk edebiyatı, her yanda en acılı dönemmiş gibi anlatılması doğru mu çok sorguluyorum bunu.
akp hükümetinin temelinin atıldığı gündür. adamlar 11 yıllık iktidar olmalarına rağmen hala dillerindedir.
nasıl ki 12 eylül darbesinde oynanan filmi yıllar sonra anladıysa bu millet, 28 şubat oynunu da anlayacaktır ama zamanı muamma.
nasıl ki 12 eylül darbesinde oynanan filmi yıllar sonra anladıysa bu millet, 28 şubat oynunu da anlayacaktır ama zamanı muamma.
din simsarlarının son 10 yılda en çok nemalandıkları askeri sopa gösterme!
yıllarca askeri darbelerde, sonralarında ve öncelerinde; ne solcusu ne ülkücüsü kadar işkence görmemişler, ezilmemişler, kırılmamışlar bu gerçek postalcı din simsarları ama 28 şubat ağlaklığı öyle bir boyuta vardı ki insan tiksiniyor bu samimiyetsiz cılkı çıkmış yumurtadan!
yıllarca askeri darbelerde, sonralarında ve öncelerinde; ne solcusu ne ülkücüsü kadar işkence görmemişler, ezilmemişler, kırılmamışlar bu gerçek postalcı din simsarları ama 28 şubat ağlaklığı öyle bir boyuta vardı ki insan tiksiniyor bu samimiyetsiz cılkı çıkmış yumurtadan!
10 yıl kadar sonra da bugünler sorgulanacak. usülsuz soruşturmalar, haksız tutuklamalar, gecikmeli başlayan kovuşturmalar... yıllar sonra geliyor olan adalet kisvesi altında iradeye, yargıya, hükümete, cihana türlü entrikalarla yön verme amacında ve gayretinde olan, bugünlerde yarattıkları kaos ortamının ardına usulca kurulmuş, lale devrinden beridir sinemize işlemiş bu oruspuçocuğu yapılanmaya; derinlere, en derinlere kök salabilmeleri adına fırsatlar yaratılacak, mevzilenmeleri için de zaman kazandırılacak. acıdır; bugün 28 şubat'ta, kck'da, ergenekon'da adam kayırmalarla, salıverilmelerdeki ve tutuklamalardaki tutarsızlıklarla oluşturuluyor olan hedef saptırıcı dalgalar nasıl ki omzumuza yükleniyor, yüzümüze yüzümüze çarpılıyor ise bugünün soruşturulacağı, vay arkadaş diyeceğimiz günlerde de yaşanılacaklar bugünkülerden farklı olmayacaktır.
çok basit bir örnek,
bir virüs serotipi düşünün ki kusursuza yakın bir direnç mekanizmasına sahip. bilinçsiz antibiyotik kullanımı, kullanılan antibiyotiğe karşı bu virüs tiplerinin direnç geliştirmesine sebep olacaktır.
ya da siktiret,
28 Şubat'ın yerine 17 aralık'ı koy. çevik bir'in yerine de fethullah gülen'i.
çok basit bir örnek,
bir virüs serotipi düşünün ki kusursuza yakın bir direnç mekanizmasına sahip. bilinçsiz antibiyotik kullanımı, kullanılan antibiyotiğe karşı bu virüs tiplerinin direnç geliştirmesine sebep olacaktır.
ya da siktiret,
28 Şubat'ın yerine 17 aralık'ı koy. çevik bir'in yerine de fethullah gülen'i.
Ağlama duvarıdır. Bununda devri bitti. Geçen gene mağduruz.
bu kafayla gidilirse bitmesine daha 983 yıl olan darbe...
en güzel gün. doğum günüm iyi ki doğdum.
hiçbir geçerliliği olmadığı halde sahte delillerle, dün yaşasın ordumuz diye haykıranların bugün biz mağduruz müdahil olmak istiyoruz diye ağlaştığı, ailemden çok değer verdiğim birinin sırf bu karalama kampanyası neticesinde yapılan teatral yargılama neticesinde 1.5 yıl özgürlüğü elinden alındığı, kariyerinin bitirildiği, dönemin MGK sında bütün kararların üyelerin imzalarıyla ve usulune göre alındığı cumhuriyeti koruyucu önlemlerin tarihidir.
eski sevgilimin doğum günün 1 gün sonrasıdır.
bugünlerde yeniden yaşanmaktadır.
https://twitter.com/kamud...status/462938785224081408
https://twitter.com/kamud...status/462938785224081408
(bkz: 28 Şubat süreci)
ülkemizde tüm dengelerin bozulduğu bir süreçtir. turgut ÖZAL'in vefatı sonrası Türkiye'nin terazi şaşmıştır. Süleyman demirel, halka adeta sağ gösterip sol vurmuştur. tansu Çiller Başbakanlık sürecinde ki sempatikliginin altindan bi türlü açıklayamadığı amerikada ki mal varlığı halkın siyasetcilere karşı güvenini yıkmıştır. yolsuzluğa karşı çıkan ve temiz geçmişleriyle halkın karşısına çıkan demokratlar da iski yolsuzluğuyla halkın gözünde bitmiştir. sonunda adalet kavramıyla ortaya çıkan erbakan ve arkadaşlari belediye seçimlerin de birinci parti çıkarak halk desteğini arkasına aldığını göstermiştir. bu dönemde ülke yavaş yavaş ekonomik krizden çıksada halka sunulan uçuk projelerin de sayısı hiç azımsanacak kadar değildi. .
kısaca olan gelenin çarptığı gidenin çarptığı mazlum memleketimin insanlarına oldu.
edit: imla.
(bkz: Madımak olayı)
(bkz: aziz nesin)
(bkz: erbakan)
(bkz: tansu Çiller)
ülkemizde tüm dengelerin bozulduğu bir süreçtir. turgut ÖZAL'in vefatı sonrası Türkiye'nin terazi şaşmıştır. Süleyman demirel, halka adeta sağ gösterip sol vurmuştur. tansu Çiller Başbakanlık sürecinde ki sempatikliginin altindan bi türlü açıklayamadığı amerikada ki mal varlığı halkın siyasetcilere karşı güvenini yıkmıştır. yolsuzluğa karşı çıkan ve temiz geçmişleriyle halkın karşısına çıkan demokratlar da iski yolsuzluğuyla halkın gözünde bitmiştir. sonunda adalet kavramıyla ortaya çıkan erbakan ve arkadaşlari belediye seçimlerin de birinci parti çıkarak halk desteğini arkasına aldığını göstermiştir. bu dönemde ülke yavaş yavaş ekonomik krizden çıksada halka sunulan uçuk projelerin de sayısı hiç azımsanacak kadar değildi. .
kısaca olan gelenin çarptığı gidenin çarptığı mazlum memleketimin insanlarına oldu.
edit: imla.
(bkz: Madımak olayı)
(bkz: aziz nesin)
(bkz: erbakan)
(bkz: tansu Çiller)
''namlusu millete çevrilmiş tanka selam durmam!'' (muhsin yazıcıoğlu) Türkiye Cumhuriyetine postal marifetiyle yapılan operasyonun 18. yılı.
Artık o günler geride kaldı. Rabbimiz olan Allah'a hamd olsun.
Darbe falan değildir. Siyasal islam oyunudur. Asıl darbeci kendileridir. Sonra, milli orduya kumpas kurduk diyende. Yazık lan!
Darbe falan değildir. Siyasal islam oyunudur. Asıl darbeci kendileridir. Sonra, milli orduya kumpas kurduk diyende. Yazık lan!
Meğer ne haklıymış asker.
Post-modern darbenin yıl dönümü.
şanlı türk askerinin hacı-hoca vurdugu darbedir.
aferin askereki tehlikeyi erken gordu.
aferin askereki tehlikeyi erken gordu.
Önemli olanın liderin ne yaptığının değil, yaptığının toplum hafızasında nasıl bir fotoğraf bıraktığının olduğunu gösteren olaydır.
Bugün çokça eleştirilen hükümet hala anketlerde üst sırada ise bu sürecin sonucudur.
Bugün çokça eleştirilen hükümet hala anketlerde üst sırada ise bu sürecin sonucudur.
Cuntacı piçlerin bin yıl sürecek dediği ama 18 yılda götlerinde patlayan darbe.
Hesabı soruldu çok şükür.
Hesabı soruldu çok şükür.
dinci pisliklerin götünde patlamış olaydır efendim, ne güzel hala daha patlasındır!
siyasal islamın abarttığı gündür, güzel gündür efendim!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar