bugün
- rujlu erkekle öpüşmek13
- günün recep tayyip erdoğan repliği5
- dinci ahlaksızlığı4
- nervio isimli yazarin tam olarak neye yaramasi23
- evlenilecek erkek bulmanın gittikçe zorlaşması16
- bir sözlük kızını sözlükten çekip çıkartmak6
- zengin koca bulup evinin hanımı olmak3
- 3 ayda bir duş almak3
- sarışın kadın vs esmer kadın2
- 1 ekim 2026 benzin zammı7
- ölüyorum lan ölüyorum6
- kaliteli entryler girip eksi oy almak2
- dolar 50 tl de olsa oyum ak parti ye44
- yazarların sabah kahvaltısı6
- kışın duş alırken üşümemek için öneriler9
- samara morgan önünüze çıksa yapacaklarınız5
- hoşlanılan kızın dörtte üçünün su olması3
- ekim2
- ferhat gündoğdu'nun gözaltına alınması42
- fiziği güzel sözlük kızları47
- 2 ekim 2026 belçika türkiye maçı3
- from gold from dust13
- yazılımcı flörtü2
- sözlük kızı için kavga eden 2 kaslı sözlük erkeği13
- recep tayyip erdoğan27
- vişneçürüğü tanga giyen sözlük erkeği13
- araba kullanırken uyumak4
- nervio23
- sözlüğün götü en güzel yazarı12
- çin'e demokrasi gelsin10
- silikon meme gerçeğinin yerini tutar mı sorunsalı14
- vajinanın iç sıcaklığı10
- truesuz sözlük8
- hastalık havası8
- halka filmini izlerken telefonun çalması4
- silikon memenin patlaması10
- fatma betül sayan kaya59
- çok makyaj yapan kız vs doğal kız10
- uzun süre ayakkabı içinde kalmış ayak6
- rujlu kadınla öpüşmek6
- anında dolan göz neyin belirtisidir6
- burna tuzlu su çekmek6
- gocu19
- sözlük erkeklerinin kaşar olduğu gerçeği9
- judas'ı dayak yerken görseniz ne yaparsınız10
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı14
- geceleri yapmaktan zevk alınan şeyler5
- ak parti kaybedince ak troller ne yapacak12
- uykuya dalmak istememek neyin belirtisidir5
- iyi dostlar biriktirdim7
On yılın özeti: Siyasal islâm'ın defin ameliyesi
Adnan iSLAMOĞULLARI, 26 haziran 2013, yeniçağ gazetesi.
Millî Şef Döneminin baskıcı yıllarının üstüne gelen Demokrat Parti iktidarı ile içinde bulunduğu sosyal astımdan bir nebze de olsa kurtulan toplumumuzda islâmî yönelişlerin yine aynı dönemde ivme kazanmaya başladığı da bir vâkıadır.
Yeni cumhuriyetin üzerinde yükseldiği seküler değerlerin taşraya sürgüne gönderdiği medreselerin, tekkelerin uzun yıllar sonra tekrar şehirlere dönmeye başladığı yıllardı 1960lı yıllar. Ardından, dikkatleri pek de çekmeden şehirlerin içerisinde kurumlaşma çabaları ve bu arada aynı zamanda kalite ve keyfiyet kaygısının da terk edildiği uzun yıllar. Taşrada edinilen taşralı geleneklerin ve dini algılamadaki taşralı yorum ve tatbikatların şehirleri istilâ ettiği uzun yıllar. Ortalığa saçılan sakal-bıyık risâleleri, fantastik cennet-cehennem tasvirleri, sineğin bala yapışması gibi şekle yapışan dindarlık telâkkîleri, Peygamberin gönderilme gerekçesi olan ahlâkın önceliğini yitirip cevhersiz muâmelâtın dinin yekûnuna dönüştürülmesi, dinî kurumlar ile siyâsetin birbirini kemirip iç içe geçen girift ve ilkesiz münâsebetinin temellerinin atıldığı yıllar ...
Bedelinin 12 Eylül 1980 Darbesi ve ardından Özalizmin ahlâksız serbest piyasasıyla, rüşvetin meşrûlaşmasıyla, depolitizasyonun devlet politikası hâline gelmesiyle ödendiği yıllardı.
Yeni bir gençlik, yeni bir ekonomi, yeni bir devlet adamı tipi, yeni bir memur tipi.
Vel-hâsılı her şeyin yeni baştan inşâı ...
Dinî müesseseler ile siyâset arasında pervâsızlaşan karşılıklı menfaat ilişkileri, cemaatlerin süratle siyâsîleşmesi, aktif politikanın içinde öncelikli ve ağırlıklı denge unsuru olması, kadrolaşmaların, pazarlıkların ilk maddesi yapılması, medyanın ve finansman kurumlarının cemaatlere diyet olarak ödenmesi, palazlanan bahse konu yapıların gücün farkına vararak dünyevîleşmesi, dünyevîleştikçe iştihâlarının artması, bir lokma ve bir hırkadan Müslüman her şeyin en iyisine lâyıktır mottosuyla sekülerizme hızlı geçiş ...
Ve 28 Şubat kararları ...
Son otuz-kırk yılda kazanıldığı(!) vehmedilen mevzilerin, yetişti varsayılan insan ve aydın tipinin iflâsı ve siyâsî islamcılığın defin ameliyesi.
Bu defin esnâsında morgtan kaçıp üzerimizdeki millî görüş gömleğini çıkardık, değiştik iddiasıyla hayat bulan AKP iktidârı. Demokrat Parti iktidârının câmileri ahır yaptılar, ezân-ı Muhammediyi Tanrı uludur diye okudular türünden argümanlarına sıkı sıkı bağlı bir siyâset diliyle hedef tahtasına Türk siyâsetinin yedi uyurları ve arkaik partisi CHPyi oturtup, popülizmi sanat hâline getiren ve sekülerleşmede sınır tanımayan AKP iktidârı.
Mütedeyyin kitleleri zenginlik ve güç ile buluşturan, başörtüsünü tesettür olmaktan çıkarıp tepelerine kondurdukları deve hörgücüne benzer desteklerle ucûbeleştiren, tesettürü ahlâk ve edebinden soyarak bir marka fetişizmine, bir gösteriş budalalığına ve güçlü olana ait olmanın alâmet-i fârikasına dönüştüren, haydi tam tâbiriyle ifade edelim, siyasal islâmın sembolü yapan bir idraksizlik ve ihlâs dejenerasyonu.
28 Şubatta bütün bu birikimlerin(!) politik temsilcisi millî görüş ekolünün içine düştüğü ve içinde bir taraftan kıvranarak bu zilleti içselleştirmeye çalıştığı şok dönemi.
Hz. Musanın, Rabbim... içimizden bir takım beyinsizlerin yaptıklarından ötürü bizi helâk edecek misin? sorusunun tam da zamanıydı aslında, bir iç sorgulamanın bütün şartlarını içinde barındıran bir tecrübenin adıydı 28 Şubat.
Zihnî ve kalbî bir Tih Hicretinin zamanıydı.
Zillet görmemiş bir neslin neşv ü nemâ bulma ihtimâliydi bu sorgulama ve zihnî hicret.
Olmadı, yapılmadı ...
28 Şubatın içinden bir derin sorgulama değil, bir derin islâmcı sekülerizm çıktı; bunun adı da AKP oldu ve islâmın biricik değeri olan adâletin devletin de biricik değeri olması ihtimâline konulan ipoteğin altında islâmcı AKPnin imzasının bulunması, siyâsî tarihimize bir trajedi olarak kaydoldu ...
http://www.yg.yenicaggaze...zargoster.php?haber=27247
Adnan iSLAMOĞULLARI, 26 haziran 2013, yeniçağ gazetesi.
Millî Şef Döneminin baskıcı yıllarının üstüne gelen Demokrat Parti iktidarı ile içinde bulunduğu sosyal astımdan bir nebze de olsa kurtulan toplumumuzda islâmî yönelişlerin yine aynı dönemde ivme kazanmaya başladığı da bir vâkıadır.
Yeni cumhuriyetin üzerinde yükseldiği seküler değerlerin taşraya sürgüne gönderdiği medreselerin, tekkelerin uzun yıllar sonra tekrar şehirlere dönmeye başladığı yıllardı 1960lı yıllar. Ardından, dikkatleri pek de çekmeden şehirlerin içerisinde kurumlaşma çabaları ve bu arada aynı zamanda kalite ve keyfiyet kaygısının da terk edildiği uzun yıllar. Taşrada edinilen taşralı geleneklerin ve dini algılamadaki taşralı yorum ve tatbikatların şehirleri istilâ ettiği uzun yıllar. Ortalığa saçılan sakal-bıyık risâleleri, fantastik cennet-cehennem tasvirleri, sineğin bala yapışması gibi şekle yapışan dindarlık telâkkîleri, Peygamberin gönderilme gerekçesi olan ahlâkın önceliğini yitirip cevhersiz muâmelâtın dinin yekûnuna dönüştürülmesi, dinî kurumlar ile siyâsetin birbirini kemirip iç içe geçen girift ve ilkesiz münâsebetinin temellerinin atıldığı yıllar ...
Bedelinin 12 Eylül 1980 Darbesi ve ardından Özalizmin ahlâksız serbest piyasasıyla, rüşvetin meşrûlaşmasıyla, depolitizasyonun devlet politikası hâline gelmesiyle ödendiği yıllardı.
Yeni bir gençlik, yeni bir ekonomi, yeni bir devlet adamı tipi, yeni bir memur tipi.
Vel-hâsılı her şeyin yeni baştan inşâı ...
Dinî müesseseler ile siyâset arasında pervâsızlaşan karşılıklı menfaat ilişkileri, cemaatlerin süratle siyâsîleşmesi, aktif politikanın içinde öncelikli ve ağırlıklı denge unsuru olması, kadrolaşmaların, pazarlıkların ilk maddesi yapılması, medyanın ve finansman kurumlarının cemaatlere diyet olarak ödenmesi, palazlanan bahse konu yapıların gücün farkına vararak dünyevîleşmesi, dünyevîleştikçe iştihâlarının artması, bir lokma ve bir hırkadan Müslüman her şeyin en iyisine lâyıktır mottosuyla sekülerizme hızlı geçiş ...
Ve 28 Şubat kararları ...
Son otuz-kırk yılda kazanıldığı(!) vehmedilen mevzilerin, yetişti varsayılan insan ve aydın tipinin iflâsı ve siyâsî islamcılığın defin ameliyesi.
Bu defin esnâsında morgtan kaçıp üzerimizdeki millî görüş gömleğini çıkardık, değiştik iddiasıyla hayat bulan AKP iktidârı. Demokrat Parti iktidârının câmileri ahır yaptılar, ezân-ı Muhammediyi Tanrı uludur diye okudular türünden argümanlarına sıkı sıkı bağlı bir siyâset diliyle hedef tahtasına Türk siyâsetinin yedi uyurları ve arkaik partisi CHPyi oturtup, popülizmi sanat hâline getiren ve sekülerleşmede sınır tanımayan AKP iktidârı.
Mütedeyyin kitleleri zenginlik ve güç ile buluşturan, başörtüsünü tesettür olmaktan çıkarıp tepelerine kondurdukları deve hörgücüne benzer desteklerle ucûbeleştiren, tesettürü ahlâk ve edebinden soyarak bir marka fetişizmine, bir gösteriş budalalığına ve güçlü olana ait olmanın alâmet-i fârikasına dönüştüren, haydi tam tâbiriyle ifade edelim, siyasal islâmın sembolü yapan bir idraksizlik ve ihlâs dejenerasyonu.
28 Şubatta bütün bu birikimlerin(!) politik temsilcisi millî görüş ekolünün içine düştüğü ve içinde bir taraftan kıvranarak bu zilleti içselleştirmeye çalıştığı şok dönemi.
Hz. Musanın, Rabbim... içimizden bir takım beyinsizlerin yaptıklarından ötürü bizi helâk edecek misin? sorusunun tam da zamanıydı aslında, bir iç sorgulamanın bütün şartlarını içinde barındıran bir tecrübenin adıydı 28 Şubat.
Zihnî ve kalbî bir Tih Hicretinin zamanıydı.
Zillet görmemiş bir neslin neşv ü nemâ bulma ihtimâliydi bu sorgulama ve zihnî hicret.
Olmadı, yapılmadı ...
28 Şubatın içinden bir derin sorgulama değil, bir derin islâmcı sekülerizm çıktı; bunun adı da AKP oldu ve islâmın biricik değeri olan adâletin devletin de biricik değeri olması ihtimâline konulan ipoteğin altında islâmcı AKPnin imzasının bulunması, siyâsî tarihimize bir trajedi olarak kaydoldu ...
http://www.yg.yenicaggaze...zargoster.php?haber=27247
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar