bugün
- kumburgaz plajına gidecek olan gence tavsiyeler22
- yastığa sarılarak uyuyan erkek6
- diamond bosphorus kardeşimin yakışıklı olması6
- damarsız tüysüz manisa yaprağı18
- alevi kızların alev alev yanması7
- chplilerin camileri ahıra çevirmesi19
- sözlükte marka olmak11
- hard seven kız3
- kedi tekmelemek11
- normal insan3
- iç gıcıklayıcı bir şey söyle11
- dönercide kız tavlamak5
- birader yazarların biraderlik hedeleri3
- tiktokta göğüslerini sergileyen sarışın kız3
- manitayı yemeğe çıkarıp hesabı multinet ile ödemek4
- anın görüntüsü31
- karması eksiye düşen yazar uçurulsun3
- kemalistlere karşı omuz omuza2
- sözlük yazarlarının manzaraları7
- recep tayyip erdoğan'ın kazanmasının asıl nedeni16
- sözlükte elit zevkleri olan insan olmaması34
- kadını olduğundan daha çekici kılan şeyler5
- demokrasi ahiret diline uygun değildir2
- lokantada et için gelen kediye ekmek atmak3
- arkadaşlar bana yol göründü2
- daha 17 dizisi aras vs teoman6
- camide rakı içen izmirli kız7
- mehdinin gelmiş olması4
- insanın karakterini ele veren küçük detaylar4
- aslan gibi adam5
- evreşe bim de bulgar görmek5
- götünde donu olmayıp tatile gitmek9
- iremga32
- sayın true2
- nasılsınız fakirler8
- süleymancılar14
- yemek yapmayı bilmeyen kadın17
- maymundan geldiğine inanan ateist4
- mansur yavaş'ın iyi parti'ye geçmesi9
- sözlükte olayların yükselme hızı5
- akaryakıt3
- akp'lilerin ülkeyi dingonun ahırına çevirmesi2
- benzin2
- alihan kuriş7
- ismet birader hangi istanbul ilçesinde belirecek6
- dede cafe2
- günde 3 litre su içen yürüyen damacanalar9
- velvet12
- denize çıplak girmek4
- cuma salatı2
On yılın özeti: Siyasal islâm'ın defin ameliyesi
Adnan iSLAMOĞULLARI, 26 haziran 2013, yeniçağ gazetesi.
Millî Şef Döneminin baskıcı yıllarının üstüne gelen Demokrat Parti iktidarı ile içinde bulunduğu sosyal astımdan bir nebze de olsa kurtulan toplumumuzda islâmî yönelişlerin yine aynı dönemde ivme kazanmaya başladığı da bir vâkıadır.
Yeni cumhuriyetin üzerinde yükseldiği seküler değerlerin taşraya sürgüne gönderdiği medreselerin, tekkelerin uzun yıllar sonra tekrar şehirlere dönmeye başladığı yıllardı 1960lı yıllar. Ardından, dikkatleri pek de çekmeden şehirlerin içerisinde kurumlaşma çabaları ve bu arada aynı zamanda kalite ve keyfiyet kaygısının da terk edildiği uzun yıllar. Taşrada edinilen taşralı geleneklerin ve dini algılamadaki taşralı yorum ve tatbikatların şehirleri istilâ ettiği uzun yıllar. Ortalığa saçılan sakal-bıyık risâleleri, fantastik cennet-cehennem tasvirleri, sineğin bala yapışması gibi şekle yapışan dindarlık telâkkîleri, Peygamberin gönderilme gerekçesi olan ahlâkın önceliğini yitirip cevhersiz muâmelâtın dinin yekûnuna dönüştürülmesi, dinî kurumlar ile siyâsetin birbirini kemirip iç içe geçen girift ve ilkesiz münâsebetinin temellerinin atıldığı yıllar ...
Bedelinin 12 Eylül 1980 Darbesi ve ardından Özalizmin ahlâksız serbest piyasasıyla, rüşvetin meşrûlaşmasıyla, depolitizasyonun devlet politikası hâline gelmesiyle ödendiği yıllardı.
Yeni bir gençlik, yeni bir ekonomi, yeni bir devlet adamı tipi, yeni bir memur tipi.
Vel-hâsılı her şeyin yeni baştan inşâı ...
Dinî müesseseler ile siyâset arasında pervâsızlaşan karşılıklı menfaat ilişkileri, cemaatlerin süratle siyâsîleşmesi, aktif politikanın içinde öncelikli ve ağırlıklı denge unsuru olması, kadrolaşmaların, pazarlıkların ilk maddesi yapılması, medyanın ve finansman kurumlarının cemaatlere diyet olarak ödenmesi, palazlanan bahse konu yapıların gücün farkına vararak dünyevîleşmesi, dünyevîleştikçe iştihâlarının artması, bir lokma ve bir hırkadan Müslüman her şeyin en iyisine lâyıktır mottosuyla sekülerizme hızlı geçiş ...
Ve 28 Şubat kararları ...
Son otuz-kırk yılda kazanıldığı(!) vehmedilen mevzilerin, yetişti varsayılan insan ve aydın tipinin iflâsı ve siyâsî islamcılığın defin ameliyesi.
Bu defin esnâsında morgtan kaçıp üzerimizdeki millî görüş gömleğini çıkardık, değiştik iddiasıyla hayat bulan AKP iktidârı. Demokrat Parti iktidârının câmileri ahır yaptılar, ezân-ı Muhammediyi Tanrı uludur diye okudular türünden argümanlarına sıkı sıkı bağlı bir siyâset diliyle hedef tahtasına Türk siyâsetinin yedi uyurları ve arkaik partisi CHPyi oturtup, popülizmi sanat hâline getiren ve sekülerleşmede sınır tanımayan AKP iktidârı.
Mütedeyyin kitleleri zenginlik ve güç ile buluşturan, başörtüsünü tesettür olmaktan çıkarıp tepelerine kondurdukları deve hörgücüne benzer desteklerle ucûbeleştiren, tesettürü ahlâk ve edebinden soyarak bir marka fetişizmine, bir gösteriş budalalığına ve güçlü olana ait olmanın alâmet-i fârikasına dönüştüren, haydi tam tâbiriyle ifade edelim, siyasal islâmın sembolü yapan bir idraksizlik ve ihlâs dejenerasyonu.
28 Şubatta bütün bu birikimlerin(!) politik temsilcisi millî görüş ekolünün içine düştüğü ve içinde bir taraftan kıvranarak bu zilleti içselleştirmeye çalıştığı şok dönemi.
Hz. Musanın, Rabbim... içimizden bir takım beyinsizlerin yaptıklarından ötürü bizi helâk edecek misin? sorusunun tam da zamanıydı aslında, bir iç sorgulamanın bütün şartlarını içinde barındıran bir tecrübenin adıydı 28 Şubat.
Zihnî ve kalbî bir Tih Hicretinin zamanıydı.
Zillet görmemiş bir neslin neşv ü nemâ bulma ihtimâliydi bu sorgulama ve zihnî hicret.
Olmadı, yapılmadı ...
28 Şubatın içinden bir derin sorgulama değil, bir derin islâmcı sekülerizm çıktı; bunun adı da AKP oldu ve islâmın biricik değeri olan adâletin devletin de biricik değeri olması ihtimâline konulan ipoteğin altında islâmcı AKPnin imzasının bulunması, siyâsî tarihimize bir trajedi olarak kaydoldu ...
http://www.yg.yenicaggaze...zargoster.php?haber=27247
Adnan iSLAMOĞULLARI, 26 haziran 2013, yeniçağ gazetesi.
Millî Şef Döneminin baskıcı yıllarının üstüne gelen Demokrat Parti iktidarı ile içinde bulunduğu sosyal astımdan bir nebze de olsa kurtulan toplumumuzda islâmî yönelişlerin yine aynı dönemde ivme kazanmaya başladığı da bir vâkıadır.
Yeni cumhuriyetin üzerinde yükseldiği seküler değerlerin taşraya sürgüne gönderdiği medreselerin, tekkelerin uzun yıllar sonra tekrar şehirlere dönmeye başladığı yıllardı 1960lı yıllar. Ardından, dikkatleri pek de çekmeden şehirlerin içerisinde kurumlaşma çabaları ve bu arada aynı zamanda kalite ve keyfiyet kaygısının da terk edildiği uzun yıllar. Taşrada edinilen taşralı geleneklerin ve dini algılamadaki taşralı yorum ve tatbikatların şehirleri istilâ ettiği uzun yıllar. Ortalığa saçılan sakal-bıyık risâleleri, fantastik cennet-cehennem tasvirleri, sineğin bala yapışması gibi şekle yapışan dindarlık telâkkîleri, Peygamberin gönderilme gerekçesi olan ahlâkın önceliğini yitirip cevhersiz muâmelâtın dinin yekûnuna dönüştürülmesi, dinî kurumlar ile siyâsetin birbirini kemirip iç içe geçen girift ve ilkesiz münâsebetinin temellerinin atıldığı yıllar ...
Bedelinin 12 Eylül 1980 Darbesi ve ardından Özalizmin ahlâksız serbest piyasasıyla, rüşvetin meşrûlaşmasıyla, depolitizasyonun devlet politikası hâline gelmesiyle ödendiği yıllardı.
Yeni bir gençlik, yeni bir ekonomi, yeni bir devlet adamı tipi, yeni bir memur tipi.
Vel-hâsılı her şeyin yeni baştan inşâı ...
Dinî müesseseler ile siyâset arasında pervâsızlaşan karşılıklı menfaat ilişkileri, cemaatlerin süratle siyâsîleşmesi, aktif politikanın içinde öncelikli ve ağırlıklı denge unsuru olması, kadrolaşmaların, pazarlıkların ilk maddesi yapılması, medyanın ve finansman kurumlarının cemaatlere diyet olarak ödenmesi, palazlanan bahse konu yapıların gücün farkına vararak dünyevîleşmesi, dünyevîleştikçe iştihâlarının artması, bir lokma ve bir hırkadan Müslüman her şeyin en iyisine lâyıktır mottosuyla sekülerizme hızlı geçiş ...
Ve 28 Şubat kararları ...
Son otuz-kırk yılda kazanıldığı(!) vehmedilen mevzilerin, yetişti varsayılan insan ve aydın tipinin iflâsı ve siyâsî islamcılığın defin ameliyesi.
Bu defin esnâsında morgtan kaçıp üzerimizdeki millî görüş gömleğini çıkardık, değiştik iddiasıyla hayat bulan AKP iktidârı. Demokrat Parti iktidârının câmileri ahır yaptılar, ezân-ı Muhammediyi Tanrı uludur diye okudular türünden argümanlarına sıkı sıkı bağlı bir siyâset diliyle hedef tahtasına Türk siyâsetinin yedi uyurları ve arkaik partisi CHPyi oturtup, popülizmi sanat hâline getiren ve sekülerleşmede sınır tanımayan AKP iktidârı.
Mütedeyyin kitleleri zenginlik ve güç ile buluşturan, başörtüsünü tesettür olmaktan çıkarıp tepelerine kondurdukları deve hörgücüne benzer desteklerle ucûbeleştiren, tesettürü ahlâk ve edebinden soyarak bir marka fetişizmine, bir gösteriş budalalığına ve güçlü olana ait olmanın alâmet-i fârikasına dönüştüren, haydi tam tâbiriyle ifade edelim, siyasal islâmın sembolü yapan bir idraksizlik ve ihlâs dejenerasyonu.
28 Şubatta bütün bu birikimlerin(!) politik temsilcisi millî görüş ekolünün içine düştüğü ve içinde bir taraftan kıvranarak bu zilleti içselleştirmeye çalıştığı şok dönemi.
Hz. Musanın, Rabbim... içimizden bir takım beyinsizlerin yaptıklarından ötürü bizi helâk edecek misin? sorusunun tam da zamanıydı aslında, bir iç sorgulamanın bütün şartlarını içinde barındıran bir tecrübenin adıydı 28 Şubat.
Zihnî ve kalbî bir Tih Hicretinin zamanıydı.
Zillet görmemiş bir neslin neşv ü nemâ bulma ihtimâliydi bu sorgulama ve zihnî hicret.
Olmadı, yapılmadı ...
28 Şubatın içinden bir derin sorgulama değil, bir derin islâmcı sekülerizm çıktı; bunun adı da AKP oldu ve islâmın biricik değeri olan adâletin devletin de biricik değeri olması ihtimâline konulan ipoteğin altında islâmcı AKPnin imzasının bulunması, siyâsî tarihimize bir trajedi olarak kaydoldu ...
http://www.yg.yenicaggaze...zargoster.php?haber=27247
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar