bugün
- 20 eylül 2026 amedspor beşiktaş maçı27
- kafakoparan dede3
- ölümden korkuyor musunuz26
- hamburgerin içindeki domates3
- koca koca adamların stanley termosla gezmesi11
- cizre de havai fişek nedeniyle yangın2
- sabahları sevilen şeyler11
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri52
- 20 eylül 2026 fenerbahçe eyüpspor maçı14
- askerde sahip olunan en büyük lüks17
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı36
- gecenin şarkısı12
- habire1219
- adana saimbeylide deprem3
- size göre akp'nin en büyük ihaneti hangisi15
- her biji amed8
- mustafa kemal atatürk ün boyu3
- depresyon6
- amedspor'un süper ligin lideri olması13
- sözlüğün canlandırılması için yapılması gerekenler7
- camilerin propaganda üssüne dönüşmesi15
- uçan arabalar neden çıkmadı6
- 0 0 719
- pazar gecesi sözlükte 900 online yazar olması5
- kabe de filistin bayrağının yasaklanması11
- laik ülkeyi dinciler yönetirse14
- dualarımız bu akşam beşiktaş ile10
- z kuşağı kızlarının escort gibi olması7
- türk düşmanı piçler9
- amed sporlu bir kızı hoplatmak6
- sıfır atık vakfı11
- claudian clouds33
- trabzonspor'un amedspor'u lider yapması5
- sözlükteki sinsi köpekler8
- kant ın ödev ahlakı2
- hiç fuhuş yaptınız mı6
- sydney sweeney2
- sözlük kızlarının kekleri24
- evrene enerji gönderen müslüman9
- yalnız yaşayan erkek özellikleri7
- fusya semsiyeli yabanci25
- cop318
- vedat muriqi5
- sokak köpeklerinin saldırısına uğramak3
- morkstar3
- bilerek ponziye dahil olmak7
- kadir inanır'ın mirası8
- true ile sevişmek5
- samed ağırbaş7
- anın görüntüsü22
haruki murakami nin yeni romanı çıktığından bu yana 1 milyonun üzerinde japon 2 milyon çinli ve korelinin
satın aldığı kitap avrupa da yok satıyor.
satın aldığı kitap avrupa da yok satıyor.
1256 sayfalık, orwell'ın 1984'üne gönderme yapan ve dilimize hüseyin can erkin (kendisi japon dili üzerine bir profesördür) tarafından çevrilmiştir. kitabevlerindeki raflarda yerini almıştır bu eser. fiyatı 48 tl civarında.
Okudum bitti.murakaminin daha güzel hikayelerini okumuştum.bu kitap bir şaheser değil.sonlara doğru
verdiği heyecan dalgası azalıyor.aynı şeyleri tekrar tekrar anlatmasına bir anlam veremedim.hikayenin içindeki aşk empati yapamadığımdan çok saçma geldi.romanın sonuda beni tatmin etmedi.
verdiği heyecan dalgası azalıyor.aynı şeyleri tekrar tekrar anlatmasına bir anlam veremedim.hikayenin içindeki aşk empati yapamadığımdan çok saçma geldi.romanın sonuda beni tatmin etmedi.
bugün alıp okumaya başladığım haruki murakami eseri.
kalınlığını görenler "o ne ya" tepkisi verse de bu hızla gidersem 1 ayda bitip beni tekrar yanlızlığa bırakacağa benziyor.
kalınlığını görenler "o ne ya" tepkisi verse de bu hızla gidersem 1 ayda bitip beni tekrar yanlızlığa bırakacağa benziyor.
romanda, uzun uzun baş karakterlerden tengo'nun yaptığı yemekler anlatılır.
özellikle bir karides tarifi vardı hoşuma gitti. not aldım.
tarif kitapta anlatıldığı şekliyle şöyle:
--spoiler--
Tengo bir sürü zencefili incecik olana kadar kıydı. sonra biraz kereviz ve mantarı ufak ufak doğradı. çin maydanozunu da incecik kıydı. karidesleri soyup evyede yıkadı. bir kağıt havlunun üzerine, sanki askeri bir birlikmişlercesine düzenli sıralar oluşturarak yaydı.
daha sonra büyük bir kızartma tavasını ocakta ısıtıp, üzerine damlattığı susam yağını kenarlara doğru iyice yaydı. önce kıyılmış zencefili kısık ateşte ağır ağır kızarttı.
daha sonra doğranmış kereviz ve mantarları ekledi. ateşi yükseğe alarak ve tavayı hafifçe çevirerek üzerlerine biraz tuz ve kara biber eklediği sebzeleri dikkatlice bambu bir spatulayla karıştırdı. sebzeler henüz pişmeye başlamışken, suyu süzülmüş karidesleri de tavaya attı. biraz daha tuz ve biber ekledikten sonra,tavaya küçük bir bardak da sake kattı. sonra azıcık soya sosu ve son olarak da üzerine gezdirdiği ufalanmış çin maydanozuyla servis yaptı.
--spoiler--
yıllar oldu kitabı okuyalı. daha pişirmeye fırsat olmadı şu tarifi.
özellikle bir karides tarifi vardı hoşuma gitti. not aldım.
tarif kitapta anlatıldığı şekliyle şöyle:
--spoiler--
Tengo bir sürü zencefili incecik olana kadar kıydı. sonra biraz kereviz ve mantarı ufak ufak doğradı. çin maydanozunu da incecik kıydı. karidesleri soyup evyede yıkadı. bir kağıt havlunun üzerine, sanki askeri bir birlikmişlercesine düzenli sıralar oluşturarak yaydı.
daha sonra büyük bir kızartma tavasını ocakta ısıtıp, üzerine damlattığı susam yağını kenarlara doğru iyice yaydı. önce kıyılmış zencefili kısık ateşte ağır ağır kızarttı.
daha sonra doğranmış kereviz ve mantarları ekledi. ateşi yükseğe alarak ve tavayı hafifçe çevirerek üzerlerine biraz tuz ve kara biber eklediği sebzeleri dikkatlice bambu bir spatulayla karıştırdı. sebzeler henüz pişmeye başlamışken, suyu süzülmüş karidesleri de tavaya attı. biraz daha tuz ve biber ekledikten sonra,tavaya küçük bir bardak da sake kattı. sonra azıcık soya sosu ve son olarak da üzerine gezdirdiği ufalanmış çin maydanozuyla servis yaptı.
--spoiler--
yıllar oldu kitabı okuyalı. daha pişirmeye fırsat olmadı şu tarifi.
ilginç bir şekilde, okuduğum süre boyunca depresif bir ruh haline büründüğüm kitaptır. sadece bende mi böyle oldu bilmiyorum ama kitabı okurken pink floyd' un division bell, ummagumma ve animals albümlerini dinlemiş olmamdan da kaynaklanmış olabilir.
Tuğla gibi bir kitap olmasının yanında (sonradan 3 ayrı cilt haline getirmişlerdi- onları endinmeniz daha iyi olabilir) sıkmayan, kolay okunan ve kalınlığıyla ters orantılı şekilde hızlı biten bir kitaptır.
Kitap bitti, depresyon bitti.
Not: Kitap özellikle depresif falan değildir, güvenle okuyabilirsiniz.
Tuğla gibi bir kitap olmasının yanında (sonradan 3 ayrı cilt haline getirmişlerdi- onları endinmeniz daha iyi olabilir) sıkmayan, kolay okunan ve kalınlığıyla ters orantılı şekilde hızlı biten bir kitaptır.
Kitap bitti, depresyon bitti.
Not: Kitap özellikle depresif falan değildir, güvenle okuyabilirsiniz.
3 cilt halinde okuduğum enfes bir roman. sanırım bir kaç gizemli detay içeriyor fakat o kadar dikkatimi veremediğim için pek çakamadım. yine de çok güzeldi.
haruki murakami' nin yeni okumaya başladığım kitabı. insanı içine çekiyor.
En hızlı bitirdiğim kitap olmakla beraber okurken çoğu zaman kendinizi karakterlerin yerine koyup, o heyecanı ve empatiyi yaşayabilirsiniz.çok güzel bir olay örgüsü verilmiş. Ciddi anlamda düşündüren ince işlenmiş bir kurgusu var. Bir tık üstü (bkz: 1984)
21. yüzyılın en çok zevk alarak okuduğum kitaplarından biri.
okuduğum ilk harukami kitabıydı.
popüler kültür öğelerini japon kültürüyle harmanlayıp detaylı detaylı anlatması, post modernizmden büyülü gerçekciliğe farklı akımları kullanması hoşuma gitti.
ben ingilizce çevirisini okudum. bazı romanların türkçe çevirisini başarılı bulmuyorum. yani beğenmeyenlerden imkanı olanlar farklı dillerde de deneyip bir şans vermeli.
çok katmanlı, bol göndermeli, takip etmesi beyni çalıştıran, bir miktar fantastik öğe ve bir miktar polisiyeye ek olarak hoş bir romantizm de içeren okumaya değer bir eser.
okuduğum ilk harukami kitabıydı.
popüler kültür öğelerini japon kültürüyle harmanlayıp detaylı detaylı anlatması, post modernizmden büyülü gerçekciliğe farklı akımları kullanması hoşuma gitti.
ben ingilizce çevirisini okudum. bazı romanların türkçe çevirisini başarılı bulmuyorum. yani beğenmeyenlerden imkanı olanlar farklı dillerde de deneyip bir şans vermeli.
çok katmanlı, bol göndermeli, takip etmesi beyni çalıştıran, bir miktar fantastik öğe ve bir miktar polisiyeye ek olarak hoş bir romantizm de içeren okumaya değer bir eser.
--spoilerimsi--
Murakami’nin Su siralar okudugum ve bitirmek uzere oldugum romani. Gecen gece yatagima uzanmis okurken hikayenin birden bire fantastiklesmesiyle baya sasirtti, gece gece korkuttu diyebilirim hatta. Boyle surprizler guzel ama biraz “weird”’di o kisim. Karakterlerin hikayelerini merak ettigim icin ikinci ve ucuncu kitabi da okumayi dusunuyorum hemen.
Bu adamin tarzini seviyorum ama cinsellikle cok kafayi bozmus bir insan. Bu kitapta da cok fazla gereksiz cinsellik var. Oralari atlaya atlaya okuyorum sahsen. Hikaye icine cekiyor.
--spoilerimsi--
Murakami’nin Su siralar okudugum ve bitirmek uzere oldugum romani. Gecen gece yatagima uzanmis okurken hikayenin birden bire fantastiklesmesiyle baya sasirtti, gece gece korkuttu diyebilirim hatta. Boyle surprizler guzel ama biraz “weird”’di o kisim. Karakterlerin hikayelerini merak ettigim icin ikinci ve ucuncu kitabi da okumayi dusunuyorum hemen.
Bu adamin tarzini seviyorum ama cinsellikle cok kafayi bozmus bir insan. Bu kitapta da cok fazla gereksiz cinsellik var. Oralari atlaya atlaya okuyorum sahsen. Hikaye icine cekiyor.
--spoilerimsi--
Sonunda ucuncu ve son cildini de bitirmis biri olarak artik her yerde kitap hakkinda yazilmis yorumlari — karakterler hakkinda yapilan mbti tahminleri de dahil — okuyabilirim. benim icin kitap okumanin en heyecanli yonlerinden birisi bu.
--spoiler--
Kendi yorumuma gelecek olursak bi ustteki yorumuma ek olarak cok begendim. Surukleyici bir seruvendi. Bilhassa ilk kitabin sonlarina dogru suruklemeye basliyor, ve ikinci kitapta heyecanin dozu artiyor.
Bu murakami’nin norwegian wood’dan sonra okudugum ikinci romani, ve Dedigim gibi murakami dayi cinsellikle fazlasiyla kafayi bosmus bir yazar. ama guzel bir ask hikayesi var ortada. Cocukluklarindan beri birbirini aramis ve sonunda, romanin son sayfalarinda nihayet birbirlerini bulmus ve birlikte gecirdikleri ilk saatlerine sahit oldugumuz bir cift. Aomame otel odasinda tengo’ya icini dokerken benim de gozlerim doldu. Vicik vicik olmayan bir ask hikayesi, en sevdigim turden.
Ne tesaduftur ki bu romana baslamadan hemen once okudugum roman cold mountain’di. Orda da yine benzer sekilde birbirine ulasmaya calisan iki gencle karsilasiyoruz. Yine 1q84’te oldugu gibi sirasiyla bir genc adamin acisindan dinliyoruz hikayeyi, bir genc kadinin acisindan. Birbirlerine karsi besledikleri duygulari yuzlerce sayfa sonra ogreniyoruz orda da (genc kadininkileri en azindan). anlatilirken de yine vicik vicikliktan uzak, gayet “akli basinda” bir bicimde anlatiliyor. Bu acidan filmiyle biraz ters dusuyor cold mountain. Film, seyredenleri tarafindan “cok buyuk bir ask hikayesi” olarak tarif edilen bir yapim. Halbuki kitapta yazarin bundan ozellikle kacindigi cok net anlasiliyor. Amerikan ic savasi ve savasin getirdigi sefalet daha on planda, ask hikayesi buna gore yan hikaye gibi kaliyor biraz. Filmini cok sevememistim o yuzden. Bunda bir etken de romanda kara gozlu bir kumral guzeli olan ada’nin filmde nicole kidman tarafindan canlandirilmasiydi. Afrika/kizilderili melezi olan ruby’yi ise renee zellweger canlandiriyor, kitabin sonunda evlendigi kizilderili karakteri ise ay beyazi teniyle erkek guzeli jack white canlandiriyor. White washing’in dibine vurulmus yani anlayacaginiz.
Neyse, konumuz 1q84’tü. Keske onun da filmi olsa.
--spoiler--
--spoiler--
Kendi yorumuma gelecek olursak bi ustteki yorumuma ek olarak cok begendim. Surukleyici bir seruvendi. Bilhassa ilk kitabin sonlarina dogru suruklemeye basliyor, ve ikinci kitapta heyecanin dozu artiyor.
Bu murakami’nin norwegian wood’dan sonra okudugum ikinci romani, ve Dedigim gibi murakami dayi cinsellikle fazlasiyla kafayi bosmus bir yazar. ama guzel bir ask hikayesi var ortada. Cocukluklarindan beri birbirini aramis ve sonunda, romanin son sayfalarinda nihayet birbirlerini bulmus ve birlikte gecirdikleri ilk saatlerine sahit oldugumuz bir cift. Aomame otel odasinda tengo’ya icini dokerken benim de gozlerim doldu. Vicik vicik olmayan bir ask hikayesi, en sevdigim turden.
Ne tesaduftur ki bu romana baslamadan hemen once okudugum roman cold mountain’di. Orda da yine benzer sekilde birbirine ulasmaya calisan iki gencle karsilasiyoruz. Yine 1q84’te oldugu gibi sirasiyla bir genc adamin acisindan dinliyoruz hikayeyi, bir genc kadinin acisindan. Birbirlerine karsi besledikleri duygulari yuzlerce sayfa sonra ogreniyoruz orda da (genc kadininkileri en azindan). anlatilirken de yine vicik vicikliktan uzak, gayet “akli basinda” bir bicimde anlatiliyor. Bu acidan filmiyle biraz ters dusuyor cold mountain. Film, seyredenleri tarafindan “cok buyuk bir ask hikayesi” olarak tarif edilen bir yapim. Halbuki kitapta yazarin bundan ozellikle kacindigi cok net anlasiliyor. Amerikan ic savasi ve savasin getirdigi sefalet daha on planda, ask hikayesi buna gore yan hikaye gibi kaliyor biraz. Filmini cok sevememistim o yuzden. Bunda bir etken de romanda kara gozlu bir kumral guzeli olan ada’nin filmde nicole kidman tarafindan canlandirilmasiydi. Afrika/kizilderili melezi olan ruby’yi ise renee zellweger canlandiriyor, kitabin sonunda evlendigi kizilderili karakteri ise ay beyazi teniyle erkek guzeli jack white canlandiriyor. White washing’in dibine vurulmus yani anlayacaginiz.
Neyse, konumuz 1q84’tü. Keske onun da filmi olsa.
--spoiler--
Gündemdeki Haberler