bugün
- ekonomi kötüyse neden ekonomimiz büyüyor11
- sporcu motorcu müzisyen ve uzun boylu olmak5
- tanımadığınız birinin sorunlarını önemser misiniz9
- kısa ve vurucu yazmak6
- mantı13
- motorine 8 24 tl zam gelmesi13
- gün tabağı6
- sözlükte fosilleşmek6
- sözlük yazarlarının kudurtan kombinleri28
- türklerin en sevdiğiniz yönü6
- imf den borç almayı zenginlik sanan malum zihniyet5
- masklavi ile yeni parti mitingine gitmek38
- eski filmin yenisinden güzel olması2
- asılacak olsanız son sözünüz ne olurdu9
- orospu çocuğu abdullah öcalan4
- apo piçtir piç kalacak8
- çocuğunuzun olduğunu hayal edebiliyor musunuz5
- sarapci koala65
- özel mesajları ifşa edecek kadar ucuz olmak6
- deniz gül5
- habire1221
- saraca096
- niğde de restorana girip dayak yemek5
- oğlunuza bedelli yaptırır mısınız5
- dürüst olun sözlükte kaç hesabınız var7
- filenin sultanları yarı finalde8
- 3 eylül 2026 türkiye almanya voleybol maçı7
- doların sadece türkiye de yükseldiğini sanan solcu4
- keloğlanın sultanın kızına kafayı takması4
- istanbul ve bütün türkiye ev kiraları ne olacak6
- bu erkekler karısızlıktan top olmuş3
- beşiktaş3
- 11 aydır yazmayan flört ne yapıyordur sorunsalı9
- supangle ve puding in farkları2
- ellerim bos gonlum hos29
- skoda fabia alınır mı5
- galatasaray10
- süper yapay zeka üretildi ve aramızda dolaşıyor6
- devlet bahçeli8
- sözlükte en çok kıskandığınız yazar12
- bir bela geliyor8
- pornonun zararları4
- hep kaybeden tarafı savunmak5
- arif kocabıyık16
- yazdıkları okunmayan efsane yazar3
- lahmacun9
- memduh bashgan5
- ahlak duygunuzu nerden alıyorsunuz24
- hoşlandığın kızın komünist çıkması9
- sadece yemek konuşan erkek3
muhteşem yüzyıl karşısında ezilerek yayından (bugün itibariyle) kaldırılan/kibarca final yapan dizi.
selin demiratar rezaletine bir örnek daha. bu kadar pasif silik bir oyunculuktan mıdır, kişinin kendisinden midir sorusunu bana sorduran kişi. kaldı ki büyük olasılıkla albenisi olmayışındandır. çok iyi bir çevresi olduğu muhakkak. kiminin yeteneği vardır çevresi yoktur, kimisi kel alakadır ama çevresi boldur.
finali ile dönüşümüz muhteşem olacak izlenimi bırakmış dizidir. bittiğine inanasım gelmiyor.
Temelini güvensizliğin atmış olduğu düşünceler.
dozunu kaçırırsan insanı için için yer, beynini kemirir, uyutmaz ve yarattığı korkulardan dolayı hiç bir şeye sarılamazsın hayatta kendini yalnız bulursun sonunda. illet bir hastalık.
kanal d nin çerez tadında olan ve 6 bölüm sürmüş dizidir.
Herkesin damarlarında dolaşan bi sinsi.
insanın içini kemiren, durduk yere insanı hasta edebilecek bir duygu.
Eğer bir insan bir işe kesin olarak, "ben biliyorum" iddiası ile başlarsa, şüphe ile son bulur. Fakat eğer o şüphe ile başlamaya razı olursa, sonunda gerçeği bulacaktır. - Francis Bacon
selin demiratarlı bir kadroyla sürebileceği kadar sürmüştür. 6 bölüm.
" Şüphe çok tehlikeli bir zehir. Allah biliyor ya benim damarlarımda da dolaşıyor. Atmak istiyorum, atamıyorum. Aşkın olduğu her yerde şüphede var, isteseniz de istemeseniz de...
Şüphe sizi bir ele geçirdi mi hayat zor. Ben O'ndan hiçbir zaman şüphelenmek istemiyorum. Ama O'nu o kadar çok seviyorum ki beceremiyorum. Kafam sorularla doluyor. Seviyor mu sevmiyor mu? Şu anda beni mi düşünüyor başkasını mı? Bir gün benim aşkımın yerine geçecek birşey bulacak mı? Hangi aşk sonsuza dek sürmüş ki bizimki sürecek diyorum kendime. Kimlerin aşkı yokolup gitti gözlerimizin önünde...
Ben böyle zıvıttığım zamanlar O'nun gözlerine bakarım. Parlak, iri, umutLu gözlerine. içimde ne korku kalır, ne şüphe. Mutlu olurum. Çok mutlu olurum... "
şeklinde düşündüren, unutamadığım bir aşk yakar repliği.
Şüphe sizi bir ele geçirdi mi hayat zor. Ben O'ndan hiçbir zaman şüphelenmek istemiyorum. Ama O'nu o kadar çok seviyorum ki beceremiyorum. Kafam sorularla doluyor. Seviyor mu sevmiyor mu? Şu anda beni mi düşünüyor başkasını mı? Bir gün benim aşkımın yerine geçecek birşey bulacak mı? Hangi aşk sonsuza dek sürmüş ki bizimki sürecek diyorum kendime. Kimlerin aşkı yokolup gitti gözlerimizin önünde...
Ben böyle zıvıttığım zamanlar O'nun gözlerine bakarım. Parlak, iri, umutLu gözlerine. içimde ne korku kalır, ne şüphe. Mutlu olurum. Çok mutlu olurum... "
şeklinde düşündüren, unutamadığım bir aşk yakar repliği.
fikir zehir gibidir düşüncelerin arasında acımasızca yayılır.
bir kez tohumlandı mı hızlı bir şekilde büyüyen düşünce şeysi.
beynin içinde gezen örümcek.
her zaman az miktar olması gerekendir. ipin ucunu kaçırmadan elbette yoksa gerçeklik algınız bozulur depersonalizasyona uğrarsınız kimse sizi kurtaramaz.
yapılmaması gereken bir insana karşı duyulursa, bedeli onu kaybetmek olur. geçmiş olsundur.
"dalından şüphe ettiğin ağacın, gölgesinde soluklanmayacaksın!"
paulo coelho
"dalından şüphe ettiğin ağacın, gölgesinde soluklanmayacaksın!"
paulo coelho
esen rüzgar bazen salt bedenini soğutmaz da ruhunu titretir aynı zamanda. o vakit anlarsın sıradan bir esinti olmadığını. geldiği yönün tersine koşarsın sonra, nedeni bulmak için... oraya vardığında tokat gibi çarpar yüzüne gerçek. her seferinde daha da güçlenirsin, iç sıkıntının sahiden bir nedeni olduğunu gördükçe daha çok emin olursun kendinden. lanetin olur sonra. çoğunlukla haklı çıkıyor oluşun yalnızlığa iter seni ve çekinmezsin karşı tarafın yüzüne vurmaktan.
"omzumdan öpsene" diye kulağıma fısıldadığında film başlayalı yarım saat, sinemada birini öpmeyi bırakalı 10 yıl olmuştu. yanlış mı anladım acaba diye dönüp yüzüne baktım. omzunu hafifçe yukarı kaldırıp gözlerini kıstı. alt dudağını hafifçe öne doğru çıkardı. masum bir bebek olmuştu. bu yüz ifadesini biliyordum, çok tanıdıktı, ancak omuz bu tabloda sırıtan yabancı bir kavramdı. çok tatlı göründüğünü düşünüyor olmalıydı. oysa benim midem bulanıyordu. isteğini yerine getirmezsem bir yerimin eksilmeyeceğini düşündüm. usulca kazağının üzerinden bir öpücük kondurdum. ağzıma bulaşan tüyleri silerken birden başımdan aşağı kaynar sular döküldü. tüm vücuduma sanki yüzlerce raptiye batıyordu. bedenimde karıncalar geziyordu. neydi beni huzursuz eden? neden omzundan öpmemi istemişti özellikle? neden yüzünün herhangi bir noktasından ya da elinden değil de omzundan? neden özellikle ordan, durduk yere aklıma gelme ihtimali olmayan ve henüz ilişkimizin başındayken ve onu hiç öpmemişken?
gözlerimi kapattım. sanki bir yerde uzanıyordum. arkadaşlarımın yüzleri belirdi, tepeden bakıyorlardı. boğuk boğuk sesleniyorlardı "takma bu kadar, her şeyi düşünme böyle manyak mısın?"... sakin olmalıydım, belli etmeden sakince günün sonunu getirdim.
ilk sevişmemizde sonra... bluzunu çıkarır çıkmaz. o yağmurlu günde, ettiğimiz ilk büyük kavganın ardından, barışınca... ikinci sevişmemizde... bir daha sinemada...
artık emindim. çünkü benzer şeyleri çok görmüştüm. bu tipler, eski ilişkilerinin devamlarını bir başkasında yaşarlardı. o çok aşık olduğu çocukla ilgili unutamadığı ne varsa, sende bulmak isterlerdi. ona ait küçük ama unutulmaz detayları göze batmayacak şekilde alışkanlık haline getirmen için oyunlara başvururlardı.
sordum sonra. eski sevgilin mi öperdi omzundan? diye. paranoyak, ruh hastası, arıza gibi bir yerden sonra dinlemediğim yakıştırmalarda bulundu. sonra onu ne zannediyordum ki ben? bir başkasını unutamamış olsa neden benimle olsundu ki? sahi ne kadar saçmaydı, ben neden takıyordum ki bu kadar? eğer güvenmiyorsam... artık bu klişelerden midem bulanmıştı. bir daha konuyu açmamak üzere kapattığımı söyledim, özür diledim ve sinsice köşeme çekildim.
nasıl çözeceğimi biliyordum. uykusunda konuşuyordu. ne sorarsan dürüstçe cevap veriyordu. en kötüsü de telefonda dahi olsak, 30 saniye içinde uykuya dalabiliyordu. birkaç gün bekledim. olay soğuduktan sonra bir gece geç saatlerde, yine daldı gitti.
- uyudun mu?
+ ıhhmm
- seni çok özlüyorum.
+ ben de.
- az kaldı ama gelmeme, napacaksın beni görünce?
+ boynuna atlayacam.
(kıvama gelmişti, bitirici vuruşu yapmak için hazırdım.)
- ahmetle uyur muydunuz birlikte?
+ hıhı.
- omzundan öper miydi?
+ evet
- ilk defa o mu öptü?
+ hıhı
- çok anlamlıydı değil mi senin için ordan öpmesi?
+ hıhı.
- hıhı nın da senin de mına koyim.
şüphe benim lanetim. salak yerine konulmaktan, sahte sevgilerin ve yapmacık tavırların esiri olmaktansa yalnızlığa iten belki de yegane sebep.
"omzumdan öpsene" diye kulağıma fısıldadığında film başlayalı yarım saat, sinemada birini öpmeyi bırakalı 10 yıl olmuştu. yanlış mı anladım acaba diye dönüp yüzüne baktım. omzunu hafifçe yukarı kaldırıp gözlerini kıstı. alt dudağını hafifçe öne doğru çıkardı. masum bir bebek olmuştu. bu yüz ifadesini biliyordum, çok tanıdıktı, ancak omuz bu tabloda sırıtan yabancı bir kavramdı. çok tatlı göründüğünü düşünüyor olmalıydı. oysa benim midem bulanıyordu. isteğini yerine getirmezsem bir yerimin eksilmeyeceğini düşündüm. usulca kazağının üzerinden bir öpücük kondurdum. ağzıma bulaşan tüyleri silerken birden başımdan aşağı kaynar sular döküldü. tüm vücuduma sanki yüzlerce raptiye batıyordu. bedenimde karıncalar geziyordu. neydi beni huzursuz eden? neden omzundan öpmemi istemişti özellikle? neden yüzünün herhangi bir noktasından ya da elinden değil de omzundan? neden özellikle ordan, durduk yere aklıma gelme ihtimali olmayan ve henüz ilişkimizin başındayken ve onu hiç öpmemişken?
gözlerimi kapattım. sanki bir yerde uzanıyordum. arkadaşlarımın yüzleri belirdi, tepeden bakıyorlardı. boğuk boğuk sesleniyorlardı "takma bu kadar, her şeyi düşünme böyle manyak mısın?"... sakin olmalıydım, belli etmeden sakince günün sonunu getirdim.
ilk sevişmemizde sonra... bluzunu çıkarır çıkmaz. o yağmurlu günde, ettiğimiz ilk büyük kavganın ardından, barışınca... ikinci sevişmemizde... bir daha sinemada...
artık emindim. çünkü benzer şeyleri çok görmüştüm. bu tipler, eski ilişkilerinin devamlarını bir başkasında yaşarlardı. o çok aşık olduğu çocukla ilgili unutamadığı ne varsa, sende bulmak isterlerdi. ona ait küçük ama unutulmaz detayları göze batmayacak şekilde alışkanlık haline getirmen için oyunlara başvururlardı.
sordum sonra. eski sevgilin mi öperdi omzundan? diye. paranoyak, ruh hastası, arıza gibi bir yerden sonra dinlemediğim yakıştırmalarda bulundu. sonra onu ne zannediyordum ki ben? bir başkasını unutamamış olsa neden benimle olsundu ki? sahi ne kadar saçmaydı, ben neden takıyordum ki bu kadar? eğer güvenmiyorsam... artık bu klişelerden midem bulanmıştı. bir daha konuyu açmamak üzere kapattığımı söyledim, özür diledim ve sinsice köşeme çekildim.
nasıl çözeceğimi biliyordum. uykusunda konuşuyordu. ne sorarsan dürüstçe cevap veriyordu. en kötüsü de telefonda dahi olsak, 30 saniye içinde uykuya dalabiliyordu. birkaç gün bekledim. olay soğuduktan sonra bir gece geç saatlerde, yine daldı gitti.
- uyudun mu?
+ ıhhmm
- seni çok özlüyorum.
+ ben de.
- az kaldı ama gelmeme, napacaksın beni görünce?
+ boynuna atlayacam.
(kıvama gelmişti, bitirici vuruşu yapmak için hazırdım.)
- ahmetle uyur muydunuz birlikte?
+ hıhı.
- omzundan öper miydi?
+ evet
- ilk defa o mu öptü?
+ hıhı
- çok anlamlıydı değil mi senin için ordan öpmesi?
+ hıhı.
- hıhı nın da senin de mına koyim.
şüphe benim lanetim. salak yerine konulmaktan, sahte sevgilerin ve yapmacık tavırların esiri olmaktansa yalnızlığa iten belki de yegane sebep.
kemirir.
beyni kemiren iç dürtüdür.
fazlalaşması paranoyaya dönüşür.
fazlalaşması paranoyaya dönüşür.
sikko bir kanal d dizisiydi. gümbür gümbür geliyor diye reklamını yaptılar ne zaman gittiğini öğrenemedik bile.
şüphe, hummalı hastaya benzer; uyumaz, uyuyamaz, uyutmaz, dalsa da korkulu rüya görür.
uzun zamandır bu denli kuvvetlisini yaşamamıştım. 1 gün bile sürmedi şüphem. karında bir baskı, boğazda bir düğüm... akıl almaz bir dürtü bu, boşa bir şüphe olduğunu anladığım saniyede, hepsi birden yok oldu. ne yaparsanız yapın aklınızdan çıkartamadığınız, kendinizi iyi hissetmenize engel olan o şey, tek bir kelime ile veya tek bir görüntü ile uçup gidiyor.
insanı delirtir efenim. fazlası zarardır. *
gördün mü onu sevgilinin gözünde
düştün mü bir kez içine
vay haline kardeşim
yarım yamalak bir adamsın artık
ne gülüşün gerçek
ne öpüşün tam
sevdicek değil
korkudur elinden tutan
bir yastıkta iki baş
biri uykuda biri sarhoş
kendi aklınla bir savaş
başlar da bitmez kardeşim
şüphedir o içini kemiren
seni bir deliye döndüren
öldürmek yoktur kitabında
odur insanı en güzel süründüren...
düştün mü bir kez içine
vay haline kardeşim
yarım yamalak bir adamsın artık
ne gülüşün gerçek
ne öpüşün tam
sevdicek değil
korkudur elinden tutan
bir yastıkta iki baş
biri uykuda biri sarhoş
kendi aklınla bir savaş
başlar da bitmez kardeşim
şüphedir o içini kemiren
seni bir deliye döndüren
öldürmek yoktur kitabında
odur insanı en güzel süründüren...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar