bugün

entry'ler (101)

bir kitaba 25 tl veren insan

benim ulan benim!
keşke bir kitaba versem, tonla kitaplara paralar döktüm. kitapların insanlardan farkı yok benim için kimi bittiğinde kapağını kapatıp beş para etmezmiş diyorum, kimi bitince ana karaktere bürünüyorum.

1 55 boyla 1 90 lık erkek istemek

ben bardağım sen sürahi,
lokur lukur doldur içimi...

sözlük yazarlarının favori çikolataları

öff be hocam be frambuazlı dido be...
bide hep o almanyadaki dayının getirdiği türkiyede göremediğimiz kinderler var tabi.
eti gurme iyi gidiyordu bi ara ama baydı be...

sevdiği erkek için değişen kız kişiliği

kızın arkadaşlarının büyük kısmı tarafından tasvip edilmeyen durumdur, lakin insanlar değişmezler sadece bir süre sevgi için huylarını ipe alırlar. bana göre güzel bir eylem, başka bir bakış açısını bir süreliğine farklı değerlendirmek. çoğu insan arkadaşlarını kaybeder bu yüzden. kadın erkek fark etmez. zamanı gelir hepimiz sevdiğimiz kişiler için kendimizi dizginleriz. ha kimisi çok bencil evet, çok dik kafalı aynen, ama pamuktan bi gıdım sert olan yürekler kendilerini hep dizginleri gererken bulur.

sevilen şarkının vurucu cümlesi

hasret kaldım gözlerinin rengine.

sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

Yarın vizesi olan hocama: " ya hocam sizi çok severim (gerçekten öyle) ama şunu az ileri atalım. Gece çalışmaya kalktım sözlüğe dalmışım. Bide soracağınız yerler çok sayfa okunmuyor bi daha anlatın haftaya yaparız bi güzellik size." Demek istiyöröm

ilk buluşmada kıbleyi soran kız

Güney tarafının nerede olduğunu merak ederek içindeki bilge insanı göstermemek için yapmış olduğunu düşünüyorum. Şimdi rekabete gireriz falan; namazda değil hocam genel kültür anlarsın ya.
Gece gece iyimserlik kustum şuraya.

gece 4 10 da kıyamet kopması

Kısmetse yarın...

karın gurultusunu sevgilinin duyması

Aç mısın sorusunu getirir peşi sıra.
Ya çok aç olduğumdan ki bu hayatımda nadir olan bi olay yada cidden çok yediğimden midem benle iletişim haline geçer zaten. Bi ağzın dursun be birader yanımdakine ne dadanıyosun, kakara kikiri ben bi soda alayım...

sözlük yazarlarının ruh halleri

yeni doğan ceylanlara denk gelmişsinizdir illa...
o kırılgan bacakları, annesine dayanışı, o üstündeki sıvı, gözlerini kırpışı falan filan...
geçen sabah yeni pembe parlak elbisesini ilk kez giyecek olan seda sayan gibi uyanırken, bu sabah o ceylan gibi ne yapacağını bilmez uyanabilen bi ruh halim vardı. gün boyunca sürekliliğini sürdürdü. bi yerlerde patlak verdi, kazasız belasız atlattık demek isterdim ama maalesef diyemiyorum.

bi çita hop diye kaptı beni,
şimdi 3'ü 4'ü paylaşıyorlar etimi.
insan neydim değil ne olacağım demeli,
arkasına bakmadan seda seyan cilvesiyle gidebilmeli...

ben bu yazıyı sana yazdım

sanırım çok yerde, çok insana dert yandım "özlemek ne kötü lan." diye yada özlemenin tanımını yaptım insanlara.
en iyi ben bilirim lan özlemeyi, özlemekle gelen pişmanlığı.
onlarda söylediler bana en iyi sen bilirmişsin özlemeyi dediler.
bi an rakının yudumuyla gelir sözcükler dilime, bi an telefonun sesi, bazen şarkı listemde rastgele gelen şarkı getiriverir aklıma insanların sesini, bana bakışını, kurduğu güzel cümleleri, yaşanmışlıkları...
ben hep özlem duyarım. gurbete giderim bazen iş için; ekmek kokusunu özlerim. annem gelir bi mercimek çorbası yapar, buzdolabının kapağına astığı " biliyorum çok seversin ama hepsini birden içme gaz yapar, afiyet olsun evladım." yazısını görür annemi özlerim. bi iki gün işe gitmem yanımda çalışan malları bile özlerim. en çok yağmur kokusunu özlerim. ben doğarken yağmur yağmış, her doğum gününde de yağar. annem beni hastanenin balkonuna çıkarıp yüzümü bi kaç damlayla ıslattırmış aydınlık gökyüzüne. ilk kez derin nefes aldığım bu anmış meğer. ben yağmur yağdığında toprak kokusunu alırsam o günkü gibi iç çekermişim. her seferinde daha derin iç çekiyorum. daha çok almak istiyorum o saf temiz toprak kokusunu. ilk günkü gibi, derdim olmadan. kaldırım taşlarında kirlettiğim pantolonlarımın aslında şuan ki hayatımdan daha temiz olduğunu biliyorum. beraber saklambaç oynadığım insanlarla görüşmüyorum, okuduğum okulların önünden geçmiyorum, sevip de özlediğim yemekleri yemek yerine ayaküstü ağzıma bi şeyler tıkıyorum. her yere, her şeye, her zamana geç kalıyorum. her şeyi özlüyorum. saflığı özlüyorum. bakkal kazım amcadan para üstü yerine aldığım sakızları, mahalle maçında patlattığımız topları, apartmandaki sıcak yemek kokusunu.
eminim farklı şeyleri özleyemeyiz. hepimizin özlediği şeyler aynı. belki özlediğimiz zamanlar farklıdır. ama beraber yaşadığımız her an için özlediğimiz şeylerin aynı olduğunu düşünüyorum.
bak gördün mü şimdi de içmeyi özledim be sözlük...

işe gitmek

Pazar günü başıma bela mısın? Evet bu sözlükte pazarları bi ben çalışıyorum.

sözlük yazarlarının itirafları

itiraf etmeliyim çok odun bi' insanım ben. Hayatımdaki çoğu yakın arkadaşım bu memnuniyetsizliğimden ve umursamazlığımdan şikayetçidir. O yüzden kalıcı arkadaşlar hemen "ben seni böyle severim lavuk." diye gösterir kendini. Zaten normal önüme düşem biriyle iyi günleşirken bile elektriğimin uyuşması zordur. Ama şu 6-7 aydır önüme düşen insana bile üzüldüm, ağladım. Tarif etmeye lüzum yok bu duyguyu burada ama bi ankara insanı olarak bu patlamalar; hiç aklıma gelmeyecek insanları getirdi aklıma. ilkokulda hocaya beni şikayet eden o sümüklü yaşıyo mudur diye düşündüm. Hiç sevmediğim akrabalarım ankaraya geldiğinde oraya gitmişler midir? Dedim. Velhasıl tutup aklıma gelenlerden birini bulma yada arama çabasına düşmedim. işyerinde nefret ettiğim üstlerim, okuldaki malozlar, salak akrabalar... Hepsine oturup ağladım. O arada babam hasta oldu onu ağladım, sevdiğim insan için günlerce ağladım, aile büyüklerimin hastalıklarına, derslerime, işteki strese ağladım. Hiçbiri sevdiğim insanların bigün prim yapmak pahasına patlatılan bi bombada ölebilceklerinin ve adli tıp isim listesinde isimlerini arayıp onları teşhis edebilme ihtimalimin acısını geçemedi. Ben aranmayı ben ölmeyi tercih ettim bunları düşündükçe. Hiç korkmadım sanırım ölümden: yakınlarımın öldüğünü düşününce götüm tutuştu ama hep. Onları öküzlüğüm yüzünden kırdığım her saniye için gidip tek tek özür dilemek istedim. Ama itiraf etmeliyim ki ben çok odunum -dışarıya- bi gün yakınım olursan gözünün içine baka baka istediğin şeye "hayır" diyerek, içimden kan ağlayabilirim.

götünü döndü yattı

Oluyor böyle şeyler. Özellikle son gün hassaslaşan uyuma içgüdüsü dürtüveriyor; "kalk git yerine yat ama götün dönük olsun." Tabi uykunun eli tutulmaz. Ağa diyorlar ama yalan o. Sevdiklerimize sevmediklerimize sırtımızı döneriz, göt diyince kaba oluyor tabi. Kadın abartacak ya durumu götünün yatağa olan açısını yazar oraya.
Herkeşin ciğeri kendine... Düşünceli olursak şayet çevremizdekileri mutlu etmek bizim elimizde. Götümüzü dönsek bile beni seviyor der arkadan sarılır. Velhasıl bazılarımızın ona bile kabiliyeti yok be hocam...

çaba

Lamamayi öğrenmek istiyorum. En kısa zamamda

balkonda rakı kavun peynirle demlenmek

Pazar günü çalışacakken, benle zorun ne sözlük?

muallakta yaşamak

Allah bildiği gibi yapsın. Neden seçme şansımız yok hiç. Yada seçeceksek neden piyonlar? Neden vezir değil? Ben atı oynayıp "l" çizmeye bile razıyım halbuki. Küçük adamların elinde politik oyunlarla ne yapacağımız meçhul güzel bir satranç oyunu çeviriyoruz. Kimimiz yavaş yavaş çöküşünü iZliyor, kimimizin suratına kapanıyor aniden o kutu. Tüm taşlar tuzla buz oluyor. Nereye döküldüğünü göremiyoruz bile. O kutunun ne zaman kapanacağını bilmeyen oyuncular olarak şahı da veziri de oynatmak bizim hakkımız. Ne sevgilimizin, ne ailemizin, ne hocamızın, ne 'patronumuzun'...

sıcaktan uyuyamayan insanlara verilecek tavsiyeler

Gelsene, ankara çok ayaz.

sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

Haykıra haykıra özledim demek istiyorum hocam. Sanırım haykırıyorum ama ne çare? Beklemek gerekmiş ya bazı zamanlar. Bekliyoruz işte. Yoluna girsin hayat diye.
Beklemek ve özlemek kadar birbiriyle uyumlu bir çift daha yok dünyada. Bekleye bekleye özlersin. Özlediğin için beklersin. Sabretmek bu ikisinin babası zaar. Ne derse onu yapıyolar.
Ben dünyadaki en sabırsız insan şimdi neleri beklediğim için özlüyorum hocam bi bilsem. Neler geçiyor aklımdan. Yapamadığım, gıkımın çıkmadığı onca şey yüzünden/ sayesinde bi canlının saç telinin kokusuna özlem duyuyorum. Parmak uçlarını öpmek için sabırsızlanıyorum. Yağmur altında iş çıkışı saatlerce bekliyorum.
Elimde ne mi var? Sıfır. Beklemekten çıldırdığım, özlemle tırnaklarımı kemirdiğim, dişlerimi sabretmekten sıktığım günler sadece. Belki bi gün kavuşamazsam diye bakırköy'de yerim hazır, ellerimi yer bitirir, kendimi sıkmaktan tüm dişlerimle çene kemiğimi kırarım da söylemek istediklerimi söyleyemem diye değil, artık delilikten onu özleyemem diye korkuyorum.

the big bang theory

şu memnuniyetsizlik mevuzusunda sheldon'a o kadar çok benzetildim ki en sonunda dayanamayıp izledim. iyi ki memnuniyetsizmişim diyorum. hayatımın en saçma döneminde gülmekten gözümden yaşlar getiren dizidir. bir süre sonra sanki onlarla yaşıyor, onların kurallarına uyuyor gibi oluyorsunuz. (kişinin dizilerden etkilenme payına göre değişir tabi. ben çok nadir beğenip izlediğim için beğendiğimde de tam beğenmiş olduğumdan karakterleri çok özümsüyorum.)öyle bi arkadaş ortamı için çoğu şeyimi verebilirdim. bu beni sheldon'dan ayıran nadir özelliklerden biri sanırım.
ne zaman grip olsam:
soft kitty warm kitty little ball of fur...
© copyright 2005 - 2026