bugün
- tai lung32
- aç yatıyorum5
- uludağ sözlük yönetimini protesto ediyoruz2
- fransızların üstün ırk olması2
- cumhuriyetin halka sorulmadan getirilmesi26
- müfredattan felsefe dersinin çıkarılması2
- nathan ake4
- günün şiiri14
- erkekler pipilerini birbirlerine gösteriyor mu12
- kadınların çok açık giyinmesinden rahatsız olmak2
- birader yazar başlıkları2
- şeriat gelirse laikçilerin kaçacağı ülke17
- memurların yarısının kovulması gerekliliği2
- dine hakaretin ifade özgürlüğü olup olmadığı4
- öyle bi huzursuzluk ki sadece müzik dindirebiliyor2
- yaz yemeği2
- erkeğin vajina karşısındaki çaresizliği26
- öğrenciye diplomasını vermeyen akademisyen2
- vurduranlar klübü6
- deniz göktaş27
- hz davud3
- babanın 60 yaşından sonra spora başlaması9
- ömründe hiç büyük musibetle imtihan edilmemiş tip3
- cehennem korkusu12
- 9 budist rahibi arabayla biçen 11 yaşındaki sürücü2
- sevişmek istediğiniz yazarlar7
- 41 yaşına gelmiş hala daha sözlükte yazan adam15
- beraber huzurevine çıkılacak yazarlar16
- izmirin ve eskişehirin çok yanlış yollara sapması3
- sevişilen en ilginç yer6
- bayramdan bayrama namaz kılan dangalak2
- evli hatunu kocası evdeyken hoplatmak9
- sözlükte flörtleşmek22
- pandela44
- kadın poposundan kasa diye bahseden erkek18
- kadınlar memelerini birbirlerine gösteriyor mu11
- biraderikos6
- ölü balık eli7
- lise 1deki haliniz karşınızda olsa ne dersiniz12
- hayat hiç kolaylaşmayacak mı beyler6
- yazarlara verilmiş lakaplar13
- bik bik abla vs vurduranlar4
- kardeş7
- ezan sesinden rahatsız olmak6
- milliyet gazetesi onun arabası var şarkısı reklamı4
- geliyorum diyen kız5
- bodrum katlar yandı2
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları10
- enjeksiyon yapan hemşirenin yüzüne yüzüne osurmak2
- mesajlara geç cevap veren kız5
entry'ler (101)
benim ulan benim!
keşke bir kitaba versem, tonla kitaplara paralar döktüm. kitapların insanlardan farkı yok benim için kimi bittiğinde kapağını kapatıp beş para etmezmiş diyorum, kimi bitince ana karaktere bürünüyorum.
keşke bir kitaba versem, tonla kitaplara paralar döktüm. kitapların insanlardan farkı yok benim için kimi bittiğinde kapağını kapatıp beş para etmezmiş diyorum, kimi bitince ana karaktere bürünüyorum.
ben bardağım sen sürahi,
lokur lukur doldur içimi...
lokur lukur doldur içimi...
öff be hocam be frambuazlı dido be...
bide hep o almanyadaki dayının getirdiği türkiyede göremediğimiz kinderler var tabi.
eti gurme iyi gidiyordu bi ara ama baydı be...
bide hep o almanyadaki dayının getirdiği türkiyede göremediğimiz kinderler var tabi.
eti gurme iyi gidiyordu bi ara ama baydı be...
kızın arkadaşlarının büyük kısmı tarafından tasvip edilmeyen durumdur, lakin insanlar değişmezler sadece bir süre sevgi için huylarını ipe alırlar. bana göre güzel bir eylem, başka bir bakış açısını bir süreliğine farklı değerlendirmek. çoğu insan arkadaşlarını kaybeder bu yüzden. kadın erkek fark etmez. zamanı gelir hepimiz sevdiğimiz kişiler için kendimizi dizginleriz. ha kimisi çok bencil evet, çok dik kafalı aynen, ama pamuktan bi gıdım sert olan yürekler kendilerini hep dizginleri gererken bulur.
hasret kaldım gözlerinin rengine.
Yarın vizesi olan hocama: " ya hocam sizi çok severim (gerçekten öyle) ama şunu az ileri atalım. Gece çalışmaya kalktım sözlüğe dalmışım. Bide soracağınız yerler çok sayfa okunmuyor bi daha anlatın haftaya yaparız bi güzellik size." Demek istiyöröm
Güney tarafının nerede olduğunu merak ederek içindeki bilge insanı göstermemek için yapmış olduğunu düşünüyorum. Şimdi rekabete gireriz falan; namazda değil hocam genel kültür anlarsın ya.
Gece gece iyimserlik kustum şuraya.
Gece gece iyimserlik kustum şuraya.
Kısmetse yarın...
Aç mısın sorusunu getirir peşi sıra.
Ya çok aç olduğumdan ki bu hayatımda nadir olan bi olay yada cidden çok yediğimden midem benle iletişim haline geçer zaten. Bi ağzın dursun be birader yanımdakine ne dadanıyosun, kakara kikiri ben bi soda alayım...
Ya çok aç olduğumdan ki bu hayatımda nadir olan bi olay yada cidden çok yediğimden midem benle iletişim haline geçer zaten. Bi ağzın dursun be birader yanımdakine ne dadanıyosun, kakara kikiri ben bi soda alayım...
yeni doğan ceylanlara denk gelmişsinizdir illa...
o kırılgan bacakları, annesine dayanışı, o üstündeki sıvı, gözlerini kırpışı falan filan...
geçen sabah yeni pembe parlak elbisesini ilk kez giyecek olan seda sayan gibi uyanırken, bu sabah o ceylan gibi ne yapacağını bilmez uyanabilen bi ruh halim vardı. gün boyunca sürekliliğini sürdürdü. bi yerlerde patlak verdi, kazasız belasız atlattık demek isterdim ama maalesef diyemiyorum.
bi çita hop diye kaptı beni,
şimdi 3'ü 4'ü paylaşıyorlar etimi.
insan neydim değil ne olacağım demeli,
arkasına bakmadan seda seyan cilvesiyle gidebilmeli...
o kırılgan bacakları, annesine dayanışı, o üstündeki sıvı, gözlerini kırpışı falan filan...
geçen sabah yeni pembe parlak elbisesini ilk kez giyecek olan seda sayan gibi uyanırken, bu sabah o ceylan gibi ne yapacağını bilmez uyanabilen bi ruh halim vardı. gün boyunca sürekliliğini sürdürdü. bi yerlerde patlak verdi, kazasız belasız atlattık demek isterdim ama maalesef diyemiyorum.
bi çita hop diye kaptı beni,
şimdi 3'ü 4'ü paylaşıyorlar etimi.
insan neydim değil ne olacağım demeli,
arkasına bakmadan seda seyan cilvesiyle gidebilmeli...
sanırım çok yerde, çok insana dert yandım "özlemek ne kötü lan." diye yada özlemenin tanımını yaptım insanlara.
en iyi ben bilirim lan özlemeyi, özlemekle gelen pişmanlığı.
onlarda söylediler bana en iyi sen bilirmişsin özlemeyi dediler.
bi an rakının yudumuyla gelir sözcükler dilime, bi an telefonun sesi, bazen şarkı listemde rastgele gelen şarkı getiriverir aklıma insanların sesini, bana bakışını, kurduğu güzel cümleleri, yaşanmışlıkları...
ben hep özlem duyarım. gurbete giderim bazen iş için; ekmek kokusunu özlerim. annem gelir bi mercimek çorbası yapar, buzdolabının kapağına astığı " biliyorum çok seversin ama hepsini birden içme gaz yapar, afiyet olsun evladım." yazısını görür annemi özlerim. bi iki gün işe gitmem yanımda çalışan malları bile özlerim. en çok yağmur kokusunu özlerim. ben doğarken yağmur yağmış, her doğum gününde de yağar. annem beni hastanenin balkonuna çıkarıp yüzümü bi kaç damlayla ıslattırmış aydınlık gökyüzüne. ilk kez derin nefes aldığım bu anmış meğer. ben yağmur yağdığında toprak kokusunu alırsam o günkü gibi iç çekermişim. her seferinde daha derin iç çekiyorum. daha çok almak istiyorum o saf temiz toprak kokusunu. ilk günkü gibi, derdim olmadan. kaldırım taşlarında kirlettiğim pantolonlarımın aslında şuan ki hayatımdan daha temiz olduğunu biliyorum. beraber saklambaç oynadığım insanlarla görüşmüyorum, okuduğum okulların önünden geçmiyorum, sevip de özlediğim yemekleri yemek yerine ayaküstü ağzıma bi şeyler tıkıyorum. her yere, her şeye, her zamana geç kalıyorum. her şeyi özlüyorum. saflığı özlüyorum. bakkal kazım amcadan para üstü yerine aldığım sakızları, mahalle maçında patlattığımız topları, apartmandaki sıcak yemek kokusunu.
eminim farklı şeyleri özleyemeyiz. hepimizin özlediği şeyler aynı. belki özlediğimiz zamanlar farklıdır. ama beraber yaşadığımız her an için özlediğimiz şeylerin aynı olduğunu düşünüyorum.
bak gördün mü şimdi de içmeyi özledim be sözlük...
en iyi ben bilirim lan özlemeyi, özlemekle gelen pişmanlığı.
onlarda söylediler bana en iyi sen bilirmişsin özlemeyi dediler.
bi an rakının yudumuyla gelir sözcükler dilime, bi an telefonun sesi, bazen şarkı listemde rastgele gelen şarkı getiriverir aklıma insanların sesini, bana bakışını, kurduğu güzel cümleleri, yaşanmışlıkları...
ben hep özlem duyarım. gurbete giderim bazen iş için; ekmek kokusunu özlerim. annem gelir bi mercimek çorbası yapar, buzdolabının kapağına astığı " biliyorum çok seversin ama hepsini birden içme gaz yapar, afiyet olsun evladım." yazısını görür annemi özlerim. bi iki gün işe gitmem yanımda çalışan malları bile özlerim. en çok yağmur kokusunu özlerim. ben doğarken yağmur yağmış, her doğum gününde de yağar. annem beni hastanenin balkonuna çıkarıp yüzümü bi kaç damlayla ıslattırmış aydınlık gökyüzüne. ilk kez derin nefes aldığım bu anmış meğer. ben yağmur yağdığında toprak kokusunu alırsam o günkü gibi iç çekermişim. her seferinde daha derin iç çekiyorum. daha çok almak istiyorum o saf temiz toprak kokusunu. ilk günkü gibi, derdim olmadan. kaldırım taşlarında kirlettiğim pantolonlarımın aslında şuan ki hayatımdan daha temiz olduğunu biliyorum. beraber saklambaç oynadığım insanlarla görüşmüyorum, okuduğum okulların önünden geçmiyorum, sevip de özlediğim yemekleri yemek yerine ayaküstü ağzıma bi şeyler tıkıyorum. her yere, her şeye, her zamana geç kalıyorum. her şeyi özlüyorum. saflığı özlüyorum. bakkal kazım amcadan para üstü yerine aldığım sakızları, mahalle maçında patlattığımız topları, apartmandaki sıcak yemek kokusunu.
eminim farklı şeyleri özleyemeyiz. hepimizin özlediği şeyler aynı. belki özlediğimiz zamanlar farklıdır. ama beraber yaşadığımız her an için özlediğimiz şeylerin aynı olduğunu düşünüyorum.
bak gördün mü şimdi de içmeyi özledim be sözlük...
Pazar günü başıma bela mısın? Evet bu sözlükte pazarları bi ben çalışıyorum.
itiraf etmeliyim çok odun bi' insanım ben. Hayatımdaki çoğu yakın arkadaşım bu memnuniyetsizliğimden ve umursamazlığımdan şikayetçidir. O yüzden kalıcı arkadaşlar hemen "ben seni böyle severim lavuk." diye gösterir kendini. Zaten normal önüme düşem biriyle iyi günleşirken bile elektriğimin uyuşması zordur. Ama şu 6-7 aydır önüme düşen insana bile üzüldüm, ağladım. Tarif etmeye lüzum yok bu duyguyu burada ama bi ankara insanı olarak bu patlamalar; hiç aklıma gelmeyecek insanları getirdi aklıma. ilkokulda hocaya beni şikayet eden o sümüklü yaşıyo mudur diye düşündüm. Hiç sevmediğim akrabalarım ankaraya geldiğinde oraya gitmişler midir? Dedim. Velhasıl tutup aklıma gelenlerden birini bulma yada arama çabasına düşmedim. işyerinde nefret ettiğim üstlerim, okuldaki malozlar, salak akrabalar... Hepsine oturup ağladım. O arada babam hasta oldu onu ağladım, sevdiğim insan için günlerce ağladım, aile büyüklerimin hastalıklarına, derslerime, işteki strese ağladım. Hiçbiri sevdiğim insanların bigün prim yapmak pahasına patlatılan bi bombada ölebilceklerinin ve adli tıp isim listesinde isimlerini arayıp onları teşhis edebilme ihtimalimin acısını geçemedi. Ben aranmayı ben ölmeyi tercih ettim bunları düşündükçe. Hiç korkmadım sanırım ölümden: yakınlarımın öldüğünü düşününce götüm tutuştu ama hep. Onları öküzlüğüm yüzünden kırdığım her saniye için gidip tek tek özür dilemek istedim. Ama itiraf etmeliyim ki ben çok odunum -dışarıya- bi gün yakınım olursan gözünün içine baka baka istediğin şeye "hayır" diyerek, içimden kan ağlayabilirim.
Oluyor böyle şeyler. Özellikle son gün hassaslaşan uyuma içgüdüsü dürtüveriyor; "kalk git yerine yat ama götün dönük olsun." Tabi uykunun eli tutulmaz. Ağa diyorlar ama yalan o. Sevdiklerimize sevmediklerimize sırtımızı döneriz, göt diyince kaba oluyor tabi. Kadın abartacak ya durumu götünün yatağa olan açısını yazar oraya.
Herkeşin ciğeri kendine... Düşünceli olursak şayet çevremizdekileri mutlu etmek bizim elimizde. Götümüzü dönsek bile beni seviyor der arkadan sarılır. Velhasıl bazılarımızın ona bile kabiliyeti yok be hocam...
Herkeşin ciğeri kendine... Düşünceli olursak şayet çevremizdekileri mutlu etmek bizim elimizde. Götümüzü dönsek bile beni seviyor der arkadan sarılır. Velhasıl bazılarımızın ona bile kabiliyeti yok be hocam...
Lamamayi öğrenmek istiyorum. En kısa zamamda
Pazar günü çalışacakken, benle zorun ne sözlük?
Allah bildiği gibi yapsın. Neden seçme şansımız yok hiç. Yada seçeceksek neden piyonlar? Neden vezir değil? Ben atı oynayıp "l" çizmeye bile razıyım halbuki. Küçük adamların elinde politik oyunlarla ne yapacağımız meçhul güzel bir satranç oyunu çeviriyoruz. Kimimiz yavaş yavaş çöküşünü iZliyor, kimimizin suratına kapanıyor aniden o kutu. Tüm taşlar tuzla buz oluyor. Nereye döküldüğünü göremiyoruz bile. O kutunun ne zaman kapanacağını bilmeyen oyuncular olarak şahı da veziri de oynatmak bizim hakkımız. Ne sevgilimizin, ne ailemizin, ne hocamızın, ne 'patronumuzun'...
Gelsene, ankara çok ayaz.
Haykıra haykıra özledim demek istiyorum hocam. Sanırım haykırıyorum ama ne çare? Beklemek gerekmiş ya bazı zamanlar. Bekliyoruz işte. Yoluna girsin hayat diye.
Beklemek ve özlemek kadar birbiriyle uyumlu bir çift daha yok dünyada. Bekleye bekleye özlersin. Özlediğin için beklersin. Sabretmek bu ikisinin babası zaar. Ne derse onu yapıyolar.
Ben dünyadaki en sabırsız insan şimdi neleri beklediğim için özlüyorum hocam bi bilsem. Neler geçiyor aklımdan. Yapamadığım, gıkımın çıkmadığı onca şey yüzünden/ sayesinde bi canlının saç telinin kokusuna özlem duyuyorum. Parmak uçlarını öpmek için sabırsızlanıyorum. Yağmur altında iş çıkışı saatlerce bekliyorum.
Elimde ne mi var? Sıfır. Beklemekten çıldırdığım, özlemle tırnaklarımı kemirdiğim, dişlerimi sabretmekten sıktığım günler sadece. Belki bi gün kavuşamazsam diye bakırköy'de yerim hazır, ellerimi yer bitirir, kendimi sıkmaktan tüm dişlerimle çene kemiğimi kırarım da söylemek istediklerimi söyleyemem diye değil, artık delilikten onu özleyemem diye korkuyorum.
Beklemek ve özlemek kadar birbiriyle uyumlu bir çift daha yok dünyada. Bekleye bekleye özlersin. Özlediğin için beklersin. Sabretmek bu ikisinin babası zaar. Ne derse onu yapıyolar.
Ben dünyadaki en sabırsız insan şimdi neleri beklediğim için özlüyorum hocam bi bilsem. Neler geçiyor aklımdan. Yapamadığım, gıkımın çıkmadığı onca şey yüzünden/ sayesinde bi canlının saç telinin kokusuna özlem duyuyorum. Parmak uçlarını öpmek için sabırsızlanıyorum. Yağmur altında iş çıkışı saatlerce bekliyorum.
Elimde ne mi var? Sıfır. Beklemekten çıldırdığım, özlemle tırnaklarımı kemirdiğim, dişlerimi sabretmekten sıktığım günler sadece. Belki bi gün kavuşamazsam diye bakırköy'de yerim hazır, ellerimi yer bitirir, kendimi sıkmaktan tüm dişlerimle çene kemiğimi kırarım da söylemek istediklerimi söyleyemem diye değil, artık delilikten onu özleyemem diye korkuyorum.
şu memnuniyetsizlik mevuzusunda sheldon'a o kadar çok benzetildim ki en sonunda dayanamayıp izledim. iyi ki memnuniyetsizmişim diyorum. hayatımın en saçma döneminde gülmekten gözümden yaşlar getiren dizidir. bir süre sonra sanki onlarla yaşıyor, onların kurallarına uyuyor gibi oluyorsunuz. (kişinin dizilerden etkilenme payına göre değişir tabi. ben çok nadir beğenip izlediğim için beğendiğimde de tam beğenmiş olduğumdan karakterleri çok özümsüyorum.)öyle bi arkadaş ortamı için çoğu şeyimi verebilirdim. bu beni sheldon'dan ayıran nadir özelliklerden biri sanırım.
ne zaman grip olsam:
soft kitty warm kitty little ball of fur...
ne zaman grip olsam:
soft kitty warm kitty little ball of fur...