bugün
- arabayı yavaş süren tipler9
- yakışıklı erkeklerin gay olması8
- pkk türk sanatını davar güder gibi güdüyor7
- dün gece sözlükte yaşanan o rezil olay12
- liseden arkadaşlar4
- queen feristah9
- uludağ sözlük için öneriler6
- zam var diye gece benzinciye gitmek5
- beni seven yazarlar3
- true çaylak olsun kampanyası13
- insanlar nasıl birbirine güvenip evleniyor14
- tarık tarcan5
- online yazarlar neden yazmıyor11
- sarhoşken sokak hayvanlarıyla arkadaşlık etmek3
- mirc2
- 60 yıllık ömrümün kalması2
- arkadan yanaşıp selektör yapan it10
- sevgiliyle yapmayı en çok sevdiğiniz aktivite13
- sözlük yazarlarına gelen son mesaj8
- küçük prens okuyan yetişkin erkek5
- yılbaşına az kalması6
- misafirlikte tuvalete gitmek4
- debe'nin nick altı entry dolması4
- masonluk2
- ece güner den masumiyet mektubu2
- kavga ediyor numarası yapan yazarlar6
- sürekli güler yüzle dolaşan tip11
- yapay zeka moderatörü3
- ilk fırsatta fahri trafik müfettişi olacağım5
- velvet57
- ibne miyim acaba diye sorgulamak8
- havanın kapaması2
- sözlük yazarlarının çayları9
- göbeği açık bırakıp göbek piercingi takmak7
- gocu22
- yeni parti39
- ceviz'ye yiğenim ceviz'ye yiğenim2
- çok kahve içen adamın çocuğunun siyahi olması3
- poker face2
- parmak patates vs elma dilim patates10
- device connected3
- bir carlsberg içip diyeti bozmak2
- kih kih birader mokv falan hepsi aynı kişi6
- sözlük kezoları9
- tamer karadağlı2
- şaka maka yakışıklıyım lan sahiden5
- alma mater yuzır3
- atakürtçüler3
- güvenilir yazar5
- psikopat erkek seven kızlar7
entry'ler (22)
yazarlık veya bilgi namına hiçbir şeye sahip olmayan tiplerdir. sözlüğe katabileceği bütün bilgisi doğrudan kendi tecrübesidir. yaşadıkları haricinde bilgisi yoktur. bundan dolayı muhtemelen kürt sorununa dair bütün çözümü "asacaksın bunları", ekonomik krizi çözme paketi "para basalım gitsin" seklindedir.
belirli bir iq standartı aranmazsa olacak budur!
belirli bir iq standartı aranmazsa olacak budur!
hazır kürtler gitmişken aradan çomarları ve hamsileri de çıkartılır marmara-ege-akdeniz'den oluşan bir ülke kurulur. birkaç yıl içinde gücü artan sosyal devlet, yüksek eğitim kalitesi, yüksek oranlı gavatlık, ab üyeliği sonucunda bu ülke isveç'e rakip olur çıkar.
çomarya düklüğünü salgın hastalıklar yok eder (çomarların içinde doktor olabilecek kapasitede hiç birisi yoktur) ve lazarya-mütehitus krallığında inşaat alanı bulunmayınca insanlar cinnet geçirir ve ortaya çıkan kaos krallığı yok eder.
kürtler zaten kimsenin mikinde değil.
çomarya düklüğünü salgın hastalıklar yok eder (çomarların içinde doktor olabilecek kapasitede hiç birisi yoktur) ve lazarya-mütehitus krallığında inşaat alanı bulunmayınca insanlar cinnet geçirir ve ortaya çıkan kaos krallığı yok eder.
kürtler zaten kimsenin mikinde değil.
tolstoyla beraber insanlığı gördüğü en niteliksiz en düşük yarış insan. tek niteliği basit yazması ve kemalistlerin onu anlaması. kemalistler bu adamı anladıkları için seviyorlar zira ergin yıldızoğlu, hikmet çetinkaya gibi isimler fazla komplike kaçıyor.
nede olsa yazı okumak isntagramda veya facebook'ta resim beğenmeye benzemiyor.
nede olsa yazı okumak isntagramda veya facebook'ta resim beğenmeye benzemiyor.
http://www.youtube.com/wa...4YGAlcCRZllI&index=13
linkteki sarkısında aralıksız 3 dakika davul sesi kullanmış ve sonrasında, kiliselerde yüzyıllardır çalınan niteliksiz müziklerin çakmasını kullanmıştır. tüm olayı bu olan şarkı interstellar denen düşük yarış filmine giden herkesi kendine hayran bırakmıştır.
hayret vericidir.
linkteki sarkısında aralıksız 3 dakika davul sesi kullanmış ve sonrasında, kiliselerde yüzyıllardır çalınan niteliksiz müziklerin çakmasını kullanmıştır. tüm olayı bu olan şarkı interstellar denen düşük yarış filmine giden herkesi kendine hayran bırakmıştır.
hayret vericidir.
hayatımda gördüğüm en niteliksiz, en düşük yarış insan. muhtemelenirem dericinin besteleri bile daha iyidir.
Muhendislerin evlerinde takilip porno izlemekten, masturbasyon yapmaktan ve arasıra dunyayi değiştirecek buluş yapip bunu, onun zekasinin urunu olan bulus uzerinden para kazanacak, muhtesem isletmeciye kaptirmaktan baska hicbir niteliginin bulunmamasi durumudur.
Sadece egitimsiz, padisahim cok yasa kafasindaki fakirlerin tutcagi; san lorenzo isimli koy takimini bile ancak 2-0 yenebilen apaci/monarsi takimi.
Entrylerinden anladığım kadarıyla ergen, empati yoksunu, cahil birisi yani klasik kemalist.
türkiye'nin gördüğü en hayalperest parti.
ortaya attıktaları -doğru veya yanlış demiyorum- iddalar üzerinden siyaset yapma alışkanlığı, merkez sağın bir kısmınında içine alınmasıyla, iyice boka sardı. emine erdoğanın kasetinin bülent arınçta bulunduğuna dair ortaya atılan iddadan sonra -bu iddianın gerçek olup olmadığı belli olmadığı halde- bu kasetler üzerinden yorum yapılmakta ve bu aydınlık gazetesi/dergisi nezdinde doğru seyler söylense bile aydınlık derigisi/gazetesine şüpheyle bakılmasına sebep olmakta [1]
yine işçi partililerde görülen bir başka sendrom dağları biz yarattık sendromudur. gezi parkı olaylarında da çok net görüldüğü üzere işçi partisi olayları kendi yayın organları olan ulusal kanal üzeriden aktarırken taraflı bir yayın yapmış, sanki bütün mücadele işçi partisi/tgb sayesinde verilmiş gibi bir hava yaratılmaya çalışılmıştır. bu programların birisinde izlediğim bir şeyse işçi partisinin gerçeklerden ne kadar kopuk olduğunu, ve onların dağları biz yarattık tribine kendilerininde inandığı yönünde bir düşünce oluşturmuştur. buna sebep olan yayında konuk "türk-kürt kardeşlerimiz ancak ve ancak türk bağrağı altında birleşebilmektedir gördüğünüz üzere bu da işçi partimizin söylemlerinin doğruluğunu ispatlamaktadır". ulan amk yüzümüzü gözümüzü kulaklarımızı kapatıp yaşarsak bizden bi bok olmaz. işçi partisi bir an önce etrafında neler olup bittiğini anlamalı eski siyasetin gezi parkıyla beraber kapandığını anlamalıdır.
1- sevmediğim birisi olmasına rağmen akif beki özellikle akp karşıtı muhalefetin bu tavarını eleştiren bir yazı kaleme almış. http://www.radikal.com.tr...asil_elestirilmez-1139168
ortaya attıktaları -doğru veya yanlış demiyorum- iddalar üzerinden siyaset yapma alışkanlığı, merkez sağın bir kısmınında içine alınmasıyla, iyice boka sardı. emine erdoğanın kasetinin bülent arınçta bulunduğuna dair ortaya atılan iddadan sonra -bu iddianın gerçek olup olmadığı belli olmadığı halde- bu kasetler üzerinden yorum yapılmakta ve bu aydınlık gazetesi/dergisi nezdinde doğru seyler söylense bile aydınlık derigisi/gazetesine şüpheyle bakılmasına sebep olmakta [1]
yine işçi partililerde görülen bir başka sendrom dağları biz yarattık sendromudur. gezi parkı olaylarında da çok net görüldüğü üzere işçi partisi olayları kendi yayın organları olan ulusal kanal üzeriden aktarırken taraflı bir yayın yapmış, sanki bütün mücadele işçi partisi/tgb sayesinde verilmiş gibi bir hava yaratılmaya çalışılmıştır. bu programların birisinde izlediğim bir şeyse işçi partisinin gerçeklerden ne kadar kopuk olduğunu, ve onların dağları biz yarattık tribine kendilerininde inandığı yönünde bir düşünce oluşturmuştur. buna sebep olan yayında konuk "türk-kürt kardeşlerimiz ancak ve ancak türk bağrağı altında birleşebilmektedir gördüğünüz üzere bu da işçi partimizin söylemlerinin doğruluğunu ispatlamaktadır". ulan amk yüzümüzü gözümüzü kulaklarımızı kapatıp yaşarsak bizden bi bok olmaz. işçi partisi bir an önce etrafında neler olup bittiğini anlamalı eski siyasetin gezi parkıyla beraber kapandığını anlamalıdır.
1- sevmediğim birisi olmasına rağmen akif beki özellikle akp karşıtı muhalefetin bu tavarını eleştiren bir yazı kaleme almış. http://www.radikal.com.tr...asil_elestirilmez-1139168
"brezilya sikti eheöhö" demeden önce ispanya ve brezilyanın arasındaki motivasyon ve kadro farkına bakmak gerek.
öncelikli olarak takımlar arasındaki motivasyon farkına bakacak olursak: ispanya bu kupaya avrupa kupasını aldıktan sonra isteksiz bir biçimde geliyor. nitekim bundan önceki konfederasyon kupasında ispanya'nın 35 maçlık yenilmezlik serisini uzatması için sıradan bir takım olan abd'yi yenmeleri gerekirken, takım motivasyon eksikliğinden dolayı, hem kupayı hem de en uzun süre yenilmezlik rekorunu alamadı (su anda brezilyanın rekorunu egale ettiler).buna karşın brezilya için bu kupa dünya kupası öncesine denk geliyor ve brezilyalıları motive edici bir güç oluşturuyor. bu gücün yanında bir de turnuvanın brezilyada düzenleniyor olması da cabası.
ikinci bir konu olarak ispanya takımının en azından bu kupa düzeyinde bir düşüşte olduğu söylenebilir. özellikle xavi'nin yaşlanmasına bağlı olarak gelişen düşüş ispanya milli takımını da etkilemiş durumda. ispanya hala daha tiki-taka oynamaya devam edecek fakat del bosque muhtemelen bir sene sonraki dünya kupası için takımın orta sahası düzeyinde bir değişikliğe gidecektir. özellikle orta saha düzeyinde inanılmaz bir kadro zenginliğine sahip olan ispanyanın orta saha mevkisindeki zengilik sadece genişlikten değil derinlikten de geliyor. yüksek potansiyele sahip bir çok oyuncuları var. real madrid'in yeni transferi isco'nun patlama yapmasıyla seneye dünya kupası adına çok değişik bir senaryo çıkacağını tahmin etmek güç değil.
öncelikli olarak takımlar arasındaki motivasyon farkına bakacak olursak: ispanya bu kupaya avrupa kupasını aldıktan sonra isteksiz bir biçimde geliyor. nitekim bundan önceki konfederasyon kupasında ispanya'nın 35 maçlık yenilmezlik serisini uzatması için sıradan bir takım olan abd'yi yenmeleri gerekirken, takım motivasyon eksikliğinden dolayı, hem kupayı hem de en uzun süre yenilmezlik rekorunu alamadı (su anda brezilyanın rekorunu egale ettiler).buna karşın brezilya için bu kupa dünya kupası öncesine denk geliyor ve brezilyalıları motive edici bir güç oluşturuyor. bu gücün yanında bir de turnuvanın brezilyada düzenleniyor olması da cabası.
ikinci bir konu olarak ispanya takımının en azından bu kupa düzeyinde bir düşüşte olduğu söylenebilir. özellikle xavi'nin yaşlanmasına bağlı olarak gelişen düşüş ispanya milli takımını da etkilemiş durumda. ispanya hala daha tiki-taka oynamaya devam edecek fakat del bosque muhtemelen bir sene sonraki dünya kupası için takımın orta sahası düzeyinde bir değişikliğe gidecektir. özellikle orta saha düzeyinde inanılmaz bir kadro zenginliğine sahip olan ispanyanın orta saha mevkisindeki zengilik sadece genişlikten değil derinlikten de geliyor. yüksek potansiyele sahip bir çok oyuncuları var. real madrid'in yeni transferi isco'nun patlama yapmasıyla seneye dünya kupası adına çok değişik bir senaryo çıkacağını tahmin etmek güç değil.
"futbol üçgenleri görmektir", "en güzel gol boş kaleye atılan goldür", "futbol takım oyunudur", "maradona'nın taşakları olsa teyzem dedem olurdu" gibi söylemlerle total futbol denen saçmalığın daniskasını hollandalılara ve katalanlara öğretmiş teknik adam.
kendisinin futbol anlayışının temelinde pas trafiğini sağlayıp topu ayakta tutmak ve alan daraltıp içeriye koşular yapan oyuncuları topla buluşturmak yatmaktadır. nitekim bu hastalıklı anlayış pep guardiola'nın "boş kaleyi görene kadar topa vurmayın" mantığına kadar gitmiş ve adeta bir vereme dönüşüp real madrid'in kılı bile olamayan barcelona'nın efsane kadrosunun sekilden sekle girmesine sebeb olmuştur.
bana göre kendisine gelmiş geçmiş en büyük ayarı general veg ve mourinho vermiştir. mourinho kendisinin futbol anlayışının bir temsilcisi olan pep guardiola'nın "biz daha çok pas yapıyoruz biz daha iyi takımız" seklindeki çıkışlarına "siktirlan ordan futbol kazanmak, kazanmak gol demektir kaleye vurmadan nasıl gol olur yarağım" demiş ve fena ayar vermiştir. harbiden de futbol gol demek. golde sut atarak atılır amk. kaleye gördüğün yerden vurursun nasipse gol olur zaten nasip değilse hiç anlamı yok.
kendisinin futbol anlayışının temelinde pas trafiğini sağlayıp topu ayakta tutmak ve alan daraltıp içeriye koşular yapan oyuncuları topla buluşturmak yatmaktadır. nitekim bu hastalıklı anlayış pep guardiola'nın "boş kaleyi görene kadar topa vurmayın" mantığına kadar gitmiş ve adeta bir vereme dönüşüp real madrid'in kılı bile olamayan barcelona'nın efsane kadrosunun sekilden sekle girmesine sebeb olmuştur.
bana göre kendisine gelmiş geçmiş en büyük ayarı general veg ve mourinho vermiştir. mourinho kendisinin futbol anlayışının bir temsilcisi olan pep guardiola'nın "biz daha çok pas yapıyoruz biz daha iyi takımız" seklindeki çıkışlarına "siktirlan ordan futbol kazanmak, kazanmak gol demektir kaleye vurmadan nasıl gol olur yarağım" demiş ve fena ayar vermiştir. harbiden de futbol gol demek. golde sut atarak atılır amk. kaleye gördüğün yerden vurursun nasipse gol olur zaten nasip değilse hiç anlamı yok.
karakter olarak guy ritchie'nin filminde cuk diye oturduğunu düşündüğüm karakter.
açıklamam gerekirse sherlock holmes karakteri daha önce kafamızda soğukkanlı, kolay kolay tepki vermeyen, deprem olsa bile bir köşede elinde piposu derin düşünen bir tiptir. buna karşın böyle bir kişiliğin bu kadar başarılı bir dedektif olamayacağını biliyoruz. burada bir başka bilgiyi kullanıyoruz; sherlock holmes'un kardesi mycroft'da en az sherlock kadar ayrıntılara dikkat edebilen ve aralarında ilinti kesfedebilen birisiydi. buna karşın kendisinin başarılı bir dedektif olamamasının sebebi üşengeç ve fiziksel güçsüzlüğüydü. burada bir alt limit buluyoruz. sherlock kardeşi mycroft'a göre daha sıcak tepkiler verebilen muhtemelen fiziksel açıdan (amatör bir boksör olduğunuda biliyoruz) üstün birisi. aynı zamanda zekanın saldırganlığı arttırdığını göz önünde bulundurduğumuzda sherlock'un siddetten ve dövüşten hoşlandığı, maceralara atıldığı söylenebilir. bu açıdan guy ritchie'nin filminde yarattığı sherlock karakteri mantığa uygun olandır.
bir diğer konuysa sherlock'un lanetidir. sherlock'un beyni ona tanrı tarafından bahsedilmiş bir ödül değil bir lanettir. düşünsenize her şeyi hatırlıyor, her şeyi inceliyor siz durmak isteseniz bile çalışıyordur. limitless filminde ana karakterin eski nişanlısı hapı bırakmasının sebebi olarak "bir insanın kaldırabileceği yükten fazlası" demişti. bu bir lanettir ve sherlock bir şeyle mesgul olmadığı zamanlar beyni ona başkı kurmakta onu rahatsız etmekte onu delirtmektedir. işte bundan dolayı böyle dönemlerde beyninin kendisi üstündeki ağırlığını bir nebzede olsa azaltmak için tütün, alkol, esrar kullanmaktadır. işte böyle alkol, tütün, esrar kullanan birisinin soğuk bir ingiliz beyfendisi olması o kadar inandırıcı gelmemektedir. bu kişinin guy ritchie'nin filmlerinde anlattığı (eksisözlükten aynen alıntılıyorum) "yaramaz çocuk" imajı tam anlamıyla oturmuştur.
zaten zekası bu derece gelişmiş olan sosyal ilişkilere ve statülere hiçbir sekilde önem vermeyip gerçeği bulmaya uğraşan ve bu uğurda insanların mutsuzluğunu bile göze alan birisinin yaramaz çocuk olması, insanlara hakaret etmesi, onları hor görmesi, bireyciliğinin doruklarında "sikerim dünyayı önemli olan benim" düşüncesini benimsemis olması daha mantıklıdır.
sonuç olarak guy ritchie'nin filmlerindeki sherlock karakterinin gerçeğe daha yakın olduğu bir gerçektir. aynen superman-smallville'de görülen kahramanın gerçekliğe yaklaştırılması olayı guy ritchie sayesinde sherlock holmes'ede uygulanmıştır. hayırlı olsun.
açıklamam gerekirse sherlock holmes karakteri daha önce kafamızda soğukkanlı, kolay kolay tepki vermeyen, deprem olsa bile bir köşede elinde piposu derin düşünen bir tiptir. buna karşın böyle bir kişiliğin bu kadar başarılı bir dedektif olamayacağını biliyoruz. burada bir başka bilgiyi kullanıyoruz; sherlock holmes'un kardesi mycroft'da en az sherlock kadar ayrıntılara dikkat edebilen ve aralarında ilinti kesfedebilen birisiydi. buna karşın kendisinin başarılı bir dedektif olamamasının sebebi üşengeç ve fiziksel güçsüzlüğüydü. burada bir alt limit buluyoruz. sherlock kardeşi mycroft'a göre daha sıcak tepkiler verebilen muhtemelen fiziksel açıdan (amatör bir boksör olduğunuda biliyoruz) üstün birisi. aynı zamanda zekanın saldırganlığı arttırdığını göz önünde bulundurduğumuzda sherlock'un siddetten ve dövüşten hoşlandığı, maceralara atıldığı söylenebilir. bu açıdan guy ritchie'nin filminde yarattığı sherlock karakteri mantığa uygun olandır.
bir diğer konuysa sherlock'un lanetidir. sherlock'un beyni ona tanrı tarafından bahsedilmiş bir ödül değil bir lanettir. düşünsenize her şeyi hatırlıyor, her şeyi inceliyor siz durmak isteseniz bile çalışıyordur. limitless filminde ana karakterin eski nişanlısı hapı bırakmasının sebebi olarak "bir insanın kaldırabileceği yükten fazlası" demişti. bu bir lanettir ve sherlock bir şeyle mesgul olmadığı zamanlar beyni ona başkı kurmakta onu rahatsız etmekte onu delirtmektedir. işte bundan dolayı böyle dönemlerde beyninin kendisi üstündeki ağırlığını bir nebzede olsa azaltmak için tütün, alkol, esrar kullanmaktadır. işte böyle alkol, tütün, esrar kullanan birisinin soğuk bir ingiliz beyfendisi olması o kadar inandırıcı gelmemektedir. bu kişinin guy ritchie'nin filmlerinde anlattığı (eksisözlükten aynen alıntılıyorum) "yaramaz çocuk" imajı tam anlamıyla oturmuştur.
zaten zekası bu derece gelişmiş olan sosyal ilişkilere ve statülere hiçbir sekilde önem vermeyip gerçeği bulmaya uğraşan ve bu uğurda insanların mutsuzluğunu bile göze alan birisinin yaramaz çocuk olması, insanlara hakaret etmesi, onları hor görmesi, bireyciliğinin doruklarında "sikerim dünyayı önemli olan benim" düşüncesini benimsemis olması daha mantıklıdır.
sonuç olarak guy ritchie'nin filmlerindeki sherlock karakterinin gerçeğe daha yakın olduğu bir gerçektir. aynen superman-smallville'de görülen kahramanın gerçekliğe yaklaştırılması olayı guy ritchie sayesinde sherlock holmes'ede uygulanmıştır. hayırlı olsun.
albert einstein'dan, hegel'e; beethoven'dan greogory house'a kadar birçok kişide görülen hededir.
zeki insanların aptal insanlarla aynı ortamda bulunmayı sevmedikleri, aptal insanların konuşmalarından sıkıldıkları açık ve seöik bir gerçektir. bundan dolayı zeki insanların büyük kısmı asosyal, içine dönük kişiliklerdir. zeki insanlar başkaları gibi konuşkan, oradan oraya koşturan tipler değildirler. kendilerine ait bir ortamları olur (evleri, yurttaki çalışma masası vb.) ve sürekli orada yalnız başına kalıp tasarılarda bulunurlar. zira yalnız kalmak o insanlar için yaratıcılık dolayısıyla hayatın anlamı ve idamesi demektir. örneğin beethoven epistemoojik kopusunun gerçekelestiği 3. senfoni öncesi yalnız başına kalmaya çalışmıştır. hegel içine kapanık kişiliği sayesinde hiçkimsenin kendisinden beklemediği derecede yalın ve yaratıcı fikirleri bulmuştur.
sonuç olarak zeki insanlar asosyal, toplumdan uzak kişilerdir. yok efendim farklı zeka türleriydi, sosyallikte zeka belirtisiydi tarzı saçmalıkları bırakın amıklar.
zeki insanların aptal insanlarla aynı ortamda bulunmayı sevmedikleri, aptal insanların konuşmalarından sıkıldıkları açık ve seöik bir gerçektir. bundan dolayı zeki insanların büyük kısmı asosyal, içine dönük kişiliklerdir. zeki insanlar başkaları gibi konuşkan, oradan oraya koşturan tipler değildirler. kendilerine ait bir ortamları olur (evleri, yurttaki çalışma masası vb.) ve sürekli orada yalnız başına kalıp tasarılarda bulunurlar. zira yalnız kalmak o insanlar için yaratıcılık dolayısıyla hayatın anlamı ve idamesi demektir. örneğin beethoven epistemoojik kopusunun gerçekelestiği 3. senfoni öncesi yalnız başına kalmaya çalışmıştır. hegel içine kapanık kişiliği sayesinde hiçkimsenin kendisinden beklemediği derecede yalın ve yaratıcı fikirleri bulmuştur.
sonuç olarak zeki insanlar asosyal, toplumdan uzak kişilerdir. yok efendim farklı zeka türleriydi, sosyallikte zeka belirtisiydi tarzı saçmalıkları bırakın amıklar.
stefan moffat'ın tabir caizse sıçtığı yapımdır. çoğu gerzeğinde en büyük mantıksızlığı ve hatayı hala daha göremediği dizidir.
simdi bütün dünyaya açıklıyorum ve ortalığın amına koyuyorum.
aha ilk kanıtım. https://www.youtube.com/watch?v=cTXjWyE7NIs . bu videoda daleklerin ışını sonrasında doktorun öldüğünü görüyoruz. fakat tardisteki eline yenilenen hüclerini göndermesi sayesinde gen alışverisi yapılıyor ve doktor david olarak kalıyor. o durumda david bir kere öldüğünden dolayı 4x12'den sonra biz 10. doktoru değil 11. doktoru izliyoruz.
11. doktor ölüp yerine matt gelince matt'in 12. doktor olması gerekiyor. veeeeee bomba geliyor. doktor son ölüşünden sonra river onu tekrardan canlandırdı. hücre yenilenmesi yaşayamadığı için başka bir doktor görmedik fakat öldüğü için bu doktorun 13. doktor olması ve matt değiştikten sonra doktorun 3 büyük zaman lordu tanrısının genetiğini taşıdığı için 13 yaşamdan fazlasına hakkı olup olmadığını anlayacağız.
simdi bütün dünyaya açıklıyorum ve ortalığın amına koyuyorum.
aha ilk kanıtım. https://www.youtube.com/watch?v=cTXjWyE7NIs . bu videoda daleklerin ışını sonrasında doktorun öldüğünü görüyoruz. fakat tardisteki eline yenilenen hüclerini göndermesi sayesinde gen alışverisi yapılıyor ve doktor david olarak kalıyor. o durumda david bir kere öldüğünden dolayı 4x12'den sonra biz 10. doktoru değil 11. doktoru izliyoruz.
11. doktor ölüp yerine matt gelince matt'in 12. doktor olması gerekiyor. veeeeee bomba geliyor. doktor son ölüşünden sonra river onu tekrardan canlandırdı. hücre yenilenmesi yaşayamadığı için başka bir doktor görmedik fakat öldüğü için bu doktorun 13. doktor olması ve matt değiştikten sonra doktorun 3 büyük zaman lordu tanrısının genetiğini taşıdığı için 13 yaşamdan fazlasına hakkı olup olmadığını anlayacağız.
bir zamanlar remzi kitabevinin hiç kurulamamış olan bilimkurgu dizisini kurma kapsamında senaryolarını "doktor kim" adı altında çevirttiği ünlü ingiliz yapımıdır.
çok sükür bütün yapımlarını başkalarından kopyalamalarına karşın hala daha çin'i kopyacılıkla suçlayan abd doktora da el atmadı.
remzi kitabevinin bu kitapları çevirttiğini eski kitapçıda sans eseri gördüm. sadece 3 tane bulabildim. idefix'te 6 tane eser görünüyor.
http://www.idefix.com/kit...asp?fid=931&dzid=1682
çok sükür bütün yapımlarını başkalarından kopyalamalarına karşın hala daha çin'i kopyacılıkla suçlayan abd doktora da el atmadı.
remzi kitabevinin bu kitapları çevirttiğini eski kitapçıda sans eseri gördüm. sadece 3 tane bulabildim. idefix'te 6 tane eser görünüyor.
http://www.idefix.com/kit...asp?fid=931&dzid=1682
6 sezonda süper diye nitelenmeyecek tek bir bölüm bile izletmeyen muhteşem dizi.
--spoiler--
6x01'de ki astronotun river olma ihtimali yüksek. bu arada doctor 6x01'de 200 yıl daha yaşlıydı. buna karşın 200 yıl boyunca doctor'un rejenere olmaması çok saçma. yani doctorun o tarihe kadar değişmesi gerekiyordu.
6x02'den sonra korkmaya başladım. benim de başıma geliyor bunlar. bi bakıyom saat 8 olmuş. "aha aq ne ara 8 oldu la" diyorum. bende bir yerlerimi çizmeye başladım. uzaylıları görünce penisime çizik atıyorum. fakat burada mantıksızlık şu ki simdiye kadar nasıl olduda doctor bunu farkedemedi. veya dünyayı ele geçirmeye çalışan dalekler, atraxiler hiçbirisi mi bunu farkedemez?
6x04'e gelince über bir bölümdü. gerçekten çok iyiydi. 40 yıl düşünsem tardisin kadın olacağı aklıma gelmezdi. bu arada tardis'in memeleri çok güzeldi. yani beni kendilerine hayran bıraktılar. bu arada bölüm sayesinde tardis'inde kaçırılmaya niyetli olduğunu öğrendik.
--spoiler--
--spoiler--
6x01'de ki astronotun river olma ihtimali yüksek. bu arada doctor 6x01'de 200 yıl daha yaşlıydı. buna karşın 200 yıl boyunca doctor'un rejenere olmaması çok saçma. yani doctorun o tarihe kadar değişmesi gerekiyordu.
6x02'den sonra korkmaya başladım. benim de başıma geliyor bunlar. bi bakıyom saat 8 olmuş. "aha aq ne ara 8 oldu la" diyorum. bende bir yerlerimi çizmeye başladım. uzaylıları görünce penisime çizik atıyorum. fakat burada mantıksızlık şu ki simdiye kadar nasıl olduda doctor bunu farkedemedi. veya dünyayı ele geçirmeye çalışan dalekler, atraxiler hiçbirisi mi bunu farkedemez?
6x04'e gelince über bir bölümdü. gerçekten çok iyiydi. 40 yıl düşünsem tardisin kadın olacağı aklıma gelmezdi. bu arada tardis'in memeleri çok güzeldi. yani beni kendilerine hayran bıraktılar. bu arada bölüm sayesinde tardis'inde kaçırılmaya niyetli olduğunu öğrendik.
--spoiler--
insanlığın gördüğü en uzun soluklu bilim kurgu dizisidir.
dizi büyük zaman savaşı sırasında daleklerin yok ettiği zaman lordu soyunun son temsilcisi olan doctor'un başından geçenleri anlatmaktadır. kendiside bunun üzerine dalekleri yok etmiştir. tardis isimli zaman makinası sayesinde o gezegen benim bu gezegen senin dolaşmaktadır. yardımcılarını -memeler her zaman sart- insan ırkından seçmektedir. şu ana kadar (2. seri için konuşuyorum) seçtiği yardımcılarının ikisi kızıl, biri sarışın, diğeri siyahidir.
zaman lordları yeniden doğum dedikleri şey sayesinde ölümsüzdürler. ne zaman ölecek olsalar hücreleri yenilenir. bu sayede yeni bir kişiliğe bürünürler. şu anda 11. doctor olarak matt smith oynamakta. yardımcısı olarak da taş gibi bir hatun var.
doctor'un en büyük düşmanları kendi soyunun ikinci mensubu olan master ve daleklerdir. hatta ve hatta 4. sezondan sonra çekilen özel bölümlerin son ikisinde galifrey'in yeniden doğuşu işlenmiştir. bu bölümlerin birisinde doctor aynen söyle demiştir: "zaman lordları benim en büyük düşmanımdır". bu arada zaman lordlarının başında bulunan rassolin'in kendi kişisel meseleleri dolayısıyla zamanı ve boyutu parçalayarak kendisini ölümsüz kılması gibi bir mevzu vardır. doctor bunu engellemek için tardisi kendi halkından çalıp zaman lordlarını yok etmiştir.
dizi büyük zaman savaşı sırasında daleklerin yok ettiği zaman lordu soyunun son temsilcisi olan doctor'un başından geçenleri anlatmaktadır. kendiside bunun üzerine dalekleri yok etmiştir. tardis isimli zaman makinası sayesinde o gezegen benim bu gezegen senin dolaşmaktadır. yardımcılarını -memeler her zaman sart- insan ırkından seçmektedir. şu ana kadar (2. seri için konuşuyorum) seçtiği yardımcılarının ikisi kızıl, biri sarışın, diğeri siyahidir.
zaman lordları yeniden doğum dedikleri şey sayesinde ölümsüzdürler. ne zaman ölecek olsalar hücreleri yenilenir. bu sayede yeni bir kişiliğe bürünürler. şu anda 11. doctor olarak matt smith oynamakta. yardımcısı olarak da taş gibi bir hatun var.
doctor'un en büyük düşmanları kendi soyunun ikinci mensubu olan master ve daleklerdir. hatta ve hatta 4. sezondan sonra çekilen özel bölümlerin son ikisinde galifrey'in yeniden doğuşu işlenmiştir. bu bölümlerin birisinde doctor aynen söyle demiştir: "zaman lordları benim en büyük düşmanımdır". bu arada zaman lordlarının başında bulunan rassolin'in kendi kişisel meseleleri dolayısıyla zamanı ve boyutu parçalayarak kendisini ölümsüz kılması gibi bir mevzu vardır. doctor bunu engellemek için tardisi kendi halkından çalıp zaman lordlarını yok etmiştir.