bugün
- yorgun mermi24
- beyazsemsiyeliyabanci29
- gammazlama yapmamak6
- bu köyden olsam ne olacak7
- haysenin126
- omurgasız tekerlek5
- 7 haziran 2026 büyük sözlük ifşası32
- en gey özelliğiniz15
- yapay zeka moderatörü14
- doktorlara saygının kalmamasının temel nedenleri7
- isimsiz orospu çocukları4
- hatırlanan en eski reklam sloganı4
- uludağ sözlükteki sıcak ve samimi aile ortamı8
- arkadaşlar kavgayı bırakıp buraya bakar mısınız4
- aziz yıldırım4
- gina carano13
- aym'nin süresiz nafaka kararına isyan eden kadın4
- koç holding binalarına saldırı2
- sevişmek istediğiniz kadın yazarlar7
- diamond bosphoruss denen yazar7
- karton toplayan çocuk4
- sözlüğün kırbacı8
- en son ne yediniz12
- hangi yazarla evlenmek isterdiniz2
- anın görüntüsü21
- mılli yazılım f-16 ların kabiliyetini artıracak9
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle63
- taciz başkan fenerbahçe şampiyon2
- katatespizartmasi15
- buddy dude17
- alman pastası2
- kavgacı yazarlar2
- cennet hurilerinin özellikleri2
- melis sezen'in memeleri2
- gocu bak bi3
- geleneksel son nefes2
- kız tavlayamamak2
- evrenin kaprisleri2
- palavracı iblislerden olmak2
- mocu4
- tanrının adaletini taklit etmek2
- olan adam gelecekmiş hissi2
- pitbull'un sanatçı olması2
- kılıçdar'ın chp'nin oyunu yükselttiği yalanı5
- kimliği belirsiz melek gelmesi2
- g35
- gönül çemberini kıran müzisyeni dövmek2
- kirasız faturasız asgari ücret yeter mi sorunsalı2
- chp'lilerin gene kılıçdaroğlu'na oy verme ihtimali6
- yeşil gözlerinden sen sorumlusun3
sevdiği entry'ler
güvenlik görevlisi yasin kol'un bu maça atanmasıyla iki senaryo önümüzde duruyor.
güçlü senaryo: yarışın bu hafta fiilen bitmemesi ve son haftalara taşınması için galatasaray doğranacak. en azından beraberlik kurtarılmaya çalışılacak.
zayıf senaryo: galatasaray'ın şampiyonluk vermeyeceğini anlayan tff şampiyonluğa gölge düşürmek için yasin kol'a fb'yi doğratacak. galatasaray lehine inanılmaz hakem hataları yapılacak ve sezon sonunda fb'lilere galatasaray hakem desteğiyle şampiyon oldu dedirtilecek.
hakem etkisini göz ardı edip oyuna odaklanırsak (ki inşallah sonucunu hakemin belirlediği bir maç olmaz) galatasaray'ın başarısı okan'ın tercihlerine bağlı. osimhen'i, barış'ı, sane'yi çıkarıp icardisini ve yunusunu oyuna alırsa, chobani'deki maçta olduğu gibi 1-0 öndeyken 70. dakikada takımı geriye yaslarsa oyun anlamında sıkıntılar yaşanabilir.
güçlü senaryo: yarışın bu hafta fiilen bitmemesi ve son haftalara taşınması için galatasaray doğranacak. en azından beraberlik kurtarılmaya çalışılacak.
zayıf senaryo: galatasaray'ın şampiyonluk vermeyeceğini anlayan tff şampiyonluğa gölge düşürmek için yasin kol'a fb'yi doğratacak. galatasaray lehine inanılmaz hakem hataları yapılacak ve sezon sonunda fb'lilere galatasaray hakem desteğiyle şampiyon oldu dedirtilecek.
hakem etkisini göz ardı edip oyuna odaklanırsak (ki inşallah sonucunu hakemin belirlediği bir maç olmaz) galatasaray'ın başarısı okan'ın tercihlerine bağlı. osimhen'i, barış'ı, sane'yi çıkarıp icardisini ve yunusunu oyuna alırsa, chobani'deki maçta olduğu gibi 1-0 öndeyken 70. dakikada takımı geriye yaslarsa oyun anlamında sıkıntılar yaşanabilir.
BEN sana
Ben sana bok demem,
Boklar duyar ar eder.
Bir zerren düşse boka,
Onu da mundar eder.
Tanrı senin hamurunu
Necasetle yoğurmuş,
Anan seni sıçar iken
Yanlışlıkla doğurmuş.
Neyzen Tevfik
Ben sana bok demem,
Boklar duyar ar eder.
Bir zerren düşse boka,
Onu da mundar eder.
Tanrı senin hamurunu
Necasetle yoğurmuş,
Anan seni sıçar iken
Yanlışlıkla doğurmuş.
Neyzen Tevfik
Ben Berat desem 20 kişi tanır, ben Mastor desem 200 kişi tanır internet âleminde, benim için sorun yok, efkârlı da bana pek uygun. Kimse gülmez.
Geri zekâsız, acizin tekiyim.
Ancak bu kimseyi ilgilendirmez. Kendimi kandırabildiğim sürece sorun yok.
Ancak bu kimseyi ilgilendirmez. Kendimi kandırabildiğim sürece sorun yok.
Prof. Dr. ilber Ortaylı' ya ait olan 2019 senesinde yayımlanmış kitap. Kitabın ismi "hayat üzerine tavsiye ve görüşler" veya benzeri anlam taşıyacak bir başlık olsa daha doğru olurdu kanısındayım; çünkü dünya üzerinde kimse kimseyle birebir aynı ömrü yaşayamaz evli insanlar bile, arada mutlaka farklılıklar olacaktır, bir insan sadece kendi gölgesiyle aynı şeyleri yaşayabilir çünkü sadece gölgesi hep onunla gelir. yani kısacası bir ömür kesin olarak şöyle yaşanmalıdır diyemeyiz hiçbir şey için, insanlar farklı imkanlara, farklı koşullara ve farklı niteliklere sahipler. haliyle bu kitapta yer alan unsurlar; gezilmesi gereken şehirler/yerler, izlenmesi gereken filmler, dinlenmesi gereken müzikler vb. şeklinde belirtilen görüşler mutlak yapılması gereken kaideler olarak düşünülmemeli zaten buna da imkan yok. insanların fikirlerinden yararlanabilirsiniz bu iyi bir şeydir elbette ama herkesin ilgi alanı, vakti ve yaşamsal koşulları farklıdır, mantıklı olan kendi hayatınızı göz önünde bulundurarak yapılması imkan dahilinde olan yararlı şeyleri tercih edip, kendinizi tanıyarak, hayatı keşfederek, varlık amacınızı hissederek kendi hayat hikayenizi oluşturmaya çabalamaktır şayet böyle yaparsanız ömrünüzü de güzel, anlamlı ve mutlu biçimde geçirebilirsiniz. Evet kendi yaşadığı hayata ve tecrübelere dayanarak tavsiyeler verebilir insanlar bunlardan da faydalanmak gerekir muhakkak fakat bu kitapta bahsedilenleri herkesin mutlaka yapması gereken şeyler olarak görmeyin, illa orada yazılan şehirlere veya yerlere gitmek, illa orada belirtilen müzikleri dinlemek veya filmleri izlemek zorunda değilsiniz, Başka aktivitelerde bulunup başka şeyler hissedebilir, başka bakış açıları, başka beğeniler edinebilirsiniz, bu kişiden kişiye değişecek bir olgudur.
Kitabın içeriğinden bahsedecek olursam, bazı bölümler biraz sıkıcı geldi okurken ve içinde katılmadığım farklı görüşte olduğum yerler vardı ama genel anlamda şahsen ben okunabilecek güzel bir kitap olduğunu düşünüyorum, içerisinde size katkı sağlayacak yararlı bilgiler var ve bazı sayfalarında sahiden de önemli ve ince tespitler yer alıyor, kurşun kalemle işaret koyduğum ve sayfasını not ettiğim birçok kısım mevcut. Hatta şimdiye dek okuduğum en şahane tespitlerden birisine bu kitapta rastladım diyebilirim:
görsel
"Ama iyi düşünmek için esasen yalnız kalmak gerekir. Bu temel şarttır, yalnız kalmayı bilmek gerekir. Yalnız kalmayı bilmeyen milletlerden fazla bir şey çıkmaz. Mesela iyi bir düşünür çıkmaz.
Maalesef biz Türklerin böyle bir kabiliyeti yok, bu yüzden de bizden iyi düşünür pek çıkmıyor. Aptal olduğumuz için mi? Estağfurullah. Ama şu var; Türk yalnız kalamaz, milletimizde böyle bir huy yoktur. Beraber ders çalışır, beraber yazı yazar, beraber gezmeye gider, beraber aylaklık eder. Türkler sinemaya bile tek gitmez; yalnız kalmayı bilmez, sevmez. Yalnız olmamanın getirdiği garantiye, yani tehlikeden uzak yaşamanın konforuna güvenir. Ama işte bu garanti de yaratıcılığı sakatlar, iş çıkarma kabiliyetini azaltır.
Yalnız kalamayan insanın düşünce ve gözleme kabiliyeti yarım oluyor. Bu yüzden ben insanlara yalnız kalmayı öğrenmelerini öneriyorum. Yalnız kalmayı bilmek iyidir, önemlidir; Türkiye gibi bir yerde avantajdır. Zira evlilik müessesesi bile bizde yalnız kalmamak üzerine kurulmuştur. Halkımız evliliğin gerçek mahiyetini anlamaz. Evlenince, kumrular gibi dip dibe oturmaları gerektiğini zanneder. Öyle şey olur mu? Biraz da birbirinden ayrı duracaksın. Nefes alacak, aldıracaksın. Evlilik sürekli dip dibe duracak, yan yana yürüyecek bir şey değildir. Çok açık ki bunun da artık anlaşılması lazım. "
(74. Sayfa).
Yani özet olarak; kişi yalnız başına düşünmeye fırsat oluşturmadığı, kendi kendine vakit geçirebilme alışkanlığı edinmediği, devamlı başka insanlara ve çevrenin tesirine maruz kaldığı müddetçe bilgisini, zekasını, görgüsünü ve gözlem yeteneğini artıramaz, aynı zamanda da bakış açısını, ruhunu gerçek anlamda yükseltemez, iç dünyasını yaşayamaz ve hayatı keşfedemez bu yüzden insan sık sık kendisi ile başbaşa kalmalıdır, şeklinde bir görüş ortaya koymuş ya da ben kendi fikrimce öyle değerlendirdim diyebilirim. Evet ülkemizde günümüz toplumunun özellikle de şimdiki gençlerin çok büyük kısmı gerçekten de bu tanıma uyuyor çoğu henüz bu önemli olguyu idrak edebilmiş değil çünkü öyle olsalar bu şekilde davranmazlardı. şimdiye kadarki yaşantımda özellikle son on senedir her yerde gözlemlediğim bir durum bu, hemen hemen çoğu genç insan her şeyi beraber topluca yapmak, sürekli birbirleriyle takılmak muhabbet etmek, devamlı birbirleriyle içli dışlı olmak ve eğlenmek zorunda olduklarını zannediyorlar, ne yalnız kalma kültürü ne de derin düşünme farkındalığı var birçoğunda. çoğu kendini yararsız, alçaltıcı, sığ şeylerle oyalıyor ve beyinlerini gerçek anlamda kullanmaya fırsat vermiyorlar bunun için de fikirleri, ruhları, bakış açıları gelişemiyor yükselemiyor; hayattaki birçok incelikleri, gizemleri ve derinlikleri keşfetmeye fırsat bulamadıkları gibi çoğu şeyi de kaçırıyorlar ve bunun farkında olmadıkları için belki de daima sığ, mutaassıp bir yaşantı sürerek o şekilde göçüp gidecekler. insanlar kendi hayatlarındaki bu "yalnız kalamayış" noksanlığından ve yanlışından rahatsız değillerse ve bu gaileyi düzeltmek için çaba göstermiyorlarsa bir ömrü boşa heba edecekler demektir. aslında bu vaziyet kişisel bir fenalıkla sınırlı değil sadece ülkenin geleceğini de etkiliyor, durumun ne kadar vahim olduğunu gösteriyor toplum olarak bize. Türkiye' de büyük fikirlerin, büyük yaratıcılıkların ve başarıların oluşmasına muarız olan en büyük engel işte insanlarımızdaki bu "yalnız kalamayış" hastalığı aslında, bu durumun ülkemizin kalkınmasının önündeki en önemli handikaplardan ve problemlerden birisi olduğunu fark etmek için dahi olmaya gerek bunu biraz beyin fırtınası yapan herkes görebilir. insanlar bu büyük felaketin ve yozlaşmanın farkına ne kadar erken varır ve bilinçlenirlerse o kadar iyi; çünkü bu mesele hem kendileri için, hem onlarla aynı sosyal alanlarda aynı ortamlarda bulunmak durumunda olan bizler için, hem de bu ülkenin geleceği için hayati bir önem taşıyor.
Eğer elinizde çok iddialı veya mutlaka okumam gerek dediğiniz türden öğretici eserler yoksa öncelik olarak bu kitabı okuyabilirsiniz satın alıp. içerisinde bakış açınıza katkısı olacak ince tespitlerin ve istifade edilebilecek yararlı fikirlerin yer aldığını düşünüyorum ben...
Kitabın içeriğinden bahsedecek olursam, bazı bölümler biraz sıkıcı geldi okurken ve içinde katılmadığım farklı görüşte olduğum yerler vardı ama genel anlamda şahsen ben okunabilecek güzel bir kitap olduğunu düşünüyorum, içerisinde size katkı sağlayacak yararlı bilgiler var ve bazı sayfalarında sahiden de önemli ve ince tespitler yer alıyor, kurşun kalemle işaret koyduğum ve sayfasını not ettiğim birçok kısım mevcut. Hatta şimdiye dek okuduğum en şahane tespitlerden birisine bu kitapta rastladım diyebilirim:
görsel
"Ama iyi düşünmek için esasen yalnız kalmak gerekir. Bu temel şarttır, yalnız kalmayı bilmek gerekir. Yalnız kalmayı bilmeyen milletlerden fazla bir şey çıkmaz. Mesela iyi bir düşünür çıkmaz.
Maalesef biz Türklerin böyle bir kabiliyeti yok, bu yüzden de bizden iyi düşünür pek çıkmıyor. Aptal olduğumuz için mi? Estağfurullah. Ama şu var; Türk yalnız kalamaz, milletimizde böyle bir huy yoktur. Beraber ders çalışır, beraber yazı yazar, beraber gezmeye gider, beraber aylaklık eder. Türkler sinemaya bile tek gitmez; yalnız kalmayı bilmez, sevmez. Yalnız olmamanın getirdiği garantiye, yani tehlikeden uzak yaşamanın konforuna güvenir. Ama işte bu garanti de yaratıcılığı sakatlar, iş çıkarma kabiliyetini azaltır.
Yalnız kalamayan insanın düşünce ve gözleme kabiliyeti yarım oluyor. Bu yüzden ben insanlara yalnız kalmayı öğrenmelerini öneriyorum. Yalnız kalmayı bilmek iyidir, önemlidir; Türkiye gibi bir yerde avantajdır. Zira evlilik müessesesi bile bizde yalnız kalmamak üzerine kurulmuştur. Halkımız evliliğin gerçek mahiyetini anlamaz. Evlenince, kumrular gibi dip dibe oturmaları gerektiğini zanneder. Öyle şey olur mu? Biraz da birbirinden ayrı duracaksın. Nefes alacak, aldıracaksın. Evlilik sürekli dip dibe duracak, yan yana yürüyecek bir şey değildir. Çok açık ki bunun da artık anlaşılması lazım. "
(74. Sayfa).
Yani özet olarak; kişi yalnız başına düşünmeye fırsat oluşturmadığı, kendi kendine vakit geçirebilme alışkanlığı edinmediği, devamlı başka insanlara ve çevrenin tesirine maruz kaldığı müddetçe bilgisini, zekasını, görgüsünü ve gözlem yeteneğini artıramaz, aynı zamanda da bakış açısını, ruhunu gerçek anlamda yükseltemez, iç dünyasını yaşayamaz ve hayatı keşfedemez bu yüzden insan sık sık kendisi ile başbaşa kalmalıdır, şeklinde bir görüş ortaya koymuş ya da ben kendi fikrimce öyle değerlendirdim diyebilirim. Evet ülkemizde günümüz toplumunun özellikle de şimdiki gençlerin çok büyük kısmı gerçekten de bu tanıma uyuyor çoğu henüz bu önemli olguyu idrak edebilmiş değil çünkü öyle olsalar bu şekilde davranmazlardı. şimdiye kadarki yaşantımda özellikle son on senedir her yerde gözlemlediğim bir durum bu, hemen hemen çoğu genç insan her şeyi beraber topluca yapmak, sürekli birbirleriyle takılmak muhabbet etmek, devamlı birbirleriyle içli dışlı olmak ve eğlenmek zorunda olduklarını zannediyorlar, ne yalnız kalma kültürü ne de derin düşünme farkındalığı var birçoğunda. çoğu kendini yararsız, alçaltıcı, sığ şeylerle oyalıyor ve beyinlerini gerçek anlamda kullanmaya fırsat vermiyorlar bunun için de fikirleri, ruhları, bakış açıları gelişemiyor yükselemiyor; hayattaki birçok incelikleri, gizemleri ve derinlikleri keşfetmeye fırsat bulamadıkları gibi çoğu şeyi de kaçırıyorlar ve bunun farkında olmadıkları için belki de daima sığ, mutaassıp bir yaşantı sürerek o şekilde göçüp gidecekler. insanlar kendi hayatlarındaki bu "yalnız kalamayış" noksanlığından ve yanlışından rahatsız değillerse ve bu gaileyi düzeltmek için çaba göstermiyorlarsa bir ömrü boşa heba edecekler demektir. aslında bu vaziyet kişisel bir fenalıkla sınırlı değil sadece ülkenin geleceğini de etkiliyor, durumun ne kadar vahim olduğunu gösteriyor toplum olarak bize. Türkiye' de büyük fikirlerin, büyük yaratıcılıkların ve başarıların oluşmasına muarız olan en büyük engel işte insanlarımızdaki bu "yalnız kalamayış" hastalığı aslında, bu durumun ülkemizin kalkınmasının önündeki en önemli handikaplardan ve problemlerden birisi olduğunu fark etmek için dahi olmaya gerek bunu biraz beyin fırtınası yapan herkes görebilir. insanlar bu büyük felaketin ve yozlaşmanın farkına ne kadar erken varır ve bilinçlenirlerse o kadar iyi; çünkü bu mesele hem kendileri için, hem onlarla aynı sosyal alanlarda aynı ortamlarda bulunmak durumunda olan bizler için, hem de bu ülkenin geleceği için hayati bir önem taşıyor.
Eğer elinizde çok iddialı veya mutlaka okumam gerek dediğiniz türden öğretici eserler yoksa öncelik olarak bu kitabı okuyabilirsiniz satın alıp. içerisinde bakış açınıza katkısı olacak ince tespitlerin ve istifade edilebilecek yararlı fikirlerin yer aldığını düşünüyorum ben...
Tartışmaya girerseniz ekmek bıçağıyla dalabilirler. Onun için ekonomi çok iyi dayı diyerek gönlünü alın belki döner falan ısmarlarlar.*
Ne zaman bu yazarın nickini görsem şu el ele el lale diye bir kız var ya o geliyor.*
https://youtu.be/o7jKzGxLRZI
https://youtu.be/o7jKzGxLRZI
yastık önemlidir.
sessiz ve karanlık bir yer de olsa, yastığım yoksa sittin uyuyamam.
otele yastığıyla giden yazar itirafı.
sessiz ve karanlık bir yer de olsa, yastığım yoksa sittin uyuyamam.
otele yastığıyla giden yazar itirafı.
Etnik giyim candır.
görsel
görsel
halk ekmek bu fiyata satıyorsa fırında en az 2.25-2.75 olur.
o zaman da bu "oyun böyük yeğen"cilerin hepsini görün halk ekmek kuyruğunda.
Edit: normal satışta 4 tly miş. Gider o fiyattan alırsınız artık.
o zaman da bu "oyun böyük yeğen"cilerin hepsini görün halk ekmek kuyruğunda.
Edit: normal satışta 4 tly miş. Gider o fiyattan alırsınız artık.
Boş bir zat.
Harika bir şarkıdır.
ciddi ciddi var olan erkektir. sanırım yeni nesil artık böyle. bugün bir arkadaşın olayından kulağıma geldi. adam kız arkadaşından yol parası istiyor. ve lazım olur sen yine bir 50 daha at diyor. bu nasıl erkektir. bilen beri gelsin.
Türkçü nicke sahip bir kürt ün olmayan aklınca yaptığı tespit. Gelip gidip aynı tür başlığı açıyor, yazık bu amipe.
Çok güzel bir konuya değindin sayın yazar. 26 yaşındayım kendimi bildim bileli bizim evimiz kiradır. Babam emekli oldu hep beraber elimizi taşın altına koyduk aldık istanbuldan kendimize bir ev 2 ay önce. He öyle rezidans falanda değil mahallelerden birinde sıfır bi daire aldık. Bak şimdi ben 1 sene sonra evlilik planları kuruyorum çıkıp gidicem o evden kiraya oturucam yine babam oturucak ölene kadar. Ama o kadar zevkli ki o kadar değerki 26 sene sonra babanın kiradan kurtulduğunu görmek. O adamın hevesini görmek o evde. Sen hayatı çok yanlış anlamışsın benden söylemesi. Bazılarımız şanslı doğar yaşı geldiği zaman kapının önünde doğum günü hediyesi arabasının anahtarını babası uzatır şu adreste yeni dairen var yeni arabanla bi git bak bakalım der. Bak ben şu anki mutluluğu o zenginliğe değişmem anlatabiliyomuyum?
