bugün
- seküler kesimden yeni carrefoursa'ya tokat11
- galatasaray vs akp8
- whatsapp grubundan çıkarılmak8
- kaçak çay14
- fon vurgunu53
- fon vurgununu unutturacak seks kaseti4
- borsa istanbul19
- erkeğin kadından üstün olduğu gerçeği49
- yılmaz erdoğan'ın ekin türkmen'e söylediği söz5
- mustafa sarıgüi'ün seks kaseti iddiası10
- kürk mantolu madonna3
- akp'nin gazze bağışını fonlara aktarması4
- kadınların erkeklere hiç çok yakışıklısın dememesi16
- tanga giyince osuramıyorsun5
- tavuklu pilav13
- iltica23
- villahermosa2
- sözlükten 19 yaşında hatun düşürmek isteyen erkek3
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı25
- from gold from dust34
- mekke kutsal mıdır sorunsalı10
- 25 ekim 2026 barcelona real madrid maçı2
- yulaf lapası vs tost8
- berat albayrak'a iftira atılması11
- naber lan ezikler4
- yılmaz erdoğanla çalışan oyuncular3
- galatasaray vs 11 tane sarı lacivert forma2
- arkadaşlar çok kötüyüm2
- meksika2
- horlayan birinin yanında uyuma rehberi10
- sözlük kızlarının bicepsleri18
- tütsü2
- kürt dizilerinin tutmaması11
- yalnızlığın muhteşem bir şey olması2
- arkadaşlar çok sıkıcısınız12
- aleyna tilki nin memeleri3
- fuhuştan yakalanan sınıf öğretmeni7
- mandalina çıkmış arkadaşlar6
- küçük memeli5
- ekonomi5
- ekmek için ekmeleddin6
- gocu nerede gocu6
- köylülük7
- eskiden 20 liraya yediğim kebabın 50 lira olması8
- tiktok2
- en iyi çakmak markası8
- halkını koruyan lidere küfür etmek2
- teoman'ın sakallı hali2
- deli6
- kürk mantolu madonna abartılmış tırt bir kitaptır6
acayipler acayibi, tuhaflar tuhafı bir lars von trier filmidir. film kendimi bildiğin su katılmamış bir aptal gibi hissetmeme sebep olmuştur ne yazık ki. keşke hıristiyanlıktaki semboller üzerine, sinemdaki sembolizm üzerine, sanat filmleri üzerine daha derin bir birikimim olsaymış. yaklaşık 2 saat önce izledim, ve geçen bu süre zarfında film hakkında internette bir ton şey okudum ve yeni yeni anlamaya başladım sanırım. bütün okumaları bitirip bir daha izlemek emelindeyim.
--spoiler--
araştırmalar sonrasında ağır spoiler içeren yorumlarımıza gelecek olursak, öncelikle biricik lars'ımı mizojinist adleden kişileri yanaklarından öperim. ne dogville, ne manderlay ne de antichrist bir mizojeni örneğidir. buradan kadın=deccal gibi bir indirgemeciliğe çıkmak pek sakıncalı olur. zira filmin ana ekseni erkek vs kadın değil. kadın vs kadın ya da tanrı vs şeytan daha akla yatkın bir eksendir. özellikle manderlay de tavan yapan efendi köle diyalektiği bu filmde de kendini göstermiştir. kadın kişi içinde bulunduğu durumu fazlasıyla kabullenmiştir ve çıkmak istemez. cadı olduğuna tezini yazarken ikna olmuştur ve sonrasında da yok ben düzelip insan olayım gibi hallere girmemiştir. kocasının bu yöndeki girişimlerini bi güzel tepmiş ve çözüm olarak kocasının basitçe onu öldürmesini istemiştir.
çocuğunun ayakkabılarını ters giydirmesi ise "bak gördün mü zaten özensiz bir anneymiş" tarzı bir yorumdan çok daha fazla bir açıklamaya layıktır. olay kadının kendini cadı olarak görmeye başlamasından sonra gerçekleşmeye başlamıştır ve bu da hıristiyanlıktaki bir mevzuya göndermedir. işte mesela burası keşke hıristiyanlıktaki sembolizm üzerine daha çok şey bilseydim dediğim noktalardan biridir. aynı lafı ettiğim bir diğer noktada tilki, karga ve geyik üçlüsüdür. sırasıyla acı, yas ve umutsuzluğu* temsil eden bu hayvanların da yüzde yüz ifade ettiği derin anlamlar vardır hıristiyanlıkta ama ben henüz çok oturtamadım.
eden ormanına gelince orası da aslında bir metaforlar ormanıdır. köprü bir araf gibi okunabilir pekala. köprüden geçtikten sonrası cennet olmalıdır ama eden ormanının tuhaflığı içinde orası bütün duyguların acığa çıktığı bir acayip yer olmuştur. ordan çıkış da cadı hanımkızımızı yakmaktır haliyle. tabii değinmeden edemeyeceğim, kadının adamın ayağını zincirlemesi-prangalaması-tuhaf şekilde sabitlemesi* isaya bir gönderme içermektedir illa ki.
--spoiler--
filmdeki bu yüksekdoz kapalılık ve sempolizm izleyicinin işini bir hayli zorlaştırıyor tabii. ama yine de bütün bunların hiçbirini anlamasa bile akıl fikir sahibi olan hiçbir insan evladı kalkıp da "aa bu korku filmi, yok bu entel pornosu" gibi bir çıkışta bulunmaz. şiddet ve cinsellik gerçekten fazlaca vardır filmde, hatta bazı şiddet sahnelerini izlemek sağlam mide gerektirmektedir* ama yine de bunlar filmi böyle ucuzca kategorikleştirmeye mazeret değildir. holivud filmlerinde gereksizce kullanılan onbinlerce vajina, penis ve memeyi düşününce bu filmde bir kere bile gereksiz kullanılmadıklarına kanaat getirir insan. rahatsız eden boyutlarda gerçeği insanın gözüne sokmaktır olan biten, hepsi bu. ve o kadar inanılmaz bir görsel şölen içinde sunulur ki bütün bunlar insan sanki izlediği kendi bedeniymiş gibi tuhaf bir benimseme yaşar.
son olarak film öyle sanıyorum ki gelmiş geçmiş en harika girişe sahiptir. olağanüstü handel aryası lascia ch'io pianga eşliğinde, doğaüstü bir yavaşlık ve estetiklikteki 5 dakikalık girişten sonra (önsöz) filmin bölümleri başlar. tekrar tekrar dönülesi bir 5 dakika..
özetle, ağır ve hazmı zor bir sanat filmidir. eğer sinemadaki ve hıristiyanlıktaki sembolizmden bihaberseniz araştırıp araştırıp bir daha izlemek gerekebilir. eminim her izleyişinde insan bir kere daha hayran olacaktır yönetmenin dehasına.
not: ayrıca bu film uludağ sözlük ve ekşi sözlük ayrımını da daha bir net yapmıştır kafamda. buradaki 2 küsür sayfalık, herbiri ortalama 3 satır olan entrylerin tersine eşkideki arkadaşlar 7 sayfa uzuun uzuun anlatmışlardır filmi. takdir ettim ekşideki entel seviyeyi.
--spoiler--
araştırmalar sonrasında ağır spoiler içeren yorumlarımıza gelecek olursak, öncelikle biricik lars'ımı mizojinist adleden kişileri yanaklarından öperim. ne dogville, ne manderlay ne de antichrist bir mizojeni örneğidir. buradan kadın=deccal gibi bir indirgemeciliğe çıkmak pek sakıncalı olur. zira filmin ana ekseni erkek vs kadın değil. kadın vs kadın ya da tanrı vs şeytan daha akla yatkın bir eksendir. özellikle manderlay de tavan yapan efendi köle diyalektiği bu filmde de kendini göstermiştir. kadın kişi içinde bulunduğu durumu fazlasıyla kabullenmiştir ve çıkmak istemez. cadı olduğuna tezini yazarken ikna olmuştur ve sonrasında da yok ben düzelip insan olayım gibi hallere girmemiştir. kocasının bu yöndeki girişimlerini bi güzel tepmiş ve çözüm olarak kocasının basitçe onu öldürmesini istemiştir.
çocuğunun ayakkabılarını ters giydirmesi ise "bak gördün mü zaten özensiz bir anneymiş" tarzı bir yorumdan çok daha fazla bir açıklamaya layıktır. olay kadının kendini cadı olarak görmeye başlamasından sonra gerçekleşmeye başlamıştır ve bu da hıristiyanlıktaki bir mevzuya göndermedir. işte mesela burası keşke hıristiyanlıktaki sembolizm üzerine daha çok şey bilseydim dediğim noktalardan biridir. aynı lafı ettiğim bir diğer noktada tilki, karga ve geyik üçlüsüdür. sırasıyla acı, yas ve umutsuzluğu* temsil eden bu hayvanların da yüzde yüz ifade ettiği derin anlamlar vardır hıristiyanlıkta ama ben henüz çok oturtamadım.
eden ormanına gelince orası da aslında bir metaforlar ormanıdır. köprü bir araf gibi okunabilir pekala. köprüden geçtikten sonrası cennet olmalıdır ama eden ormanının tuhaflığı içinde orası bütün duyguların acığa çıktığı bir acayip yer olmuştur. ordan çıkış da cadı hanımkızımızı yakmaktır haliyle. tabii değinmeden edemeyeceğim, kadının adamın ayağını zincirlemesi-prangalaması-tuhaf şekilde sabitlemesi* isaya bir gönderme içermektedir illa ki.
--spoiler--
filmdeki bu yüksekdoz kapalılık ve sempolizm izleyicinin işini bir hayli zorlaştırıyor tabii. ama yine de bütün bunların hiçbirini anlamasa bile akıl fikir sahibi olan hiçbir insan evladı kalkıp da "aa bu korku filmi, yok bu entel pornosu" gibi bir çıkışta bulunmaz. şiddet ve cinsellik gerçekten fazlaca vardır filmde, hatta bazı şiddet sahnelerini izlemek sağlam mide gerektirmektedir* ama yine de bunlar filmi böyle ucuzca kategorikleştirmeye mazeret değildir. holivud filmlerinde gereksizce kullanılan onbinlerce vajina, penis ve memeyi düşününce bu filmde bir kere bile gereksiz kullanılmadıklarına kanaat getirir insan. rahatsız eden boyutlarda gerçeği insanın gözüne sokmaktır olan biten, hepsi bu. ve o kadar inanılmaz bir görsel şölen içinde sunulur ki bütün bunlar insan sanki izlediği kendi bedeniymiş gibi tuhaf bir benimseme yaşar.
son olarak film öyle sanıyorum ki gelmiş geçmiş en harika girişe sahiptir. olağanüstü handel aryası lascia ch'io pianga eşliğinde, doğaüstü bir yavaşlık ve estetiklikteki 5 dakikalık girişten sonra (önsöz) filmin bölümleri başlar. tekrar tekrar dönülesi bir 5 dakika..
özetle, ağır ve hazmı zor bir sanat filmidir. eğer sinemadaki ve hıristiyanlıktaki sembolizmden bihaberseniz araştırıp araştırıp bir daha izlemek gerekebilir. eminim her izleyişinde insan bir kere daha hayran olacaktır yönetmenin dehasına.
not: ayrıca bu film uludağ sözlük ve ekşi sözlük ayrımını da daha bir net yapmıştır kafamda. buradaki 2 küsür sayfalık, herbiri ortalama 3 satır olan entrylerin tersine eşkideki arkadaşlar 7 sayfa uzuun uzuun anlatmışlardır filmi. takdir ettim ekşideki entel seviyeyi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar