bugün
- kapatıcı kullanılmayan gün12
- akp seçmeni16
- hangi aktörle aynı filmde oynamak isterdiniz7
- mesajlaşırken btw yazmak9
- 195 cm geniş omuzlu hayvan gibi herif7
- sevilen kızın zorul zorul osurması5
- fatma betül sayan kaya43
- hobi olarak seks yapmak4
- en toksik ilişkilerdeki seksin4
- arkadaşlar ben neden sallanmadım8
- yazarların sıkıldıklarında yaptıkları şeyler8
- göz teması kuramama9
- anın görüntüsü20
- the merich7
- saklama kabında sarma yapıp getiren oğlan5
- piçlerin insanlığa katkıları2
- memesiz kadın6
- rüyamızda gördüğümüz kişilerin bizi düşündüğü4
- karadenizli biriyle evlenmek2
- yazarların güncel flört listesi5
- saç ekimi3
- carnage olmak2
- dünyanın en ucuz benzini türkiye de7
- first dateye damatlık giyip gitmek3
- ona bir şey söyle8
- kadın ile erkek arasında yaşanacak en güzel şey14
- entarisi ala benziyor2
- salat namaz değildir8
- yazarların başarılı olduğu konular8
- 1 haftada 5 kilo vermek3
- yapay zeka sözlük yazarı2
- tekerlek toplayan cocuk18
- bekir bozdağ5
- lazika çay2
- türklerin başarılı olduğu konular9
- italyanların başarılı olduğu konular6
- testosteron2
- güldürülmesi kolay biri olmak4
- pazar günü saat 17 00 ten sonra nereye gidilir6
- kedi yada köpeği olmayan kadın6
- 60 kilo üzeri kızlar sözlükten çıksın9
- minyon tipli erkek olmak2
- tevratta anlatılan ensest ilişki13
- hamsili cilt kremi9
- ebemin iyi olduğu konu3
- kısa boylu insan egosu2
- iş yerlerinde uşuyuk insanı sevmezler2
- anti christ4
- ein tausend neun hundert sieben und achtzig2
- silvermistin boydan fotoğrafı3
bulunduğu coğrafyada olması hazmedilememiş ama bir türlü bu topraklar üzerinden gönderilememiş insanların yaşadığı ülke.
en azından gönderemeseler de etkisiz eleman yapma çabası içinde önce osmanlı ile sonra türkiye ile uğraşılmaya devam ediliyor. dış güçlerin oyunları kadar kendi siyasi hırsları ile kendi içinde de güçsüz bırakan birçok öge barındırır.
anestezi nedir bilir misiniz? anestezi yapan doktorlara anestezist denir. anestezi ise bir hastayı bilincini kaybedecek şekilde masada tutmaktır. anestezistler hastayı ölüm ile yaşam arası bir yerde tutarak bilincini yok etmeye çalışırlar. anestezi bir hastayı uçurumun kenarına getirip aşağıya iteledikten sonra arkasından zayıf bir iple sallandırıp durmaya benzer. ameliyat boyunca hasta ipin ucunda sallandırılıp durur ve bir dengede tutulmaya çalışılır. bizim düşmanlar da öldüremedikleri bu ülkeyi kendi amaçlarında kullanmak için anestezi uygulamış şekilde uçurumun kenarına getirip itelemeye çalışıyorlar. sonuçta bilincimizi kaybedip olmadık durumlar yaşıyoruz ama neden yaşadığımızı hesaplayamıyoruz. çünkü bilincimiz bulanıklaşmış.
bir insan bilincini kaybettiği zaman hatalar yapar. hayvanlar ise bir bilince sahip olmadığı için sadece tehlikelerden kaçarak hayatta kalmaya çalışır. teknik olarak üç beş kişiyi kandırmak kolayken milyonlarca insanın bilincini bulandırıp olmayana inandırmak zordur.
düşmanlarımız bizlerin algısını bozmak ve bilinçsiz hayvanlar gibi sadece hayatta kalan hayvanlar olmamızı istiyorlar. böylelikle yok edemedikleri canavarı zararsız hale getirecekler. bizleri uçurumun kenarından atarak heyecanlandıran, böylelikle bilinçsiz hastalar haline getiren geçmişimize ve günümüze bir dönüp bakalım. bizim en büyük sorunlarımız neler?
fakirlik ve işsizlik; basit örneklerle kısaca bitirmeye çalışayım. yıllarca kredi derecelendirme kuruluşunda görev yapan bir türkiye düşmanı türkiye hakkında defalarca olumsuz raporlar yazıp yüksek faizli kredi alabilmemize neden oldu. türkiye bir tek adam sayesinde milyarlarca dolarını yüksek faizlere ödedi. ödemek için daha yüksek faizle borç aldı. bu birbirini destekleyen sistem bize her gelip geçen siyasiden daha çok zarar verdi. bu ortaya çıktığında o kredi derecelendirme kuruluşu kuru bir özür diledi. başka da ne yapılabilir zaten...
terör; kaynağı "dikta özlemi çeken antidemokratik" yapıya tepki olarak ortaya çıktı. kendi vatandaşlarımız için çekim merkezi olamadık. dışlananlar düşmanlarımızdan destek görüp "haklısınız, biz size para verelim , destek verelim siz savaşın" diyerek üzerimize salındı. demokratikleşmeyle çözülecek sorunlar; içerde siyasi görüş farklılıkları ile dışarda teröristleri ve antidemokratikleri destekleyen düşmanlarımızca desteklendi. darbeler dönemlerine bakarsanız hiç dost olamayacağımız en despot ülkelerle dost hale geldiğimizi görürsünüz. doğal müttefikimiz olan ülkelerle ise hep sorunlarımız var.
demokratikleşme; en büyük sorunumuz ve diğer sorunların kaynağı da bu. demokratik olmayan ülkelerde insanlar siyasi çıkarı uğruna veya dışarıdan satın alınmakla kolayca dilediğiniz noktaya çekilebilir. demokrasilerde ise tüm insanları aynı noktaya çekmek oldukça zordur. bu sayede ülkenin vicdanı ve aklı kişilerin emellerinin önüne geçer. anti demokratik bir yapıda çoğunluğu veya azınlık bir grubu kolayca ezebilirsiniz ve o ülkede o sorunları yıllarca sürüncemede bırakabilirsiniz. örnek vereyim; türban sorunu ve kürt meselesi vb. ne zaman bunlar demokrasi içinde çözülmeye kalksa birileri ülkede karışıklık çıkarttı, darbe yaptı ve bunun gibi bir çok sorunun çözülmesinin önüne geçildi. kürt sorununu çözmek isteyen bir irade çıkması oldukça zor. sonuçta hepimizde bir kuyruk acısı oluşmuş. demokrasi ile insanlar zor da olsa çözmeye kalktığında provokatif eylemlerle toplum tekrar kutuplaştırılıp zayıflatılıyor. bazı insanlarımız sonuçta öyle faşizanlaşıyor ki her şeyimi kaybedeyim ama demokrasi olmasın diye çabalamaya başlıyor. bu faşizanlık had safhaya gelince ise terör eylemlerine ara verip bir denge sağlanıyor. denge olmadığı zaman ya faşizanlık galip gelip düşman gördüğü tarafı tamamen sindirip kavgayı bitirecek ya da azalan faşizmle demokratik bir ortama kolayca ulaşıp kendi içimizdeki kavgaları sonlandıracağız. her ikisi de sonuçta kargaşayı bire şekilde bitiriyor. fakat bizi öyle bir yerde tutuyorlar ki ne aşırı faşizanlaşıyoruz ne demokratikleşiyoruz. kürt meselesinin yarattığı terörün kaynağı geçmişteki faşizan uygulamalar iken insanlar artık ne için teröre bulaştığını unutup en faşizan dönemlerde en çok eylem yapması gerekirken demokrasiye yaklaşılan dönemlerde eylemlere başlıyorlar. *
uzun lafın kısası kendi içimizde sırf siyasi sebeplerle birbirimize düşman olmayı bırakıp birlik olsak hiçbir sorunumuz kalmayacak. demokratikleşme olmadıkça bu ülke insanları huzur bulamaz.
en azından gönderemeseler de etkisiz eleman yapma çabası içinde önce osmanlı ile sonra türkiye ile uğraşılmaya devam ediliyor. dış güçlerin oyunları kadar kendi siyasi hırsları ile kendi içinde de güçsüz bırakan birçok öge barındırır.
anestezi nedir bilir misiniz? anestezi yapan doktorlara anestezist denir. anestezi ise bir hastayı bilincini kaybedecek şekilde masada tutmaktır. anestezistler hastayı ölüm ile yaşam arası bir yerde tutarak bilincini yok etmeye çalışırlar. anestezi bir hastayı uçurumun kenarına getirip aşağıya iteledikten sonra arkasından zayıf bir iple sallandırıp durmaya benzer. ameliyat boyunca hasta ipin ucunda sallandırılıp durur ve bir dengede tutulmaya çalışılır. bizim düşmanlar da öldüremedikleri bu ülkeyi kendi amaçlarında kullanmak için anestezi uygulamış şekilde uçurumun kenarına getirip itelemeye çalışıyorlar. sonuçta bilincimizi kaybedip olmadık durumlar yaşıyoruz ama neden yaşadığımızı hesaplayamıyoruz. çünkü bilincimiz bulanıklaşmış.
bir insan bilincini kaybettiği zaman hatalar yapar. hayvanlar ise bir bilince sahip olmadığı için sadece tehlikelerden kaçarak hayatta kalmaya çalışır. teknik olarak üç beş kişiyi kandırmak kolayken milyonlarca insanın bilincini bulandırıp olmayana inandırmak zordur.
düşmanlarımız bizlerin algısını bozmak ve bilinçsiz hayvanlar gibi sadece hayatta kalan hayvanlar olmamızı istiyorlar. böylelikle yok edemedikleri canavarı zararsız hale getirecekler. bizleri uçurumun kenarından atarak heyecanlandıran, böylelikle bilinçsiz hastalar haline getiren geçmişimize ve günümüze bir dönüp bakalım. bizim en büyük sorunlarımız neler?
fakirlik ve işsizlik; basit örneklerle kısaca bitirmeye çalışayım. yıllarca kredi derecelendirme kuruluşunda görev yapan bir türkiye düşmanı türkiye hakkında defalarca olumsuz raporlar yazıp yüksek faizli kredi alabilmemize neden oldu. türkiye bir tek adam sayesinde milyarlarca dolarını yüksek faizlere ödedi. ödemek için daha yüksek faizle borç aldı. bu birbirini destekleyen sistem bize her gelip geçen siyasiden daha çok zarar verdi. bu ortaya çıktığında o kredi derecelendirme kuruluşu kuru bir özür diledi. başka da ne yapılabilir zaten...
terör; kaynağı "dikta özlemi çeken antidemokratik" yapıya tepki olarak ortaya çıktı. kendi vatandaşlarımız için çekim merkezi olamadık. dışlananlar düşmanlarımızdan destek görüp "haklısınız, biz size para verelim , destek verelim siz savaşın" diyerek üzerimize salındı. demokratikleşmeyle çözülecek sorunlar; içerde siyasi görüş farklılıkları ile dışarda teröristleri ve antidemokratikleri destekleyen düşmanlarımızca desteklendi. darbeler dönemlerine bakarsanız hiç dost olamayacağımız en despot ülkelerle dost hale geldiğimizi görürsünüz. doğal müttefikimiz olan ülkelerle ise hep sorunlarımız var.
demokratikleşme; en büyük sorunumuz ve diğer sorunların kaynağı da bu. demokratik olmayan ülkelerde insanlar siyasi çıkarı uğruna veya dışarıdan satın alınmakla kolayca dilediğiniz noktaya çekilebilir. demokrasilerde ise tüm insanları aynı noktaya çekmek oldukça zordur. bu sayede ülkenin vicdanı ve aklı kişilerin emellerinin önüne geçer. anti demokratik bir yapıda çoğunluğu veya azınlık bir grubu kolayca ezebilirsiniz ve o ülkede o sorunları yıllarca sürüncemede bırakabilirsiniz. örnek vereyim; türban sorunu ve kürt meselesi vb. ne zaman bunlar demokrasi içinde çözülmeye kalksa birileri ülkede karışıklık çıkarttı, darbe yaptı ve bunun gibi bir çok sorunun çözülmesinin önüne geçildi. kürt sorununu çözmek isteyen bir irade çıkması oldukça zor. sonuçta hepimizde bir kuyruk acısı oluşmuş. demokrasi ile insanlar zor da olsa çözmeye kalktığında provokatif eylemlerle toplum tekrar kutuplaştırılıp zayıflatılıyor. bazı insanlarımız sonuçta öyle faşizanlaşıyor ki her şeyimi kaybedeyim ama demokrasi olmasın diye çabalamaya başlıyor. bu faşizanlık had safhaya gelince ise terör eylemlerine ara verip bir denge sağlanıyor. denge olmadığı zaman ya faşizanlık galip gelip düşman gördüğü tarafı tamamen sindirip kavgayı bitirecek ya da azalan faşizmle demokratik bir ortama kolayca ulaşıp kendi içimizdeki kavgaları sonlandıracağız. her ikisi de sonuçta kargaşayı bire şekilde bitiriyor. fakat bizi öyle bir yerde tutuyorlar ki ne aşırı faşizanlaşıyoruz ne demokratikleşiyoruz. kürt meselesinin yarattığı terörün kaynağı geçmişteki faşizan uygulamalar iken insanlar artık ne için teröre bulaştığını unutup en faşizan dönemlerde en çok eylem yapması gerekirken demokrasiye yaklaşılan dönemlerde eylemlere başlıyorlar. *
uzun lafın kısası kendi içimizde sırf siyasi sebeplerle birbirimize düşman olmayı bırakıp birlik olsak hiçbir sorunumuz kalmayacak. demokratikleşme olmadıkça bu ülke insanları huzur bulamaz.
Gündemdeki Haberler