bugün
- imralı basılsın apo piçi asılsın6
- 22 ağustos 2026 fenerbahçe konyaspor maçı11
- mason greenwood'un galatasaray'a döşeyeceği boru2
- sözlükte tek kalsanız yazmaya devam eder misiniz8
- üniversite okumanın gereksiz olması6
- 1948 arap israil savaşı9
- sözlük yazarlarının favori dizisi6
- ilgi alanına göre konuşmalık insan veritabanı10
- yazarların favori oyun karakteri5
- yapay zekanın ortadan kaldıramayacağı 10 meslek3
- duş alıp yeni serilmiş nevresimde uyumak2
- sözlük kızlarının babaları3
- yavudilerde cin peri hayalet öcü hortlak olmaması12
- x files dizisindeki elinden sigara düşmeyen adam4
- allah4
- tuvaletin tıkanması2
- tai lung26
- boş cd'nin üstüne boş cd diye yazmak4
- ebrar sitesi2
- osuruktan şiirler89
- oswald cupplepot3
- acı acı osurmak5
- bira6
- i m horny diyen kız3
- türkiye de emeklilik4
- stack overflow kopyala yapistir2
- sözlükteki cin moderatörler2
- tüm erkeklerin old money giyinmesi11
- su bardağı ile çay içmek7
- dolar isterse 100 olsun41
- en sevdiği film pulp fiction olan erkek3
- 21 ağustos 2026 erzurumspor galatasaray maçı27
- fenerbahçe19
- nervio varıdı nerede o8
- ismet gurbuz 202411
- şafak sezer'in son hali2
- youtube3
- arap ismail3
- 2026 ekonomik krizi20
- kedi3
- sözlük erkeklerinin yaptığı yemekler3
- yazarların favori giyim markası15
- anderson talisca6
- dilek imamoğlunun ateş eden mayosu25
- sözlük dayısı dövmek6
- cinlerden yardım alan platformlar3
- kainatın insanların keşfi için yaratılması4
- berber fiyatlarındaki fahiş artış3
- victor osimhen19
- ebru şallı2
islamdaki kadının yerini anlattığı makalesi ile işte budur üstad dedirten bir alimdir...
buda makalesi: kesinlikle alıntıdır, hemde kedendi sitesinden.
islam Kadını Aşağılamadı, Siz Anneliği Aşağıladınız!
Tesadüf mü? Biri çıkıp islam'ın kadını aşağıladığını iddia ediyor. Söz bir biçimde anneliğe geliyor. O da ne? islam'ın kadını aşağıladığını iddia eden 'modern' bay veya bayanların aklının dibini kazıdığınızda, anneliği fena halde aşağıladığını görüyorsunuz. Ortak noktaları bu.
Anneliği aşağılamanın teknikleri çok. Bunun başında dünyanın en şerefli işini yapan annelere “boş kadın muamelesi yapmak geliyor. Onlara göre çalışıyor olmak için evden çıkmak lazım. Caddeyi görmek, caddeye görünmek lazım. Bir kadının çalışıyor sayılması için kamuya kendisini göstermesi şart. Sabah sekiz akşam dokuz (çünkü kadın ucuz işgücü) mesai yapması şart.
Bunlar için de başka şeyler lazım: Modern görünürlüğün vacibatından olan şeyler. Her gün aynı kıyafetle, aynı saç rengiyle, aynı ayakkabıyla, aynı çantayla gidilmez ki işe! Yenilemek lazım, rengini uydurmak lazım. Saça uygun elbise, elbiseye uygun ayakkabı, ayakkabıya uygun çanta, çantaya uygun cüzdan, ona uygun cep telefonu lazım.
Modası geçenleri değiştirmek lazım. Bunun için de modayı takip etmek lazım. Özetle üretim-tüketim çarkında yağ, değirmeninde un olmak lazım.
Bütün bunlar için çalışmak lazım. Çalışmadan bu masraflar nasıl kazanılacak? Daha iyi görünmek için daha çok kazanmak lazım. O da yetmiyorsa, daha daha çok kazanmak lazım. Daha çok kazanmak için harcamadan olmuyorsa, daha çok harcamak lazım. Görünmeden daha daha çok kazanılamıyorsa, daha çok görünmek lazım. Daha çok görünmek için daha çok dikkat çekmek lazımsa, onu yapmak lazım. Onu yapmak için herkesten çok harcama yapmak lazımsa, onu yapmak lazım. Herkesten çok harcamak için, herkesten çok kazanmak lazım.
Hangisi hangisine lazımdı? Kafam karıştı.
Evden çıkıp mesai yapmayan kadının yaptığı çalışmak değildir. O tepeden bakılan, Ev kadınıymış yollu dudak bükülen bir acizdir. Evinin kadını olmak modernlere göre dudak bükülecek bir iştir. iş kadını daha hoş geliyor. Hatta sokak kadını bile ötekinden hoş geliyor.
Modernin gözünde o koca parası(!) yiyor. Patron parası mı? Amir fırçası mı? Onun bunun erkeklerinin ağız kokusu mu? Her işe gidiş gelişte yaşadığı tıkış tıkış otobüsler ve minibüslerdeki onur kırıcı durum mu? Onlar işin parçası ayol. Koca kârı yeme de, ne yersen ye! Koca fırçası yeme de, ister amir, ister ustabaşı, ister patron fırçası ye! Hatta sokak magandası ve çarşı maçosunun attığı laf bile ehven…
Ev kadını, üüü! Bir kere özgür(!) değil ayol. Yarım saat işten erken ayrıldığı için amirinden duyduğu lafı kargalar yemese de kendisi özgür. işyerinde uygulanan sıkı denetime rağmen özgür. Yarın müsait misinlere verdiği Mesaide olacağım, işten yorgun dönüyorumlara rağmen özgür. Ama ev kadını handiyse esir canım
Ama o anne. Çocukları var. Yani dünyanın en değerli, en asil, en soylu, en görkemli işini yapıyor. Yani insan yetiştiriyor. Çocuk sokakta yetişmez ki? Çocuk evde yetişir.
Olsun, o yine de çalışmayan kadındır. Annelik çalışmak sayılmıyor. Modernlere göre annelik işsizlik sayılıyor. Annelik angarya sayılıyor. Komedi de ne biliyor musunuz: Başkalarının doğurduğu çocuklara bakmak için kurulan sektörlerde çalışmak iş, orada çalışanlar da çalışıp üreten kadın sayılıyor da, kendi doğurduğu çocuğa bakmak iş sayılmıyor. Modernler kazara anne olduklarında durum şu oluyor: baba işe, anne işe, çocuk kreşe, ev pansiyon, aile pansiyoner.
Ondan sonra bebek mi-köpek mi? ikilemi geliyor: tıpkı Fransa'da, Almanya'da, Hollanda'da olduğu gibi. Köpek bebekten daha sevimli oluyor modern kadın için. Bir, vücudu deforme etmiyor... Öyle ya: tenperest modernliğin gerçeği bunlar, görmek lazım.
Ama küçük bir sorun: Köpeğin ille de küçük olması lazım; kucağa alınıp sevilecek kadar küçük. Ne de olsa kadın o. Bir canlıyı kucağına alıp sevme güdüsü yaratılıştan verilmiş. Çaresi yok, sevecek. Peki, köpek yerine bebek sevse olmaz mı? Bu soruya Avrupa'nın bebek-köpek (yan yana iyi durmadığını biliyorum, ama anlayın) rakamlarını karşılaştırdığımızda, şu zımni cevabı alıyoruz: Yok, zinhar olmaz! (Almanya'da kayıtlı köpek sayısı nüfus ile neredeyse eşit).
iyi de, köpek de en az bebek kadar masraflı.
Olsun! O kadar kusur kadı kızında da bulunur.
Kazara doğursa bile anneliği sevmemiş ve severek annelik yapmamış (Bunun yanında doğum yapamadığı halde harika annelik yapanlar da var). Annelik yapmadığı için duyguları gelişmemiş, ufku gelişmemiş, hayat tecrübesi gelişmemiş, bilgelik dersen sıfır. Ama olsun; onun köpeği ve bir de mesaili işi var. O kendini tüm annelere hava atma makamında görüyor.
işte buraya yazıyorum: Cenneti annelerin ayakları altına seren islam kadını aşağılamadı. Fakat cenneti dünyada arayan tek dünyalı modernler gözümüzün içine baka baka anneliği aşağılıyorlar. Üstelik her birini bir ana doğurduğu halde.
Ne kadar ayıp! Ne kadar küstah! Ne kadar saçma!
buda makalesi: kesinlikle alıntıdır, hemde kedendi sitesinden.
islam Kadını Aşağılamadı, Siz Anneliği Aşağıladınız!
Tesadüf mü? Biri çıkıp islam'ın kadını aşağıladığını iddia ediyor. Söz bir biçimde anneliğe geliyor. O da ne? islam'ın kadını aşağıladığını iddia eden 'modern' bay veya bayanların aklının dibini kazıdığınızda, anneliği fena halde aşağıladığını görüyorsunuz. Ortak noktaları bu.
Anneliği aşağılamanın teknikleri çok. Bunun başında dünyanın en şerefli işini yapan annelere “boş kadın muamelesi yapmak geliyor. Onlara göre çalışıyor olmak için evden çıkmak lazım. Caddeyi görmek, caddeye görünmek lazım. Bir kadının çalışıyor sayılması için kamuya kendisini göstermesi şart. Sabah sekiz akşam dokuz (çünkü kadın ucuz işgücü) mesai yapması şart.
Bunlar için de başka şeyler lazım: Modern görünürlüğün vacibatından olan şeyler. Her gün aynı kıyafetle, aynı saç rengiyle, aynı ayakkabıyla, aynı çantayla gidilmez ki işe! Yenilemek lazım, rengini uydurmak lazım. Saça uygun elbise, elbiseye uygun ayakkabı, ayakkabıya uygun çanta, çantaya uygun cüzdan, ona uygun cep telefonu lazım.
Modası geçenleri değiştirmek lazım. Bunun için de modayı takip etmek lazım. Özetle üretim-tüketim çarkında yağ, değirmeninde un olmak lazım.
Bütün bunlar için çalışmak lazım. Çalışmadan bu masraflar nasıl kazanılacak? Daha iyi görünmek için daha çok kazanmak lazım. O da yetmiyorsa, daha daha çok kazanmak lazım. Daha çok kazanmak için harcamadan olmuyorsa, daha çok harcamak lazım. Görünmeden daha daha çok kazanılamıyorsa, daha çok görünmek lazım. Daha çok görünmek için daha çok dikkat çekmek lazımsa, onu yapmak lazım. Onu yapmak için herkesten çok harcama yapmak lazımsa, onu yapmak lazım. Herkesten çok harcamak için, herkesten çok kazanmak lazım.
Hangisi hangisine lazımdı? Kafam karıştı.
Evden çıkıp mesai yapmayan kadının yaptığı çalışmak değildir. O tepeden bakılan, Ev kadınıymış yollu dudak bükülen bir acizdir. Evinin kadını olmak modernlere göre dudak bükülecek bir iştir. iş kadını daha hoş geliyor. Hatta sokak kadını bile ötekinden hoş geliyor.
Modernin gözünde o koca parası(!) yiyor. Patron parası mı? Amir fırçası mı? Onun bunun erkeklerinin ağız kokusu mu? Her işe gidiş gelişte yaşadığı tıkış tıkış otobüsler ve minibüslerdeki onur kırıcı durum mu? Onlar işin parçası ayol. Koca kârı yeme de, ne yersen ye! Koca fırçası yeme de, ister amir, ister ustabaşı, ister patron fırçası ye! Hatta sokak magandası ve çarşı maçosunun attığı laf bile ehven…
Ev kadını, üüü! Bir kere özgür(!) değil ayol. Yarım saat işten erken ayrıldığı için amirinden duyduğu lafı kargalar yemese de kendisi özgür. işyerinde uygulanan sıkı denetime rağmen özgür. Yarın müsait misinlere verdiği Mesaide olacağım, işten yorgun dönüyorumlara rağmen özgür. Ama ev kadını handiyse esir canım
Ama o anne. Çocukları var. Yani dünyanın en değerli, en asil, en soylu, en görkemli işini yapıyor. Yani insan yetiştiriyor. Çocuk sokakta yetişmez ki? Çocuk evde yetişir.
Olsun, o yine de çalışmayan kadındır. Annelik çalışmak sayılmıyor. Modernlere göre annelik işsizlik sayılıyor. Annelik angarya sayılıyor. Komedi de ne biliyor musunuz: Başkalarının doğurduğu çocuklara bakmak için kurulan sektörlerde çalışmak iş, orada çalışanlar da çalışıp üreten kadın sayılıyor da, kendi doğurduğu çocuğa bakmak iş sayılmıyor. Modernler kazara anne olduklarında durum şu oluyor: baba işe, anne işe, çocuk kreşe, ev pansiyon, aile pansiyoner.
Ondan sonra bebek mi-köpek mi? ikilemi geliyor: tıpkı Fransa'da, Almanya'da, Hollanda'da olduğu gibi. Köpek bebekten daha sevimli oluyor modern kadın için. Bir, vücudu deforme etmiyor... Öyle ya: tenperest modernliğin gerçeği bunlar, görmek lazım.
Ama küçük bir sorun: Köpeğin ille de küçük olması lazım; kucağa alınıp sevilecek kadar küçük. Ne de olsa kadın o. Bir canlıyı kucağına alıp sevme güdüsü yaratılıştan verilmiş. Çaresi yok, sevecek. Peki, köpek yerine bebek sevse olmaz mı? Bu soruya Avrupa'nın bebek-köpek (yan yana iyi durmadığını biliyorum, ama anlayın) rakamlarını karşılaştırdığımızda, şu zımni cevabı alıyoruz: Yok, zinhar olmaz! (Almanya'da kayıtlı köpek sayısı nüfus ile neredeyse eşit).
iyi de, köpek de en az bebek kadar masraflı.
Olsun! O kadar kusur kadı kızında da bulunur.
Kazara doğursa bile anneliği sevmemiş ve severek annelik yapmamış (Bunun yanında doğum yapamadığı halde harika annelik yapanlar da var). Annelik yapmadığı için duyguları gelişmemiş, ufku gelişmemiş, hayat tecrübesi gelişmemiş, bilgelik dersen sıfır. Ama olsun; onun köpeği ve bir de mesaili işi var. O kendini tüm annelere hava atma makamında görüyor.
işte buraya yazıyorum: Cenneti annelerin ayakları altına seren islam kadını aşağılamadı. Fakat cenneti dünyada arayan tek dünyalı modernler gözümüzün içine baka baka anneliği aşağılıyorlar. Üstelik her birini bir ana doğurduğu halde.
Ne kadar ayıp! Ne kadar küstah! Ne kadar saçma!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar