bugün
- devlet bahçeli'nin öcalan'a selam göndermesi32
- ispanya'nin terör bitirme formülü16
- ayrı mutfakların insanları6
- sözlükteki aktroller8
- izmir'in akp'ye geçmesi11
- vişneli sarma8
- akp'nin kürdistan'a hazırlanıyor olma ihtimali5
- 190 boyunda kaslı ve zengin kadın4
- ortak yaşam sergisi insanlar ve insan dostları6
- birini unutmak6
- parmağıma iğne batması4
- sözlüğün vahşi kelebeği4
- 1 90 esmer kaslı erkek5
- belçika türkiye maçı saat 21 45 te atv de4
- ay diyen erkek3
- 4 litre piril'in kaç tl olması sorunsalı11
- israil ulusal güvenlik uzmanı uyardı2
- birbirine iyi gelmek6
- yeğenin hitap şekli2
- aynı anda 3 kadın sevmek3
- cin tarafından özel numaradan aranmak5
- kendin hakkında gereksiz bir bilgi bırak17
- bir kızın şemsiyesinin altına sığınmak2
- 30 yaşına gelip hala kendi evini alamamak7
- 2 ekim 2026 fransa italya maçı2
- sarma8
- ismet biraderin hala koşturmaya başlamaması5
- osmanlı pilavı3
- sabahın köründe işe giden ezik7
- napolyon vs atatürk7
- arkadaşlar yavaş yazın beğenmekten yoruldum2
- 2 ekim 2026 güney kıbrıs ermenistan maçı2
- trump'ın iran açıklaması10
- 3 kere üst üste 31 çekmek16
- sucuk2
- göz kanlanması11
- hoşlanılan sözlük kızının annene çıkması3
- mafya2
- yasin kol'un gözaltına alınması6
- nervionun neo osmanlıcı çıkması2
- teknede yaşamak3
- hakkı'ya kaçtım diye kocamın boşanma davası açması2
- true'nın iran açıklaması5
- kahvenin keyif vermediği anlar2
- günaydın sözlük sakinleri4
- uludede'nin cenaze eventi11
- maun suresi4
- sıvı sabunla ayakları yıkamak3
- azrail'in hergün her insana 366 kere bakması11
- flört uygulamalarında eşleşme algoritması3
robert de niro - martin scorsese - paul schrader üçlüsünün bir araya gelince neler yapabileceklerinin* en önemli göstergelerinden biridir taxi driver. paul schareder'ın psikanaliz ögeleriyle bezediği senaryo, scorsese'nin new york sokaklarını dekor olarak kullanmasıyla biçimlenir, de niro'nun kariyerindeki en iyi performanslarından biriyle doruk noktasına ulaşır. harvey keitel, jodie foster ve cybill shepherd'ın* da oyunculuklarıyla gerçekleştirdikleri katkı, filmi klasikler arasına sokar.
Schrader, senaryoyu (senaryo, paul schrader'a ait kitaptan* uyarlanmıştır) kesinlikle kendi çocukluk ve gençlik yıllarının muhafazakar hristiyan* çevrelerinde gezinerek, bireysel öyküsünden yola çıkarak yazmıştır. Yarattığı travis bickle karakteri, son sahnedeki kanlı cinayetleri işleyen bir son mohikan kılığına bürünmüş cinnet adamı ya da akli dengesi yerinde olmayan bir taksi şöförü değildir. Toplum içinde kendine -kendi adına- etkili ve onur verici bir yer edinmek isteyen gayet normal ve uyumlu bir karakterdir esasen. (jodie foster-de niro arasında bir cafede geçen, foster'ın kocaman gözlüklerini takarak oturduğu, de niro'nun da ona pezevenginin elinden nasıl kurtulması gerektiğini anlattığı sahnede, travis, taksiciliği sadece part-time yaptığını, esasen gizli servise bağlı bir ekipte çalıştığını ima eder)
Hoşlandığı kadını porno filme götürme hödüklüğünü de müzik piyasasından bihaber oluşunu da (kris kristofferson'un kim olduğunu, betsy(c. shepherd) ona söylediğinde ilk o anda öğrenmiştir), giyim tarzındaki klasikliği de (kareli gömlek-kot pantolon), vietnam'da donanmadayken* ona verilen ve sırtından çıkarmadığı, üstünde ordu amblemi ve adının yazılı olduğu montunu da travis karakterinin ne kadar muhafazakar, toplum kurallarının içinde yaşayan ve deli olamayacak kadar normal birisi olduğunu sunmak için anlatmak istemiştir bize senarist.
de niro'ya gelince, herkesin kabul ettiği gibi bu filmdeki replikleri, hal ve tavırları, üst düzey performansı dillere destandır. Senaristle yakın ilişki kurmuş, senaryonun onun* geçmişini yansıttığını kertmiş ve filmde gerçekten de schrader'a ait olan ceketi, gömleği giymiştir. Yani, de niro'nun filmdeki kostümleri schrader'a aittir. Ayrıca film çekilmeden önce, new york'ta bir süre de taksicilik yapmıştır. Kısacası, rolüne mükemmel hazırlanmıştır.
Filmde de niro'nun doruk noktaları, hoşlandığı hatunla gittiği cafedeki i'm not a pusher, i didn't push anybody, tabii ki ayna karşısındaki you talkin' to me? Who the fuck do you think you're talkin' to?, jodie foster'la yukarda da değindiğim cafe sahnesinde, sport* karakterinden bahsederken he's the scum of the earth, he's the most ss..suckin' scum i've ever ever seen (duraklayarak bastıra bastıra söyler bunu) ve son olarak da katliam sahnesinin başlangıcındaki how's the pimp business?* repliklerini zikrettiği sahnelerdir.
bernard herrmann'ın film müziklerini tamamladığı gün öldüğünü, scorsese'nin filmi ona ithaf ettiğini, ayrıca herrmann'ın da akılda kalıcı bir melodi yakalayarak gerçek anlamda iyi bir iş çıkarttığını da belirtelim.
Akademi ödüllerine aday olan film, ödülü rocky'ye kaptırınca, hırslanan scorsese, schrader ve de niro'nun boks filmi öyle yapılmaz, böyle yapılır şiarıyla yarattıkları bir diğer başyapıt için;
(bkz: raging bull)
Schrader, senaryoyu (senaryo, paul schrader'a ait kitaptan* uyarlanmıştır) kesinlikle kendi çocukluk ve gençlik yıllarının muhafazakar hristiyan* çevrelerinde gezinerek, bireysel öyküsünden yola çıkarak yazmıştır. Yarattığı travis bickle karakteri, son sahnedeki kanlı cinayetleri işleyen bir son mohikan kılığına bürünmüş cinnet adamı ya da akli dengesi yerinde olmayan bir taksi şöförü değildir. Toplum içinde kendine -kendi adına- etkili ve onur verici bir yer edinmek isteyen gayet normal ve uyumlu bir karakterdir esasen. (jodie foster-de niro arasında bir cafede geçen, foster'ın kocaman gözlüklerini takarak oturduğu, de niro'nun da ona pezevenginin elinden nasıl kurtulması gerektiğini anlattığı sahnede, travis, taksiciliği sadece part-time yaptığını, esasen gizli servise bağlı bir ekipte çalıştığını ima eder)
Hoşlandığı kadını porno filme götürme hödüklüğünü de müzik piyasasından bihaber oluşunu da (kris kristofferson'un kim olduğunu, betsy(c. shepherd) ona söylediğinde ilk o anda öğrenmiştir), giyim tarzındaki klasikliği de (kareli gömlek-kot pantolon), vietnam'da donanmadayken* ona verilen ve sırtından çıkarmadığı, üstünde ordu amblemi ve adının yazılı olduğu montunu da travis karakterinin ne kadar muhafazakar, toplum kurallarının içinde yaşayan ve deli olamayacak kadar normal birisi olduğunu sunmak için anlatmak istemiştir bize senarist.
de niro'ya gelince, herkesin kabul ettiği gibi bu filmdeki replikleri, hal ve tavırları, üst düzey performansı dillere destandır. Senaristle yakın ilişki kurmuş, senaryonun onun* geçmişini yansıttığını kertmiş ve filmde gerçekten de schrader'a ait olan ceketi, gömleği giymiştir. Yani, de niro'nun filmdeki kostümleri schrader'a aittir. Ayrıca film çekilmeden önce, new york'ta bir süre de taksicilik yapmıştır. Kısacası, rolüne mükemmel hazırlanmıştır.
Filmde de niro'nun doruk noktaları, hoşlandığı hatunla gittiği cafedeki i'm not a pusher, i didn't push anybody, tabii ki ayna karşısındaki you talkin' to me? Who the fuck do you think you're talkin' to?, jodie foster'la yukarda da değindiğim cafe sahnesinde, sport* karakterinden bahsederken he's the scum of the earth, he's the most ss..suckin' scum i've ever ever seen (duraklayarak bastıra bastıra söyler bunu) ve son olarak da katliam sahnesinin başlangıcındaki how's the pimp business?* repliklerini zikrettiği sahnelerdir.
bernard herrmann'ın film müziklerini tamamladığı gün öldüğünü, scorsese'nin filmi ona ithaf ettiğini, ayrıca herrmann'ın da akılda kalıcı bir melodi yakalayarak gerçek anlamda iyi bir iş çıkarttığını da belirtelim.
Akademi ödüllerine aday olan film, ödülü rocky'ye kaptırınca, hırslanan scorsese, schrader ve de niro'nun boks filmi öyle yapılmaz, böyle yapılır şiarıyla yarattıkları bir diğer başyapıt için;
(bkz: raging bull)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar