bugün
- claudian clouds17
- amedspor12
- pkk'ya küfür edince sinirlenen ülkücü8
- aslan gibi adam10
- üsteki yazara güzel bir şey söyle7
- alttaki yazara motto ver16
- uğruna kavga edilmesini isteyen türk kızı14
- iyi parti4
- 17 ağustos 1999 gölcük depremi5
- sözlük yazarları neli kahve içiyor6
- çerçeve yasa29
- bebek katili öcalan11
- 16 ağustos 2026 türksat 4a frekans değişikliği4
- uludağ sözlük kızları mericini seçiyor4
- seri gizli artı oy veren melek9
- 17 ağustos 20262
- kendini değersizleştiren insan6
- kumburgaz plajına gidecek olan gence tavsiyeler27
- türkiye'nin ab vize muafiyeti için son 6 kriteri3
- ülkü ocaklarına gidip apoya küfür etmek3
- bir kadın için ağlayan erkek3
- porno entelektüelliği8
- ortopedi poliklinik önü2
- osuruktan şiirler22
- menzil tarikatı'na operasyon2
- murat soner2
- uludağ sözlüğün havasının temiz olması3
- hayatın kuralları14
- sözlüğe sütyensiz giren yazarlar3
- zorunlu eğitim zulmü3
- mansur yavaş3
- yaprak dökümü ali rıza bey in felç geçirmesi2
- devlet bahçeli2
- batının ahlaksızlığı2
- sagopa kajmer aforizmaları2
- 5 yıldızlı otele gidip kokoreç ısmarlamak2
- bu havada gidilmez3
- ırkınızı seçme şansınız olsaydı31
- 20122
- avrupa yakası aslı5
- güzel kızların çaylaklığını merici çeksin2
- devletin eğitim tekelinin meşruiyeti3
- velvet27
- bacak uzun gözüksün diye kiçi açıkta birakmak3
- sarı torba8
- erzincan da yolcu otobüsü ile suv çarpışması3
- çalışmadan para kazanmak6
- rap dinleyen insanların kendini zeki sanması2
- her şeye sahip insan mutsuzluğu13
- herkese pas veren kız barselonada oynasın12
robert de niro - martin scorsese - paul schrader üçlüsünün bir araya gelince neler yapabileceklerinin* en önemli göstergelerinden biridir taxi driver. paul schareder'ın psikanaliz ögeleriyle bezediği senaryo, scorsese'nin new york sokaklarını dekor olarak kullanmasıyla biçimlenir, de niro'nun kariyerindeki en iyi performanslarından biriyle doruk noktasına ulaşır. harvey keitel, jodie foster ve cybill shepherd'ın* da oyunculuklarıyla gerçekleştirdikleri katkı, filmi klasikler arasına sokar.
Schrader, senaryoyu (senaryo, paul schrader'a ait kitaptan* uyarlanmıştır) kesinlikle kendi çocukluk ve gençlik yıllarının muhafazakar hristiyan* çevrelerinde gezinerek, bireysel öyküsünden yola çıkarak yazmıştır. Yarattığı travis bickle karakteri, son sahnedeki kanlı cinayetleri işleyen bir son mohikan kılığına bürünmüş cinnet adamı ya da akli dengesi yerinde olmayan bir taksi şöförü değildir. Toplum içinde kendine -kendi adına- etkili ve onur verici bir yer edinmek isteyen gayet normal ve uyumlu bir karakterdir esasen. (jodie foster-de niro arasında bir cafede geçen, foster'ın kocaman gözlüklerini takarak oturduğu, de niro'nun da ona pezevenginin elinden nasıl kurtulması gerektiğini anlattığı sahnede, travis, taksiciliği sadece part-time yaptığını, esasen gizli servise bağlı bir ekipte çalıştığını ima eder)
Hoşlandığı kadını porno filme götürme hödüklüğünü de müzik piyasasından bihaber oluşunu da (kris kristofferson'un kim olduğunu, betsy(c. shepherd) ona söylediğinde ilk o anda öğrenmiştir), giyim tarzındaki klasikliği de (kareli gömlek-kot pantolon), vietnam'da donanmadayken* ona verilen ve sırtından çıkarmadığı, üstünde ordu amblemi ve adının yazılı olduğu montunu da travis karakterinin ne kadar muhafazakar, toplum kurallarının içinde yaşayan ve deli olamayacak kadar normal birisi olduğunu sunmak için anlatmak istemiştir bize senarist.
de niro'ya gelince, herkesin kabul ettiği gibi bu filmdeki replikleri, hal ve tavırları, üst düzey performansı dillere destandır. Senaristle yakın ilişki kurmuş, senaryonun onun* geçmişini yansıttığını kertmiş ve filmde gerçekten de schrader'a ait olan ceketi, gömleği giymiştir. Yani, de niro'nun filmdeki kostümleri schrader'a aittir. Ayrıca film çekilmeden önce, new york'ta bir süre de taksicilik yapmıştır. Kısacası, rolüne mükemmel hazırlanmıştır.
Filmde de niro'nun doruk noktaları, hoşlandığı hatunla gittiği cafedeki i'm not a pusher, i didn't push anybody, tabii ki ayna karşısındaki you talkin' to me? Who the fuck do you think you're talkin' to?, jodie foster'la yukarda da değindiğim cafe sahnesinde, sport* karakterinden bahsederken he's the scum of the earth, he's the most ss..suckin' scum i've ever ever seen (duraklayarak bastıra bastıra söyler bunu) ve son olarak da katliam sahnesinin başlangıcındaki how's the pimp business?* repliklerini zikrettiği sahnelerdir.
bernard herrmann'ın film müziklerini tamamladığı gün öldüğünü, scorsese'nin filmi ona ithaf ettiğini, ayrıca herrmann'ın da akılda kalıcı bir melodi yakalayarak gerçek anlamda iyi bir iş çıkarttığını da belirtelim.
Akademi ödüllerine aday olan film, ödülü rocky'ye kaptırınca, hırslanan scorsese, schrader ve de niro'nun boks filmi öyle yapılmaz, böyle yapılır şiarıyla yarattıkları bir diğer başyapıt için;
(bkz: raging bull)
Schrader, senaryoyu (senaryo, paul schrader'a ait kitaptan* uyarlanmıştır) kesinlikle kendi çocukluk ve gençlik yıllarının muhafazakar hristiyan* çevrelerinde gezinerek, bireysel öyküsünden yola çıkarak yazmıştır. Yarattığı travis bickle karakteri, son sahnedeki kanlı cinayetleri işleyen bir son mohikan kılığına bürünmüş cinnet adamı ya da akli dengesi yerinde olmayan bir taksi şöförü değildir. Toplum içinde kendine -kendi adına- etkili ve onur verici bir yer edinmek isteyen gayet normal ve uyumlu bir karakterdir esasen. (jodie foster-de niro arasında bir cafede geçen, foster'ın kocaman gözlüklerini takarak oturduğu, de niro'nun da ona pezevenginin elinden nasıl kurtulması gerektiğini anlattığı sahnede, travis, taksiciliği sadece part-time yaptığını, esasen gizli servise bağlı bir ekipte çalıştığını ima eder)
Hoşlandığı kadını porno filme götürme hödüklüğünü de müzik piyasasından bihaber oluşunu da (kris kristofferson'un kim olduğunu, betsy(c. shepherd) ona söylediğinde ilk o anda öğrenmiştir), giyim tarzındaki klasikliği de (kareli gömlek-kot pantolon), vietnam'da donanmadayken* ona verilen ve sırtından çıkarmadığı, üstünde ordu amblemi ve adının yazılı olduğu montunu da travis karakterinin ne kadar muhafazakar, toplum kurallarının içinde yaşayan ve deli olamayacak kadar normal birisi olduğunu sunmak için anlatmak istemiştir bize senarist.
de niro'ya gelince, herkesin kabul ettiği gibi bu filmdeki replikleri, hal ve tavırları, üst düzey performansı dillere destandır. Senaristle yakın ilişki kurmuş, senaryonun onun* geçmişini yansıttığını kertmiş ve filmde gerçekten de schrader'a ait olan ceketi, gömleği giymiştir. Yani, de niro'nun filmdeki kostümleri schrader'a aittir. Ayrıca film çekilmeden önce, new york'ta bir süre de taksicilik yapmıştır. Kısacası, rolüne mükemmel hazırlanmıştır.
Filmde de niro'nun doruk noktaları, hoşlandığı hatunla gittiği cafedeki i'm not a pusher, i didn't push anybody, tabii ki ayna karşısındaki you talkin' to me? Who the fuck do you think you're talkin' to?, jodie foster'la yukarda da değindiğim cafe sahnesinde, sport* karakterinden bahsederken he's the scum of the earth, he's the most ss..suckin' scum i've ever ever seen (duraklayarak bastıra bastıra söyler bunu) ve son olarak da katliam sahnesinin başlangıcındaki how's the pimp business?* repliklerini zikrettiği sahnelerdir.
bernard herrmann'ın film müziklerini tamamladığı gün öldüğünü, scorsese'nin filmi ona ithaf ettiğini, ayrıca herrmann'ın da akılda kalıcı bir melodi yakalayarak gerçek anlamda iyi bir iş çıkarttığını da belirtelim.
Akademi ödüllerine aday olan film, ödülü rocky'ye kaptırınca, hırslanan scorsese, schrader ve de niro'nun boks filmi öyle yapılmaz, böyle yapılır şiarıyla yarattıkları bir diğer başyapıt için;
(bkz: raging bull)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar