bugün
- kız arkadaşının giyimine karışmayan erkek21
- havalar da ısındı5
- yalnız yaşamak10
- son 20 yılın en gıcık lafı10
- hep kendini suçlamak4
- ona bir şey söyle17
- sadece bayan entrylerini okumak5
- 10 yıl sonraki haline bir mesaj bırak3
- çekyat kanepe kaplatma4
- iyi bakalım4
- pizzanın kenarını yememek4
- vazgeçmek2
- 15 haziran 2026 ispanya yeşil burun adaları maçı13
- herşeyi boş verip pastör olmak3
- yanlız o hareketi yalnış yapıyorsun2
- true'ya arkadan sahip olmak17
- kıyametin yaklaşıyor olduğu gerçeği2
- dandik üniversite mezunlarının ortak özellikleri3
- eşek sucuğu3
- en son ne aldınız5
- hayatımın özeti3
- kahvede muhabbet etmek3
- bornova2
- naber lan filozof denilen ülke2
- hazır mantı3
- evlenmeyi başaramamış erkek5
- 16 haziran 2026 iran yeni zelanda maçı10
- okun düştüğü yere kamp'ya da şehir kurmak2
- varoşluk göstergesi küçük detaylar5
- modern hayaletli ev2
- diamond bosphoruss denen yazar5
- kısa saçlı hatun çekiciliği7
- kadın olsaydım çok açık giyerdim22
- bi kulağımızın arkası kaldı2
- 15 haziran 2026 belçika mısır maçı9
- 14 haziran 2026 hollanda japonya maçı8
- işyerinde oyun oynamak2
- avutan düşünceler2
- 14 haziran 2026 avustralya türkiye maçı58
- kadınların romantik sözleri pek sallamaması3
- sohbet edilen kişinin sürekli telefonla uğraşması8
- 0850 ile başlayan numaraları cevaplamayan tip2
- suudi arabistan uruguay maçı saat 1 de trt 1 de2
- belçika 1 mısır 12
- bir limon yarım dolar avrupadan pahalı3
- ali güven2
- 16 haziran 2026 suudi arabistan uruguay maçı3
- yazarların kabusları2
- tanga neden giyilir11
- namus takıntısı olan erkek17
football manager hayranları zannedersem az çok anladı hangi konudan bahsedeceğimizi fakat tanımımızı yapalım yine de. futbolda savunmayı organize eden bek oyuncusu için kullanılır commanding center back tabiri. bu arkadaş genelde göbekteki çift stoperden biri olup, oyun zekası diğerlerine göre epey yüksektir. adam paylaşımı, defans derinliği gibi hususlarda arkadaşlarını uyarır. diyelim rakibi ofsayt tuzağına mı düşürecekler; ''çıkın hölölööy'' diye bağırarak savunmasını ileri çıkartır vs vs. bu savunmacı tipine fabio luciano, jes högh ve efsane kaiser franz beckenbauer'i örnek verebiliriz.
toplumsal hayatımızın en önemli figürlerinden olan teyzeler de bir orkestra şefi edasıyla bulundukları ortamdaki tüm enstrümanları kontrol ederler. bakın arkadaşlar, teyzeleri küçümseme gafletine sakın ola düşmeyin. ahiler gibi masonlar gibi teşkilatlanmışlardır lonca lonca, loca loca ve görev bölümünü de çok iyi yapmışlardır. valla ben olsam trafik polislerinin yerine trafik teyzeleri koyardım. sonra misal şimdilerde fenerbahçe taraftarı pek az bağırır oldu, takımı ateşleyemiyor. koy tribüne dört tane commanding center teyze, bak gör nasıl akıyor takım rakip kaleye. çekirdek çitleyen falan bulamazsın.
şimdi nerden çıktı böyle sikimsonik saçma bir başlık ve de teyze konusu değil mi? anlatayım da dinle cancağızım.
güneşli, pırıl pırıl ve bol nemli bir istanbul sabahında zeytinburnu'ndan çıktım yola. gideceğim mecidiyeköy'e ve orada sözlükten üç güzide arkadaşla laflayacağız. otobüs ferah, gayet tenha, kamil kamil gidiyoruz. bir durak sonra cep telefonuyla konuşan bir teyze bindi. saçlarını ensede topuz yapmış ama ne topuz, taşköprü sarmısağı gibi olmuş. uzun bir etek giymiş, üstünde de beyaz üzerine siyah çiçek desenli gömlek var. teyzenin yüksek sesle konuşmasından belaya çattığımızı anlamıştım. her an birimizin kafasına vuracakmış gibi omzunda emanet duran kocaman siyah çantasını yanımdaki koltuğa koyunca ''aha sıçtık'' dedim ''şimdi işin yoksa yol boyu bu kadının çenesini çek, çantasıyla boğuş''. kıçının sağ lobunu yerleştirdi koltuğa, çanta döşüme yavaş yavaş girmeye başladı. karşısında oturan ondört onbeş yaşlarındaki kıza ''çeksene bakiim ayaklarını'' diye bir nota yolladı ve bacaklarını uzattı güzelcene. teyzemizin '' aay ooff, çok sıcak di mi be evladım'', ''şoför bey oğlum kapıyı açsana bari'' gibi hararetle tasdik edilen ve gereği yapılan cümleleri antalya sıcağı gibi şuuruma şuuruma vururken okmeydanı'na yaklaştık. işte o anda 'organizatör-yönetici' kimliği açığa çıktı bu cumhuriyet kadınının. yaşlı ve hantal vücudundan beklenmeyen bir çeviklikle ayağa kalkıp oturuyor, bir o yana bir bu yana komutlar yağdırıyordu. aslında tavsiyede bulunuyordu ama tarzı sert olduğundan algılamamız farklı oluyordu. otobüsteki diğer kadınlar türbanlıydı ve bu sebepten commanding center teyze eşyanın tabiatı gereği onlara emretme, bağırma hakkına sahipti.
'' sen! sen, orta kapının arkasındaki; diş polikliniği için bir durak ilerde ineceksin. yolun karşısına geç, tamamdır''
teyze o mesafeden deneğin dişlerinde problem olduğunu mu gördü yoksa konuşmalarını mı duydu? her iki durumda da maaşallah, allah duyu organlarına zeval vermesin. fakat bende öyle bir intiba bıraktı ki sanırım otobüse binen hastane yolcuları sağlık karnelerini ve gidecekleri kliniği ona onaylattırıyorlardı.
+ şoför bey, dursana işte burda. inecekler onlar!
- teyze durak harici indi bindi yapamam, yasak.
+ yazık değil mi oğlum, bu sıcakta yürüyecekler...
ve tanrı teyzeyi yarattı... o da müminler hastaneye çabuk varabilsinler diye trafik kurallarını çiğnetti.
daha fazla uzatmayayım, hürriyet tepesi'nde inene kadar kâh gülümseyerek kâh sinirden bıyıklarımı çekiştirerek teyzenin eylemlerine mimiklerimle renk kattım ve çantasıyla seviştim. o da son ana kadar profesyonelce işini yaptı, hareket memuru edasıyla herkese 'şurda inecen, buna binecen' diye direktifler verdi. bazen kızdı bağırdı, bazen babacan bir gülümsemeyle, şefkatle konuştu onlarla. sonra da indi otobüsten, danny de vito gibi sallana sallana evine gitti işini yapmış insanların huzuruyla.
'lynyrd thinks, teyze organizes halkotobüsü well'
toplumsal hayatımızın en önemli figürlerinden olan teyzeler de bir orkestra şefi edasıyla bulundukları ortamdaki tüm enstrümanları kontrol ederler. bakın arkadaşlar, teyzeleri küçümseme gafletine sakın ola düşmeyin. ahiler gibi masonlar gibi teşkilatlanmışlardır lonca lonca, loca loca ve görev bölümünü de çok iyi yapmışlardır. valla ben olsam trafik polislerinin yerine trafik teyzeleri koyardım. sonra misal şimdilerde fenerbahçe taraftarı pek az bağırır oldu, takımı ateşleyemiyor. koy tribüne dört tane commanding center teyze, bak gör nasıl akıyor takım rakip kaleye. çekirdek çitleyen falan bulamazsın.
şimdi nerden çıktı böyle sikimsonik saçma bir başlık ve de teyze konusu değil mi? anlatayım da dinle cancağızım.
güneşli, pırıl pırıl ve bol nemli bir istanbul sabahında zeytinburnu'ndan çıktım yola. gideceğim mecidiyeköy'e ve orada sözlükten üç güzide arkadaşla laflayacağız. otobüs ferah, gayet tenha, kamil kamil gidiyoruz. bir durak sonra cep telefonuyla konuşan bir teyze bindi. saçlarını ensede topuz yapmış ama ne topuz, taşköprü sarmısağı gibi olmuş. uzun bir etek giymiş, üstünde de beyaz üzerine siyah çiçek desenli gömlek var. teyzenin yüksek sesle konuşmasından belaya çattığımızı anlamıştım. her an birimizin kafasına vuracakmış gibi omzunda emanet duran kocaman siyah çantasını yanımdaki koltuğa koyunca ''aha sıçtık'' dedim ''şimdi işin yoksa yol boyu bu kadının çenesini çek, çantasıyla boğuş''. kıçının sağ lobunu yerleştirdi koltuğa, çanta döşüme yavaş yavaş girmeye başladı. karşısında oturan ondört onbeş yaşlarındaki kıza ''çeksene bakiim ayaklarını'' diye bir nota yolladı ve bacaklarını uzattı güzelcene. teyzemizin '' aay ooff, çok sıcak di mi be evladım'', ''şoför bey oğlum kapıyı açsana bari'' gibi hararetle tasdik edilen ve gereği yapılan cümleleri antalya sıcağı gibi şuuruma şuuruma vururken okmeydanı'na yaklaştık. işte o anda 'organizatör-yönetici' kimliği açığa çıktı bu cumhuriyet kadınının. yaşlı ve hantal vücudundan beklenmeyen bir çeviklikle ayağa kalkıp oturuyor, bir o yana bir bu yana komutlar yağdırıyordu. aslında tavsiyede bulunuyordu ama tarzı sert olduğundan algılamamız farklı oluyordu. otobüsteki diğer kadınlar türbanlıydı ve bu sebepten commanding center teyze eşyanın tabiatı gereği onlara emretme, bağırma hakkına sahipti.
'' sen! sen, orta kapının arkasındaki; diş polikliniği için bir durak ilerde ineceksin. yolun karşısına geç, tamamdır''
teyze o mesafeden deneğin dişlerinde problem olduğunu mu gördü yoksa konuşmalarını mı duydu? her iki durumda da maaşallah, allah duyu organlarına zeval vermesin. fakat bende öyle bir intiba bıraktı ki sanırım otobüse binen hastane yolcuları sağlık karnelerini ve gidecekleri kliniği ona onaylattırıyorlardı.
+ şoför bey, dursana işte burda. inecekler onlar!
- teyze durak harici indi bindi yapamam, yasak.
+ yazık değil mi oğlum, bu sıcakta yürüyecekler...
ve tanrı teyzeyi yarattı... o da müminler hastaneye çabuk varabilsinler diye trafik kurallarını çiğnetti.
daha fazla uzatmayayım, hürriyet tepesi'nde inene kadar kâh gülümseyerek kâh sinirden bıyıklarımı çekiştirerek teyzenin eylemlerine mimiklerimle renk kattım ve çantasıyla seviştim. o da son ana kadar profesyonelce işini yaptı, hareket memuru edasıyla herkese 'şurda inecen, buna binecen' diye direktifler verdi. bazen kızdı bağırdı, bazen babacan bir gülümsemeyle, şefkatle konuştu onlarla. sonra da indi otobüsten, danny de vito gibi sallana sallana evine gitti işini yapmış insanların huzuruyla.
'lynyrd thinks, teyze organizes halkotobüsü well'
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar