bugün
- cumartesi kahvaltısı5
- sözlükte ne değişti4
- zalbert ramstein6
- uludağ itiraf17
- masada aniden ayağa kalkıp şiir okuyan erkek11
- arkadaşlar ben yine kilo aldım ya17
- sevgiliyle kavga etmeyi özlemek2
- ölümden korkuyor musunuz12
- hafızayı sildirmek7
- seninleyken kendim olabiliyorum4
- queen feristah15
- hava su ateş toprak2
- bara giden erkeğin asıl amacı7
- türkşad kunthan uçuk2
- hoşlanılan kızın küçük erkek kardeşi2
- mazotun yarım litresi 50 tl25
- hiç bir diktatör iç savaş çıkarmadan gitmez11
- anneanne2
- bir bela geliyor28
- ayı dövmenin aslında zor olmaması10
- fusya semsiyeli yabanci20
- gocu43
- işiniz gücünüz yok mu11
- twitter hassasiyetçisi kadıköy feministi2
- erkeklerin her konuşmayı flörte bağlaması6
- melatonin3
- karı diyen öküzleri gırtlaklama isteği10
- ghost rider2
- gecenin şarkısı18
- ayıyla güreşmek7
- fahiş fiyat soruşturmasında 40 tutuklama2
- sözlük yazarlarının gerçek adları41
- bir kadın uğruna hayatını değiştirmek5
- sözlükte en çok sevdiğiniz olay7
- erkekler neden evlenmek ister15
- sözlükten korkmak5
- apo'nun villası11
- kürdü sevin21
- açık oylayan favlayan msj atan nickaltı giren kız6
- kendin hakkında bir entry bırak9
- insanları imcitmeyi havalı bir şey sanan ibneler6
- 195 kaslı pilot14
- arkadaşlar çabuk buraya bakın5
- donald trump'un türk askerini övmesi10
- flört etmeyen liberter öğretmen2
- matrix te yaşadığımız gerçeği4
- mazotun litresi 101 lira35
- eve gelen escorta lahmacun söylemek5
- uludağ sözlük evreni8
- bir kadından hoşlanmak3
football manager hayranları zannedersem az çok anladı hangi konudan bahsedeceğimizi fakat tanımımızı yapalım yine de. futbolda savunmayı organize eden bek oyuncusu için kullanılır commanding center back tabiri. bu arkadaş genelde göbekteki çift stoperden biri olup, oyun zekası diğerlerine göre epey yüksektir. adam paylaşımı, defans derinliği gibi hususlarda arkadaşlarını uyarır. diyelim rakibi ofsayt tuzağına mı düşürecekler; ''çıkın hölölööy'' diye bağırarak savunmasını ileri çıkartır vs vs. bu savunmacı tipine fabio luciano, jes högh ve efsane kaiser franz beckenbauer'i örnek verebiliriz.
toplumsal hayatımızın en önemli figürlerinden olan teyzeler de bir orkestra şefi edasıyla bulundukları ortamdaki tüm enstrümanları kontrol ederler. bakın arkadaşlar, teyzeleri küçümseme gafletine sakın ola düşmeyin. ahiler gibi masonlar gibi teşkilatlanmışlardır lonca lonca, loca loca ve görev bölümünü de çok iyi yapmışlardır. valla ben olsam trafik polislerinin yerine trafik teyzeleri koyardım. sonra misal şimdilerde fenerbahçe taraftarı pek az bağırır oldu, takımı ateşleyemiyor. koy tribüne dört tane commanding center teyze, bak gör nasıl akıyor takım rakip kaleye. çekirdek çitleyen falan bulamazsın.
şimdi nerden çıktı böyle sikimsonik saçma bir başlık ve de teyze konusu değil mi? anlatayım da dinle cancağızım.
güneşli, pırıl pırıl ve bol nemli bir istanbul sabahında zeytinburnu'ndan çıktım yola. gideceğim mecidiyeköy'e ve orada sözlükten üç güzide arkadaşla laflayacağız. otobüs ferah, gayet tenha, kamil kamil gidiyoruz. bir durak sonra cep telefonuyla konuşan bir teyze bindi. saçlarını ensede topuz yapmış ama ne topuz, taşköprü sarmısağı gibi olmuş. uzun bir etek giymiş, üstünde de beyaz üzerine siyah çiçek desenli gömlek var. teyzenin yüksek sesle konuşmasından belaya çattığımızı anlamıştım. her an birimizin kafasına vuracakmış gibi omzunda emanet duran kocaman siyah çantasını yanımdaki koltuğa koyunca ''aha sıçtık'' dedim ''şimdi işin yoksa yol boyu bu kadının çenesini çek, çantasıyla boğuş''. kıçının sağ lobunu yerleştirdi koltuğa, çanta döşüme yavaş yavaş girmeye başladı. karşısında oturan ondört onbeş yaşlarındaki kıza ''çeksene bakiim ayaklarını'' diye bir nota yolladı ve bacaklarını uzattı güzelcene. teyzemizin '' aay ooff, çok sıcak di mi be evladım'', ''şoför bey oğlum kapıyı açsana bari'' gibi hararetle tasdik edilen ve gereği yapılan cümleleri antalya sıcağı gibi şuuruma şuuruma vururken okmeydanı'na yaklaştık. işte o anda 'organizatör-yönetici' kimliği açığa çıktı bu cumhuriyet kadınının. yaşlı ve hantal vücudundan beklenmeyen bir çeviklikle ayağa kalkıp oturuyor, bir o yana bir bu yana komutlar yağdırıyordu. aslında tavsiyede bulunuyordu ama tarzı sert olduğundan algılamamız farklı oluyordu. otobüsteki diğer kadınlar türbanlıydı ve bu sebepten commanding center teyze eşyanın tabiatı gereği onlara emretme, bağırma hakkına sahipti.
'' sen! sen, orta kapının arkasındaki; diş polikliniği için bir durak ilerde ineceksin. yolun karşısına geç, tamamdır''
teyze o mesafeden deneğin dişlerinde problem olduğunu mu gördü yoksa konuşmalarını mı duydu? her iki durumda da maaşallah, allah duyu organlarına zeval vermesin. fakat bende öyle bir intiba bıraktı ki sanırım otobüse binen hastane yolcuları sağlık karnelerini ve gidecekleri kliniği ona onaylattırıyorlardı.
+ şoför bey, dursana işte burda. inecekler onlar!
- teyze durak harici indi bindi yapamam, yasak.
+ yazık değil mi oğlum, bu sıcakta yürüyecekler...
ve tanrı teyzeyi yarattı... o da müminler hastaneye çabuk varabilsinler diye trafik kurallarını çiğnetti.
daha fazla uzatmayayım, hürriyet tepesi'nde inene kadar kâh gülümseyerek kâh sinirden bıyıklarımı çekiştirerek teyzenin eylemlerine mimiklerimle renk kattım ve çantasıyla seviştim. o da son ana kadar profesyonelce işini yaptı, hareket memuru edasıyla herkese 'şurda inecen, buna binecen' diye direktifler verdi. bazen kızdı bağırdı, bazen babacan bir gülümsemeyle, şefkatle konuştu onlarla. sonra da indi otobüsten, danny de vito gibi sallana sallana evine gitti işini yapmış insanların huzuruyla.
'lynyrd thinks, teyze organizes halkotobüsü well'
toplumsal hayatımızın en önemli figürlerinden olan teyzeler de bir orkestra şefi edasıyla bulundukları ortamdaki tüm enstrümanları kontrol ederler. bakın arkadaşlar, teyzeleri küçümseme gafletine sakın ola düşmeyin. ahiler gibi masonlar gibi teşkilatlanmışlardır lonca lonca, loca loca ve görev bölümünü de çok iyi yapmışlardır. valla ben olsam trafik polislerinin yerine trafik teyzeleri koyardım. sonra misal şimdilerde fenerbahçe taraftarı pek az bağırır oldu, takımı ateşleyemiyor. koy tribüne dört tane commanding center teyze, bak gör nasıl akıyor takım rakip kaleye. çekirdek çitleyen falan bulamazsın.
şimdi nerden çıktı böyle sikimsonik saçma bir başlık ve de teyze konusu değil mi? anlatayım da dinle cancağızım.
güneşli, pırıl pırıl ve bol nemli bir istanbul sabahında zeytinburnu'ndan çıktım yola. gideceğim mecidiyeköy'e ve orada sözlükten üç güzide arkadaşla laflayacağız. otobüs ferah, gayet tenha, kamil kamil gidiyoruz. bir durak sonra cep telefonuyla konuşan bir teyze bindi. saçlarını ensede topuz yapmış ama ne topuz, taşköprü sarmısağı gibi olmuş. uzun bir etek giymiş, üstünde de beyaz üzerine siyah çiçek desenli gömlek var. teyzenin yüksek sesle konuşmasından belaya çattığımızı anlamıştım. her an birimizin kafasına vuracakmış gibi omzunda emanet duran kocaman siyah çantasını yanımdaki koltuğa koyunca ''aha sıçtık'' dedim ''şimdi işin yoksa yol boyu bu kadının çenesini çek, çantasıyla boğuş''. kıçının sağ lobunu yerleştirdi koltuğa, çanta döşüme yavaş yavaş girmeye başladı. karşısında oturan ondört onbeş yaşlarındaki kıza ''çeksene bakiim ayaklarını'' diye bir nota yolladı ve bacaklarını uzattı güzelcene. teyzemizin '' aay ooff, çok sıcak di mi be evladım'', ''şoför bey oğlum kapıyı açsana bari'' gibi hararetle tasdik edilen ve gereği yapılan cümleleri antalya sıcağı gibi şuuruma şuuruma vururken okmeydanı'na yaklaştık. işte o anda 'organizatör-yönetici' kimliği açığa çıktı bu cumhuriyet kadınının. yaşlı ve hantal vücudundan beklenmeyen bir çeviklikle ayağa kalkıp oturuyor, bir o yana bir bu yana komutlar yağdırıyordu. aslında tavsiyede bulunuyordu ama tarzı sert olduğundan algılamamız farklı oluyordu. otobüsteki diğer kadınlar türbanlıydı ve bu sebepten commanding center teyze eşyanın tabiatı gereği onlara emretme, bağırma hakkına sahipti.
'' sen! sen, orta kapının arkasındaki; diş polikliniği için bir durak ilerde ineceksin. yolun karşısına geç, tamamdır''
teyze o mesafeden deneğin dişlerinde problem olduğunu mu gördü yoksa konuşmalarını mı duydu? her iki durumda da maaşallah, allah duyu organlarına zeval vermesin. fakat bende öyle bir intiba bıraktı ki sanırım otobüse binen hastane yolcuları sağlık karnelerini ve gidecekleri kliniği ona onaylattırıyorlardı.
+ şoför bey, dursana işte burda. inecekler onlar!
- teyze durak harici indi bindi yapamam, yasak.
+ yazık değil mi oğlum, bu sıcakta yürüyecekler...
ve tanrı teyzeyi yarattı... o da müminler hastaneye çabuk varabilsinler diye trafik kurallarını çiğnetti.
daha fazla uzatmayayım, hürriyet tepesi'nde inene kadar kâh gülümseyerek kâh sinirden bıyıklarımı çekiştirerek teyzenin eylemlerine mimiklerimle renk kattım ve çantasıyla seviştim. o da son ana kadar profesyonelce işini yaptı, hareket memuru edasıyla herkese 'şurda inecen, buna binecen' diye direktifler verdi. bazen kızdı bağırdı, bazen babacan bir gülümsemeyle, şefkatle konuştu onlarla. sonra da indi otobüsten, danny de vito gibi sallana sallana evine gitti işini yapmış insanların huzuruyla.
'lynyrd thinks, teyze organizes halkotobüsü well'
(bkz: explosive striker teyze)
(bkz: promising teyze)
(bkz: hot prospect for future teyze)
ve yok artık
(bkz: wonderteyze)*
(bkz: promising teyze)
(bkz: hot prospect for future teyze)
ve yok artık
(bkz: wonderteyze)*
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar