bugün
- son 20 yılın en gıcık lafı5
- bir limon yarım dolar avrupadan pahalı3
- true'ya arkadan sahip olmak14
- evlenmeyi başaramamış erkek4
- kısa saçlı hatun çekiciliği7
- 16 haziran 2026 iran yeni zelanda maçı10
- unicef çocukların yarısı iklim tehlikesi altında2
- bizim düşündüğümüz de bizi düşünüyor mudur sorgusu2
- varoşluk göstergesi küçük detaylar4
- guilty pleasure2
- kadın olsaydım çok açık giyerdim22
- kız arkadaşının giyimine karışmayan erkek13
- yükseleni aslan olan aslan burcu kadını5
- 14 haziran 2026 avustralya türkiye maçı58
- haksızlığa uğrayanın hakkını alması3
- tanga neden giyilir11
- ece irtem9
- kadınların romantik sözleri pek sallamaması2
- amerika birleşik devletleri4
- namus takıntısı olan erkek17
- 15 haziran 2026 ispanya yeşil burun adaları maçı10
- 15 haziran 2026 belçika mısır maçı8
- kimsesizlerin kimsesi zall'a açık mektuptur15
- dinlerin geldiği günden beri kan dökmesi20
- yazilimcilarin flort hayati üzerine veri analizi2
- bir erkekte kabul edilemez 250 özellik8
- açık giyinebilmek özgürlüktür9
- arkadaşlar uyudunuz mu5
- nesrin cavadzade9
- iran3
- aleyna tilki'nin konserde verdiği efsane frikik6
- ankaralıların melih gökçeği arıyoruz demesi8
- senegal3
- kemal kılıçdaroğlu14
- kızımın ismini teresa koymak istiyorum10
- forma3
- hayatın renginin kalmaması7
- sohbet edilen kişinin sürekli telefonla uğraşması7
- ankaradaki çıkılamayan yokuş6
- puma2
- avusturya2
- dünya2
- futbol10
- 16 haziran 2026 fransa senegal maçı3
- pornoda hoşlanılan kıza benzer kız aramak9
- kullanmak zorunda kalınan en kötü tuvalet5
- sürekli kendine hatırlatmak zorunda olduğun o söz9
- evlenmemeyi başarı olarak görmek8
- yalnız yaşamak6
- regl dönemi çirkinliği8
football manager hayranları zannedersem az çok anladı hangi konudan bahsedeceğimizi fakat tanımımızı yapalım yine de. futbolda savunmayı organize eden bek oyuncusu için kullanılır commanding center back tabiri. bu arkadaş genelde göbekteki çift stoperden biri olup, oyun zekası diğerlerine göre epey yüksektir. adam paylaşımı, defans derinliği gibi hususlarda arkadaşlarını uyarır. diyelim rakibi ofsayt tuzağına mı düşürecekler; ''çıkın hölölööy'' diye bağırarak savunmasını ileri çıkartır vs vs. bu savunmacı tipine fabio luciano, jes högh ve efsane kaiser franz beckenbauer'i örnek verebiliriz.
toplumsal hayatımızın en önemli figürlerinden olan teyzeler de bir orkestra şefi edasıyla bulundukları ortamdaki tüm enstrümanları kontrol ederler. bakın arkadaşlar, teyzeleri küçümseme gafletine sakın ola düşmeyin. ahiler gibi masonlar gibi teşkilatlanmışlardır lonca lonca, loca loca ve görev bölümünü de çok iyi yapmışlardır. valla ben olsam trafik polislerinin yerine trafik teyzeleri koyardım. sonra misal şimdilerde fenerbahçe taraftarı pek az bağırır oldu, takımı ateşleyemiyor. koy tribüne dört tane commanding center teyze, bak gör nasıl akıyor takım rakip kaleye. çekirdek çitleyen falan bulamazsın.
şimdi nerden çıktı böyle sikimsonik saçma bir başlık ve de teyze konusu değil mi? anlatayım da dinle cancağızım.
güneşli, pırıl pırıl ve bol nemli bir istanbul sabahında zeytinburnu'ndan çıktım yola. gideceğim mecidiyeköy'e ve orada sözlükten üç güzide arkadaşla laflayacağız. otobüs ferah, gayet tenha, kamil kamil gidiyoruz. bir durak sonra cep telefonuyla konuşan bir teyze bindi. saçlarını ensede topuz yapmış ama ne topuz, taşköprü sarmısağı gibi olmuş. uzun bir etek giymiş, üstünde de beyaz üzerine siyah çiçek desenli gömlek var. teyzenin yüksek sesle konuşmasından belaya çattığımızı anlamıştım. her an birimizin kafasına vuracakmış gibi omzunda emanet duran kocaman siyah çantasını yanımdaki koltuğa koyunca ''aha sıçtık'' dedim ''şimdi işin yoksa yol boyu bu kadının çenesini çek, çantasıyla boğuş''. kıçının sağ lobunu yerleştirdi koltuğa, çanta döşüme yavaş yavaş girmeye başladı. karşısında oturan ondört onbeş yaşlarındaki kıza ''çeksene bakiim ayaklarını'' diye bir nota yolladı ve bacaklarını uzattı güzelcene. teyzemizin '' aay ooff, çok sıcak di mi be evladım'', ''şoför bey oğlum kapıyı açsana bari'' gibi hararetle tasdik edilen ve gereği yapılan cümleleri antalya sıcağı gibi şuuruma şuuruma vururken okmeydanı'na yaklaştık. işte o anda 'organizatör-yönetici' kimliği açığa çıktı bu cumhuriyet kadınının. yaşlı ve hantal vücudundan beklenmeyen bir çeviklikle ayağa kalkıp oturuyor, bir o yana bir bu yana komutlar yağdırıyordu. aslında tavsiyede bulunuyordu ama tarzı sert olduğundan algılamamız farklı oluyordu. otobüsteki diğer kadınlar türbanlıydı ve bu sebepten commanding center teyze eşyanın tabiatı gereği onlara emretme, bağırma hakkına sahipti.
'' sen! sen, orta kapının arkasındaki; diş polikliniği için bir durak ilerde ineceksin. yolun karşısına geç, tamamdır''
teyze o mesafeden deneğin dişlerinde problem olduğunu mu gördü yoksa konuşmalarını mı duydu? her iki durumda da maaşallah, allah duyu organlarına zeval vermesin. fakat bende öyle bir intiba bıraktı ki sanırım otobüse binen hastane yolcuları sağlık karnelerini ve gidecekleri kliniği ona onaylattırıyorlardı.
+ şoför bey, dursana işte burda. inecekler onlar!
- teyze durak harici indi bindi yapamam, yasak.
+ yazık değil mi oğlum, bu sıcakta yürüyecekler...
ve tanrı teyzeyi yarattı... o da müminler hastaneye çabuk varabilsinler diye trafik kurallarını çiğnetti.
daha fazla uzatmayayım, hürriyet tepesi'nde inene kadar kâh gülümseyerek kâh sinirden bıyıklarımı çekiştirerek teyzenin eylemlerine mimiklerimle renk kattım ve çantasıyla seviştim. o da son ana kadar profesyonelce işini yaptı, hareket memuru edasıyla herkese 'şurda inecen, buna binecen' diye direktifler verdi. bazen kızdı bağırdı, bazen babacan bir gülümsemeyle, şefkatle konuştu onlarla. sonra da indi otobüsten, danny de vito gibi sallana sallana evine gitti işini yapmış insanların huzuruyla.
'lynyrd thinks, teyze organizes halkotobüsü well'
toplumsal hayatımızın en önemli figürlerinden olan teyzeler de bir orkestra şefi edasıyla bulundukları ortamdaki tüm enstrümanları kontrol ederler. bakın arkadaşlar, teyzeleri küçümseme gafletine sakın ola düşmeyin. ahiler gibi masonlar gibi teşkilatlanmışlardır lonca lonca, loca loca ve görev bölümünü de çok iyi yapmışlardır. valla ben olsam trafik polislerinin yerine trafik teyzeleri koyardım. sonra misal şimdilerde fenerbahçe taraftarı pek az bağırır oldu, takımı ateşleyemiyor. koy tribüne dört tane commanding center teyze, bak gör nasıl akıyor takım rakip kaleye. çekirdek çitleyen falan bulamazsın.
şimdi nerden çıktı böyle sikimsonik saçma bir başlık ve de teyze konusu değil mi? anlatayım da dinle cancağızım.
güneşli, pırıl pırıl ve bol nemli bir istanbul sabahında zeytinburnu'ndan çıktım yola. gideceğim mecidiyeköy'e ve orada sözlükten üç güzide arkadaşla laflayacağız. otobüs ferah, gayet tenha, kamil kamil gidiyoruz. bir durak sonra cep telefonuyla konuşan bir teyze bindi. saçlarını ensede topuz yapmış ama ne topuz, taşköprü sarmısağı gibi olmuş. uzun bir etek giymiş, üstünde de beyaz üzerine siyah çiçek desenli gömlek var. teyzenin yüksek sesle konuşmasından belaya çattığımızı anlamıştım. her an birimizin kafasına vuracakmış gibi omzunda emanet duran kocaman siyah çantasını yanımdaki koltuğa koyunca ''aha sıçtık'' dedim ''şimdi işin yoksa yol boyu bu kadının çenesini çek, çantasıyla boğuş''. kıçının sağ lobunu yerleştirdi koltuğa, çanta döşüme yavaş yavaş girmeye başladı. karşısında oturan ondört onbeş yaşlarındaki kıza ''çeksene bakiim ayaklarını'' diye bir nota yolladı ve bacaklarını uzattı güzelcene. teyzemizin '' aay ooff, çok sıcak di mi be evladım'', ''şoför bey oğlum kapıyı açsana bari'' gibi hararetle tasdik edilen ve gereği yapılan cümleleri antalya sıcağı gibi şuuruma şuuruma vururken okmeydanı'na yaklaştık. işte o anda 'organizatör-yönetici' kimliği açığa çıktı bu cumhuriyet kadınının. yaşlı ve hantal vücudundan beklenmeyen bir çeviklikle ayağa kalkıp oturuyor, bir o yana bir bu yana komutlar yağdırıyordu. aslında tavsiyede bulunuyordu ama tarzı sert olduğundan algılamamız farklı oluyordu. otobüsteki diğer kadınlar türbanlıydı ve bu sebepten commanding center teyze eşyanın tabiatı gereği onlara emretme, bağırma hakkına sahipti.
'' sen! sen, orta kapının arkasındaki; diş polikliniği için bir durak ilerde ineceksin. yolun karşısına geç, tamamdır''
teyze o mesafeden deneğin dişlerinde problem olduğunu mu gördü yoksa konuşmalarını mı duydu? her iki durumda da maaşallah, allah duyu organlarına zeval vermesin. fakat bende öyle bir intiba bıraktı ki sanırım otobüse binen hastane yolcuları sağlık karnelerini ve gidecekleri kliniği ona onaylattırıyorlardı.
+ şoför bey, dursana işte burda. inecekler onlar!
- teyze durak harici indi bindi yapamam, yasak.
+ yazık değil mi oğlum, bu sıcakta yürüyecekler...
ve tanrı teyzeyi yarattı... o da müminler hastaneye çabuk varabilsinler diye trafik kurallarını çiğnetti.
daha fazla uzatmayayım, hürriyet tepesi'nde inene kadar kâh gülümseyerek kâh sinirden bıyıklarımı çekiştirerek teyzenin eylemlerine mimiklerimle renk kattım ve çantasıyla seviştim. o da son ana kadar profesyonelce işini yaptı, hareket memuru edasıyla herkese 'şurda inecen, buna binecen' diye direktifler verdi. bazen kızdı bağırdı, bazen babacan bir gülümsemeyle, şefkatle konuştu onlarla. sonra da indi otobüsten, danny de vito gibi sallana sallana evine gitti işini yapmış insanların huzuruyla.
'lynyrd thinks, teyze organizes halkotobüsü well'
(bkz: explosive striker teyze)
(bkz: promising teyze)
(bkz: hot prospect for future teyze)
ve yok artık
(bkz: wonderteyze)*
(bkz: promising teyze)
(bkz: hot prospect for future teyze)
ve yok artık
(bkz: wonderteyze)*
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar