bugün
- sözlük erkekleri aranıyor mu4
- sözlüğe fotoğraf atmayanların özgüvensiz sanılması19
- sözlük yazarlarının bileklikleri3
- akp'nin cumhurbaşkanı adayının erdoğan olması7
- elimde goruntuleriniz var4
- dut ağacı2
- muşlettin amca2
- bir çiçek fotoğrafı bırak5
- utanmadan şort giyen erkek7
- açlığı çekilmeyen insan2
- kadınlarda asalet2
- 2026 dünya kupası finalini kim oynar20
- beyaz yakalıyım hissi veren gıdalar2
- pringles kutusuna eli giren yetişkin erkek2
- evli çiftlerde tv kumandası kimde olur6
- evlenmek için gereken minimum para5
- suv araç sayısının binek araçları geçmesi5
- aylık 375 bin tl iyi para mıdır sorunsalı4
- bozulmaması ile meşhur olan şeyler10
- türkiye'nin asla düzelemeyecek olmasının sebebi13
- bakire kızla evlenmeyi savunmak7
- ashley dont look at him look at me2
- sedat pekmez9
- eski mesajları okumak3
- küfreden kız iticiliği8
- kabullenince huzur veren gerçekler2
- ismet gurbuz 202418
- öndeki bir tutam saçına çok özen gösteren kel3
- san marino nun dünya kupasını alması3
- 23 haziran 2026 fransa ırak maçı5
- buddy dude2
- bir kadını araba park ederken izlemek3
- karşı cinste bağımlılık yapan şeyler2
- telefon sinyali çekmeyen bölgede kaybolmak6
- patates kızartmasına yapışan biber tohumu3
- dünya kupasında özbekistan'ı desteklemek4
- chp'ye yeni parti için isim önerileri2
- jenga da yenilen inşaat mühendisi2
- gay pornosu izlerken oğlunu gören baba3
- lionel messi4
- sevgiliye gitmemesi için söylenen sözler6
- bacak kıllarını almadan şort giyen erkek5
- israil'in lübnan da işgali sürdürme mesajı3
- emekliliği gelen beyaz eşyanın yazlığa yerleşmesi2
- cuckold esnasında karınızın fenalaşması3
- lanet olsun dostum ben hemen buradan gidiyorum2
- ideal sevgilinin en önemli özelliği16
- eğilirken eliyle göğüs dekoltesini kapatan kız13
- lahmacunu elle yiyen kız19
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle25
allah kusursuz, eksiksiz olandır ve külli iradesinden biz ölümlülere de cüzzi miktarda bahşetmiştir. allah'ın 99 ismi onun özelliklerini gösterir. insanlarda da bulunur bunlar. 'rahman ve rahim olan allah'ın adıyla' diye başlarız dualara, burada sözü geçen rahman fonksiyonu koruyuculuk, rahim ise bağışlayıcılık özelliğidir. birincisi erkeklerde, ikincisi ise kadınlarda daha fazla bulunur. bir baba evladından vazgeçebilir, onu sonsuza kadar görmeyebilir çok kızarsa. anne ise bunu yapamaz, affedicidir. elveda rumeli dizisinde vahide'nin ölümünden kocasını sorumlu tutan anası ona bir tokat atar ve ' koruyamadın onu, ne biçim babasın sen' der. babanın en önemli fonksiyonu korumaktır gerçekten de, o rahman olandır. daha 10 yaşındayken bana küfreden bir çocuğu dövmem ve akabinde onun babasından tokat yememle gördüm ben bunu. o ufak tefek babam nasıl da saldırmıştı adama korkusuzca...
konuyla ilgili girilen entrylerde de görüldüğü gibi babamıza sevgimizi ifade etmekte zorlanırız. hep bir mesafe vardır aramızda. bir çok erkek de şikayetçidir babasından, özellikle de gençlik çağlarında. çatışma yaşarız, onu beğenmeyiz. babam ve oğlum filmi de bu tema üzerine kuruludur zaten. fakat yaşlandıkça anlarız babamızı ve benzeriz de ona. yıllarca o beni kendi arkadaşlarına şikayet etti ben de onu kankalarıma... karşılıklıydı bu beğenmemeler, şikayetler. fakat nasıl olursa olsun bir babaya sahip olmak çok güzeldir. çevremde şahit olduğum, duyduğum manzaralar var babalarla ilgili. hepsi yüreğimi burkar... babalar gerçekten de yemez yedirir, giymez giydirir.
'' süper loto ikramiyesi 50 milyon lira olduğu hafta hepimiz oynadık. sonra da hayal kurmaya başladık, anlatıyoruz birbirimize. komşular da vardı o akşam bizde. ben ev alırım, yazlık alırım, parayı bankaya koyar faizini çatır çatır yerim dedim, sinan abiler de yaklaşık şeyler söyledi. sonra babama sordum ne yapardın diye. durdu, baktı ve 'ben her gün kebap yerdim' dedi. işte o an hayatımın en acı anıydı.'' baba neden böyle demiştir? 'insan büyüdükçe hayalleri küçüldüğü için mi?
..............................................................................
'' çok hastaydım, daha ilkokula falan gidiyorum. zatürree teşhisi koydular, ilaçlar yazıldı. gittik babamla eczaneye, ilaçları alacaz. eczacı hepsinin fiyat kupürlerini kesti, hesapladı ve ' şu kadar tutuyo abi' dedi. babam elimi bıraktı, eczacının kulağına doğru eğildi ve sessizce 'abi şimdi benim param yok. bu ilaçları sen bana veresiye versen, maaşı alınca ödesem olur mu? istersen saatimi rehin bırakayım'dedi. daha 10 yaşımdaydım ama o halde bile anlayabiliyordum. 20 yıllık şerefli bir öğretmeni bu hale getiren ülkeden, hükümetten nefret ettim çocuk aklımla''
..............................................................................
babanın çaresizliğine şahit olmak bir çocuk için çok büyük yıkımdır. onu kurşun geçirmez sanırsınız o yaşlarda. çok yakışıklı, genç bir baba tanıyorum. bence dünyanın en iyi insanıdır. maddi durumu hiç bir zaman iyi olmadı ama abileri zengindi. bir gün abisiyle beraber geldiler, arabadan indiler ve genç babanın 3 yaşındaki kızı sevinç çığlıklarıyla ona koştu. çünkü biliyordu ki babası ona ayakkabı almaya gitmişti. adam gülümseyerek elindeki paketi açtı ve yere koydu, çocuk heyecandan titreyerek ayağına geçirdi kara lastikleri. çocuğuna bir ayakkabı bile alamadığı için ağlayan o adamı gördüğümde kendime söz verdim; bir gün o kıza alabileceğim en pahalı pabuçları hediye edeceğim. bok gibi zengin olmasına rağmen yeğenine bir ayakkabıyı çok gören o amcaya inat...
örnekler hep ekonomik eksende ilerledi farkındayım. lakin babanın en önemli görevlerinden biri de bizim ihtiyaçlarımızı karşılamak olduğundan dolayı, bunu yapma şansı olmayanları görmek çok etkiliyor beni. kendi babamla alakalı aklıma gelen şey ise şiddetli bir kavgadan sonra okula gidişim, 3 ay boyunca hiç telefon etmeyişim sonucunda onu bir sabah karşımda görmemdir. akşama kadar gezdik dolaştık, mümkün olduğunca açmamaya çalıştım konuyu. o da bir şey yokmuş gibi davrandı, 'ne zamandır aramadın, merak ettik oğlum'dedi. gözleri hiç o kadar şefkatli ve pişmanlık dolu bakmamıştı. neylersin ki belli edemiyoruz o anlarda ne kadar etkilendiğimizi. mavi patik giymenin yüklediği rol böyle, ağlayamazsın, sarılamazsın. ancak babayı yolcu ettikten sonra arkasından nemli gözlerle bakıp içinden sürekli 'babam geldi dün/ gözü yaşlı bir resim gibi durdu karşımda/ iki parça güvercin olaydım/ iki gözünün üstüne konaydım' dersin ama kimse duymaz. hele baba hiç bilmez...
yaşlandığım için mi babam konusunda hassaslaştım yoksa babasını kaybeden sevdiğim insanları gördüğümden mi bilmiyorum. bildiğim tek şudur ki; içimde biri var ve sürekli 'keşke ben de can yücel gibi hayatta en çok babamı sevebilseydim' diyor. belki de en çok babamı seviyorum da hala farkına varamadım.
cem karaca'nın baba adlı şarkısının sözleriyle bitirmek sanırım en güzeli.
--spoiler--
Bir dolu şey söylendi analar için
Ana gibi yar Bağdat gibi diyar dediler
Ama hep analar için
Uzakta çok uzakta bulutların orada
Oradasın babam bulutların orada yukarlarda
Daha dün geçmişten bahseder
Kahvemi içerdin aynı köşende
Şimdi ise ne kaldı geriye senden
Bir kara ıslak tümsek birde taş bana
Bir avuç altın öğüt mirasın bana
Ellerinle anlatır dilinle söylerdin
Gözlerinle sever belli etmezdin
Biliyor ve inanıyorum şimdi yukarda
Koruyor ve gözetliyorsun beni hala
Bir dolu şey söylendi analar için
Bu da benim ağıtım olsun ardından baba.
--spoiler--
*
konuyla ilgili girilen entrylerde de görüldüğü gibi babamıza sevgimizi ifade etmekte zorlanırız. hep bir mesafe vardır aramızda. bir çok erkek de şikayetçidir babasından, özellikle de gençlik çağlarında. çatışma yaşarız, onu beğenmeyiz. babam ve oğlum filmi de bu tema üzerine kuruludur zaten. fakat yaşlandıkça anlarız babamızı ve benzeriz de ona. yıllarca o beni kendi arkadaşlarına şikayet etti ben de onu kankalarıma... karşılıklıydı bu beğenmemeler, şikayetler. fakat nasıl olursa olsun bir babaya sahip olmak çok güzeldir. çevremde şahit olduğum, duyduğum manzaralar var babalarla ilgili. hepsi yüreğimi burkar... babalar gerçekten de yemez yedirir, giymez giydirir.
'' süper loto ikramiyesi 50 milyon lira olduğu hafta hepimiz oynadık. sonra da hayal kurmaya başladık, anlatıyoruz birbirimize. komşular da vardı o akşam bizde. ben ev alırım, yazlık alırım, parayı bankaya koyar faizini çatır çatır yerim dedim, sinan abiler de yaklaşık şeyler söyledi. sonra babama sordum ne yapardın diye. durdu, baktı ve 'ben her gün kebap yerdim' dedi. işte o an hayatımın en acı anıydı.'' baba neden böyle demiştir? 'insan büyüdükçe hayalleri küçüldüğü için mi?
..............................................................................
'' çok hastaydım, daha ilkokula falan gidiyorum. zatürree teşhisi koydular, ilaçlar yazıldı. gittik babamla eczaneye, ilaçları alacaz. eczacı hepsinin fiyat kupürlerini kesti, hesapladı ve ' şu kadar tutuyo abi' dedi. babam elimi bıraktı, eczacının kulağına doğru eğildi ve sessizce 'abi şimdi benim param yok. bu ilaçları sen bana veresiye versen, maaşı alınca ödesem olur mu? istersen saatimi rehin bırakayım'dedi. daha 10 yaşımdaydım ama o halde bile anlayabiliyordum. 20 yıllık şerefli bir öğretmeni bu hale getiren ülkeden, hükümetten nefret ettim çocuk aklımla''
..............................................................................
babanın çaresizliğine şahit olmak bir çocuk için çok büyük yıkımdır. onu kurşun geçirmez sanırsınız o yaşlarda. çok yakışıklı, genç bir baba tanıyorum. bence dünyanın en iyi insanıdır. maddi durumu hiç bir zaman iyi olmadı ama abileri zengindi. bir gün abisiyle beraber geldiler, arabadan indiler ve genç babanın 3 yaşındaki kızı sevinç çığlıklarıyla ona koştu. çünkü biliyordu ki babası ona ayakkabı almaya gitmişti. adam gülümseyerek elindeki paketi açtı ve yere koydu, çocuk heyecandan titreyerek ayağına geçirdi kara lastikleri. çocuğuna bir ayakkabı bile alamadığı için ağlayan o adamı gördüğümde kendime söz verdim; bir gün o kıza alabileceğim en pahalı pabuçları hediye edeceğim. bok gibi zengin olmasına rağmen yeğenine bir ayakkabıyı çok gören o amcaya inat...
örnekler hep ekonomik eksende ilerledi farkındayım. lakin babanın en önemli görevlerinden biri de bizim ihtiyaçlarımızı karşılamak olduğundan dolayı, bunu yapma şansı olmayanları görmek çok etkiliyor beni. kendi babamla alakalı aklıma gelen şey ise şiddetli bir kavgadan sonra okula gidişim, 3 ay boyunca hiç telefon etmeyişim sonucunda onu bir sabah karşımda görmemdir. akşama kadar gezdik dolaştık, mümkün olduğunca açmamaya çalıştım konuyu. o da bir şey yokmuş gibi davrandı, 'ne zamandır aramadın, merak ettik oğlum'dedi. gözleri hiç o kadar şefkatli ve pişmanlık dolu bakmamıştı. neylersin ki belli edemiyoruz o anlarda ne kadar etkilendiğimizi. mavi patik giymenin yüklediği rol böyle, ağlayamazsın, sarılamazsın. ancak babayı yolcu ettikten sonra arkasından nemli gözlerle bakıp içinden sürekli 'babam geldi dün/ gözü yaşlı bir resim gibi durdu karşımda/ iki parça güvercin olaydım/ iki gözünün üstüne konaydım' dersin ama kimse duymaz. hele baba hiç bilmez...
yaşlandığım için mi babam konusunda hassaslaştım yoksa babasını kaybeden sevdiğim insanları gördüğümden mi bilmiyorum. bildiğim tek şudur ki; içimde biri var ve sürekli 'keşke ben de can yücel gibi hayatta en çok babamı sevebilseydim' diyor. belki de en çok babamı seviyorum da hala farkına varamadım.
cem karaca'nın baba adlı şarkısının sözleriyle bitirmek sanırım en güzeli.
--spoiler--
Bir dolu şey söylendi analar için
Ana gibi yar Bağdat gibi diyar dediler
Ama hep analar için
Uzakta çok uzakta bulutların orada
Oradasın babam bulutların orada yukarlarda
Daha dün geçmişten bahseder
Kahvemi içerdin aynı köşende
Şimdi ise ne kaldı geriye senden
Bir kara ıslak tümsek birde taş bana
Bir avuç altın öğüt mirasın bana
Ellerinle anlatır dilinle söylerdin
Gözlerinle sever belli etmezdin
Biliyor ve inanıyorum şimdi yukarda
Koruyor ve gözetliyorsun beni hala
Bir dolu şey söylendi analar için
Bu da benim ağıtım olsun ardından baba.
--spoiler--
*
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar