bugün
- from gold from dust27
- memesiz kızlardaki özgüvenin kaynağı9
- senin aklini alirim9
- senin aklini alirimin mürdüm rengi kazağı9
- evli bir adama aşık oldum sözlük17
- ispanya'nin terör bitirme formülü41
- devlet bahçeli'nin öcalan'a selam göndermesi47
- adalet ve kalkınma partisi7
- 2 ekim 2026 belçika türkiye maçı15
- birine aşık olup kafayı yemek9
- şampuan yerine saç kremi almak6
- balkonda oturan kalmaması3
- geceleri şam tatlısı diye ağlayan pezevenk4
- özgür irade yanılsaması2
- sydney sweeney'in memeleri7
- damarsız tüysüz manisa yaprağı11
- kötü karekterlerin iyi den daha güçlü olması2
- fiziği güzel sözlük kızları56
- çok fena hardcore seks döndüğü düşünülen yerler8
- ups boobs ve diğer sözlük kızları5
- kadının en öpülesi yeri11
- gs'nin 8 şampiyonluğu iptal edilecek5
- fatma betül sayan kaya70
- ismet'in gereksizliğe adanmış hayatı8
- iki çıplak erkeğin arkadaşça aynı yatakta uyuması10
- memeleri kafam kadar kız24
- ara sıra kadın gibi hissetmek15
- sözlük yazarları mutlu olmak için neler yapıyor9
- durduk yere bir kıza bütün servetini vermek5
- izmir'in akp'ye geçmesi20
- ilk buluşmaya kocam yazan pastayla gitmek11
- 0 0 7 abime ayarlayacağım manita17
- uğurcan çakır8
- kuran da namazın olmaması12
- belçika attı5
- gece döner bıçaklı şirinler tarafından kovalanmak5
- gecenin şarkısı4
- görsel yükleme problemi5
- sözlük yazarları köfte ekmeği nasıl tercih ediyor12
- bir kızın şemsiyesinin altına sığınmak12
- kevin de bruyne3
- yağmuru kim döküyor4
- sabahın köründe işe giden ezik13
- ismet gurbuz 2024'ün çaylak olması5
- sözlükteki kız yazarları deşifre ediyorum4
- akp'nin kürdistan'a hazırlanıyor olma ihtimali13
- özel uçak alacaklara tavsiyeler8
- hangi aktörle aynı filmde oynamak isterdiniz3
- yağmurcunun homofobikliği şüpheli mi7
- areola estetiği2
Tarihin en çok merak ettiğim dönemlerinden birini konu edinen, derin ve sürükleyici bir roman: Nizamülmülk, Hayyam ve Hasan Sabbah arkadaşlığı. Lübnan asıllı bir hristiyan olan yazarın olaylara tarafsız yaklaştığını düşünmek yanıltıcı olur. Zaten tarihçiler bile, kişisel yargılarından, dönemin baskın anlayışından kendisini kurtararak yazamaz. Bu yüzden Selçuklu'yu tasvir eden yerici ifadeleri dikkate almadan, edebi yönüyle tavsiye ediyorum kitabı.
24 yaşında Semerkant'a gelen Hayyam'ın karşılaştığı ilk manzara, ibn Sina'nın öğrencisi olan Cabir'in felsefeyle uğraştığı için softa takımı tarafından sokak ortasında dövülmesi olur. Onu kurtarmaya çalışınca, aynı saldırının hedefi haline gelmesin diye dönemin kadısı Ebu Tahir tarafından koruma altına alınır. Çünkü kadı, ibn Sina eserlerini ezbere bilen bu gencin methini duymuştur ve kendi abisi de yazdığı bir şiir yüzünden öldürülmüştür.
Hayyam halkın hoşuna gitmeyen sözler etmiştir: "Camiye arada giderim, orası gölgeliktir" cümlesini "Ancak Rabbiyle barış içinde olan insan ibadethanede rahatça uyuyabilir" şeklinde açıklar. "Yobaz değilim ama 1 olana asla 2 demedim" cümlesiyle dindarlığını ifade eder.
Kadı onu Maveraünnehir'in efendisi Nasır Han ile tanıştırır. Huzurunda şiir okuyan kadına "Ağzın altınla dolsun" deyince Cihan bir tepsi dolusu altını ağzıyla toplamaya başlar. Hayyam kadını çok beğense de, bu tavrı onaylamaz. Aynı şey kendisine teklif edilince oruçlu olduğunu uydurarak reddeder. Hayat anlayışları kesişmeyen bu kadınla yolları kesişir. Cihan'ın gözü hep yönetimdedir, Hayyam'ınki ise bilimde. Hükümdarın takdirini kazanarak rasathanesini kurar. Bilinmeyene x denmesi, onun bir isimlendirmesidir.
Bir süre sonra Selçuklular şehre saldırır. Çağrı Bey adamlarına şehri yağmalatmak ister, Tuğrul Bey onu Ramazan ayı hatrına durdurur. O yıl insanlar ilk defa oruç ayı bitmesin diye dua eder. Vakti belli bir saldırıyı beklemek daha zordur ama sonuçta Tuğrul Bey kardeşine engel olur. Bu noktada Selçuklular için şu ifade kullanılır: "Ellerinden hem her türlü alçaklık gelir, hem de her türlü soylu davranış"
Tuğrul Bey kurtardığı Abbasi halifesinin kızıyla evlenmek ister. Halife daha düne kadar putlara tapan bir millete kızını vermeye yanaşmaz. "Bağdat'ı aldığım gibi o kızı da alacağım" diyen Tuğrul Bey muradına ulaşır.
Bu arada Ömer, Hasan Sabbah'la tanışır. 17 yaşındaki bu genç din, felsefe, tarih alanında her şeyi okuyup bitirmiştir. Amacı devlet yönetiminde yer edinmektir. Vezir Nizamülmülk kurt ile kuzunun aynı dereden su içebileceği huzurlu bir memleket düşler. Hayyam'ı istihbarat işlerinin başına getirmek ister. Oysa Ömer sırlar ile o sırları ortaya çıkaranlar arasında kalsa, sırlardan yana tavır koyacak bir adamdır. Bu görev için Hasan'ı önerir.
Hasan zamanla hükümdarı vezirine karşı doldurmaya başlar. Elindeki en önemli silah, cimri Melikşah'a vezirin harcamalarının boyutunu anlatmaktır. Nizamülmülk kendini şu cümlelerle savunur: "Allah'ın elinden daha fazlasının gelmeyeceğini düşünüyorsanız hiçbir şey harcamayın. Ben Rabbimin cömertliğine inanıyorum. Müslümanların iyiliği içinse, tek kuruşu bile hazinede tutmam." Vezirin hesaplarını incelemek için kırk gün süre isteyen Hasan, raporlarının karıştırıldığını fark eder ve Melikşah'a sunacağı belgeleri bulamaz. Bu noktada vezir Hasan'ın katibini satın alan bir dalavereci olarak lanse edilir tarih sahnesinde. Hasan'ın gözlerine mil çekilmesi kararlaştırılsa da Hayyam devreye girer ve gözden düşmenin acısını ancak okuyarak hafifletecek bir adama bu cezanın reva görülmesine engel olur.
Bundan sonra Hasan Sabbah kişisel intikamını, devletin başına uzun süre bela olacak bir tarikat kurmaya vardırır. Her yerde peşine taktığı müritleri Alamut Kalesinde teşkilatlar ve suikastler planlar. "Bir balığın denize atılması nasıl lütufsa sizin de ölüme gitmekten korkmamanız gerekir" diyerek müritlerini hedef aldığı insanlara yönlendirir. Kalabalıklar içinde ölüp öldürerek yeni hayranlar kazanırlar. Kendi ailesine karşı da son derece sert olan Hasan, bir suça karıştıkları iddia edilen iki oğlunu da ölümle cezalandırır. Müritlerinin uyuşturucu kullandığı iddiası Marco Polo'ya aittir Oysa onları uyuşturan tek şey son derece bağnaz bir imandır. (Haşhaşiler denilen bu akla zarar tarikatı tanımak isteyenler için Alamut adlı roman bir başyapıttır)
Bu arada Nizamülmülk Melikşah'ın siyasette etkili hanımı Terken Hatun'u kızdıracak hamleler yaptığı için isminin üzeri çizilir. Zaten bacağında ur bulunan vezir kendini Siyasetname adlı eserini yazmaya verir. Ya hastalıktan, ya Hasan'ın müritlerinden, ya hükümdardan gelecek ölümü beklemeye başlar. Ölümünden 35 gün sonra da Melikşah zehirlenerek hayata veda eder. Terken Hatun boğularak öldürülür. Cihan hayatta kalamaz. Ve Hayyam bir asker tarafından kaçırılarak kurtarılır. Hasan o askeri de ortadan kaldırıp Rübailer'in yazılı olduğu eseri kaleye götürür. Amacı Hayyam'ı da yanına çekmektir ama Ömer hiçbir zaman kaleye gitmez. Yazma eserin kalede Moğolların çıkardığı yangında kül olduğu sanılmaktadır.
Bundan sonra hikâye, o eserin peşine düşen anlatıcıya bağlanır. Ve konu yine tarihin merak edilen dönemlerinden biri olan iran devrimine dönüşür. Cemaleddin Afgani kahramanımızı, peşinde olduğu eseri bulabileceği iran prensesi Şirin'e yönlendirir. Bu sırada iran'da şah ve demokratlar arasında rejim mücadelesi devam etmektedir. Meclisin açılmasını sağlayan devrimcilere rağmen, bu model Hindistan'a kötü örnek olur diye Batı tarafından desteklenen Şah galip gelir.
Yazar prenses Şirin'in elinde bulunan Hayyam rübaileri yazmasına ulaşır. Prensesle evlenerek Titanic gemisinde balayı planlar. Büyük faciadan sonra yazma eser sulara gömülürken prenses de ortalıktan kaybolur.
Neden bütün kitabı anlattım? Çünkü yazarın Selçuklu topraklarında başlayan, iran'a bağlanan ve Titanic'de son bulan enteresan kurgusu kayda değerdi. Ayrıntıları işleme biçimi, yazdığı diyaloglar çok ustacaydı. Herhangi bir parçayı atlamak, kitaba haksızlık olurdu. ideolojik boyutunu, tarihi gerçeklik payını bir kenara bırakarak; ben edebi yönünü ve ele aldığı dönemi çok sevdim. Yaptığı sayısız baskıyı hak ediyor bence.
24 yaşında Semerkant'a gelen Hayyam'ın karşılaştığı ilk manzara, ibn Sina'nın öğrencisi olan Cabir'in felsefeyle uğraştığı için softa takımı tarafından sokak ortasında dövülmesi olur. Onu kurtarmaya çalışınca, aynı saldırının hedefi haline gelmesin diye dönemin kadısı Ebu Tahir tarafından koruma altına alınır. Çünkü kadı, ibn Sina eserlerini ezbere bilen bu gencin methini duymuştur ve kendi abisi de yazdığı bir şiir yüzünden öldürülmüştür.
Hayyam halkın hoşuna gitmeyen sözler etmiştir: "Camiye arada giderim, orası gölgeliktir" cümlesini "Ancak Rabbiyle barış içinde olan insan ibadethanede rahatça uyuyabilir" şeklinde açıklar. "Yobaz değilim ama 1 olana asla 2 demedim" cümlesiyle dindarlığını ifade eder.
Kadı onu Maveraünnehir'in efendisi Nasır Han ile tanıştırır. Huzurunda şiir okuyan kadına "Ağzın altınla dolsun" deyince Cihan bir tepsi dolusu altını ağzıyla toplamaya başlar. Hayyam kadını çok beğense de, bu tavrı onaylamaz. Aynı şey kendisine teklif edilince oruçlu olduğunu uydurarak reddeder. Hayat anlayışları kesişmeyen bu kadınla yolları kesişir. Cihan'ın gözü hep yönetimdedir, Hayyam'ınki ise bilimde. Hükümdarın takdirini kazanarak rasathanesini kurar. Bilinmeyene x denmesi, onun bir isimlendirmesidir.
Bir süre sonra Selçuklular şehre saldırır. Çağrı Bey adamlarına şehri yağmalatmak ister, Tuğrul Bey onu Ramazan ayı hatrına durdurur. O yıl insanlar ilk defa oruç ayı bitmesin diye dua eder. Vakti belli bir saldırıyı beklemek daha zordur ama sonuçta Tuğrul Bey kardeşine engel olur. Bu noktada Selçuklular için şu ifade kullanılır: "Ellerinden hem her türlü alçaklık gelir, hem de her türlü soylu davranış"
Tuğrul Bey kurtardığı Abbasi halifesinin kızıyla evlenmek ister. Halife daha düne kadar putlara tapan bir millete kızını vermeye yanaşmaz. "Bağdat'ı aldığım gibi o kızı da alacağım" diyen Tuğrul Bey muradına ulaşır.
Bu arada Ömer, Hasan Sabbah'la tanışır. 17 yaşındaki bu genç din, felsefe, tarih alanında her şeyi okuyup bitirmiştir. Amacı devlet yönetiminde yer edinmektir. Vezir Nizamülmülk kurt ile kuzunun aynı dereden su içebileceği huzurlu bir memleket düşler. Hayyam'ı istihbarat işlerinin başına getirmek ister. Oysa Ömer sırlar ile o sırları ortaya çıkaranlar arasında kalsa, sırlardan yana tavır koyacak bir adamdır. Bu görev için Hasan'ı önerir.
Hasan zamanla hükümdarı vezirine karşı doldurmaya başlar. Elindeki en önemli silah, cimri Melikşah'a vezirin harcamalarının boyutunu anlatmaktır. Nizamülmülk kendini şu cümlelerle savunur: "Allah'ın elinden daha fazlasının gelmeyeceğini düşünüyorsanız hiçbir şey harcamayın. Ben Rabbimin cömertliğine inanıyorum. Müslümanların iyiliği içinse, tek kuruşu bile hazinede tutmam." Vezirin hesaplarını incelemek için kırk gün süre isteyen Hasan, raporlarının karıştırıldığını fark eder ve Melikşah'a sunacağı belgeleri bulamaz. Bu noktada vezir Hasan'ın katibini satın alan bir dalavereci olarak lanse edilir tarih sahnesinde. Hasan'ın gözlerine mil çekilmesi kararlaştırılsa da Hayyam devreye girer ve gözden düşmenin acısını ancak okuyarak hafifletecek bir adama bu cezanın reva görülmesine engel olur.
Bundan sonra Hasan Sabbah kişisel intikamını, devletin başına uzun süre bela olacak bir tarikat kurmaya vardırır. Her yerde peşine taktığı müritleri Alamut Kalesinde teşkilatlar ve suikastler planlar. "Bir balığın denize atılması nasıl lütufsa sizin de ölüme gitmekten korkmamanız gerekir" diyerek müritlerini hedef aldığı insanlara yönlendirir. Kalabalıklar içinde ölüp öldürerek yeni hayranlar kazanırlar. Kendi ailesine karşı da son derece sert olan Hasan, bir suça karıştıkları iddia edilen iki oğlunu da ölümle cezalandırır. Müritlerinin uyuşturucu kullandığı iddiası Marco Polo'ya aittir Oysa onları uyuşturan tek şey son derece bağnaz bir imandır. (Haşhaşiler denilen bu akla zarar tarikatı tanımak isteyenler için Alamut adlı roman bir başyapıttır)
Bu arada Nizamülmülk Melikşah'ın siyasette etkili hanımı Terken Hatun'u kızdıracak hamleler yaptığı için isminin üzeri çizilir. Zaten bacağında ur bulunan vezir kendini Siyasetname adlı eserini yazmaya verir. Ya hastalıktan, ya Hasan'ın müritlerinden, ya hükümdardan gelecek ölümü beklemeye başlar. Ölümünden 35 gün sonra da Melikşah zehirlenerek hayata veda eder. Terken Hatun boğularak öldürülür. Cihan hayatta kalamaz. Ve Hayyam bir asker tarafından kaçırılarak kurtarılır. Hasan o askeri de ortadan kaldırıp Rübailer'in yazılı olduğu eseri kaleye götürür. Amacı Hayyam'ı da yanına çekmektir ama Ömer hiçbir zaman kaleye gitmez. Yazma eserin kalede Moğolların çıkardığı yangında kül olduğu sanılmaktadır.
Bundan sonra hikâye, o eserin peşine düşen anlatıcıya bağlanır. Ve konu yine tarihin merak edilen dönemlerinden biri olan iran devrimine dönüşür. Cemaleddin Afgani kahramanımızı, peşinde olduğu eseri bulabileceği iran prensesi Şirin'e yönlendirir. Bu sırada iran'da şah ve demokratlar arasında rejim mücadelesi devam etmektedir. Meclisin açılmasını sağlayan devrimcilere rağmen, bu model Hindistan'a kötü örnek olur diye Batı tarafından desteklenen Şah galip gelir.
Yazar prenses Şirin'in elinde bulunan Hayyam rübaileri yazmasına ulaşır. Prensesle evlenerek Titanic gemisinde balayı planlar. Büyük faciadan sonra yazma eser sulara gömülürken prenses de ortalıktan kaybolur.
Neden bütün kitabı anlattım? Çünkü yazarın Selçuklu topraklarında başlayan, iran'a bağlanan ve Titanic'de son bulan enteresan kurgusu kayda değerdi. Ayrıntıları işleme biçimi, yazdığı diyaloglar çok ustacaydı. Herhangi bir parçayı atlamak, kitaba haksızlık olurdu. ideolojik boyutunu, tarihi gerçeklik payını bir kenara bırakarak; ben edebi yönünü ve ele aldığı dönemi çok sevdim. Yaptığı sayısız baskıyı hak ediyor bence.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar