bugün
- hikayeyi devam ettir28
- nickten isim tahmini yapmak59
- pizzada ince hamur tercih eden erkek7
- uysaljakoben15
- yazarların zeka seviyeleri8
- gün boyu sözlükte birbirini yalayan tipler7
- pizzanın ortasındaki yuvarlak plastik şey10
- sözlük profiline fotoğraf koyan yazarın asıl amacı8
- kuvvet formülünün analizi4
- sadece içmeye gidelim diye arayan arkadaş6
- erector eski nesil hesapları nereden buluyor3
- kapalı maraş6
- yarrağı boka bulayıp kızartmak3
- ammına koydumun ergenleri7
- mala vurarak çoluğunu çocuğunu geçindiren baba3
- ilah5
- güzel kızların pizza yemesi7
- piramitlerin yere çakılmış küp olması5
- kuşkaş2
- g'i l d'e d l'i l y sözlüğün en güzel kızıdır5
- aşçı nüvit efendi2
- midyeci ahmet3
- komutan logar bir cisim yaklaşıyor efendim2
- kurbağa öpüp prens beklemek9
- bir hevesle alınıp kullanılmayan şeyler3
- başlıkların arşivlenmesi3
- fethullah gülen in türkiye ye dönüş tarihi5
- true'nin kadın yazarlara bakıp 31 çekmesi3
- kendi arasında muhabbet eden yazarlar3
- pizza sehpası3
- şeker portakalı nı müstehcen bulan meb2
- kendini mehdi sanmak5
- arkadaşlar şeftali yer miyiz8
- arkadaşlar neden bu kadar sıkıcısınız7
- sözlüğün muhasır medeniyetler seviyesinde olması4
- eğri piramit4
- aylık 493 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- ahmet sezer bey adamdır2
- hayattan zevk alamamak6
- sözlük erkeklerinin kadın halleri8
- aslan akrep ikizler kadınlarının deli olmaları7
- sözlüğün seviyesinin dibe vurması4
- ona bir şey söyle7
- sözlüğü gerizekalıların istila ettiği gerçeği3
- telefon sapığı5
- arkadaşlar hani bir şarkı vardı adı neydi4
- sözlükte şer ittifakı oluşması2
- homofobik erkek5
- bilgi içerikli entry giriyorum4
- mehdinin almanyada olma ihtimali4
hey gidi günler.
daha yeni baba olmuştum.
oğlum 1 yaşını doldurmamıştı henüz.
maç öğlen saatlerine denk geliyordu.
yazlıktaydık, harika bir yaz günüydü.
dünya kupası nedir, katılmak nasıl bir şeydir bilmiyorduk.
sırf biz değil bizden önceki kuşaklar, babalarımız, dayılarımız, amcalarimız da bilmiyordu.
en son 1954 yılında katılmıştık bu organizasyona, sonra da bir daha hiç katılamamıştık.
1996'da ingiltere'de düzenlenen avrupa futbol şampiyonasına katılmıştık, ama ilk maçta akp milletvekili alpay özalan, hırvat forvet vlaoviç'i düşürmeyip gol yememize sebep olunca, ardından da sırasıyla portekiz ve danimarka'ya da yenilmiş tek bir gol atamadan daha grup aşamalarında turnuvaya veda etmiştik.
milli takımımız güçlüydü, ama tecrübesizdi...
sonra 2000 senesinde galatasaray uefa kupasını aldı.
ardından süper kupa geldi.
ve milli takımımız da 48 yıl aradan sonra dünya kupası biletini almıştı.
güney kore ve japonya'ya gidiyorduk, ama 1996 sendromunu atlatamamıştık.
ama biz çılgın türklerdik...
aslanlarımızı tarkan'ın "bir oluruz yolunda" şarkısıyla uğurlamıştık...
https://www.youtube.com/watch?v=EBwjmeDoE6A
"ay yıldızım at golünü coştur yine" diyordu tarkan...
ve 2002 dünya kupası c grubu açılış maçına çıkıyorduk, rakip dünyanın 1 numarası brezilya.
yer güney kore, ulsan şehri, tribünlerde 35 bin kişi.
rakip takımda cafu, roberto carlos, ronaldo, rivaldo, ronaldinho, kaka, klaberson, juninho gibi üst düzey futbolcular var.
ama bizim içimizde de "umut" var...
eski türkiye'de zaten en büyük zenginliğimiz umuttu...
herkesin bir umudu, hayalleri vardı. şimdi umut etme, hayal kurma gibi şeyler bile elinden alındı halkımızın...
neyse, işte o hepimizde olan umut yüzünden o gün türkiye'de sabah erkenden kalkılmış, ay yıldızlı formalar giyilmişti.
biz de komşularla toplandık, çamlık denilen bir kafe var, oraya gittik.
beklendiği gibi maça brezilya hızlı başladı.
ronaldo, rivaldo kalemize geliyor, bizim de yüreğimiz ağzımıza geliyordu her seferinde.
derken biz dengeyi kurduk iyi mi?
2-3 atak yaptık peşpeşe marcos'un koruduğu kaleye.
ama bu ataklardan belliydi ki topçularımız karşısındaki rakip brezilya olduğu için bir acayip ruh halindeydiler.
sonra ronaldo bir orta yaptı, rivaldo altıpas üzerinden kafayı vurdu.
ama kalede rüştü vardı.
rüştü inanılmaz bir kurtarış yapmış, adeta fitili ateşlemişti.
ardından rivaldo ceza sahası dışından yokladı. yine rüştü çıkardı.
sonra bir frikik, bu kez roberto carlos vurdu, yine rüştü kurtardı...
türkiye kolay teslim olmayacaktı...
brezilya her yolu deniyordu gol atmak için, rüştü ise dünya devine meydan okuyordu.
tabi bizim çocuklar da rüştü'nün bu gayretini boşa çıkarmak istemiyorlardı.
ilk yarı bitmek üzereydi, dünyanın 1 numarası brezilya'dan gol yememiştik.
dakika 45 +2 bir 30 saniye daha dayansak soyunma odasına 0-0 ile gideceğiz diye düşünüyorduk.
derken brezilya juninho ile kendi yarı sahasından çıkmak üzereyken, emre bir pres yaptı ve topu tugay'a kazandırdı.
tugay tek pasla topu yıldıray baştürk'e verdi, yıldıray topu alır almaz kendisine baskı yapan juninho'yu şık bir şekilde geçti ve yarım saniyeliğine kafasını kaldırıp sola baktı, brezilya ceza sahasının sol yanında kafası pırıl pırıl parlayan hasan şaş'ı gördü ve hiç düşünmeden müthiş bir pasla topu hasan şaş ile buluşturdu.
hasan şaş çaprazda marcos ile karşı karşıya kalmıştı, yerde bir kez seken topa allah ne verdiyse yapıştırdı.
top brezilya kalesinin sağ üstüne doğru yapışmış ve fileleri havalandırmıştı.
gol olmuştu, goooolllll....
hasan şaş'ın golü;
https://streamable.com/nnfwt7
ben o güne kadar filelerin hiç bu kadar güzel havalandığını görmemiştim...
ulsan'daki munsu stadı yıkılıyordu, binlerce kilometre uzaklıkta türkiye'de yer yerinden oynuyordu.
hakkari'den edirne'ye, sinop'tan mersin'e kadar tüm türkiye çıldırmıştı adeta...
48 yıl aradan sonra dünya kupasındaydık.
rakip brezilya'ydı ve 45 +2'de 1-0 öne geçmiştik.
bu inanılmaz bir şeydi...
ve düdük çaldı devre arası oldu.
65 milyon türk olarak hayatımızın en mutlu, en keyifli 15 dakikasını geçirecektik devre arasında...
ikinci yarı başlamıştı, brezilya ölümüne geliyordu, ronaldo'nun bir şutuna bülent çanakkale geçilmez diyerek karşı koymuş, golü önlemişti.
ama sonraki dakikalarda rivaldo'nun soldan yaptığı ortaya ronaldo'nun dokunmasına mani olamadık ve golü yedik. 1-1 olmuştu...olsundu...
golü bulan brezilya daha iştahlı saldırıyordu şimdi, ronaldo'nun bir plasesini rüştü harika bir planjonla çıkarmış, derin bir nefes aldırmıştı.
yalnız bir sorun vardı, ronaldo tehlikesini savuşturuyoruz, ardından rivaldo ile geliyorlar, hadi onu atlatıyoruz roberto carlosla geliyorlardı.
adamlarda cephane boldu...
dakika 87 olmuştu...bir puan da iyiydi başlangıç için.
derken 96'da vlaoviç'i düşürmeyen akp milletvekili alpay özalan sahneye çıktı luizao'yu düşürdü, poizsyon ceza sahası içi mi dışı mı diye düşünürken, hakem alpay'a kırmızı kartı verdi ve aleyhimize penaltı çaldı.
penaltıyı kullanan rivaldo topu filelerle buluşturdu. 2-1 mağluptuk artık...
beraberliği yakalamak için bu kez biz saldırmaya başlamıştık, ilhan mansız oyuna dahil olmuştu ve 89. dakikada sağ kanatta topla buluşup roberto carlos'a öyle bir çalım attı ki, roberto carlos'un ya futbol hayatı bitecek ya da ilhan'ı faul ile durduracaktı.
https://streamable.com/8icrgj
son düdük ile birlikte yenilmiştik ama mutluyduk, gururluyduk...
o maç yaptıklarımız, sergilediğimiz mücadele, gelecek maçlar için umut olmuştu.
ve başı dik bir şekilde mağlup olarak başladığımız turnuvayı 3. olarak tamamladık.
başımız dikti, zira sahada 65 milyon için mücadele eden her bir futbolcumuz sahaya ruhunu koymuştu.
3 haziran 2002 biz eski türkiyeliler için mağlup olup gururlandığımız bir gündü.
hiç unutmadık, unutmayacağız...
eklenti: 2002 dünya kupasından dönen milli takımımızı türk hava sahasına girişlerinde karşılayan türk hava kuvvetleri (atmaca filo) ve şenol güneş'in tarihe geçen sözleri;
"önemli olan neye sahip olduğumuz değil, kiminle paylaştığımızdır..."
https://streamable.com/36a6vr
#tarih
daha yeni baba olmuştum.
oğlum 1 yaşını doldurmamıştı henüz.
maç öğlen saatlerine denk geliyordu.
yazlıktaydık, harika bir yaz günüydü.
dünya kupası nedir, katılmak nasıl bir şeydir bilmiyorduk.
sırf biz değil bizden önceki kuşaklar, babalarımız, dayılarımız, amcalarimız da bilmiyordu.
en son 1954 yılında katılmıştık bu organizasyona, sonra da bir daha hiç katılamamıştık.
1996'da ingiltere'de düzenlenen avrupa futbol şampiyonasına katılmıştık, ama ilk maçta akp milletvekili alpay özalan, hırvat forvet vlaoviç'i düşürmeyip gol yememize sebep olunca, ardından da sırasıyla portekiz ve danimarka'ya da yenilmiş tek bir gol atamadan daha grup aşamalarında turnuvaya veda etmiştik.
milli takımımız güçlüydü, ama tecrübesizdi...
sonra 2000 senesinde galatasaray uefa kupasını aldı.
ardından süper kupa geldi.
ve milli takımımız da 48 yıl aradan sonra dünya kupası biletini almıştı.
güney kore ve japonya'ya gidiyorduk, ama 1996 sendromunu atlatamamıştık.
ama biz çılgın türklerdik...
aslanlarımızı tarkan'ın "bir oluruz yolunda" şarkısıyla uğurlamıştık...
https://www.youtube.com/watch?v=EBwjmeDoE6A
"ay yıldızım at golünü coştur yine" diyordu tarkan...
ve 2002 dünya kupası c grubu açılış maçına çıkıyorduk, rakip dünyanın 1 numarası brezilya.
yer güney kore, ulsan şehri, tribünlerde 35 bin kişi.
rakip takımda cafu, roberto carlos, ronaldo, rivaldo, ronaldinho, kaka, klaberson, juninho gibi üst düzey futbolcular var.
ama bizim içimizde de "umut" var...
eski türkiye'de zaten en büyük zenginliğimiz umuttu...
herkesin bir umudu, hayalleri vardı. şimdi umut etme, hayal kurma gibi şeyler bile elinden alındı halkımızın...
neyse, işte o hepimizde olan umut yüzünden o gün türkiye'de sabah erkenden kalkılmış, ay yıldızlı formalar giyilmişti.
biz de komşularla toplandık, çamlık denilen bir kafe var, oraya gittik.
beklendiği gibi maça brezilya hızlı başladı.
ronaldo, rivaldo kalemize geliyor, bizim de yüreğimiz ağzımıza geliyordu her seferinde.
derken biz dengeyi kurduk iyi mi?
2-3 atak yaptık peşpeşe marcos'un koruduğu kaleye.
ama bu ataklardan belliydi ki topçularımız karşısındaki rakip brezilya olduğu için bir acayip ruh halindeydiler.
sonra ronaldo bir orta yaptı, rivaldo altıpas üzerinden kafayı vurdu.
ama kalede rüştü vardı.
rüştü inanılmaz bir kurtarış yapmış, adeta fitili ateşlemişti.
ardından rivaldo ceza sahası dışından yokladı. yine rüştü çıkardı.
sonra bir frikik, bu kez roberto carlos vurdu, yine rüştü kurtardı...
türkiye kolay teslim olmayacaktı...
brezilya her yolu deniyordu gol atmak için, rüştü ise dünya devine meydan okuyordu.
tabi bizim çocuklar da rüştü'nün bu gayretini boşa çıkarmak istemiyorlardı.
ilk yarı bitmek üzereydi, dünyanın 1 numarası brezilya'dan gol yememiştik.
dakika 45 +2 bir 30 saniye daha dayansak soyunma odasına 0-0 ile gideceğiz diye düşünüyorduk.
derken brezilya juninho ile kendi yarı sahasından çıkmak üzereyken, emre bir pres yaptı ve topu tugay'a kazandırdı.
tugay tek pasla topu yıldıray baştürk'e verdi, yıldıray topu alır almaz kendisine baskı yapan juninho'yu şık bir şekilde geçti ve yarım saniyeliğine kafasını kaldırıp sola baktı, brezilya ceza sahasının sol yanında kafası pırıl pırıl parlayan hasan şaş'ı gördü ve hiç düşünmeden müthiş bir pasla topu hasan şaş ile buluşturdu.
hasan şaş çaprazda marcos ile karşı karşıya kalmıştı, yerde bir kez seken topa allah ne verdiyse yapıştırdı.
top brezilya kalesinin sağ üstüne doğru yapışmış ve fileleri havalandırmıştı.
gol olmuştu, goooolllll....
hasan şaş'ın golü;
https://streamable.com/nnfwt7
ben o güne kadar filelerin hiç bu kadar güzel havalandığını görmemiştim...
ulsan'daki munsu stadı yıkılıyordu, binlerce kilometre uzaklıkta türkiye'de yer yerinden oynuyordu.
hakkari'den edirne'ye, sinop'tan mersin'e kadar tüm türkiye çıldırmıştı adeta...
48 yıl aradan sonra dünya kupasındaydık.
rakip brezilya'ydı ve 45 +2'de 1-0 öne geçmiştik.
bu inanılmaz bir şeydi...
ve düdük çaldı devre arası oldu.
65 milyon türk olarak hayatımızın en mutlu, en keyifli 15 dakikasını geçirecektik devre arasında...
ikinci yarı başlamıştı, brezilya ölümüne geliyordu, ronaldo'nun bir şutuna bülent çanakkale geçilmez diyerek karşı koymuş, golü önlemişti.
ama sonraki dakikalarda rivaldo'nun soldan yaptığı ortaya ronaldo'nun dokunmasına mani olamadık ve golü yedik. 1-1 olmuştu...olsundu...
golü bulan brezilya daha iştahlı saldırıyordu şimdi, ronaldo'nun bir plasesini rüştü harika bir planjonla çıkarmış, derin bir nefes aldırmıştı.
yalnız bir sorun vardı, ronaldo tehlikesini savuşturuyoruz, ardından rivaldo ile geliyorlar, hadi onu atlatıyoruz roberto carlosla geliyorlardı.
adamlarda cephane boldu...
dakika 87 olmuştu...bir puan da iyiydi başlangıç için.
derken 96'da vlaoviç'i düşürmeyen akp milletvekili alpay özalan sahneye çıktı luizao'yu düşürdü, poizsyon ceza sahası içi mi dışı mı diye düşünürken, hakem alpay'a kırmızı kartı verdi ve aleyhimize penaltı çaldı.
penaltıyı kullanan rivaldo topu filelerle buluşturdu. 2-1 mağluptuk artık...
beraberliği yakalamak için bu kez biz saldırmaya başlamıştık, ilhan mansız oyuna dahil olmuştu ve 89. dakikada sağ kanatta topla buluşup roberto carlos'a öyle bir çalım attı ki, roberto carlos'un ya futbol hayatı bitecek ya da ilhan'ı faul ile durduracaktı.
https://streamable.com/8icrgj
son düdük ile birlikte yenilmiştik ama mutluyduk, gururluyduk...
o maç yaptıklarımız, sergilediğimiz mücadele, gelecek maçlar için umut olmuştu.
ve başı dik bir şekilde mağlup olarak başladığımız turnuvayı 3. olarak tamamladık.
başımız dikti, zira sahada 65 milyon için mücadele eden her bir futbolcumuz sahaya ruhunu koymuştu.
3 haziran 2002 biz eski türkiyeliler için mağlup olup gururlandığımız bir gündü.
hiç unutmadık, unutmayacağız...
eklenti: 2002 dünya kupasından dönen milli takımımızı türk hava sahasına girişlerinde karşılayan türk hava kuvvetleri (atmaca filo) ve şenol güneş'in tarihe geçen sözleri;
"önemli olan neye sahip olduğumuz değil, kiminle paylaştığımızdır..."
https://streamable.com/36a6vr
#tarih
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar