bugün
- pkklıların salıverilmesine uludağ sözlüğün tepkisi5
- gocunun freddy travması6
- pazar kahvaltı klasikleriniz6
- pkk lılara af çıkması4
- çocuğa tecavüz eden adamın kurşuna dizilmesi4
- kışlık domates konservesi yapmak5
- behlül bihter sevişmesinin reyting rekoru kırması5
- anın görüntüsü10
- galatasaray ın yine başını alması2
- cansever16
- futbol24
- namuslu filmi2
- sözlük yazarlarına gelen son mesaj2
- ayşen gruda2
- victor osimhen7
- türkiye pazar günü yeni bir sabaha uyanacak6
- adnan oktar vs fethullah gülen2
- çinliler4
- a9 tv2
- okan buruk4
- şort giyen genç kıza saldıran yaşlı kadın31
- katlanır bisiklet2
- özgür özel3
- naif insanlar4
- pocoyo daki pato'nun çok yakışıklı olması3
- çirkef galatasaray5
- 9 ağustos 2026 gaziantep depremi3
- enflasyon hedefinin tutmaması4
- lisede kızlara şiir okuyanlar şimdi ne yapıyor3
- almanya11
- zorunlu eğitim8
- aym memur emeklilerine seyyanen zam kararı2
- dünyanın 10 da birinin solak olması5
- sabah kahvesi5
- galatasaray14
- bir bayanı kötü adamların elinden kurtarmak5
- vfb stuttgart7
- ocakta doğmuş adamdan madam mı olur sorunsalı2
- italya7
- esin bahat2
- fc internazionale milano6
- cehennem3
- günlük tutan erkek10
- kadınlar neden kötü araba kullanır sorunsalı14
- borussia dortmund5
- galatasaray neden transfer yapamıyor16
- jose mourinho2
- ac milan5
- yorgun mermi19
- muz4
son zamanlarda eski, bilhassa türk filmlerini izliyorum. geçen gece sabaha karşı da bu film geldi aklıma. sinemada izlediğim ikinci filmdi. ilki de her şey çok güzel olacak filmiydi. o zamanlar sinemaya gitmek, çocuk aklımca yapılacak en eğlenceli ve en karizmatik aktivitelerden birisiydi. hala da fikrim pek değişmedi. sinema salonlarında kendimi çok mutlu hissediyorum. sanırım pandeminin benden aldığı yegane eğlence buydu.
filmi çok beğendiğimi, özellikle rafet el roman ve kemal sunal'ın filmin sonlarına doğru yaptıkları kavgada ağladığımı hatırlıyorum. tekrar izlediğimde tabii ki farklı şeyler çarptı gözüme. özellikle memurların ve askerlerin davranışları, mehdi ve rahim'in arkadaşlık bağlarının çatırdadığı yerler, yeni cumhuriyetin cahil halkı vs. sinan çetin'in de nadir başarılı işlerinden sanırım bu film. basit milliyetçilik numaralarını saymazsak fena iş çıkarmamış. tabi ki kemal sunal'ın son filmi olması ve oğluyla karşılıklı oynadıkları sahneler iç acıtan cinsten. filmlerde detay yakalamak pek sevdiğim bir şey o zamanlar farkedememiştim tabii ki ama filmin sonunda çalan yavuz çetin ve erkan oğur imzalı şaheser; dünya çok şaşırttı beni ve aynı zamanda mutlu etti. müziklerini sezen aksu'nun yaptığı filmin kapanışını rahmetli yavuz çetin'in yapması gayet güzeldi.
genelde bu tarihli filmleri (1999) dünyanın mahvolmadan önceki son zamanları hatırlattığı için seviyorum. son güzel günlerimizdi gerçekten. matrix filminde bile ajan smith'in dediği gibi "son matrix'i insanlığınızın zirve noktası olan 1999 yılından ilham alarak yarattık". sonrasında ise hiçbir şey eskisi gibi olmadı. ne demek istediğimi anladınız sanıyorum. şahsi anlamda da eğitim maksatlı çocuk yaşta evimden ayrılmamla beraber ben de asla o eski ben olamadım. bu filmler sayesinde biraz da olsa hatırlıyorum o zamanları. kemal sunal ölmemiş, metin akpınar hala film yapabilecek yaşta, meltem cumbul'un ateş ettiği zamanlar..
biz büyüdük ve kirlendi dünya..
(bkz: uzun siyah saçlar tel tel dökülsün)
filmi çok beğendiğimi, özellikle rafet el roman ve kemal sunal'ın filmin sonlarına doğru yaptıkları kavgada ağladığımı hatırlıyorum. tekrar izlediğimde tabii ki farklı şeyler çarptı gözüme. özellikle memurların ve askerlerin davranışları, mehdi ve rahim'in arkadaşlık bağlarının çatırdadığı yerler, yeni cumhuriyetin cahil halkı vs. sinan çetin'in de nadir başarılı işlerinden sanırım bu film. basit milliyetçilik numaralarını saymazsak fena iş çıkarmamış. tabi ki kemal sunal'ın son filmi olması ve oğluyla karşılıklı oynadıkları sahneler iç acıtan cinsten. filmlerde detay yakalamak pek sevdiğim bir şey o zamanlar farkedememiştim tabii ki ama filmin sonunda çalan yavuz çetin ve erkan oğur imzalı şaheser; dünya çok şaşırttı beni ve aynı zamanda mutlu etti. müziklerini sezen aksu'nun yaptığı filmin kapanışını rahmetli yavuz çetin'in yapması gayet güzeldi.
genelde bu tarihli filmleri (1999) dünyanın mahvolmadan önceki son zamanları hatırlattığı için seviyorum. son güzel günlerimizdi gerçekten. matrix filminde bile ajan smith'in dediği gibi "son matrix'i insanlığınızın zirve noktası olan 1999 yılından ilham alarak yarattık". sonrasında ise hiçbir şey eskisi gibi olmadı. ne demek istediğimi anladınız sanıyorum. şahsi anlamda da eğitim maksatlı çocuk yaşta evimden ayrılmamla beraber ben de asla o eski ben olamadım. bu filmler sayesinde biraz da olsa hatırlıyorum o zamanları. kemal sunal ölmemiş, metin akpınar hala film yapabilecek yaşta, meltem cumbul'un ateş ettiği zamanlar..
biz büyüdük ve kirlendi dünya..
(bkz: uzun siyah saçlar tel tel dökülsün)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar