bugün
- 30 yaşına gelince erkeklerin patates olması6
- kafayı yememek için ne yapıyorsunuz7
- nuh ve ibrahimle yapılan antlaşma6
- en son neye çok üzüldünüz11
- uludağ sözlük premium hesabı4
- gocu33
- feministlerin cevaplayamadığı soru7
- 40 yaşına gelince kadınların kartlaşması3
- yehova şahitleri3
- mamudo gurban niye doğdun9
- queen ravennanın cinleri5
- kürtlerin aslında iyi olduğu gerçeği4
- başkent istanbul olsun11
- sözlüğün iltifat gelmezse sanki ölecek yazarı3
- tablet mi pc mi telefon mu3
- her şeyin çözümü var demek2
- normal keki ıslak keke çevirme tekniği10
- nasıl nude istenir4
- piyasanın en ağır sigarası4
- tai'nin mutfağına konuk olmak8
- amedspor6
- mansur yavaş6
- inci sözlük3
- mansur yavaş'ın chp den ayrılması6
- truelaşmak5
- allah16
- chp'nin ankara'yı da kaybetmesi4
- insanların sizden uzak durması5
- vay vay vay queen ravenna abla hoşgeldin6
- ansızın gelen iç sıkıntısı3
- türkiye6
- 23 eylül 20262
- sözlükteki karanlık kişiler6
- dün gece sözlükte yaşanan akıl almaz olay9
- bir kadınla erkek arkadaş olamaz4
- ekrem imamoğlu5
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği38
- bi buçuk iskenderi bitirebilen kadın5
- kamosun şafak operasyonuyla ters kelepçe yemesi6
- ameliyata girmeden tarayıcı geçmişini silmek4
- batı piçtir piç kalacaktır4
- hintli kızların dayanılmaz çekiciliği3
- true nickli yazar22
- asrın soygunu11
- dinde kabul edemediğiniz şeyler3
- özel sektörün acımasız olması4
- trump'ın erdoğan'ı yine övmesi6
- mamudo'nun federallerin adamı olması2
- yağmurlu havaları seven insan6
- mutsuzluğa mahkum olduğunu sanan tipler4
son zamanlarda eski, bilhassa türk filmlerini izliyorum. geçen gece sabaha karşı da bu film geldi aklıma. sinemada izlediğim ikinci filmdi. ilki de her şey çok güzel olacak filmiydi. o zamanlar sinemaya gitmek, çocuk aklımca yapılacak en eğlenceli ve en karizmatik aktivitelerden birisiydi. hala da fikrim pek değişmedi. sinema salonlarında kendimi çok mutlu hissediyorum. sanırım pandeminin benden aldığı yegane eğlence buydu.
filmi çok beğendiğimi, özellikle rafet el roman ve kemal sunal'ın filmin sonlarına doğru yaptıkları kavgada ağladığımı hatırlıyorum. tekrar izlediğimde tabii ki farklı şeyler çarptı gözüme. özellikle memurların ve askerlerin davranışları, mehdi ve rahim'in arkadaşlık bağlarının çatırdadığı yerler, yeni cumhuriyetin cahil halkı vs. sinan çetin'in de nadir başarılı işlerinden sanırım bu film. basit milliyetçilik numaralarını saymazsak fena iş çıkarmamış. tabi ki kemal sunal'ın son filmi olması ve oğluyla karşılıklı oynadıkları sahneler iç acıtan cinsten. filmlerde detay yakalamak pek sevdiğim bir şey o zamanlar farkedememiştim tabii ki ama filmin sonunda çalan yavuz çetin ve erkan oğur imzalı şaheser; dünya çok şaşırttı beni ve aynı zamanda mutlu etti. müziklerini sezen aksu'nun yaptığı filmin kapanışını rahmetli yavuz çetin'in yapması gayet güzeldi.
genelde bu tarihli filmleri (1999) dünyanın mahvolmadan önceki son zamanları hatırlattığı için seviyorum. son güzel günlerimizdi gerçekten. matrix filminde bile ajan smith'in dediği gibi "son matrix'i insanlığınızın zirve noktası olan 1999 yılından ilham alarak yarattık". sonrasında ise hiçbir şey eskisi gibi olmadı. ne demek istediğimi anladınız sanıyorum. şahsi anlamda da eğitim maksatlı çocuk yaşta evimden ayrılmamla beraber ben de asla o eski ben olamadım. bu filmler sayesinde biraz da olsa hatırlıyorum o zamanları. kemal sunal ölmemiş, metin akpınar hala film yapabilecek yaşta, meltem cumbul'un ateş ettiği zamanlar..
biz büyüdük ve kirlendi dünya..
(bkz: uzun siyah saçlar tel tel dökülsün)
filmi çok beğendiğimi, özellikle rafet el roman ve kemal sunal'ın filmin sonlarına doğru yaptıkları kavgada ağladığımı hatırlıyorum. tekrar izlediğimde tabii ki farklı şeyler çarptı gözüme. özellikle memurların ve askerlerin davranışları, mehdi ve rahim'in arkadaşlık bağlarının çatırdadığı yerler, yeni cumhuriyetin cahil halkı vs. sinan çetin'in de nadir başarılı işlerinden sanırım bu film. basit milliyetçilik numaralarını saymazsak fena iş çıkarmamış. tabi ki kemal sunal'ın son filmi olması ve oğluyla karşılıklı oynadıkları sahneler iç acıtan cinsten. filmlerde detay yakalamak pek sevdiğim bir şey o zamanlar farkedememiştim tabii ki ama filmin sonunda çalan yavuz çetin ve erkan oğur imzalı şaheser; dünya çok şaşırttı beni ve aynı zamanda mutlu etti. müziklerini sezen aksu'nun yaptığı filmin kapanışını rahmetli yavuz çetin'in yapması gayet güzeldi.
genelde bu tarihli filmleri (1999) dünyanın mahvolmadan önceki son zamanları hatırlattığı için seviyorum. son güzel günlerimizdi gerçekten. matrix filminde bile ajan smith'in dediği gibi "son matrix'i insanlığınızın zirve noktası olan 1999 yılından ilham alarak yarattık". sonrasında ise hiçbir şey eskisi gibi olmadı. ne demek istediğimi anladınız sanıyorum. şahsi anlamda da eğitim maksatlı çocuk yaşta evimden ayrılmamla beraber ben de asla o eski ben olamadım. bu filmler sayesinde biraz da olsa hatırlıyorum o zamanları. kemal sunal ölmemiş, metin akpınar hala film yapabilecek yaşta, meltem cumbul'un ateş ettiği zamanlar..
biz büyüdük ve kirlendi dünya..
(bkz: uzun siyah saçlar tel tel dökülsün)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar