bugün
- kolye142
- hoşlanılan kişinin sizden hoşlanmaması6
- hayatın acı gerçekleri6
- uykusuz kedi ablanın çok tatlı bir insan olması20
- marka giyinmek7
- bu saatte yemek yemek6
- ona bir şey söyle13
- ilişkiye ara vermek6
- bir gün çok konuşkan olup devirsi gün suskun olmak7
- nervionun mavi gözleri11
- siyah saçlı beyaz tenli kız7
- üç rus kız ve bir türk erkek bu saatte neyapabilir6
- ofis pornosu7
- 186 boyundaki erkek7
- nervioya yürüyecem diye nazım hikmete dönüşmek7
- erzurum'da 150 tl'ye satılan serpme kahvaltı14
- bik bik'in hacker'a yemek yapması20
- sözlük yazarlarının köpekleri8
- teselli vermek6
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi18
- biz büyüdük ve kirlendi mi dünya sorunsalı7
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı8
- yer yön hafızası sıfır olan insan4
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası3
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- cep telefonu22
- uçan arabalar neden çıkmadı5
- nokia20
- sohbet edecek kimsenin olmaması7
- 30 yaşımı devirmiş sözlük teyzeleri7
- bik bik'in kraliçe olması10
- taze fasülye sevenin kendisine saygısı yoktur8
- asla evlenilmeyecek kızlar11
- yazarların telefon numaraları3
- teoman'ın popülerliğini kaybetmemesi5
- diksiyon4
- ıpkis'in bir işe yaramaması10
- bana isminizi bahşeder misiniz4
- etek tıraşı4
- courtney love2
- fransa11
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı23
- antalya3
- pariste kestane ağacı dibinde tek ayak durmak4
- sarı tekerin yazar olamaması8
- uludağ sözlüğün hacklenmesi12
- bir insanı değiştirebileceğini sanmak3
- hacker saldırısı gazileri8
- ilkokul bebesine türbanı savunmak65
- escort kadınla kondomsuz ilişkiye girmek3
bütün sanatlarda, insanı şaşırtan, insanın algısını bizatihi kendine ve uyumlu olduğu dünyaya çeviren bir yön vardır. her sanatçı eserine biraz ruhundan biraz da içinde bulunduğu alemden katar. tek düze bir dünyada ne sanat olurdu ne de insan ruhu yaşayabilirdi. buna göre insan ruhu sanat için alemden ilham alırken pasif, alemi sanatına göre kendi özünden yola çıkarak, tüm sezgileriyle yeniden inşa ederken aktif durumdadır. güzel sanatlar; insanın elinin, kafasının ve kalbinin birlikte çalıştığı şeylerdir. insan sanatını icra ederken bedeni, zihni ve tüm kalbi beraber iş görür. bu harmoninin sağlandığı sadece bir insan davranışı daha vardır: peygamberane bir ibadet...
bu yüzden insanoğlunun tarih boyunca sanatla olan ilişkisi, kendisi için yaşadığı yeryüzünün karanlığından aydınlığa çıkmanın bir yolu olarak süregelmiştir. sanatçı, coşku, yadsıma, umursamazlık, protesto, isyan, tembellik gibi uç ruh hallerini yaşarken, tüm bunların eserini meydana getirecek manevi doğum sancıları olduğunun da farkındadır. buradan yola çıkarsak sanat, bireyin yaşadığı toplumsal bunalımın, kargaşa ve kaosun kıskacında bir kurtuluş yolu, kış gününde bir bahar havası soluyabileceği güneşli, görkemli bir bahçe anlamına da gelir. bu yüzden sanatı maddi karşılığı olmaz. sanatçı ekmek peşinde koşmaz. sanat satın alınmaz. bu tam da sanatçıyı özgür bırakacak olan şeydir.
manevi kültürün tümü gibi, sanat da emekten doğar ve gelişir kuşkusuz. ancak sanatçının tüm emeğinden öte ona ilham veren nihai hakikat; sembollerle girer fiziksel dünyaya. her sembol gibi mutlak gerçeği temsil etmez ama gerçeklikten pay alır. bu yüzden düşünürler ya da teologlar felsefi veya metafizik ilkeler ile asla yaratılışı tam olarak temellendiremezler. çünkü onda sanatsal bir yön ve niyet vardır. bunu ancak bir sanat anlayışına sahip olan gerçek bir sanatçı idrak edebilir. bu yüzden sanattaki gerçeğin sırrına ulaşmak, öz varlığı, ilahi varlığa bırakmak demektir.
sanat kutsala giden, manevi ve sonsuz uzunluktaki bir köprüde insanın sürüp gitmesidir...
ve bir sanat eseri herhangi bir ulusa, tarihsel döneme, herhangi bir coğrafyaya ait olamaz. o tüm insan ırkının bu dünyada geçirdiği yüz binlerce yıllık yaşam mücadelesinin sonunda kazandığı nihai değerlerinden biri, bir varolma avuntusudur.
bu tür bir sanat anlayışı davranışımızı, karakterimizi, adalet ve sempati hislerimizi rafine eder; kendi kendimizi tanımamızın, kendi kendimizi kontrol etmemizin, diğerleri için beslediğimiz saygı hislerimizin ve hareketlerimizin yücelmesine hizmet eder; bizi adiliğe, zulme, adaletsizliğe ve bayalığa tahammül etmeyecek şekilde geliştirir. insanoğlunun tarihte kurduğu tüm yüksek medeniyetler bu ahlaki ilkelere dayanır. bu yüzden her uygarlığın sanatı onun imzasıdır. bu nedenle sanat eserleri, bir medeniyeti sonraki nesillere anlatan şahitlerdir. sanatın ve aklın bir yeri olmadığı toplumlar sadece kalabalık veya "insan yığınıdır".
son olarak michelengelo'nun dediği gibi söylemek istiyorum; "gerçek bir sanat eseri, yalnız ilahi olgunluğun gölgesidir."
bu yüzden insanoğlunun tarih boyunca sanatla olan ilişkisi, kendisi için yaşadığı yeryüzünün karanlığından aydınlığa çıkmanın bir yolu olarak süregelmiştir. sanatçı, coşku, yadsıma, umursamazlık, protesto, isyan, tembellik gibi uç ruh hallerini yaşarken, tüm bunların eserini meydana getirecek manevi doğum sancıları olduğunun da farkındadır. buradan yola çıkarsak sanat, bireyin yaşadığı toplumsal bunalımın, kargaşa ve kaosun kıskacında bir kurtuluş yolu, kış gününde bir bahar havası soluyabileceği güneşli, görkemli bir bahçe anlamına da gelir. bu yüzden sanatı maddi karşılığı olmaz. sanatçı ekmek peşinde koşmaz. sanat satın alınmaz. bu tam da sanatçıyı özgür bırakacak olan şeydir.
manevi kültürün tümü gibi, sanat da emekten doğar ve gelişir kuşkusuz. ancak sanatçının tüm emeğinden öte ona ilham veren nihai hakikat; sembollerle girer fiziksel dünyaya. her sembol gibi mutlak gerçeği temsil etmez ama gerçeklikten pay alır. bu yüzden düşünürler ya da teologlar felsefi veya metafizik ilkeler ile asla yaratılışı tam olarak temellendiremezler. çünkü onda sanatsal bir yön ve niyet vardır. bunu ancak bir sanat anlayışına sahip olan gerçek bir sanatçı idrak edebilir. bu yüzden sanattaki gerçeğin sırrına ulaşmak, öz varlığı, ilahi varlığa bırakmak demektir.
sanat kutsala giden, manevi ve sonsuz uzunluktaki bir köprüde insanın sürüp gitmesidir...
ve bir sanat eseri herhangi bir ulusa, tarihsel döneme, herhangi bir coğrafyaya ait olamaz. o tüm insan ırkının bu dünyada geçirdiği yüz binlerce yıllık yaşam mücadelesinin sonunda kazandığı nihai değerlerinden biri, bir varolma avuntusudur.
bu tür bir sanat anlayışı davranışımızı, karakterimizi, adalet ve sempati hislerimizi rafine eder; kendi kendimizi tanımamızın, kendi kendimizi kontrol etmemizin, diğerleri için beslediğimiz saygı hislerimizin ve hareketlerimizin yücelmesine hizmet eder; bizi adiliğe, zulme, adaletsizliğe ve bayalığa tahammül etmeyecek şekilde geliştirir. insanoğlunun tarihte kurduğu tüm yüksek medeniyetler bu ahlaki ilkelere dayanır. bu yüzden her uygarlığın sanatı onun imzasıdır. bu nedenle sanat eserleri, bir medeniyeti sonraki nesillere anlatan şahitlerdir. sanatın ve aklın bir yeri olmadığı toplumlar sadece kalabalık veya "insan yığınıdır".
son olarak michelengelo'nun dediği gibi söylemek istiyorum; "gerçek bir sanat eseri, yalnız ilahi olgunluğun gölgesidir."
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar