bugün
- 2026 yılı türk biralarının içilemez hale gelmesi20
- hristolojiye göre kıyamet alametleri6
- göğüs kıllarım çıkmıyor16
- tutmayan başlık açma rehberi4
- damarsız tüysüz manisa yaprağı7
- sırrı süreyya önder28
- elinin içine hapşıran insan5
- dünyanın yuvarlak olması saçmalığı4
- abdullah öcalan orospu çocuğudur17
- askerlik anıları4
- az veren candan cok veren maldan5
- bizim uygulamamız bu şekilde4
- sözlükteki linç tayfa6
- ıoçk katatese elbise dikti mi sorunsalı7
- deccaliyet çağı6
- silver ile evlenecek erkek53
- uykusuzluk2
- sözlükteki linç kültürü12
- herkesin kendini zeki sanması4
- falıma bakmak için can atan sözlük yazarları4
- dün gece ne oldu12
- abdülhamit han dönemi çözüm süreci fotoğrafı2
- arap eli öpmek dudak karartmaz3
- popüler olanı eleştiren ezik entel2
- komşunu kendin gibi sev düşmanını da5
- son tüketim tarihi geçmiş ilaç9
- ad hominem icat oldu mertlik bozuldu2
- rica ediyorum arkamdan konuşmayın12
- sözlükte linç yiyen insana karışır mısın17
- götünü yıkamayan bir kızla evlenir misiniz8
- akepeli değilim ama akp'ye oy atıyorum saçmalığı15
- alman turistlere turist rehberliği4
- sedef hastalığı4
- sarapci koala59
- sözlüğün kendini tekrar etmeye başlaması4
- yeni bir bilgi paylaşamamak3
- true giderse sözlükte yürüyen cinsellik kim olacak12
- insan olmaya çeyrek kala8
- güne bir şarkı bırak3
- supernatural3
- stt geçmiş kremle intihar etmek4
- siyaset yüzünden çoğu arkadaşlığın bozulması8
- isa2
- bazı şarkıları dinlemekten korkmak2
- g'i l d'e d l'i l y'nin dudakları8
- insan olmaya ceyrek kala4
- gocu35
- stt geçmiş kondom kullanmak3
- sözlük yazarlarının yuvaları3
- popeyes6
Bence kar bir sanat.
görsel
görsel
görsel
Güzellik bir zevktir, güzelliği yaratmak ise bir sanat.
Güzellik bir zevktir, güzelliği yaratmak ise bir sanat.
görmek istiyorsan kafanı kaldır ve göğe bak dostum. onunkinin üzerine sanat tanımam.
görsel
Yaratıcılık; kendine hata yapma hakkını vermektir. bu hataların hangisini sürdüreceğini bilmek ise sanattır.
Scott adams
Yaratıcılık; kendine hata yapma hakkını vermektir. bu hataların hangisini sürdüreceğini bilmek ise sanattır.
Scott adams
bakmayı bildiğinde her şeyi altında toplayabilecek kavramdır.
baktığı açıyı başkaları tarafından bakılabilir kılan da ‘sanatçı’ oluyor
baktığı açıyı başkaları tarafından bakılabilir kılan da ‘sanatçı’ oluyor
Biz romantik olduktan sonra dağlar güzelleşti der delacroix. yani bazen kişi nasıl bakarsa o şekilde algılar.
türkiyede öldüğü iddia edilen şey müzik desen saçma sapan pop müzik yapmakta dünya birincisiyiz o kadar saçma ki bir insan bu teneke tıngır tısını neden dinler anlamıyorum film desen yine aynı resim desen halen biryerlerde resim çizen insanların olduğunu varsayıyorum.
üzülsen de çok üstünde durma. üzüntü ölümlüler içindir çünkü sen ölene kadar ölümsüzsün!
tutkudur. her anlamda, kelimelerde, resimlerde, heykellerde... her şey tutku ile yapıldığında sanattır.
iyi şiirden anlayanlar nerelere giderler?
tutkudur. her anlamda, kelimelerde, resimlerde, heykellerde... her şey tutku ile yapıldığında sanattır.
iyi şiirden anlayanlar nerelere giderler?
insan için.
güzelliğin dışa vurumudur, güzellikteki güzelliği görebilmektir. güzelliktir.
Tin ve zekanın, para veya diğer maddesel olgularla ulaşamayacağı bir mertebe.
Sanat icra eden her insan biraz deli ve biraz da iç dünyasında yaşamayı seven kişilerdir. Kimisi rüyasında gördüğünü resmeder, kimisi gözleri kör olduğu halde, Dünya'ya mal olacak şarkılar üretir.
Sanat icra eden her insan biraz deli ve biraz da iç dünyasında yaşamayı seven kişilerdir. Kimisi rüyasında gördüğünü resmeder, kimisi gözleri kör olduğu halde, Dünya'ya mal olacak şarkılar üretir.
Sanat duygu değil, gerçeğin bizatihi yansımasıdır. Sanat bir yapıp etme işidir. Bir şeye etki edersin ve onu zihninindeki kalıba sokarsın. Zihindeki kalıp neyse sanattaki ürün odur. Peki nedir bir şeyi estetik kılan? işte bu tamamen felsefi bir konudur. Bugünkü ingiliz ekolü felsefeye öyle kötü şeyler yaptılar ki felsefe ve sanat arasında hiçbir gerçek ilişki kurulamaz olundu. Oysa ben diyorum ki sanat, felsefenin sonucudur. Sanatsız bir felsefe boştur. Aslolan faaliyet hakkında konuşmak, faaliyette bulunmaktır. Pragmatizm de böyle bir akımdı. William James'in derdi söylenenler ile pratik arasında bir uçurum olduğunu göstermekti öyle şeylerden bahsedelim ki gerçek hayatta bir faaliyete denk düşsün diyordu. Örneğin Musa'nın cennetin hangi katında olduğunu konuşmayalım. Bunu söylerken arkasında gizliden gizliye bir bilgi teorisi ortaya koyduğunu da söyleyebiliriz. Bilebileceğimiz veya bilgi muamelesi yapabileceğimiz şeyler özneyle, yani bizle etkileşiyor olmalı çünkü biz bir varlıktan bahsediyorsak onu varlığa katıldığı ölçüde tanıyabiliriz. Varlıkla bir bağ kuramadığımız şey yoktur. O halde gerçeklerden yola çıkmadığımız sürece öte hakkında konuşamayız. Konuştuğumuz zaman da bir gerçeğe dayandırmak zorundayız. Gerçeğin ise dolaysız kaynağı praxistir(uygulama, eylem). Öyleyse bize ne Musa'dan. Pratik bir değişim yaratacak mı? Hayır. Öyleyse anlamsızdır. insan aklı için değer kazanamaz. Çünkü insan bir şeye değer verirken varlıkla ve kendiyle ilişki kurmak zorundadır.
Sanat ve yapıtı dünyada bir faaliyete tekabül eder, insan ürünü diye basitleştirilecek bir şey asla değildir... Felsefi sözler faaliyete geçemeyecekse, sanata dönüşemeyecekse içi boştur. Bu açıdan bakıldığında sanat yapıtı felsefenin en gerçek tartışma nesnesidir...
Sanat ve yapıtı dünyada bir faaliyete tekabül eder, insan ürünü diye basitleştirilecek bir şey asla değildir... Felsefi sözler faaliyete geçemeyecekse, sanata dönüşemeyecekse içi boştur. Bu açıdan bakıldığında sanat yapıtı felsefenin en gerçek tartışma nesnesidir...
Pisliktir. irindir.
Olması gerektiği gibi.
Olması gerektiği gibi.
bütün sanatlarda, insanı şaşırtan, insanın algısını bizatihi kendine ve uyumlu olduğu dünyaya çeviren bir yön vardır. her sanatçı eserine biraz ruhundan biraz da içinde bulunduğu alemden katar. tek düze bir dünyada ne sanat olurdu ne de insan ruhu yaşayabilirdi. buna göre insan ruhu sanat için alemden ilham alırken pasif, alemi sanatına göre kendi özünden yola çıkarak, tüm sezgileriyle yeniden inşa ederken aktif durumdadır. güzel sanatlar; insanın elinin, kafasının ve kalbinin birlikte çalıştığı şeylerdir. insan sanatını icra ederken bedeni, zihni ve tüm kalbi beraber iş görür. bu harmoninin sağlandığı sadece bir insan davranışı daha vardır: peygamberane bir ibadet...
bu yüzden insanoğlunun tarih boyunca sanatla olan ilişkisi, kendisi için yaşadığı yeryüzünün karanlığından aydınlığa çıkmanın bir yolu olarak süregelmiştir. sanatçı, coşku, yadsıma, umursamazlık, protesto, isyan, tembellik gibi uç ruh hallerini yaşarken, tüm bunların eserini meydana getirecek manevi doğum sancıları olduğunun da farkındadır. buradan yola çıkarsak sanat, bireyin yaşadığı toplumsal bunalımın, kargaşa ve kaosun kıskacında bir kurtuluş yolu, kış gününde bir bahar havası soluyabileceği güneşli, görkemli bir bahçe anlamına da gelir. bu yüzden sanatı maddi karşılığı olmaz. sanatçı ekmek peşinde koşmaz. sanat satın alınmaz. bu tam da sanatçıyı özgür bırakacak olan şeydir.
manevi kültürün tümü gibi, sanat da emekten doğar ve gelişir kuşkusuz. ancak sanatçının tüm emeğinden öte ona ilham veren nihai hakikat; sembollerle girer fiziksel dünyaya. her sembol gibi mutlak gerçeği temsil etmez ama gerçeklikten pay alır. bu yüzden düşünürler ya da teologlar felsefi veya metafizik ilkeler ile asla yaratılışı tam olarak temellendiremezler. çünkü onda sanatsal bir yön ve niyet vardır. bunu ancak bir sanat anlayışına sahip olan gerçek bir sanatçı idrak edebilir. bu yüzden sanattaki gerçeğin sırrına ulaşmak, öz varlığı, ilahi varlığa bırakmak demektir.
sanat kutsala giden, manevi ve sonsuz uzunluktaki bir köprüde insanın sürüp gitmesidir...
ve bir sanat eseri herhangi bir ulusa, tarihsel döneme, herhangi bir coğrafyaya ait olamaz. o tüm insan ırkının bu dünyada geçirdiği yüz binlerce yıllık yaşam mücadelesinin sonunda kazandığı nihai değerlerinden biri, bir varolma avuntusudur.
bu tür bir sanat anlayışı davranışımızı, karakterimizi, adalet ve sempati hislerimizi rafine eder; kendi kendimizi tanımamızın, kendi kendimizi kontrol etmemizin, diğerleri için beslediğimiz saygı hislerimizin ve hareketlerimizin yücelmesine hizmet eder; bizi adiliğe, zulme, adaletsizliğe ve bayalığa tahammül etmeyecek şekilde geliştirir. insanoğlunun tarihte kurduğu tüm yüksek medeniyetler bu ahlaki ilkelere dayanır. bu yüzden her uygarlığın sanatı onun imzasıdır. bu nedenle sanat eserleri, bir medeniyeti sonraki nesillere anlatan şahitlerdir. sanatın ve aklın bir yeri olmadığı toplumlar sadece kalabalık veya "insan yığınıdır".
son olarak michelengelo'nun dediği gibi söylemek istiyorum; "gerçek bir sanat eseri, yalnız ilahi olgunluğun gölgesidir."
bu yüzden insanoğlunun tarih boyunca sanatla olan ilişkisi, kendisi için yaşadığı yeryüzünün karanlığından aydınlığa çıkmanın bir yolu olarak süregelmiştir. sanatçı, coşku, yadsıma, umursamazlık, protesto, isyan, tembellik gibi uç ruh hallerini yaşarken, tüm bunların eserini meydana getirecek manevi doğum sancıları olduğunun da farkındadır. buradan yola çıkarsak sanat, bireyin yaşadığı toplumsal bunalımın, kargaşa ve kaosun kıskacında bir kurtuluş yolu, kış gününde bir bahar havası soluyabileceği güneşli, görkemli bir bahçe anlamına da gelir. bu yüzden sanatı maddi karşılığı olmaz. sanatçı ekmek peşinde koşmaz. sanat satın alınmaz. bu tam da sanatçıyı özgür bırakacak olan şeydir.
manevi kültürün tümü gibi, sanat da emekten doğar ve gelişir kuşkusuz. ancak sanatçının tüm emeğinden öte ona ilham veren nihai hakikat; sembollerle girer fiziksel dünyaya. her sembol gibi mutlak gerçeği temsil etmez ama gerçeklikten pay alır. bu yüzden düşünürler ya da teologlar felsefi veya metafizik ilkeler ile asla yaratılışı tam olarak temellendiremezler. çünkü onda sanatsal bir yön ve niyet vardır. bunu ancak bir sanat anlayışına sahip olan gerçek bir sanatçı idrak edebilir. bu yüzden sanattaki gerçeğin sırrına ulaşmak, öz varlığı, ilahi varlığa bırakmak demektir.
sanat kutsala giden, manevi ve sonsuz uzunluktaki bir köprüde insanın sürüp gitmesidir...
ve bir sanat eseri herhangi bir ulusa, tarihsel döneme, herhangi bir coğrafyaya ait olamaz. o tüm insan ırkının bu dünyada geçirdiği yüz binlerce yıllık yaşam mücadelesinin sonunda kazandığı nihai değerlerinden biri, bir varolma avuntusudur.
bu tür bir sanat anlayışı davranışımızı, karakterimizi, adalet ve sempati hislerimizi rafine eder; kendi kendimizi tanımamızın, kendi kendimizi kontrol etmemizin, diğerleri için beslediğimiz saygı hislerimizin ve hareketlerimizin yücelmesine hizmet eder; bizi adiliğe, zulme, adaletsizliğe ve bayalığa tahammül etmeyecek şekilde geliştirir. insanoğlunun tarihte kurduğu tüm yüksek medeniyetler bu ahlaki ilkelere dayanır. bu yüzden her uygarlığın sanatı onun imzasıdır. bu nedenle sanat eserleri, bir medeniyeti sonraki nesillere anlatan şahitlerdir. sanatın ve aklın bir yeri olmadığı toplumlar sadece kalabalık veya "insan yığınıdır".
son olarak michelengelo'nun dediği gibi söylemek istiyorum; "gerçek bir sanat eseri, yalnız ilahi olgunluğun gölgesidir."
doğrusu san at dir efenim.
görsel
"Gerçek ve yalan var mıdır? Ya da yalnızca yeni ve eski mi vardır?
Yalan, gerçeğin yaşlılığı mıdır yoksa?
K. kavafis
(bkz: sanat her zaman yalan söylemez mi)
"Gerçek ve yalan var mıdır? Ya da yalnızca yeni ve eski mi vardır?
Yalan, gerçeğin yaşlılığı mıdır yoksa?
K. kavafis
(bkz: sanat her zaman yalan söylemez mi)
Ne zaman duygusal olarak sendelesek, bir şarkıda ya da bir şiirde buluruz tutunacağımız o dalı.
Bazı şarkılar vardır;
Hayaller kurdurur, hislerimizi canlı tutar, ruhumuzu doyurur.
Başkalarının hayatlarına, yaşadığı olaylara şahit oluruz bir tiyatro oyununda.
Resimde sanatçının duygularını hisseder,
Nefreti, hüznü ya da mutluluğu buluruz bir tabloda.
Bazen şiirler kendi kalemimizden çıkmış ama o güne dek söylemeyi unuttuğumuz sözler gibidir;
insan o dizeleri gördüğü an gelir tüm yaşanmışlıkları aklına.
Her insan sanata kıyısından da olsa ihtiyaç duyar;
Zira Sanat olmaksızın insan, adeta karanlıkta ve duygulardan yoksun yaşar.
Bazı şarkılar vardır;
Hayaller kurdurur, hislerimizi canlı tutar, ruhumuzu doyurur.
Başkalarının hayatlarına, yaşadığı olaylara şahit oluruz bir tiyatro oyununda.
Resimde sanatçının duygularını hisseder,
Nefreti, hüznü ya da mutluluğu buluruz bir tabloda.
Bazen şiirler kendi kalemimizden çıkmış ama o güne dek söylemeyi unuttuğumuz sözler gibidir;
insan o dizeleri gördüğü an gelir tüm yaşanmışlıkları aklına.
Her insan sanata kıyısından da olsa ihtiyaç duyar;
Zira Sanat olmaksızın insan, adeta karanlıkta ve duygulardan yoksun yaşar.
Tin ve zekanın, para veya diğer maddesel olgularla ulaşamayacağı bir mertebe.
Sanat icra eden her insan biraz deli ve biraz da iç dünyasında yaşamayı seven kişidir. Kimisi rüyasında gördüğünü resmeder, kimisi gözleri kör olduğu halde, Dünya'ya mal olacak şarkılar üretir.
Sanat icra eden her insan biraz deli ve biraz da iç dünyasında yaşamayı seven kişidir. Kimisi rüyasında gördüğünü resmeder, kimisi gözleri kör olduğu halde, Dünya'ya mal olacak şarkılar üretir.
Freud’a göre sanat “ Uzun süredir farkında olduğumuz gibi, sanat en eski ve en derinden hissedilen kültürel özgürlük için tamamlayıcı bir doyum sunar ve bu sebepten dolayı insanın medeniyet uğruna feda ettiği şeyler için razı olmasına başka hiçbir şeyin hizmet etmediği kadar hizmet eder. Öte yandan, sanatın çoğalması her kültürün ihtiyaç duyduğu kimlik duygusunu çok değerli duygusal tecrübelerin paylaşması için Fırsat sunarak pekiştirir. Ve bu sanat o kültürün başarılarını gösterdiğinde ve etkileyici bir yolla ideallerini ( insanların) aklına getirdiğinde, toplumun narsistik duygularını da doyuma ulaştırır”.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar