bugün
- gocu28
- cimere şikayet eden yazar tipi6
- kamosun şafak operasyonuyla ters kelepçe yemesi6
- sözlükteki karanlık kişiler4
- başkent istanbul olsun5
- özel sektörün acımasız olması3
- dün gece sözlükte yaşanan akıl almaz olay9
- recep tayyip erdoğan3
- trump'ın erdoğan'ı yine övmesi6
- ingilizce bilmeyen akademisyenler6
- yağmurlu havaları seven insan6
- ekrem imamoğlu2
- güzel ayak mevsiminin kapanmaya başlaması4
- iş yerindeki orospu çocukları6
- selam verilen kızın siklememesi4
- karton toplarken cin musallat olması2
- tusubasanın türkiye maçında attığı gol2
- mora katliamı3
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı9
- true nickli yazar22
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği38
- claudian clouds43
- tai gocu kardeştir zall bizi birleştir2
- düşmanın sizi övmesi2
- asrın soygunu10
- kendinden büyük bir kadınla evlenmek4
- aşk5
- purgatory2
- bahar feyzan3
- tai lung vs gocu22
- çocuk yetiştirmek2
- yazılımcıların flört edememesi6
- manisada okul saldırısı18
- sabahları sevilen şeyler9
- sözlüğe renk katan yazarlar hangi rengi katıyor20
- kader2
- yağmur sabahında2
- habire1227
- kürtler asimile edilmelidir11
- türkiye medeni bi ülkeyse neden hristiyan yok28
- sabahları nefret edilen şeyler7
- analı avratlı sözlük kavgaları8
- sözlüktekiler kaç yaşında9
- sarı poşet kudurtması13
- meb'in usule aykırı ücret dağıtması2
- afrikalılar gariban avrupa emperyalist yalanı17
- bekarlığın avantajları3
- evliliği ayakta tutan güçler13
- et döner dürüm9
- 1 gocu'ya 4 kişi dalması7
avrupanin baskenti, lord of the rings filmindeki sehir tasvirlerinin bence esinlenildigi sehir..benzer heykeller,benzer tarihi yapilar, ayni ruh..zaman sanki durmus cafede, laptop'unla internete giren adami da gormesen..
turkiyede parisi ancak andiran bir sokak var; nisantasi..ya da ancak bir semt; alsancak.. ve ikisi de ne kadar meshur olmus.. bir sehir ki, her sokagi nisantasi, her semti alsancak..her sokaginin kosesinde bir tarihi yapi, bir cafe, bir surpriz..napoleon'dan beri ayni eski evler, arabanin icat olmadigi zamanda yapilmis sokaklarda sikisan trafik.. brasserie ve bistro lar..her sokakta bir guzel cesme, bir tarihi heykel, ve ya kosede bir guzel cafe, icinde sik insanlar, guzel kizlar..her koseyi donunce baska bir surpriz ve yuzyillardir ayni tas sokaklar, diyorsunuz victor hugo da eugene delacroix da bu sokaklarda yurumus..
yagmurlu gri hava..seine nehrine rengini veren.. tarihi evler ve dik siyah catilari..burasi dunyanin en buyuk acik hava muzesi mi?..
metroyla her yere gidebilmek, hemen hemen her sokaga.. metro meger ne kadar da rahatlatirmis trafigi.. louvre muzesi'nde kaybolmak, st michel'de bira icmek, sacre-coeur'den manzarayi izlemek, notre dame'ın icinde mum yakmak, saint germain des pres'de turlamak, opera'nın onunde fotograf cekilmek, champs elysees'den arc de triomph'u izlemek, ve bu caddenin bu kadar kisa olduguna sasirmak..hele bir de fransızca biliyorsan tadindan yenmeyen sehirmis..
bir sehir ki o bu kadar buyuk ve karısık olmasına ragmen gecenin 1'inde mini etekli sik kizlar bos sokaklarda rahatca yuruyebilsin; ne kadar uzak birakilmisiz megerse bu ozgurlukten, kibarliktan... garip gelmeye baslamis bunlar bile..
ve geri donecegini bildigin bir ulken, bir vatanin olmasa ne anlami kalir paris'in, ne guzelligi olurdu avrupa'nin o zaman diye dusunmek..
Ve mahvetmesek ne kadar daha guzel olurmus istanbul'umuz, izmir'imiz bu sehirden..
turkiyede parisi ancak andiran bir sokak var; nisantasi..ya da ancak bir semt; alsancak.. ve ikisi de ne kadar meshur olmus.. bir sehir ki, her sokagi nisantasi, her semti alsancak..her sokaginin kosesinde bir tarihi yapi, bir cafe, bir surpriz..napoleon'dan beri ayni eski evler, arabanin icat olmadigi zamanda yapilmis sokaklarda sikisan trafik.. brasserie ve bistro lar..her sokakta bir guzel cesme, bir tarihi heykel, ve ya kosede bir guzel cafe, icinde sik insanlar, guzel kizlar..her koseyi donunce baska bir surpriz ve yuzyillardir ayni tas sokaklar, diyorsunuz victor hugo da eugene delacroix da bu sokaklarda yurumus..
yagmurlu gri hava..seine nehrine rengini veren.. tarihi evler ve dik siyah catilari..burasi dunyanin en buyuk acik hava muzesi mi?..
metroyla her yere gidebilmek, hemen hemen her sokaga.. metro meger ne kadar da rahatlatirmis trafigi.. louvre muzesi'nde kaybolmak, st michel'de bira icmek, sacre-coeur'den manzarayi izlemek, notre dame'ın icinde mum yakmak, saint germain des pres'de turlamak, opera'nın onunde fotograf cekilmek, champs elysees'den arc de triomph'u izlemek, ve bu caddenin bu kadar kisa olduguna sasirmak..hele bir de fransızca biliyorsan tadindan yenmeyen sehirmis..
bir sehir ki o bu kadar buyuk ve karısık olmasına ragmen gecenin 1'inde mini etekli sik kizlar bos sokaklarda rahatca yuruyebilsin; ne kadar uzak birakilmisiz megerse bu ozgurlukten, kibarliktan... garip gelmeye baslamis bunlar bile..
ve geri donecegini bildigin bir ulken, bir vatanin olmasa ne anlami kalir paris'in, ne guzelligi olurdu avrupa'nin o zaman diye dusunmek..
Ve mahvetmesek ne kadar daha guzel olurmus istanbul'umuz, izmir'imiz bu sehirden..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar