bugün
- uykusuz kedi ablanın çok tatlı bir insan olması20
- hayatın acı gerçekleri4
- kolye142
- bir gün çok konuşkan olup devirsi gün suskun olmak7
- ilişkiye ara vermek5
- üç rus kız ve bir türk erkek bu saatte neyapabilir6
- bu saatte yemek yemek4
- siyah saçlı beyaz tenli kız7
- nervionun mavi gözleri11
- yer yön hafızası sıfır olan insan4
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası3
- marka giyinmek5
- ofis pornosu7
- 186 boyundaki erkek7
- nervioya yürüyecem diye nazım hikmete dönüşmek7
- teselli vermek6
- courtney love2
- sözlük yazarlarının köpekleri8
- erzurum'da 150 tl'ye satılan serpme kahvaltı14
- biz büyüdük ve kirlendi mi dünya sorunsalı7
- yazarların telefon numaraları3
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı8
- uçan arabalar neden çıkmadı5
- bik bik'in hacker'a yemek yapması20
- anpa gross3
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi18
- kaybolan çorabın teki2
- diksiyon4
- sohbet edecek kimsenin olmaması7
- cep telefonu22
- 30 yaşımı devirmiş sözlük teyzeleri7
- teoman'ın popülerliğini kaybetmemesi5
- etek tıraşı4
- bana isminizi bahşeder misiniz4
- kemal kılıçdaroğlu2
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- bir insanı değiştirebileceğini sanmak3
- nokia20
- pariste kestane ağacı dibinde tek ayak durmak4
- taze fasülye sevenin kendisine saygısı yoktur8
- escort kadınla kondomsuz ilişkiye girmek3
- bik bik'in kraliçe olması10
- sabah giyeceği kıyafeti geceden hazır eden insan2
- kadın istihdamı2
- asla evlenilmeyecek kızlar11
- sexting3
- sözlüğün en sevilen yazarları2
- ıpkis'in bir işe yaramaması10
- fransa11
- hem tipi hem fiziği iyi olan kadın3
Bugün Mehmet Altan'ın doğum yıldönümü. Kendisi 1953'ün 10 Ocak'ında dünyaya gelmişti. Bendeniz o tarihte 26 yaşındaydım ve Ulus gazetesine günlük küçük fıkralar yazıyor, dünya edebiyatından öyküler çeviriyor ve ANKA Ajansı'nda da muhabirlik yapıyordum; 1 yıllık da Ankara Barosu'na kayıtlı platonik bir avukattım.
* * *
1953 yılı, bugün dahi tekrar tekrar incelenmesi gereken bir yıldı. Çünkü:
1- Türkiye de NATO'ya girmiş ve Türk ordusunun yüzde 95'i, NATO Başkomutanlığı'na bağlanmıştı.
* * *
2- Kore'ye, -aralarında bir tek kişinin bile ingilizce bilmediği geçen yıl ortaya çıkan- 4500 kişilik askeri bir birlik gönderilmişti.
Kore'ye asker gönderme kararı, TBMM'den geçirilmeden alındığı için; 1950 seçimlerinde çok ağır bir yenilgiye uğramış ve Meclis'e 40 milletvekili bile gönderememiş olan ismet Paşa'nın CHP'si, şahlanmıştı.
* * *
3- Tek parti döneminde CHP'nin sürekli övgüsünü yapan istanbul basını; 1945'te çok partili döneme geçilmesiyle birlikte asitli bir muhalefete başlamış ve DP iktidara geldikten sonra da, yeni iktidarın en gümbürtülü destekçisi olmuştu.
* * *
4- "Milletin malını millete iade ediyoruz" gerekçesiyle, Menderes iktidarı Ulus gazetesiyle tesislerine el koymuştu.
* * *
5- Atatürk'ün, adı "Etnografya Müzesi"ne çevrilmiş olan Ankara Halkevi'ndeki naşı, büyük bir törenle Anıtkabir'e taşınmıştı.
* * *
O yıllarda da kimsenin, TCK'daki faşist italyan ceza yasasından kopya edilmiş maddelerini gündeme getirdiği yoktu.
Başta şairlerle yazarlar olmak üzere, sanatçılarla bilimciler; ne zaman Türkiye'deki yoksul yığınlardan söz etseler, "Komünistlikle ve sınıfı sıfına düşman etmek"le suçlanıyor; ağır ceza mahkemelerinde ya tutuklanıyor, ya mahkûm ediliyorlardı.
* * *
Ve o yıllarda da kimsenin; ne Adalet Bakanlığı'na bütçeden ayrılan payın yüzde kaç olduğuyla ilgilendiği vardı, ne de Sağlık Bakanlığı'na ayrılan payın yüzde kaç olduğuyla.
* * *
Köylü ağırlıklı bir toplumda yoksul yığınların; öldükten sonra "cennetmekân" olmayı hak etme çabalarını ve sağlıklarında refah içinde ömür süren zengin burjuva yaşamlarının üstüne çıkacaklarına olan inançlarını; "sınıfsal ve ekonomik bir gözlükle analiz etmek" de yine kimsenin aklına gelmiyordu.
* * *
Hazine'den geçinmeli "mevki sahipleri"nin, kendilerini "devlet" kavramıyla özdeşleştirmeleri ve yoksul yığınları da; kendileri gibi "laik ve burjuvalaşmış bir görüntü" içine sokma baskısı yapmaları; yoksul yığınlarda gizli bir muhalefeti yoğunlaştırıyordu.
* * *
O nedenle de, siyasal partilerin kurulmasına yeşil ışık yakıldığında ve seçimlere gidildiğinde; şaşırtıcı oy patlamaları oluyordu.
* * *
1953 yılına yeniden şöyle bir bakılsa; acaba nelerin gerçekleşeceği hiç akla gelmiyordu?
Örneğin:
1- Fransız Frangı ile Doyçe Mark'ın "Euro"da bütünleşeceği.
* * *
2- Türkiye'de 60 milyona çıkan cep telefonlarıyla, hem dünyanın her yeriyle konuşulabileceği, hem mesajlar, hem de hemen çekilen fotoğraflar gönderilebileceği.
* * *
3- Evdeki renkli televizyonlarda dünyanın her yerinin izlenebileceği.
* * *
4- Her kış binlerce köy yolunun kapanmakta olduğunun ortaya çıkacağı.
* * *
5- Kuzey Irak'ta bir Kürt devletinin pekişmeye başlayacağı.
* * *
6- Kendilerini "devlet" kavramıyla özdeşleştiren "mevki sahipleri" arasından, garip mi garip birtakım "çeteler"le ilişki kurmuş olanların manşetlerde arz-ı endam edeceği.
* * *
2008'in 8 Ocak'ın da; Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül'ün, ABD Başkanı Bush ile Beyaz Saray'da buluşup görüşmesi, bin bir değişik yorum ve öngörüye neden olmakta.
* * *
Acaba 55 yıl sonra da, bugün gerçekleşebileceği kimsenin aklına gelmeyen değişikliklerle yeniliklerin bir dökümü yapılırsa; günümüz yorumcularının öngörüleri ne kadar ciddiyetini koruyacak, ne kadar karikatürleşecek?
* * *
Ah ah 1953 yılı...
Ankara'ya yığılan yabancı gazeteciler...
NATO üsleri yanında, ABD'nin kurduğu özel askeri üslerin de bulunduğunun, saklanıp gizlenmesi...
Ve:
- Odunu aday göstersem mebus seçilir nutukları...
- Siz isterseniz hilafeti bile getirirsiniz, nutukları...
* * *
Washington'dan askeri yardımlar dışında, 300 milyon dolar isteyip alamamak...
Usulca dış politikada Sovyetler'e yaklaşma şantajına kaymak...
* * *
Hazine'den geçinmeli "mevki sahipleri", Türkiye'de ne tür çarkların döndürülmüş olduğunun şeffaflaşmasını gerçekten benimseyebilseler; mesleksiz ve beyinleri buzlanmış olarak yetiştirilen genç kuşakların da, vermek zorunda kalacakları fireleri azaltmış olurlardı.
Ne yapmalı ki henüz, bol bol şehit vermiş olmakla övünme dönemi bile aşılamadı.
* * *
21. yüzyılla ilgili özel bir muska genç dostlara:
Kim ki, 1204'te Konstantinopol'u fetheden ve Latin egemenliğini kuran 4. Haçlı Seferleri'nin Komutanı Mareşal Villehardouin'in, "istanbul'un Fethi" adlı kitabını merak eder; enseyi karartmadan yaşamının da tılsımını çakar.
Çakar ki, merak ettiğin kadar, merak edilirsin dünyada.
* * *
Mehmet'ime yaş günü kutlu olsun.
çetin altan
* * *
1953 yılı, bugün dahi tekrar tekrar incelenmesi gereken bir yıldı. Çünkü:
1- Türkiye de NATO'ya girmiş ve Türk ordusunun yüzde 95'i, NATO Başkomutanlığı'na bağlanmıştı.
* * *
2- Kore'ye, -aralarında bir tek kişinin bile ingilizce bilmediği geçen yıl ortaya çıkan- 4500 kişilik askeri bir birlik gönderilmişti.
Kore'ye asker gönderme kararı, TBMM'den geçirilmeden alındığı için; 1950 seçimlerinde çok ağır bir yenilgiye uğramış ve Meclis'e 40 milletvekili bile gönderememiş olan ismet Paşa'nın CHP'si, şahlanmıştı.
* * *
3- Tek parti döneminde CHP'nin sürekli övgüsünü yapan istanbul basını; 1945'te çok partili döneme geçilmesiyle birlikte asitli bir muhalefete başlamış ve DP iktidara geldikten sonra da, yeni iktidarın en gümbürtülü destekçisi olmuştu.
* * *
4- "Milletin malını millete iade ediyoruz" gerekçesiyle, Menderes iktidarı Ulus gazetesiyle tesislerine el koymuştu.
* * *
5- Atatürk'ün, adı "Etnografya Müzesi"ne çevrilmiş olan Ankara Halkevi'ndeki naşı, büyük bir törenle Anıtkabir'e taşınmıştı.
* * *
O yıllarda da kimsenin, TCK'daki faşist italyan ceza yasasından kopya edilmiş maddelerini gündeme getirdiği yoktu.
Başta şairlerle yazarlar olmak üzere, sanatçılarla bilimciler; ne zaman Türkiye'deki yoksul yığınlardan söz etseler, "Komünistlikle ve sınıfı sıfına düşman etmek"le suçlanıyor; ağır ceza mahkemelerinde ya tutuklanıyor, ya mahkûm ediliyorlardı.
* * *
Ve o yıllarda da kimsenin; ne Adalet Bakanlığı'na bütçeden ayrılan payın yüzde kaç olduğuyla ilgilendiği vardı, ne de Sağlık Bakanlığı'na ayrılan payın yüzde kaç olduğuyla.
* * *
Köylü ağırlıklı bir toplumda yoksul yığınların; öldükten sonra "cennetmekân" olmayı hak etme çabalarını ve sağlıklarında refah içinde ömür süren zengin burjuva yaşamlarının üstüne çıkacaklarına olan inançlarını; "sınıfsal ve ekonomik bir gözlükle analiz etmek" de yine kimsenin aklına gelmiyordu.
* * *
Hazine'den geçinmeli "mevki sahipleri"nin, kendilerini "devlet" kavramıyla özdeşleştirmeleri ve yoksul yığınları da; kendileri gibi "laik ve burjuvalaşmış bir görüntü" içine sokma baskısı yapmaları; yoksul yığınlarda gizli bir muhalefeti yoğunlaştırıyordu.
* * *
O nedenle de, siyasal partilerin kurulmasına yeşil ışık yakıldığında ve seçimlere gidildiğinde; şaşırtıcı oy patlamaları oluyordu.
* * *
1953 yılına yeniden şöyle bir bakılsa; acaba nelerin gerçekleşeceği hiç akla gelmiyordu?
Örneğin:
1- Fransız Frangı ile Doyçe Mark'ın "Euro"da bütünleşeceği.
* * *
2- Türkiye'de 60 milyona çıkan cep telefonlarıyla, hem dünyanın her yeriyle konuşulabileceği, hem mesajlar, hem de hemen çekilen fotoğraflar gönderilebileceği.
* * *
3- Evdeki renkli televizyonlarda dünyanın her yerinin izlenebileceği.
* * *
4- Her kış binlerce köy yolunun kapanmakta olduğunun ortaya çıkacağı.
* * *
5- Kuzey Irak'ta bir Kürt devletinin pekişmeye başlayacağı.
* * *
6- Kendilerini "devlet" kavramıyla özdeşleştiren "mevki sahipleri" arasından, garip mi garip birtakım "çeteler"le ilişki kurmuş olanların manşetlerde arz-ı endam edeceği.
* * *
2008'in 8 Ocak'ın da; Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül'ün, ABD Başkanı Bush ile Beyaz Saray'da buluşup görüşmesi, bin bir değişik yorum ve öngörüye neden olmakta.
* * *
Acaba 55 yıl sonra da, bugün gerçekleşebileceği kimsenin aklına gelmeyen değişikliklerle yeniliklerin bir dökümü yapılırsa; günümüz yorumcularının öngörüleri ne kadar ciddiyetini koruyacak, ne kadar karikatürleşecek?
* * *
Ah ah 1953 yılı...
Ankara'ya yığılan yabancı gazeteciler...
NATO üsleri yanında, ABD'nin kurduğu özel askeri üslerin de bulunduğunun, saklanıp gizlenmesi...
Ve:
- Odunu aday göstersem mebus seçilir nutukları...
- Siz isterseniz hilafeti bile getirirsiniz, nutukları...
* * *
Washington'dan askeri yardımlar dışında, 300 milyon dolar isteyip alamamak...
Usulca dış politikada Sovyetler'e yaklaşma şantajına kaymak...
* * *
Hazine'den geçinmeli "mevki sahipleri", Türkiye'de ne tür çarkların döndürülmüş olduğunun şeffaflaşmasını gerçekten benimseyebilseler; mesleksiz ve beyinleri buzlanmış olarak yetiştirilen genç kuşakların da, vermek zorunda kalacakları fireleri azaltmış olurlardı.
Ne yapmalı ki henüz, bol bol şehit vermiş olmakla övünme dönemi bile aşılamadı.
* * *
21. yüzyılla ilgili özel bir muska genç dostlara:
Kim ki, 1204'te Konstantinopol'u fetheden ve Latin egemenliğini kuran 4. Haçlı Seferleri'nin Komutanı Mareşal Villehardouin'in, "istanbul'un Fethi" adlı kitabını merak eder; enseyi karartmadan yaşamının da tılsımını çakar.
Çakar ki, merak ettiğin kadar, merak edilirsin dünyada.
* * *
Mehmet'ime yaş günü kutlu olsun.
çetin altan
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar